Atatürk'ün milli mücadele ile ilgili anıları

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve YAREN tarafından 1 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.525

    Atatürk'ün milli mücadele ile ilgili anıları nelerdir?
    Atatürk'ün milli mücadele anıları,
    Atatürk'ün milli mücadeleyle ilgili anısı

    Mustafa Kemal Atatürk'ün milli mücadeleyle ilgili anıları


    YENİLSEYDİK SORUMLU BEN OLACAKTIM


    Bir aralık konu İstiklâl Savaşı’na geldi. Dikkat ettim, Binbaşılar dahil her komutanın hangi birliğe komuta ettiğini, nerede bulunduğunu, -bir gün önce olmuş gibi- hatırlıyordu. O savaş ki araç, gereç, personel kıtlığı bugün güç tasavvur edilirdi. Tümenlere binbaşılar, Kolordulara yarbaylar komuta ediyordu! Fakat, bu kadro canını dişine takmış bir ekipti. Var olmak ya da olmamak bu savaşın sonucuna bağlıydı. 30 Ağustos bu ruh haletinin eseriydi. Böyle bir dramı, hem yazarı, hem baş aktörünün ağzından dinlemek müstesna bir mutluluktu. O anılar Ata’yı coşturdukça coşturuyordu. Anlatmalarında abartma yoktu. Ama bu anlatış öylesine canlı, öylesine plastikti ki, hepimiz heyecandan heyecana sürükleniyorduk. Anlatışlarını şöyle bağladı:
    - İşte büyük zafer böyle ortak bir eserdir. Şerefler de ortaktır.
    Bu alçakgönüllülük şaheseriyle konunun kapanacağını tahmin ediyorduk. Bu arada
    Atatürk bir duraklama yaptı. Sonra içine dönük, adeta kendisiyle konuşur gibi ilave etti:
    - Ama yenilseydik sorumluluk ortak olmayacak yalnız bana ait olacaktı.
    Bu belagat karşısında gözyaşımı tutamadım. Tarihin, zaferleri kendine maleden, yenilgileri ise maiyetine yükleyen sahte kahramanlarını hatırladım.
    Ord. Prof. Sadi IRMAK
    Kaynak: Sadi Irmak, Ord Prof. – Atatürk’ten Anılar, 1978​

    BEN CEPHEYE GİDİYORUM


    Bir akşam Recep Bey (Peker) beni ve İhsan Bey’i evine akşam yemeğine çağırdı. Ayağım burkulmuş, alçıda idi. Koltuk değnekleriyle gittim. Gazi Paşa da Refet (Bele) Paşa’nın evinde imiş. Bizim Recep (Peker) Bey’in evinde bulunduğumuzu haber almışlar. Yaver Muzaffer (Kılıç) telefonla beni çağırdı. Kendilerini beklememizi söyledi.
    Gazi, gece yarısından sonra geldi. Fazlaca alkollü idi.
    - “Vakit geç oldu. Oturamayacağım gideceğim.”
    Dedi ve giderken beni, İhsan ve Recep (Peker) Bey’i baş başa getirdi. Ellerini omuzlarıma atarak:
    - “Ben doğruca cepheye gidiyorum, düşmana taarruz edeceğim,” dedi.
    Hepimiz şaşırdık ve telaşlandık. İhsan Bey:
    - “Paşam, ya muvaffak olamazsan?” deyince:
    - “Ne?… Bir haftalık süre içinde onları yok edip denize dökeceğim.” karşılığını verdi.
    Ali KILIÇ​

    TÜRK ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM


    Afyonkarahisar’ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal’in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik’ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı.
    - Binbaşı mısınız?
    - Hayır.
    - Albay mı?
    - Hayır.
    - Korgeneral mi?
    - Hayır.
    - Peki nesiniz?
    - Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
    - Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!..
    General SHERRIL
    Kaynak: General Sherril – Atatürk Nezdinde Bir Yıl Elçilik, 1935​


    KAHRAMAN TÜRK KADINI


    17 Mart 1923 Tarsus:
    Mustafa Kemal İstasyon’dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü. O’nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi. O sırada ansızın bir olayla karşılaştı.
    Milli Mücadele’deki çete giysili bir kadın, Atatürk’ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
    - “Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!”
    Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar.
    Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:
    - “Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.”
     
  2. ebru buse

    ebru buse Ziyaretçi

    Cevap: Atatürk'ün milli mücadele ile ilgili anıları

    çok teşekkür ederim
     
  3. yuvcat

    yuvcat Ziyaretçi

    çok teşekürler