Atatürkün Heykeltraş ve Heykel Sanatına Verdiği Önem Nedir ?

'Soru Cevap' forumunda ZeuS tarafından 20 Aralık 2011 tarihinde açılan konu


  1. Atatürkün Heykeltraş ve Heykel Sanatına Verdiği Önem

    Atatürk sanatı ve sanatçıyı sevdiği kadar çok önem verirdi.
    Örneğin daha önce kimsenin önem vermediği bir dal olan Operanın bile ülkenizde ilk kez yazılıp, oynanması Atatürk'ün sayesinde olmuştu.
    Heykel ve resimide çok sever her fırsatta sergi açılması isterdi ama ne yazık kı ülkenizde o zaman kadar ne resim, ne de heykel sanat dalları gelişmişti
    Ünlü Taksim heykelinin yapılmasında da çok önemli rolü vardı. Ama o, kendi heykelinin yapılmasını değil, çeşitli konularda heykeller yapılarak halkımıza resim ve heykel sevgisi vermek istiyordu
    Kendi heykellerinin yapılmasını hiç istemedi, ama baktı ki, onun heykelleri sayesinde halk bu sanat dalı ile tanışıyor seviyor, o yüzden izin verdi…

    İşte bunu anlatan Cemal Kuntay ın Taksim heykeltraşına yazdığı şiir ile beraber çok güzel bir anısı!

    «Hatta o yapılan heykellerini de istemedi. Yalnız «heykel» istedi! Memlekete heykel mefhumu girsin, diye! Bu güç mefhumu memlekete, ancak Onun heykeli soka bilirdi, ve sağlığında yapılan heykellerine onun için razı oldu.
    Burada bir vakayı yazmadan geçemiyeceğim : Taksimdeki heykelini yapan Kanonikaya yazdığım şiiri, Atatürk 'e okumuşlardı.
    Kanonika'yı kastederek ve mütadı olduğu üzere çok güzel gülerek bana sordu:
    - Ne istedin ondan?
    - Sizi istedim Paşam, dedim.
    - Öyle ise, şiirini oku bir de senden dinleyeyim, deyip
    0 zaman yüzüm sevinçle dolarak okuduğumu, bugün sesim yaşlarla dolarak tekrarlayacağım:

    KANONİKA
    Elbette bilirsin, onu herkes gibi kimdir,
    Lakin onu sen anlatamazsın o, bizimdir.
    Bilmem ki bu ellerle o temsil edilir mi?
    Her neyse Nedir malzemen taş mı, demir mi?

    Mermerse eğer cansız olan rengine nur at,
    Yok, tunç ise bünyanı avuçlarla alev kat.
    Yıldızlan mezcet gece renginde demirse,
    Yansın içi nisyan onu,.h kemirirse.

    Yıldızlar, alev oklu fecirler avucunda,
    Bir meşale olsun kürenin binbir ucunda!
    Nabzındaki kan taştaki nabzında da vursun,
    Gökten iniyormuş, uçuyormuş gibi dursun!

    Hayretle bakıp seçmeliyim kol mu, kanat mı?
    Dinlendiği bir dal mı cihan, bindiği at mı?
    Sırtında tutuşsun da, uçsun da şafaklar,
    Tarihe «benimdir diye bassın o ayaklar.

    Hür başların ikbali biriksin de başında,
    Kurtardığı bayrak alev olsun bakışında.
    İnsan boyu olsun fakat eflAke sürünsün,
    Göğsünde de bir milletin ebAdı görünsün.
    Dağ parçalarından da mehip olsun omuzlar;
    Sırtında bütün mAmelekim var, vatanım var.

    Mithat Cemal KUNTAY