Atatürkün anıları kısa

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve YAREN tarafından 21 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. YAREN Üye

    Atatürk'ün anıları derleme


    YURDUMUN TOPRAĞI TEMİZDİR

    Kral Edvard İstanbul'a geldiği zaman,yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayına yanaştı.
    Atatürk rıhtımda onu bekliyordu.Deniz dalgalıydı.Kralın bindiği motor,inip çıkıyordu.
    İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada,eli yere değerek tozlandı.
    O sırada Atatürk elini uzatmış bulunuyordu.
    Bunu gören Kral bir mendille elini silmek istediği zaman Atatürk:
    -Yurdumun toprağı temizdir,o elinizi kirletmez,diyerek Kralı elinden tutup rıhtıma çıkardı.

    DEVRİM BİR ANDA OLUR YA DA OLMAZ

    Atatürk yazı devrimini gerçekleştirmişti.
    Yaşlı,genç,kadın,erkek tüm yurttaşlar yeni harfleri öğrenmek için gece gündüz kurslara gidiyorlardı.
    Devrimi izleyen iki yıl içinde bir buçuk milyon vatandaş okur yazar olmuştu.
    yazı devriminin en dikkate değer yanı,Atatürk'ün bu devrimin yerleşmesinde en ufak bir ihmali bile kabul etmemiş olmasıdır.
    Örneğin bazı kimseler kendisine:
    -Paşam,ilkokulların ilk sınıflarından itibaren yeni harflerle öğretime başlayalım.
    O kuşakla birlikte ortaokulu,liseyi ve üniversiteyi izletelim,diyorlardı.
    Atatürk bu görüş ve düşüncelerin hiçbirisine yanaşmadı. -Devrim ya bir anda olur,yada hiç olmaz,dedi.


    ATATÜRKÜN OKUL ANILARI


    HAPI YUTARDI

    Atatürk Galatasaray Lisesi'nde öğrencilerden birine sordu:
    -Nil olmasaydı, Mısır ne olurdu?
    Öğrenci,çabuk yanıt vermek için boş bulunup:
    -Hapı yutardı...dedi.
    Bu yanıt Atatürk'ün hoşuna gitti.Öğrenciye on numara verdi.

    YAPACAKLARIMDAN SÖZ EDİN



    Bir soruşturma dolayısıyla,Atatürk'ün başardığı işlerden Vasıf Çınar söz açmıştı.
    Kendisine Sordu:
    -Sizin en büyük eseriniz hangisidir?
    Atatürk'ün kısa cevabı şu olmuştu:
    -Benim yaptığım işler,biri ötekine bağlı gerekli olan işlerdir.Fakat,bana yaptıklarımdan değil,
    Yapacaklarımdan söz edin.

    BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK

    Yazı devriminden sonra(192,Atatürk'ün kara tahta başındaki resmi görülünce,O'na "başöğretmen" denilmeye başlanmıştı.
    Aslında,adlandırmada geç kalınmıştı.
    Kurtuluş Savaşı'ndan hemen sonra,bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti:
    -Yurdu kurtardınız.Şimdi ne yapmak istrerdiniz?
    Hiç duraklamadan şu cevabı vermişti:
    -Milli Eğitim Bakanı olarak Türk Kültürünü Yükseltmeye çalışmak,en büyük amacımdır.
    Ondan sonra Atatürk nerede görünse,mutlaka orada bir okula girer,öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu.
    Birgün Atatürkün yolu köy okuluna düştü.Tek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders veriyordu.
    Atatürk sınıfa girince,öğretmen kürsüsünü terk etti.
    Atatürk:
    -Hayır,yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz,dedi.Eğer izin verirseniz,bizde sizden faydalanmak isteriz.Sınıfa girdiği zaman,Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.
    Son düzenleyen: Moderatör: 21 Kasım 2013
  2. YAREN

    YAREN Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2006
    Mesajlar:
    21.887
    Beğenileri:
    64
    Ödül Puanları:
    48
    Yer:
    istanbul
    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    YENİLSEYDİK SORUMLU BEN OLACAKTIM

