Atatürk'ün ölümü,resimleri ve sözleri

'Mustafa Kemal Atatürk' forumunda Belinay tarafından 10 Kasım 2008 tarihinde açılan konu


  1. [​IMG]
    Yugoslavya Savunma Bakanı Orgeneral Ljubomir Mariç'i kabul ederken (19 Mayıs 1938'de Ankara Stadyumu'nda)

    [​IMG]
    Atatürk kendisine son darbeyi vuran güney illeri seyahati sırasında Adana'da (24 Mayıs 1938)

    Mustafa Kemal Atatürk'ün sağlık durumu 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı.1938 başlarında Atatürk'ün genel halinde başlayan iştahsızlık ve halsizliğe bir de burun kanamaları ve kaşıntılar eklendi. Vücudunun çeşitli yerlerinde durduk yerde kaşntılar meydana geliyor ve burun kanamaları güçlükle önleniyordu.Bu kaşıntıların Çankaya Köşkü'ndeki karıncalardan meydana geldiği öne sürüldü ve köşk ilaçlamaya alındı,Atatürk de özel bir kür tedavisi için


    Yalova Termal'e gönderildi..Termal Otel'de,22 Ocak 1938 günü Atatürk'ü muayene eden Dr.Nihat Reşat Belger, karaciğerden kuşkulandı ve Atatürk'e siroz teşhisi koydu.Doktor Belger, Atatürk'e mutlak surette perhiz yapmasını tavsiye etti. Atatürk, Termal Otel'deki tedavisinie bir süre daha devam etti, ancak doktorların bütün itirazlarına rağmen 1 Şubat 1938'de tedaviyi yarıda bırakarak Bursa'ya hareket etti.

    . Atatürk'ün sağlık durumunun ciddiyet göstermesi hükümeti de telaşlandırdı.Başbakan Celal Bayar,Avrupa'dan iki hekim getirilmesini önerse de Atatürk o günlerdeki Hatay meselesi yüzünden hastalığının dışarıda duyulmasının iyi olmayacağını düşündüğünü belirtti ve bunu reddetti. Türk doktorların kapsamlı bir muayene yapmasını kabul etti. Nihayet 6 Mart 1938 günü beş doktor Çankaya Köşkü'nde Atatürk'e bir konsültasyon yaptılar ve siroz hastalığı teşhisini yinelediler. Atatürk'ün kesinlikle alkolü kesmesi gerektiğini ve yoğun çalışma temposunu biraz düşürmesini istediler. Atatürk bu önerilere olumlu yanıt verdi. Bu muayeneden bir süre sonra Başbakan Celal Bayar'ın tavsiyesi üzerine Paris Tıp Fakültesi'nden Prof.Dr.Noel Fissenger Ankara'ya davet edildi. Fransız doktor Atatürk'ü muayene etti ve diğer doktorların teşhis ve tavsiyeleriyle örtüşen bir tanı-tedavi ortaya koydu.[2]. Atatürk'ün rahatsızlığı ve özellikle Avrupa'dan doktor getirilmesi, dünyada geniş bir yankı buldu. Atatürk'ün ölmek üzere olduğu ve siyasi mirasını kime bırakacağı yönündeki haberler üzerine Atatürk tüm dünyaya sağlıklı olduğunu göstermek istercesine 19 Mayıs 1938 günü Ankara Stadyumu'nda halkın karşısına çıktı. O gün son defa Ankaralılar'ın karşısındaydı,kutlamalar çok parlak geçti hatta o günün anısına Ankara Stadyumu'nun adı 19 Mayıs Stadyumu olarak değiştirildi.

    Atatürk hemen aynı gün törenden sonra Mersin'e hareket etti.Daha sonra Adana'ya geçti.Askeri geçit törenleri yaptırdı ve ordunun başında olduğunu herkese gösterdi. Yaptıkları işe yaramıştı, dış basında hastalık hatta "ölüyor" tarzı haberler kesildi. Fransızlar Hatay konusunda tüm şartları kabul ettiklerini bildirdiler. Ancak bu seyahat Atatürk'ün hastalığını iyiden iyiye arttırmıştı. Atatürk 26 Mayıs 1938 günü son defa Ankara'dan ayrıldı, İstanbul'a hareket etti.

