Atatürkün Düşünce Hayatını Oluşturan İlkeler

'Mustafa Kemal Atatürk' forumunda Masal tarafından 25 Haziran 2012 tarihinde açılan konu


  1. Atatürk'ün İlkeleri


    Atatürkün Düşünce Hayatını Oluşturan İlkeler Nelerdir



    Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ileri görüşlü bir devlet adamı olarak bir dizi yeniliklere imza atmış ve ülkenin her açıdan yükselebilmesi için bir çok ilkeleri de hayata geçirmiştir.

    Atatürk, ülkenin gelecekte de var olabilmesi ve çağdaş modern bir anlayış içerisinde yaşamını idame ettirebilmesi için her alanda çalışmalar yapmış büyük bir devlet adamıdır. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte henüz yeni bir ülkenin temelleri atılmış olmasına rağmen, milletin Atatürk’e, Atatürk’ünde Türk milletine duyduğu güven ile devletimiz hızlı bir yükselişe geçerek tüm dünyanın büyük hayranlığını kazanır bir hale gelmiştir. Milletçe, milli birlik ve beraberlik içerisinde “Atatürk ilkeleri” uygulamaya konulmuş ve üstün başarılar elde edilmiştir.

    Atatürk'ün Temel İlkeleri

    Cumhuriyetçilik:

    Atatürk devrimleri siyasi nitelik taşır. Çok uluslu bir İmparatorluktan ulus devlete geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece modern Türkiye’nin ulusal kimliği oluşturulmuştur. cumhuriyetçilik, Halkın kendisini yöneteceği kişileri özgür bir ortamda seçerek iş başına getirmesini ifade eder. Bu şekilde halk, kendi kendini yönetmiş, yani devlet yönetimine katılmış olur. Atatürk’ün Cumhuriyetçilik ilkesi halkın seçme ve seçilme özgürlüğünü ifade eder. Bütün kuralların kanun çerçevesinde işlediği, insanların kanunlar çerçevesinde eşit tutulduğu en demokratik yönetim biçimidir.

    Milliyetçilik:

    Cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. Bu milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir.Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir;yalnızca anti – emperyalist olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine,gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.

    Halkçılık:

    Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Cumhuriyet Devrimi ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. Başta İsviçre Medeni Kanunu olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye’de uygulamaya konulmasıyla birlikte kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934 yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır.Atatürk çeşitli ortamlarda, Türkiye’nin gerçek yöneticilerinin köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin,sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri,halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur.

    Laiklik:

    Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması anlamını taşır. Laiklik, devletin dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olması, ve genel olarak düşünce özgürlüğü anlamına gelmektedir.Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Laiklik ilkesi akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir.Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır.

    Devrimcilik (inkılapçılık):

    Atatürk’ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de devrimciliktir. Bu ilkenin anlamı Türkiye’nin devrimler yaparak geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlarla değiştirmiş olmasıdır.

    Geleneksel kavramların bir kenara itilip modern kavramların benimsenmesi demektir. Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınıp kabul edilmelerinin çok ötesine geçmiştir.

    Devletçilik:

    Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye’nin bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.