Atatürkün açık sözlülüğü ile ilgili şiirler

Konusu 'İle İlgili Şiirler' forumundadır ve YAREN tarafından 5 Mayıs 2011 başlatılmıştır.

  1. YAREN Üye


    Atatürkün açık sözlülüğü ile ilgili şiir,
    Atatürkün açık sözlülüğüyle ilgili şiirler



    Atatürk'ün kişisel özelliklerini anlatan şiirler

    "1919-1933"TEN BİR PARÇA


    O günlerde bir ünlü ayak bastı Samsun'a,
    Yürüdü etrafında ümitler suna suna.
    Bu, ateşler içinde geçip gelmiş bir erdi,
    Göğsünde toplanmıştı milyonla Türk'ün derdi,
    Bu milyonla dert ona veriyordu başka hız,
    Yürüdü arkasında genç, ihtiyar, kadın, kız.


    O kimdir? Bakışları deniz kadar yumuşak,
    Saçı güneşi emmiş bir demet altın başak.
    O kimdir? Bir milletin sesi vardı ağzında,
    Ondört milyonun nabzı çarpıyordu nabzında.
    O kimdir? Geçtiği yer dönüyor gün vurmuşa,
    Can veriyor sararmış ota, yaralı kuşa.

    O kimdir? Gözlerinde bir tılsım gizleniyor,
    Bastığı topraklarda bahar filizleniyor.
    Alev saçlı bir volkan bazı bir dağ başında,
    Bazı beliriyordu bir damla göz yaşında.
    Güneşten birer oktu ondan gelen her emir,
    Bu okların altında eriyor dağ, taş, demir
    O kimdir? Milyonla Türk birleşip bir tek olmuş,
    Yıkılan memlekete kolları destek olmuş.

    Öz yurdun içlerinde düşman kurarken pusu,
    Bir yandan da yürüdü Halife'nin ordusu.
    Birisi gökyüzünden bombalar atıyordu,
    Biri elinde salip, biri elinde Mushaf,
    İçli dışlı düşmanlar geliyorlardı saf saf.
    Bunların karşısında göğsü açık bir azim,
    Süngüye, topa karşı diyordu: Zafer bizim!

    Bunların karşısında ikişimşekli nazar
    Diyordu: Bu topraklar size olacak mezar!
    Vatan sürüklenirken bir uçurum ucuna,
    Dağılan kuvvetleri topladı avucuna.
    Topladı avucuna yıldırımı, şimşeği,
    Yoktan var ediyordu Tanrı gibi her şeyi.
    Kurşunlar gülle oldu, sopalar süngü oldu,
    Sınırlar baştan başa bir çelik örgü oldu.
    Şimşek yüklü bulutlar ufku kaplarsa nasıl
    Bir süngü ormanıyle dağlar doldu muttasıl.
    Bir kale heybeti var vatanın her taşında,
    Her işin başında O, her iş O'nun başında


    Faruk Nazif ÇAMLIBEL

    ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA


    Ne bulutlar gitti, ne padişahlardan bir haber geldi.
    Kemal Paşa derler bir yiğit vardı.
    Bu sefer de millet türkülerle Kemal Paşaya haber saldı.

    V

    Kemal Paşa, yenilmez yiğit, şanlı komutan!
    Savaş girer gibi yetiş bize!
    Yetiş bize, çöllerde bile olsan!
    İnanç doldur, güç doldur içimize!

    Bin kere yurdumuzu kurtaran!
    Bir görseydin ağlardın hâlimize!

    Kuşun kanadında türküler
    Kemal Paşanın gönlüne vardı,
    Cevabından önce kendi geldi.

    VI

    Bir gemi yanaştı Samsuna sabaha karşı
    Selâm durdu kayığı, çaparı, takası,
    Selâm durdu tayfası

    Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
    Duman değildi bu!
    Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

    Samsun limanına bu gemiden atılan
    Demir değil!
    Sarılan anayurda
    Kemal Paşanın kollarıydı.

    Selâm vererek Anadolu çocuklarına
    Çıkarken yüce komutan
    Karadenizin hâlini görmeliydi.

    Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
    Kalktı takalar,
    İzin verseydi Kemal Paşa
    Ardından gürleyip giderlerdi.
    Erzuruma kadar.

    Bu ne inançtı ki, Kemal Paşa
    Atının teri kurumadan
    Sürüp geldin yeni yeni savaşların peşinde

    VII

    Bir selâm gibi gitti Erzuruma,
    Bin selâm gibi geldi Sivasa Erzurumdan.
    Dağlar alçaldı yol vermeğe,
    Temizlendi ılkımından karından.