    Atatürk, İstanbul'da 1 Haziran 1938'den 25 Temmuz 1938'e kadar Savarona Yatı'nda kaldı.Yaz sıcakları üzerine tekrar Dolmabahçe Sarayı'na döndü. Bu arada Hatay sorunu da çözüldü ve Türk Ordusu temmuz ayı başlarında Hatay'a girdi.

    Atatürk'ün karaciğerindeki rahatsızlık iyiden iyiye artmıştı,doktor Fissenger ve Türk doktorların tekrar yaptıkları muayeneler karında su toplanmaya başladığını gösteriyordu.

    5 Eylül 1938 günü Atatürk vasiyetini yazdı ve bütün malvarlığını belirli şartlarla, genel başkanı olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'ne bıraktı. Kız kardeşine ve manevi çocuklarına, İsmet İnönü'nün çocuklarına para yardımı yapılmasını belirtti. Ayrıca Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'na da belirli miktarlarda yardım yapılmasını istedi.

    6 Eylül 1938'de Fransız doktor Fissenger üçüncü defa İstanbul'a geldi. Atatürk'ün karnında biriken su iyice artmıştı. O gün yapılan su alma işlemi ile Atatürk'ün karnından tam 6 litre su alındı. Fakat buna karşılık Atatürk'ü daha da rahatlatmak için 12 litre su alındığı söylendi.18 Eylül 1938'de Başbakan Celal Bayar, Dolmabahçe Sarayı'na geldi ve dört yıllık ekonomik plan dosyasını Atatürk' sundu. Atatürk ülke ekonomisi için çok önem taşıyan projelerin gerçekleştirilmesi için Türkiye'nin önünde en fazla üç yıl olduğunu, bir dünya savaşı çıkacağını ve bir an önce bu projelerin hayata geçirilmesini istedi.


    [​IMG]
    Cumhuriyet Gazetesi,11 Kasım 1938 günü Atatürk'ün ölümünü duyuruyor.

    [​IMG]
    Atatürk'ün cenaze töreni (Ankara 21 Kasım 1938)

    [​IMG]
    Anıtkabir'de Atatürk'ün mozolesi

    Anıtkabir'de Atatürk'ün mozolesiHastalık gitgidie ilerlemekteydi. Atatürk'ün karnında yeniden su toplanmıştı. Ekim ayında yapılan bir işlemle bu su da alındı.İşlemin ardından 16 Ekim 1938 günü öğleden sonra Atatürk ağır bir komaya girdi. Hükümet, ulusu Atatürk'ün sağlık durumundan haberdar etmek için 17 Ekim 1938'den itibaren Anadolu Ajansı aracılığı ile resmi tebliğler yayınlamaya başladı. Atatürk girdiği komadan 21 Ekim günü çıktı.Büyük Önder çok istemesine rağmen sağlık durumu elvermediği için 29 Ekim 1938 günü Ankara'da cumhuriyetin onbeşinci yıldönümü kutlamalarına katılamadı.Bayram nedeniyle Ankara'da düzenlenen törenlerde Türk Ordusu'na hitaben yazdığı bayram konuşmasını



    Başbakan Celal Bayar okudu.Atatürk'ün hastalığı ve Dolmabahçe Sarayı'ndan çıkamayışı bayrama hüzün düşürdü.29 Ekim akşamı Ankara'dan dönen Kuleli Askeri Lisesi öğrencileri Dolmabahçe Sarayı önünden geçerken Atatürk'e büyük sevgi gösterilerinde bulundular.Atatürk'ün TBMM beşinci dönem dördüncü yasama yılını açış konuşmasını da 1 Kasım 1938'de Başbakan Celal Bayar okudu.
    7 Kasım 1938 günü üçüncü ve son defa Atatürk'ün karnından su alınması işlemi yapıldı. 8 Kasım 1938 akşamı saat 19.00'da Atatürk doktoru Neşet Ömer İrdelp'e bakarak "aleykümesselam" dedi ve son büyük komaya girdi.

