Atatürk'ün Laiklik Anlayışı Ve Günümüzdeki Önemi

'Mustafa Kemal Atatürk' forumunda EyLüL tarafından 19 Aralık 2012 tarihinde açılan konu


  1. Atatürk'ün Laiklik Anlayışı Ve Günümüzdeki Önemi Nedir


    Atatürk’ü ve reformlarını değerlendirenler genel olarak iki odakta toplanırlar. Bunlardan birincisinde buluşanlar, büyük liderin bilinçli, planlı ve sistemli bir devrim süreci gerçekleştirdiğini ileri sürerler. Diğerleri ise, onun, belirgin bir düşünce sistemi içinde bulunmadığını, gelişen olaylara ve koşullara göre atılım yapan bir lider olduğunu savunurlar.

    Atatürk’ün bilinçli devrim sürecinden uzak olduğunu savunanların sayısı azdır. Bunların büyük bölümünü de, daha Kurtuluş Savaşı’nın başından beri çeşitli nedenlerle ona karşı çıkanlar oluşturmaktadır.

    Memleketimizde lâiklik konusunda fikir yürütenlerin genellikle düştükleri hata; lâikliği Türkiye gerçeklerinden soyutlamaları ve dogmatik (katı-değişmez) bir lâiklik kavramına körü körüne bağlı bulunmalarıdır.

    Oysa Türkiye’deki lâiklik, Cumhuriyetimizin milliyetçilik, halkçılık ve devletçilik nitelikleri gibi, ülkemiz tarih ve gerçeklerine göre oluşmuştur.

    Bu itibarla bu nitelikleri, Batı taklitçisi kavramlar olarak veya yalnız sözlük anlamları ile tanımlamak doğru değildir. Bunlar Atatürk tarafından hem söz, hem de uygulama ile belirlenmiş ve bunların sağladığı uyum ve bütünlük Atatürkçülük dediğimiz düşünce sistemini oluşturmuştur.

    Gerçek odur ki, Atatürk, henüz gençlik çağının başında devlet ve toplum için çıkış yolu arayışları içine girmiş, sonunda da “Ulusal sınırlar içinde, özgür ve uygar bir toplum” ışığına ulaşmıştır.

    O, bu sonuca ulaşmak için oluşturduğu programını evrelere ayırmış, bu arada ortaya çıkan olaylardan da -kuşkusuz- yararlanarak geleneklerine çok bağlı olan ulusunun duygu ve düşünceleri üzerinde bir oyma sanatçısı gibi sabırla işleyerek, belirlediği amaca kısa sürede ulaşmıştır.

    Dokuz yılda yaptıklarımız bir mantık zinciri içinde düşünülürse; ilk günden bugüne dek izlediğimiz genel gidişin, ilk kararın çizdiği çizgiden ve yöneldiği amaçtan hiç ayrılmamış olduğu kendiliğinden ortaya çıkar.

    Bu sözler O’na aittir ve 1927 yılında okuduğu SÖYLEV’de yer almıştır.

    Atatürk, amacı doğrultusunda belirlediği programını, birbiriyle bağlantılı ve zaman zaman da iç içe üç evrede gerçekleştirmeyi planlamıştır.

    Atatürk’e göre laiklik:

    Toplumdaki inanç ayrılıklarını ortadan kaldıracak, bireyleri vatandaşlık çatısı altında birleştirecek ve iç barışı sağlayacak güçlü bir bağdır;

    Bir toplumun, çağdaş, özgürlükçü ve demokratik kurallarla yönetilmesi için gerekli olan ana öğedir;
    Özgür yaşayışın ve özgür düşüncenin en güçlü kaynağıdır;

    Doğunun mistik düşünce sisteminden kurtularak, Batının araştırıcı, yaratıcı ve değerlendirici hümanist sistemine ulaşmada yol gösteren bir pusuladır;

    Ekonomik, sosyal,siyasal ve kültürel dağınıklılığı ortadan kaldıran,uluslar topluluğu içinde”tam bağımsızlık” ilkesine dayalı, eşit ve saygın yer almayı öngören bir güçtür;
    Gençlerin; araştırıcı, ilerici ve olumlu düşüncelere açık, özgürce yetişmeleri için Milli Eğitimin tek güvencesidir;

    İnanç duygularını sömüren yönetimlere karşı en etkili frendir..

    Uluslararasındaki dil, din ve ırk ayrımını ortadan kaldıracak, toplumları barış içinde bir arada yaşatacak kurumların önde gelenidir.

    Özetle, Atatürk’e göre laiklik,uygar bir yaşama biçimi dir.
    Bu nedenle, ilk adım olarak, gücünü ulusunun egemenliğinden alan parlâmento açılmış, sonra saltanat kaldırılmış, hilafet siyasal iktidardan uzaklaştırılmış, Cumhuriyetin ilanı ile de ulusal sınırlar içinde yeni bir devlet kurulmuştur.