Atatürkün Anıları Cumhuriyet

'Mustafa Kemal Atatürk' forumunda EyLüL tarafından 15 Temmuz 2012 tarihinde açılan konu


  1. Atatürkün Cumhuriyet Anıları



    Atatürk’ün cumhuriyet ile ilgili anıları


    Ankara, 10. Cumhuriyet yılının büyük sevinci içindedir. Kent, baştanbaşa ışıklarla donatılmıştır. Eğlence yerlerinde her Türk, tam bir bilinçle devrimin kazanımlarını algılayarak neşe içinde eğlenmektedir. Atatürk, resmi baloların verildiği yerlere uğradıktan sonra Halkevi’ni de onurlandırmaktadır. Orada, ulusal ve yerel giysileriyle coşan ve coşturan Türk köylüleriyle karşılaşır. Bu ulusu ve bu ülkeyi kurtarmak için atıldığı mücadelede kendine biricik güç ve erk kaynağı olan bu temiz yürekli yurt evlatlarının neşelerinden son derece duygulanmıştır. Onları bir süre izler. Çankaya’yı onurlandırır ve Efeleri buraya getiriniz! buyurur.

    Efelerin Çankaya’da, Atatürk’ün sofrasında nasıl coştuklarını ve nasıl coşturduklarını anlatmaya olanak yoktur. Büyük Ata, ortamın en heyecanlı bir anında, Ankara efelerinden birine sorar: “Efe, sen benim için ne yapabilirsin?

    Efe hiç duraksamadan yanıtlar: Her şey

    - Örneğin?..

    - Ölürüm…

    Şimdi bütün dikkat Atatürk’e çevrilmiştir. Kimse konuşmamakta, herkes onları dinlemektedir. Atatürk, gözlerini çevresindekiler üzerinde bir kez gezdirdikten sonra Efe! diyor, Sözünde içten misin ?

    Buyruk sizindir, Ata’m.

    Atatürk, elini dizinin üstüne vuruyor Koy başını buraya!

    Efe derhal başını Ata’nın dizlerine koydu ve başını koyar koymaz şakağında bir soğuk temas hissetti. Bu, Atatürk’ün şakağına dayadığı tabanca namlusunun soğukluğuydu.

    Efe, bu soğuklukla birlikte şakağına dayanmış bir tabanca olduğunu görmüş, ancak en küçük bir harekette bulunmamıştı. Efe, Ata’sı için ölümü seve seve kabul edebilirdi. Ama Atatürk, ona kıyacak mıydı? Bütün yüzlerin rengi bir anda solmuş, heyecan son haddini bulmuştu. Solumaktan korkuyorlardı ve gözler Atatürk’ün elindeydi.

    Tabanca, efenin şakağına dayanmıştı. Fişek sürülmüş ve emniyet açılmıştı. Atatürk, bir saniye bile sürmeyen bu an içinde ve gözle fark edilemeyecek bir hızla tabancanın namlusunu şakağın yanından, belki bir santim kadar kaydırarak tetiği çekiyor. Derin sessizliği yırtan korkunç tabanca sesi… Kalpler, sanki yerinden kopacak.

    Orada bulunanların hepsinin beti benzi kül rengini almıştır. Ancak, efenin başı hâlâ Ata’nın dizindedir ve efede en küçük bir kımıldanma yoktur. Atatürk, efenin başını dizlerinden kaldırıyor; temiz alnını dudaklarına doğru çekiyor ve öpüyor. Daha biraz önceki havanın etkisinden kurtulamamış olanlara şu sözü söylüyor :

    İşte, ben Anadolu Savaşını bunlarla ve böyle canlarını esirgemeyenlerle kazandım.


    [​IMG]