    9 Kasım günü ve gecesi bu ağır koma devam etti. Atatürk, 10 Kasım 1938 perşembe sabahı saat 9'u 5 geçe, İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Atatürk'ün ölümü Türkiye'yi yasa boğarken hemen ertesi gün toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Atatürk'ün silah arkadaşı ve 1937'ye kadar başbakanı olan Cumhuriyet Halk Partisi Malatya milletvekili İsmet İnönü'yü 348 milletvekilinin oy birliği ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanlığına seçti.

    Cumhuriyet Gazetesi,11 Kasım 1938 günü Atatürk'ün ölümünü duyuruyor.
    Atatürk'ün naaşı 16 Kasım 1938 günü Dolmabahçe Sarayı tören salonunda katafalka konuldu. İstanbul halkı Büyük Önder'in önünden saygıyla geçti. Atatürk'ün cenaze namazı 19 Kasım 1938 günü Dolmabahçe Sarayı'nda Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr.Şerafettin Yaltkaya tarafından Türkçe dualarla kıldırıldı. Aynı gün çok büyük bir kalabalıkla cenaze Yavuz Zırhlısı ile İzmit'e oradan da aynı günün akşamı 20.30'da Ankara'ya uğurlandı.Ertesi gün (20 Kasım 1938)Ankara'da başta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü olmak üzere devlet erkanı tarafından karşılanan cenaze TBMM önünde hazorlanan katafalka konuldu.Ankara halkı Atatürk'ün önünden saygı geçişlerini yaptı.21 Kasım1938 günü yabancı devletlerden gelenlerin de katıldığı çok büyük bir cenaze töreni ile Atatürk'ün cenazesi Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine konuldu.
    Aynı günün akşamı Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Atatürk üzerine oldukça etkileyici bir radyo konuşması yaptı.

    [​IMG]


    Atatürk'ün ebedi istirahatgahı Anıtkabir'in yapımına 1944 yılında başlandı.İnşaat aşaması oldukça uzun sürdü ve 1953 ylında tamamlanabildi.Ölümünden 15 yıl sonra 10 Kasım 1953'te Atatürk'ün cenazesi Ankara Etnografya Müzesi'nden alınarak törenle Anıtkabir'e getirildi ve toprağa verildi.
     



  2. [​IMG]
    10 Kasım 1938
    Bayraklar yarıya indi


    Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu hayata gözlerini kapadı.


    [​IMG]
    Atatürk’ün ölümüyle sarsılan halkın üzüntüsü...

    [​IMG]
    21 Kasım 1938
    Büyük Ata’sına son görevini yapmak üzere korteje katılan halk...


    1938 - Atatürk'ün naaşı, tahnit edilerek Dolmabahçe Sarayı salonunda özel bir katafalk'a yerleştirildi. Türk bayrağına sarılı ve başında silâh arkadaşlarının nöbet tuttuğu mukaddes tabut, üç gün müddetle milletin ziyaretine bırakıldı. Naaşı, bilâhere 20 Kasım'da Ankara'ya getirildi. 21 Kasım'da büyük törenle Etnoğrafya müzesindeki geçici kabrine kondu. Cenaze törenine bütün dünya devletleri özel temsilciler gönderdi. Çanakkale'de ve diğer muharebelerde ona karşı savaşmış yabancı generaller törende bilhassa dikkati çekiyordu. 10 Kasım 1953'te naaşı, Etnografya müzesinden alınarak muhteşem bir törenle Anıtkabir'e nakledildi.