    Analar bacılar yola döküldü,
    Cephane taşıdı arkasından.
    Irmaklar suyundan faydalattı,
    Ağaçlar daldasından.

    Yer gök inledi bir yol daha
    Kurtuluş savaşından.
    Düşman koymuş meydanları kaçıyordu.

    XI

    Kattı Kemal Paşanın ordusu düşmanı uğruna
    Pişman eti anasından doğduğuna.
    Çevirdi Sakarya, çevirdi süvariler,
    Veryansın etti topçu,
    Veryansın etti piyadeler.


    Kattı Kemal Paşanın ordusu sürdü gitti,
    Yetiştikçe vurdu düşmana.
    Hayın düşman sarhoş gibi sallana sallana
    On beş günde İzmiri dar buldu,
    Ölen kurtuldu, sağ kalan teslim oldu.

    Kaçtı gemiler.
    Alnı sargılı, kolu sargılı, boynu sargılı,
    Ahmetler, Bekirler, Aliler,
    Mahmutlar, Kâzımlar, İsmailler
    Peşlerinden yettiler,
    Diz çöküp Kordonboyuna
    Ta yürekten çekip tetiği
    Gemilere yaylım ateş ettiler.

    Bu ne inançtı ki, Gazi Paşa!
    Atının teri kurumadan
    Sürüp gittin yeni yeni savaşların peşinde.

    XII

    Sana borçluyuz ta derinden!
    Çünkü yurdumuzu sen kurtardın,
    Hasta, yorgun düşmüştük,
    Yaralarımızı iyice sardın.

    Yiğittin, inanç doluydun yapıcıydın,
    Sanatkârdın, denizler kadar engin;
    Kimsenin görmediğini görürdü
    Sevgiyle bakan gözlerin.

    Dedin ki: Bu millet, bu büyük millet
    Yüzyıllar boyunca geri kalmış;
    Bu yurt, bu güzel yurt, bizim yurdumuz
    Her yanından yaralar almış.

    Dedin ki: Bir güzel savaşmalı
    Kurmak için yeniden;
    Bilgiyle, inançla, çoşkunlukla
    "Övün, çalış, güven!"

    Sana borçluyuz ta derinden!
    Işığısın bu yurdun.
    Dilimizi, ulusallığımızı öğrettin bize,
    Çünkü cumhuriyetimizi sen kurdun.

    Hürriyeti sen yaydın içimize,
    Halkçıyız dedin halk içinden,
    İnançta hür yetiştirdin bizi,
    Borçluyuz sana ta derinden!
    Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti,
    Bu milleti temiz ellerin.
    Sana borçluyuz ta derinden
    En büyüğü Mustafa Kemallerin!


    Cahit KÜLEBİ



    ATATÜRK İÇİN


    Tuttun elimizden çıktık sefere,
    Kurtardık vatanı, milleti Atam.
    Serdik kör denilen talihi yere,
    Zaferdir savaşın nimeti Atam.

    Dağlar altımızda at oldu bizim.
    Sen dedin:-Uyan Türk! Açıldı gözüm.
    Sakarya suyundan yununca yüzüm,
    Bilindi Türklüğün kıymeti Atam.

    Duyarım, dalgalar sahili döğer,
    Sen sade bir "Paşa" olaydın eğer
    Yine kalbimizde alacaktın yer,
    Sensin bu vatanın ziyneti Atam.

    Bir eşin varmıydı civanmertlikte?
    İyi ettik sana "Ata" dedik te;
    Sevgin göğsümüzde, eller tetikte,
    Sendin bize Tanrı himmeti Atam

    Her Türk olan "Atam" der de tutuşur,
    İşitir emrini derdi yatışır;
    Kâfi bu teselli ona yetişir;
    Sana lâyık olmak niyeti Atam.


    Osman ATİLLA


    GAZİ'YE TARİH


    Onu tarihe sorun, yoktur eminim bir eşi,
    O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneş!
    Sözü halkın dilidir, gözleri hakkın ateşi,
    O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!!

    Yurdu sarmıştı karanlık, onu yırtıp atan O.
    Soğuyan kanlara bir başka hararet katan O.
    Kararan gözleri bir lâhzada aydınlatan O.
    O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!

    İnkilâp ordusu nur ordusunun rehberidir,
    Milletin şehperidir, memleketin şehperidir,
    Onu beklerdi vatan bunca zamandan beridir,
    O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!

    Ayrılıp Çankaya'dan Hazreti Gazi geliyor,
    Saçının huzmesi zulmetleri ok ok deliyor,
    Şehre kalbindeki tarihi alıp yükseliyor:
    "Bu güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!"


    Yusuf Ziya ORTAÇ
     

Sayfayı Paylaş