Atatürkün Felsefi Düşüncesi

'Mustafa Kemal Atatürk' forumunda Masal tarafından 28 Haziran 2012 tarihinde açılan konu


  1. Atatürkün Felsefi Düşüncesi Nedir


    Atatürkün Felsefi Düşüncesi Hakkında Bilgi


    Musatafa Kemal'in duygu ve düşünce dünyasını yansıtan, vizyonunu ortaya koyan basılı yayınları incelendiğinde, kendisinin eylemle felsefe yapan ve yaşadıklarına orijinal kavram ve yorum getirebilen bir düşünce gücüne sahip olduğu görülebilmektedir. Ne yazık ki Mustafa Kemal ve eserlerini araştıran entellektüeller, O nun bu olağanüstü entellketüel kapasitesini vurgulamaktan kaçınmaktadırlar. Mustafa Kemal' e büyük kumandanlık, dahi devlet adamlığı, büyük devrimcilik yakıştırılabilirken, bu yönlerini inceleyen çok sayıda çalışma bulunurken, bu eylemlerin kaynağını oluşturan büyük düşünce gücü ve yaratıcı-önder kişilik yapısı fazla gündeme getirilmemektedir.

    Atatürk, duygu ve düşüncelerini yazılı ve sözlü araçlarla ifade etmekte büyük bir ustalığa sahip bir kişidir. Samimi bir inceleme bu ustalığın günlük askeri veya siyasi çalışmalarını oluşturan rutin yazışmalara dahi yansıdığını ortaya koymaktadır.

    Atatürk, hayatı eski zaman filozoflarının kuruntulu düşüncelerinden büsbütün farklı bir bakımla inceliyor. Descartes gibi, Spinoza gibi, Leibniz gibi, Kant gibi ve nihayet Bergson gibi, metafizik spekülasyonlar ( Derin fikir istiğrakınla hayat ve kâinatın mahiyetini anlamağa çalışmak ) da yapmamıştır.

    Hakikati realiteye yaklaştırarak hayatı olduğu gibi en insanî bir surette gönenmeği tavsiye etmektedir. Bunun için ''Uluslar ıstırap ve kötülük nedir bilmemelidirler. Şeflerin vazifesi halka zevk ve saadet yolunu göstermektir'' diyor.

    Biliyoruz ki zevk ve neşede maddî ve manevî bir gerginlik ve dinçlik duyulur.Vücudumuzu teşkil eden hücreler daha iyi çalışırlar, uzviyetimizin enerjisi artar: iyi yer, iyi içeriz. Çalışmak bir lezzet ve hayat bir saadet olur.
    Burada Atatürk'ün kasdettiği zevk; itidali aşmayan neşedir, yorgunluk veren, bizi yıpratan taşkınlıklar değildir.

    Büyük Önder Aristote'un, Politicjue'ini de çok iyi incelemiş olacak ki içtimaî faziletten önce fertlerin imkân dahilinde inkişaflarına lüzum gösteriyor. Bu noktada Platon'dan daha pratik, daha beşerî düşünmekle beraber bize Confucius' ün yüksek moralini de hatırlatmakta.

    ''Kendi şahsımız için değil bizden sonra gelecekler için çalışmak saadetin ilk şartıdır. Her fert ömrü müddetinde bu saadete erebilir. Akıllı bir insan başka türlü hareket edemez. Hayatta tam bir saadet ve sevinç ancak gelecek nesillerin şeref, bahtiyarlık ve varlığı için çalışmakla elde edilir'' diyen Atatürk insanlara saadet yolunu Bouddah'dan daha doğru olarak anlatmaktadır.