    [​IMG]
    The Ethnographic Museum

    [​IMG]
    Anıtkabir

    [​IMG]
    31 Ekim – 13 Kasım 1918
    Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Grup Komutanı iken


    [​IMG]
    Ulu Önderimizi Anıyoruz
     



  3. AHLAK

    Tehdide dayanan ahlak, bir erdemlilik olmadığından başka, güvenilmeye de layık değildir.
    Birtakım kuşbeyinli kimselere kendinizi beğendirmek hevesine düşmeyiniz; bunun hiçbir kıymeti ve önemi yoktur.
    Bir milletin ahlak değeri, o milletin yükselmesini sağlar.
    Bir millet, zenginliğiyle değil, ahlak değeriyle ölçülür.
    Saygısızlığın, saldırının küçüğü, büyüğü yoktur.
    Samimiyetin lisanı yoktur. Samimiyet sözlerle açıklanamaz. O, gözlerden ve tavırlardan anlaşılır.
    Medeniyetin esası, ilerlemesi ve kuvvetin temeli, aile hayatın-dadır. Bu hayattaki fenalık mutlaka toplumsal, ekonomik ve politik beceriksizliği doğurur.
    Bir millette, özellikle bir milletin iş başında bulunan yöneticilerinde özel istek ve çıkar duygusu, vatanın yüce görevlerinin gerektirdiği duygulardan üstün olursa, memleketin yıkılıp kaybolması kaçınılmaz bir sondur.

    BAĞIMSIZLIK

    Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur.
    Ulusal egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, mahvolur.
    İnsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri görülemez; millet ve devletin şeref ve bağımsızlığı elde edilemez, insaf ve merhamet dilenmek gibi bir kural yoktur. Türk milleti ve Türkiye'nin çocukları, bunu bir an akıldan çıkarmamalıdır.
    Bağımsızlık, uğruna ölmesini bilen toplumların hakkıdır.
    Dünyada ve dünya milletleri arasında sükun, huzur ve iyi geçim olmazsa, bir millet kendisi için ne yaparsa yapsın, huzurdan mahrumdur.
    Türkiye'nin güvenini amaç edinen, hiçbir başka ulusun aleyhinde olmayan bir barış yolu, her zaman bizim ilkemiz olacaktır.
    Biz Türkler, tarih boyunca hürriyet ve istiklal timsali olmuş bir milletiz.
    Tam bağımsızlık denildiği zaman, doğal, siyasal, mali, adli, askeri, kültürel ve her alanda tam bağımsızlık anlaşılır.
    Bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak olmaktan kurtulamaz.
    Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlerin avıdır.
    Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır.
    Ben yaşayabilmek için, kesin olarak bağımsız bir ulusun evladı kalmalıyım. Bu yüzden ulusal bağımsızlık bence bir hayat sorunudur.
    Ya istiklal, ya ölüm.

    BİLİM

    Bilim, gerçeği bilmektir.
    Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız.
    Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir.



    BİRLİK - BERABERLİK

    Birlik ve beraberlik; ölümden başka her şeyi yener.
    Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez.
    Bugün vatanımızda bir milli kudret varsa, o cereyan, felaketlerden ders alan ulusun kalp ve dimağından doğmuştur.
    Milli sınırlar içinde bulunan yurt parçaları bir bütündür; birbirinden ayrılamaz.

    CUMHURİYET

    Cumhuriyet, düşüncesi hür, anlayışı hür, vicdanı hür nesiller . ister.
    Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu devam ettirecek sizlersiniz.
    Cumhuriyet düşüncede, bilgide, sağlıkta güçlü ve yüksek karakterli koruyucular ister.
    Cumhuriyet, demokratik idarenin tam ve mükemmel bir ifadesidir. Bu rejim, halkın gelişimini ve yükselişini sağlayan, onlardan esirlik, soysuzluk, dalkavukluk hislerini uzaklaştıran bir yoldur.
    Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur.
    Cumhuriyet, fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz.
    Cumhuriyet fazilettir.

