Atatürkün Cesaretliliği İle İlgili Yazı

'Mustafa Kemal Atatürk' forumunda Aysell tarafından 19 Haziran 2012 tarihinde açılan konu


  1. Atatürk'ün Cesareti

    Atatürkün Cesaretli Oluşu ile ilgili anı

    Mustafa Kemal, hiçbir zaman inancından ve kararlılığından bir şey kaybetmezdi. Halkın ve idarecilerin büyük bir umutsuzluğa kapıldıkları anda, O'nun kararlılığı ve davasına olan inancı başarıya giden yolda tek ışık olmuştur. Mustafa Kemal, vatanı ve milleti için canını feda etmekten kaçınmazdı. Onun "Ben, gerektiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milleti'ne canımı vereceğim." sözü, vatan sevgisinin ve cesaretinin en güzel örneklerinden birisidir.

    [​IMG]

    Çanakkale Savaşı esnasında Anafartalar Grubu Komutanı iken, hep en ön safta savaştı. Bu savaş sırasında Atatürk'e bir şarapnel parçası isabet etmiş, fakat sağ cebinde bulunan saati kendisini ölümden kurtarmıştı. Sakarya Savaşı sırasında atından düşmesi üzerine kaburga kemikleri kırılmıştı. Buna rağmen cepheden ayrılmamış, savaşı sedye üzerinden yönetmişti. Mensubu olduğu Türk Milleti'ni sonsuz bir aşkla seven Mustafa Kemal Atatürk, milleti için her türlü zorluğa katlanmış ve kendini ona adamıştır.

    Atatürk'ün cesaretli oluşuyla ilgili bir anıdan bahseecek olursak;

    Makbule Atadan anlatıyor…

    Mânen kuvvetliydi…

    Cesaret ve ümidini kaybetmezdi…

    Biz Beşiktaş’ta Akaretler’de otururken, o Çanakkale Harbine gitmişti bir aralık… Bulgaristan’dan getirdiği güzel bir köpeği vardı… Alp ismindeki bu köpeğini de beraberinde cepheye götürmüştü…

    O zaman çok sıkıntıdaydı… Bir insanın mâneviyatını bozacak her şey mevcuttu… Asker az…Top yok… Tüfek yok… Cephane yok… Ordu yok… Sâdece bir fırka…

    Bir gün kendisi anlatmıştı bize… Bu kadar yokluk içinde mâneviyatları bozulan askerler arasında dolaşıyormuş… Onların cesaretini kuvvetlendirmek için köpeği ile beraber ateş hattına kadar uzanıvermiş… Yalnız başına ilerlediği en tehlikeli noktada kırbacını sallayarak askerlere işaret vermiş… Karşı tarafın zayıf ve tehlikesiz olduğunu zanneden askerlerimiz onun bu işareti üzerine ileri atılarak derhal hücuma geçmişler… Düşman bir hayli kayıp vermiş…

    Dönerken Kireçtepe mevkiinde geriye doğru giden iki askere rastlamış…

    - Niçin kaçıyorsunuz düşmandan? Demiş.

    - Cephâne yok Paşam! demişler.

    - Süngünüz de mi yok?

    - Var Paşam!..

    - Ben de varım… Haydi dönün bakalım geriye! Marş! Marş!..

    …

    Ümit ve cesareti yalnız kendisi için değil, fakat başkaları içinde nikbinlik (iyimserlik) yaratan bir serum tesiri yaratıyordu… En ümitsiz zamanlarda bile mânevi kuvvetini kaybetmiyordu.

    Kaynak: Şemsi BELLİ (Makbule Atadan anlatıyor; Ağabeyim Mustafa Kemal)