    Bir aralık konu İstiklâl Savaşı'na geldi. Dikkat ettim, Binbaşılar dahil her komutanın hangi birliğe komuta ettiğini, nerede bulunduğunu, -bir gün önce olmuş gibi- hatırlıyordu. O savaş ki araç, gereç, personel kıtlığı bugün güç tasavvur edilirdi. Tümenlere binbaşılar, Kolordulara yarbaylar komuta ediyordu! Fakat, bu kadro canını dişine takmış bir ekipti. Var olmak ya da olmamak bu savaşın sonucuna bağlıydı. 30 Ağustos bu ruh haletinin eseriydi. Böyle bir dramı, hem yazarı, hem baş aktörünün ağzından dinlemek müstesna bir mutluluktu. O anılar Ata'yı coşturdukça coşturuyordu. Anlatmalarında abartma yoktu. Ama bu anlatış öylesine canlı, öylesine plastikti ki, hepimiz heyecandan heyecana sürükleniyorduk. Anlatışlarını şöyle bağladı:
    - İşte büyük zafer böyle ortak bir eserdir. Şerefler de ortaktır.

    Bu alçakgönüllülük şaheseriyle konunun kapanacağını tahmin ediyorduk. Bu arada Atatürk bir duraklama yaptı. Sonra içine dönük, adeta kendisiyle konuşur gibi ilave etti:
    - Ama yenilseydik sorumluluk ortak olmayacak yalnız bana ait olacaktı.

    Bu belagat karşısında gözyaşımı tutamadım. Tarihin, zaferleri kendine maleden, yenilgileri ise maiyetine yükleyen sahte kahramanlarını hatırladım.

    Kaynak: Sadi Irmak, Ord Prof. - Atatürk'ten Anılar, 1978




    YANINA ALDIĞI İLK ER


    O, Samsun'a çıktığı zaman, üstü başı yırtık, postalları patlamış, silahsız bir er gördü. Yüzünün rengi bakıra dönmüş, yağlan eriyip kemik ve sinir kalmış bu Türk askeri ağlıyordu. O'na sordu:
    - Asker ağlamaz arkadaş, sen ne ağlıyorsun?
    Er irkildi, başını kaldırdı. Bu sesi tanıyordu ve bu yüz ona yabancı değildi. Hemen doğruldu ve Anafartalar'daki Komutanını çelik yay gibi selamladı.
    - Söyle niçin ağlıyorsun?
    İç Anadolu'nun yanık yürekli çocuğu içini çekti:
    - Düşman memleketi bastı, hükümet beni terhis etti. Silahımızı elimizden aldı. Toprağıma giren düşmanı ne ile öldüreceğim? Kemal Atatürk, er'in omzuna elini koydu:
    - Üzülme çocuğum, dedi. Gel benimle!
    Ve Samsun deposunda giydirilip silahlandırarak yanına aldığı ilk er bu Mehmetçik oldu.

    Burhan Cahit MORKAYA



    İNANMAYANLAR DA HAKLIYDILAR

    Mustafa Kemal realist bir liderdi. Lekelemelerin politika kadrosunu nasıl daraltacağını ve kendisini bir avuç partizan takımı elinde bırakacağını düşünerek, açıkça bir suç işlemiş olanlar dışında yalnız kişisel değerlere saygı gösterdi. Sicil yoklamalarına rağbet etmedi. Bir gün bana:
    - Kuva-yı Milliye'ye inanmayanlar da inananlar kadar haklı idiler, demişti.

    Kaynak: Falif Rıfkı Atay - Mustafa Kemal, Mütareke Defteri, 1955



    TÜRK ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM

    Afyonkarahisar'ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal'in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik'ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı.
    - Binbaşı mısınız?
    - Hayır.
    - Albay mı?
    - Hayır.
    - Korgeneral mi?
    - Hayır.
    - Peki nesiniz?
    - Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
    - Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!..

    Kaynak: General Sherril - Atatürk Nezdinde Bir Yıl Elçilik, 1935



    ASKERLE GÜREŞ

    Bir gezisinde, Kolordu binasının kapısında aslan yapılı bir Mehmetçik gördü. Çağırdı ve güler yüzle sordu:
    - Sen güreş bilir misin?

    Yanındakilerden en kuvvetli görünenlerle Mehmetçiği güreştirdi. Genç asker her zaman üstün geliyordu. Çok neşelendi, ayağa fırladı.

    Ceketini çıkarıp Mehmet'e ense tuttu:
    - Haydi, bir de benimle güreş!

    Katıksız ve temiz Anadolu çocuğu Ata'sının yüzüne hayranlıkla baktı:
    - "Atam," dedi. "Senin sırtını yedi düvel yere getiremedi. Bir Mehmet mi bu işi başarır?"

    Gözleri doldu ve ağlamamak için gülmeye çalıştı.

    Tahsin UZER
    Kaynak: Millet Dergisi, 1946


    KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR

    Bir gece beraber oturuyorduk. Yanımızda Siirt milletvekili Mahmut Soydan, şimdiki Macaristan elçimiz Ruşen Eşref Onaydın, bir de Soysallı vardı. Atatürk, ertesi günü Büyük Millet Meclisi'nde okuyacağı söylevi hazırlıyordu. Mahmut'la Ruşen Eşref not tutuyorlardı. Atatürk ara sıra bana da, "Ne dersin?" diye soruyordu. Ben ne diyebilirim? Hiç... Sonra Atatürk bana döndü ve dedi ki:

    - Bu memleketin efendisi kimdir?

    Düşündüm. Karşılığı o verdi:
    - Türk köylüsüdür, dedi. Ve devam etti:

    - Türk köylüsü "Efendi" yerine getirilmedikçe memleket ve millet yükselmez!...

    Prof. Mahmut Esat BOZKURT
    Kaynak: Tan Gazetesi, 10.11.1942




    KAHRAMAN TÜRK KADINI

    17Mart 1923 Tarsus:

    Mustafa Kemal İstasyon'dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü. O'nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi. O sırada ansızın bir olayla karşılaştı.

    Milli Mücadele'deki çete giysili bir kadın, Atatürk'ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
    - "Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!"
    Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar.

    Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:
    - "Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın."

    Taha TOROS



    BENİM ADIM ATA DEĞİL

    Atatürk'ün sinirlendiği önemli bir nokta vardı. Gazetelerde, kendisine "Ata" denildiğini okudukça şöyle dedi:
    — Benim adım Ata değil, Atatürk'tür! Bazı gazeteler neden böyle yazarlar?

    Şükrü KAYA
    Kaynak: Dünya Gazetesi, 10.11.1953
  3. Misafir

    Misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    bunların hiç biri anı deilki özür dilerim ama...
  4. Misafir

    Misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    yukarıdaki arkadaş, söyler misin anı değilde nedir???? hemde hepsi birbirinden güzel anılar..kim yazdıysa ellerine sağlık..çocuklarıma da okuttum,çok sevindiler..
  5. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    hepsi çok güzeldi
  6. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    hiçte bile bunların hepsi atatürkün anıları
  7. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    kesin de anı değildir hepsi çokkkkk güzel anılar bikere içinde atatürk geçiyorsa kötü olmasına türk milleti önem vermez
  8. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    Güzeldi Saolasın Çok İşime Yaradı
  9. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    saolun
  10. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    kim yazdıysa allah razı olsun ödevim için yeter ve artarda çok teşekkür ediyorum yazanın herşey gönlünce olsun aminnn
  11. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    çok işime yaradı projem için sağolun!
  12. Eda . .

    Eda . . Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    Teşekkürler hepsi çok güzel :)
  13. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    bunların hepsi çok güzel. bir anıdır
  14. misafiRrRrRr

    misafiRrRrRr Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    çok sağolun !
  15. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    çok teşekkürler ödevim içinde işime yaradı hemde ATATÜRKün hakkında daha fazla şey öğrenmiş oldum.Çok teşekkürler.Akşam küçük kardeşimede anlatacağım beğendiklerimi çok büyük adammış bir daha böyle bir insan doğmaz. Şimdiki Tükiyenin durumunu görseydi kahrolurdu.Ahh ahh ATATÜRK gençlere emanet etti bu ülkeyi.Hakkımızı savunmak, ülke için faydalı işler yapmak bizim görevimiz.Bunun için ülkeye faydalı bireyler olmalıyız.Ama nerdee...
  16. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    ben çok beyendim gerçekten işime çoooooooookkkkk yaradı ... çok çok teşekkür ederim performans ödeviydi :D :D :)
  17. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    çook işime yaradı


    not:beğenmeyenler çoook yanılırlar ... :p
  18. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    bunu yazan herkese teşekürler 1. sayfada arkadaş aynen demiştiki içinde atatürk varsa güzeldir diye katılyorum
  19. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    Teşekkürler...
  20. Misafir

    Misafir Ziyaretçi


    Cevap: Atatürkün anıları kısa

    güzel :S