    ÇALIŞMAK

    Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.
    Denebilir ki, hiçbir şeye muhtaç değiliz, yalnız bir tek şeye ihtiyacımız var: Çalışkan olmak! Servet ve onun doğal sonucu olan rahat yaşamak ve mutluluk, yalnız ve ancak çalışanların hakkıdır. . Yaşamak demek çalışmak demektir.
    Türk, öğün, çalış, güven.

    DEĞİŞİM


    Türk milletinin istidadı ve kesin kararı, medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir.
    Medeniyet yolunda başarı, yenileşmeye bağlıdır.
    İnkılap, Türk ulusunun son asırlarda geri bırakılmış kurumlarını yıkarak yerlerine, ulusun en yüksek uygarlık düzeyine ilerlemesini sağlayacak yeni kurumlar koymaktır.
    Türk milletinin son yıllarda gösterdiği harikaların, yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların gerçek sahibi kendisidir.
    Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.

    DİL

    Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.
    Türk milletindenim diyen insanlar her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır.
    Türk dili, dillerin en zenginlerindendir.

    EĞİTİM


    Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.
    Bir millet, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla kaimdir.
    Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.

    EKONOMİ

    Ekonomisi zayıf bir ulus, yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz; toplumsal ve siyasal yıkımlardan kaçamaz. •
    Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, bağımsız, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin bel kemiğidir.
    Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla olur.

    FİKİR
    Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz. Fikirler, şiddetle, top ve tüfekle öldürülemez.

    GENÇLİK
    Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
    Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu sonsuza kadar yaşatacak olan sizlersiniz.
    Türk gençliği amaca, bizim yüksek ülkümüze, durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

     



  4. KADIN
    Kadınlarımızın genel görev ve çalışmalarda paylarına düşen işlerden başka, en önemli, en hayırlı, en faziletli bir ödevleri de "iyi anne" olmalarıdır.
    Ey kahraman Türk kadını, Sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.
    Dünyada her şey kadının eseridir.
    Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.
    Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur.
    Milletin kaynağı, toplumsal hayatın temeli olan kadın ancak faziletli olursa görevini yerine getirebilir.

    KÜLTÜR VE MEDENİYET
    Bir milletin kültür düzeyi üç safhada; devlet, düşünce ve ekonomideki çalışma ve başarılarının özüyle ölçülür.
    Bir millet savaş alanlarında ne kadar zafer elde ederse etsin-, o zaferin sürekli sonuçlar vermesi ancak kültür ordusu ile mümkündür.
    Asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, yüksek kültürde ve fazilette dünya birinciliğini tutmaktır.
    Kültür zeminle orantılıdır. O zemin milletin seciyesidir.
    Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir.

    MEDENİYET
    Medeniyet öyle bir ışıktır ki, ona kayıtsız olanları yakar, mahveder.
    Medeni olmayan milletler, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdur.

    MİLLET HALK MİLLİYETÇİLİK
    Büyük ve tarihi olayları ancak büyük milletler yaşayabilir.
    Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir nitelik alır.
    Felaketler insanları, zeki milletleri daima azimli ve yeni hamlelere sev keder.
    Bir millete hizmet eden onun efendisi olur.
    Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.
    Türk milleti kendisi için, kendi geleceği ve kurtuluşu için çalışan kimseleri ve kurullan zorluk karşısında bırakmayacak kadar yüksek vatanseverlik ve yüksek onur duygusuyla doludur.
    Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin sınırı yoktur. İşte parola budur.
    Bu millet, tarihini iftiharla doldurmuş bir millettir. Türk milletinin geleceği, bugünkü evlatlarının doğru görüşü, yorulmak bilmez çalışkanlığı ile büyük ve parlak olacaktır.
    Milletimizin saf karakteri yetenekle doludur. Ancak bu doğuştan gelen yeteneği geliştirebilecek metodlarla donanmış vatandaşlar lazımdır.
    Kurtulmak ve yaşamak için çalışan, çalışmak zorunda olan bir halkız. Bundan dolayı her birimizin hakkı vardır, yetkisi vardır. Fakat çalışmak sayesinde bir hakkı kazanırız. Yoksa arka üstü yatmak ve ömrünü çalışmadan geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuzda yeri yoktur, hakkı yoktur.
    Halkın sesi, Hak'ın sesidir.

    ÖĞRETMEN
    Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
    öğretmenler! Cumhuriyet sizden düşünceleri hür, vicdanı hür,irfanı hür nesiller ister.
    öğretmenler! Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve ordularınızın zaferi için yalnız ortam hazırlar. Gerçek zaferi siz kazanacaksınız ve sürdüreceksiniz ve kesinlikle başarılı olacaksınız.
    öğretmen, yıllar sonra ödülünü alır.

    MÜZİK-TÜRK MÜZİĞİ- SANAT
    Bir milletin yenileşmesinde ölçü, musikide değişikliği alabil mesi, kavrayabilmesidir.
    Millî, ince duygulan, düşünceleri anlatan, yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir gün önce, genel son musiki kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu sayede, Türk milli musikisi yükselebilir, evrensel musikide yerini alabilir.

    SANAT
    Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.
    Yüksek bir insan topluluğu olan Türk Milleti'nin.tarihi bir özelliği de, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.
    Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz... Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkar olamazsınız.
    Sanatkar, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır.
    Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa, tam bir hayata sahip olamaz.
    Bir milletin sanat yeteneği güzel sanatlara verdiği değerle ölçülür.

    SPOR
    Ben sporcunun çevik ve namuslusunu severim. Spor, ahlaktır.
    Türk gençliği, sağlıklı yetişip spor yaparsa ulusumuzun geleceği güvence altındadır.
    Sporda başarılı olmak için bütün milletçe sporun niteliği ve değeri anlaşılmış olmak ve ona kalpten sevgiyle bağlanmak ve onu vatan görevi saymak gerekir.
    Ben Türk gençliğinin spor yaparak güçlü olmasını isterim.

    TAKLİT
    Hiçbir millet aynen diğer bir milletin taklitçisi olmamalıdır. Çünkü bir millet, ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne de kendi milliyetçiliği içinde kalabilir.


    TARİH
    Tarih, bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkar etmez.

    TUTSAKLIK – ESARET
    Milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.

    VATAN

    Vatan imar istiyor, zenginlik ve refah istiyor, bilim ve ustalık, yüksek uygarlık, hür düşünce ve hür yaşayış istiyor.
    Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya layıktır.
    Bu memleket tarihte Türk'tü, bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.
     



  5. emeğine sağlık canım çok güzel olmuş
     



  6. Atatürk O...
    ATATÜRK o, bir MİLLETE can veren...
    ATATÜRK o, bölünmez VATAN veren...
    ATATÜRK o, hanedan istemeyen...
    ATATÜRK o, MİLLET egemen diyen...
    ATATÜRK o, rütbelerini söken...
    ATATÜRK o, baş koyup da ter döken...
    ATATÜRK o, istikamet gösteren...
    ATATÜRK o, çağdaşlaşmış bir EREN...
    ATATÜRK o, andıkça güzelleşen...
    ATATÜRK o, beyinlere yerleşen...
    ATATÜRK o, lâyıkı laik eden...
    ATATÜRK o, TÜRKLÜĞÜ faik eden...
    ATATÜRK o, salt bedeniyle ölen...
    ATATÜRK o, gönüllere gömülen...
    ATATÜRK o, fânice göçüp giden...
    ATATÜRK o, her gün doğan yeniden...
    ATATÜRK o, en son sözü söyleyen...
    ATATÜRK o, ' NE MUTLU TÜRKÜM...' diyen...
    ATATÜRK o, ilkesiyle izlenen...
     



  7. "Dünya sahnesinden tarihin en dikkatli, çekici adamlarından biri geçti."

    seni özlüyoruz ATAM
     



  8. Belinay hepsini okuyamadım ama akşam mutlaka okuyacağım.

    Teşekkürler.
     



  9. teşekkürler belinay :f118: