Atatürkü kişilik özelliklerini anlatan kısa şiirler

'Karışık Şiirler' forumunda Elfida tarafından 12 Şubat 2014 tarihinde açılan konu


  1. ATATÜRKÜM
    Sarı saçlım
    Mavi gözlüm
    Doğdun sen Selanikte
    Atatürküm.

    Biz Türk milletiyiz,
    Sahip çıkarız Türklere,
    Kendini bizler için,
    Feda ettin Atatürküm.

    Bizler borcunu ödeyemeyiz,
    Biz bu yurdu koruyoruz.
    Kendini bizler için,
    Feda ettin Atatürküm.

    ATATÜRK
    Yurdu kurtaran
    Kalbimizde yaşayan
    Bir Türk vatandaştır o

    O bizi sevindirdi
    O bize kucak açtı
    O bizim elimizi tuta tuta koştu
    Yusuf Tokmak

    ATATÜRK
    Türk'ü ölümden
    Odur kurtaran
    Odur yeniden
    Türklüğü kuran.
    Yaptığı ordu
    Düşmanı kovdu.
    Ulusu, yurdu
    Odur yaratan.
    Türk'ün dileği
    Onun ereği.
    Yüce yüreği
    Türklüğe vatan.
    Bu memleketi,
    Cumhuriyeti
    Canıyle etti
    Bize armağan.
    Atamızsın sen,
    Adımız senden.
    Yürür izinden
    Sana inanan.
    Ülküm yürüsün,
    Türklük büyüsün
    Sen Atatürk'sün
    Ey yüce Başkan!

    Hasan Ali YÜCEL


    ATATÜRK
    Atatürk dedim iptida
    Önümü ilikledim.
    Nasıl söylerim öldüğünü
    Atatürk'üm karşımda,
    Yatmış uyumuş karlar üstüne
    Kalpağı başında.
    Nasıl söylerim öldüğünü
    Çenesine uzanmış eli
    Atatürk'üm çıkar Kocatepe'ye
    Dalgın, düşünceli.
    Nasıl söylerim öldüğünü
    Elinde beyaz tebeşir
    Geçmiş tahta başına
    Atatürk'üm ders verir.
    Nasıl söylerim öldüğünü
    Başında yeni şapkası
    Yola çıkmış yürümüş
    Kalabalık arkasında
    Nasıl söylerim öldüğünü nasıl
    Bir ışık vurmuş yüzüne
    Atatürk'üm bakıyor besbelli
    Çekidüzen verelim üstümüze.
    İlhan DEMİRASLAN

    ATATÜRK
    Üstümüze gece gündüz kol geren,
    Bize güzel iyi günler gösteren,
    Türk iline yeni baştan can veren
    Kimdir diye sorarlarsa: Atatürk.
    Yurdumuzu aydınlatan sabahlar,
    Düşmanlara korku veren silâhlar,
    Tersaneler, fabrikalar, tezgâhlar
    Göze çarpan her ne varsa: Atatürk.
    Tanrı gibi görünüyor her yerde
    Topraklarda, denizlerde, göklerde:
    Gönül tapar kendisinden geçer de
    Hangi yana göz dalarsa: Atatürk.
    Babasından önce onun adını
    Öğretiyor oğluna Türk kadını,
    Ondan aldık yaşamanın tadını,
    Bahtiyarız, bahtiyarsa Atatürk.

    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL



    ATATÜRK
    Ey sanki alev saçlı zafer küheylaniyle
    Kurtardığın vatanda en yüce şehsüvarsın,
    Bir şimşek çağlayanı haliyle Türk kanıyle
    Aldığı şâna lâyık bir tarihde bir Sen varsın.
    Erişmez vasfına hiçbir rebabın sesi
    Sen yükseksin ilhamın yıldızlı göklerinden,
    Dehâdan kanatlanan kılıcının şulesi
    Ebediyette olmuş bir murassa kasiden,
    Kızıl gökte parlayan Ay-yıldız'ın nurusun.
    Sen en büyük milletin, Türklüğün gururusun
    Bu yurdun timsalisin bugün bütün cihanda
    Gözler, gönüller senin, senin şeref de şan da!
    Enis Behiç KORYÜREK

    GAZİ'YE
    İsmini eserinle nakşettin hatırlara,
    Bir zaferi yâd için kurulan taklar gibi.
    Senden bahsedecektir asırlar asırlara,
    Mukaddes bir duayı anan dudaklar gibi.
    Yurdumu çalmak için gelen cihangirleri
    Önünde secdelere getirmiştin o zaman,
    On dört milyon insana vurulan zincirleri
    Sendin tunç elleriyle parçalayan kahraman.
    Her gün bir parça daha yükselen vatanında
    Kanadlar toprağına alnından düşen terdi,
    İsmini anmak için peygamberler yanında
    Binlerce mucizenden bir tanesi yeterdi.
    Yolunda yürüyenler gözlerinde gözleri,
    Azminden hız alıyor, çelik bakışından fer;
    İsminle dolduracak asırlarca her yeri
    Bu zafer, bu mislini dünya görmemiş zafer.
    İki yıldız halinde taşıyacak gözlerin
    Dehanın ziyasını cihan ufuklarına;
    Yurdumun her taşına nakşettiğin sözlerin
    Derin uğultularla aksedecek yarına

    Yaşar Nabi NAYIR

    BÜYÜK MİSAFİR
    Bir sevinç incilemiş gözleri yaşlar yerine,
    İzi üstünde gül açmış kapanan her yaranın.
    Bir bahar yağmuru halinde derinden derine
    Çağlıyor her yanı alkışla yeşil Marmara'nın.
    Bu misafirdir, inan memleketin neyse varı,
    Böyle bir yüz mü görür bir daha fâni ömrün?
    Gelin ay Bahr-i Muhit'in köpüren dalgaları,
    Kırk asırlık yolu bir hızda alan Türk'ü görün

    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA



    ATATÜRK'ÜN CENAZESİNİ ANKARA'DA KARŞILARKEN
    Gene on beş sene evvel gibi Gazi geliyor,
    Gene on beş sene evvelki kadar yükseliyor.
    Gene başlarda oturmuş, gene göklerde başı;
    Yıldırımlar gene bir eski silâh arkadaşı.
    Ölümün bitmeyen ufkunda yatarken gene sağ;
    Bir avuç toprak olurken gene yüksek, gene dağ.
    Gene bir memleketin satveti bir tek emeli.
    Koca bir yurdu tutarken gene sapsağlam eli.

    Çürüyen göğsü için takızaferler gene dar;
    Gene sağdır, gene sağlamdır O, hem dünkü kadar.
    Ona hicranla... hayır, sade taabbütle eğil;
    Ölüdür; doğru, fakat öldüğü hiç belli değil.

    Mithat Cemal KUNTAY

    Atatürk’üm
    Batmayan bir güneşsin,
    Dağları aşıyorsun,
    Yüreklerde sel gibi,
    Çağlayıp coşuyorsun.
    Her 10 Kasım sabahı,
    Yeniden doğuyorsun,
    Kurduğun Cumhuriyetle,
    Ebedi yaşıyorsun.
    Yazan: Muharrem DEMİRBAŞ


    ATATÜRK
    Şimdi bir deniz varsa
    Pamuk tarlaları
    Rüzgârlar altında
    Şimdi bir tren geçiyorsa ovalardan.

    Buğday sarısı güneşte
    Bir kuş uçuyorsa
    Şimdi bir bayrak dalgalanıyorsa
    Aylı yıldızlı…

    Yaşamak seninle güzel
    Yaşamak bunun için büyük
    Sevgili Atatürk.
    KADİR KULAY



    ATATÜRK
    Atatürküm eğilmiş vatan haritasına
    Görmedim tunç yüzünde böylesine geceler
    Atatürk neylesin memleketin yarasına
    Uçup gitmiş elinden eski makbul çareler
    Nerde istiklâl harbinin o mutlu günleri
    Türlü düşmana karşı kazanılan zaferi
    Hiç sanmam öyle ağarsın bir daha tan yeri
    Atatürküm ben ölecek adam değildim der.
    Git hemşehrim git kardeşim toprağına yüz sür
    Odur karşı kıyadan cümlemizi düşünür
    Resimlerinde bile melül mahzun düşünür
    Atatürküm kabrinde rahat uyumak ister.
    Cahit Sıtkı TARANCI



    Atatürk

    Sen Atatürk’ü tanımazsın çocuğum
    Ne insandı o, ne insandı,
    İzmir’e gelişini görseydin,
    Ne şanlıydı o, ne şanlıydı.

    Benzerdi sana, bana
    Bizim gibiydi eli, ayağı
    Ama bir yol baksaydın yüzüne
    İçin sevgiyle dolardı.

    Vapura biniyorsak dilediğimizde,
    Sokakta geziyorsak hür,
    İyi bak dört yana,
    Atatürk’ün aklı görünür.

    ŞU SONSUZ KOŞU
    Samsun'a ayak basmış kahraman bugün,
    Çayır, çimen yeşermiş zafer yolunda.
    Davul zurna sesinde şahlanır düğün,
    Gönlüm coşup öter bir bahar dalında.

    Ata'nın rüyasına gelincikler sun,
    Emek bahçelerinin güzel gülünü.
    Bir sonsuz bir sabahtayız... o uyusun,
    Sevincimiz coşturur onun gönlünü.
    Nasıl çıkmış bir saban Samsun'dan yola
    Dağlardan dağlara o zafer türküsü,
    Şahlanıp bayrak çekmiş her eski kola,
    Taze bir bahar açmış yurdun gözünü.
    Al bayrağım Ankara kalesinde hür,
    Dalgalanmakta altın bir çağa doğru,
    Yeni kahramanlar kol kol, boy boy yürür
    Şu karlı dağlardaki bayrağa doğru.
    19 Mayıs'ın hür başına çelenk,
    Kiraz mevsimi, gençlik ayı, gül ayı.
    Bir bahar bahçesinde gönüller renk renk,
    Şu sonsuz koşuya bak, sarmış yaylayı.

    Ceyhun Atuf KANSU


    O'NUN SESİ
    Söylüyor birer güneş yakarak bağrımızda,
    Bir tarihi yolundan çevirecek sözleri.
    Yirmi milyon bakışla ışıldıyor gözleri,
    Toplayıp bir milletin bütün ümitlerini.
    Bir kan gibi gezerek yurdun damarlarını
    Bu ses bir yürek gibi her göğüste atıyor.
    Bu ses yurdu sevgiden bir kolla kuşatıyor,
    Doğmamış nesillerine kurutarak terini.
    Çelikten bir set gibi dağıtarak rüzgârı
    Aşacak üzerinden mesafeyle zamanın,
    Yanacak ocağında yarın her fabrikanın
    Ve bu sesle dönecek yarının motorları.

    Yusuf Ziya ORTAÇ



    Atatürk'ün bir saati vardı

    Atatürkün bir sözü vardı
    Yediveren gül gibi açardı
    Atatürkün bir atı vardı
    Etilerden beri yaşardı

    Atatürkün bir resmi vardı
    Buğday tarlası gibi ağardı
    Atatürkün bir saati vardı
    Durmadı
    Melih Cevdet ANDAY

    Atatürk

    Türkü ölümden odur kurtaran,
    Odur yeniden Türklüğü kuran,
    Yaptığı ordu düşmanı kovdu,
    Ulusu, yurdu odur yaratan.

    Türkün bileği, onun ereği,
    Yüce yüreği Türklüğe vatan,
    Bu memleketi, cumhuriyeti,
    Canıyla etti bize armağan.

    Beşinci Yılında

    Bir kılıçsın ki çekildin de kınından arşa,
    Koca tarihi çökerttin bu büyük kudretle.
    Bir ışıksın ki ufuklar boyu yaktın geceyi,
    Sanki bir meşalesin, gezmedesin elden ele.
    Beş asır, beş bin asır geçse de varsın mutlak,
    Ne saadet ebedilikle beraber yaşamak!

    Bir süvari geçiyor Dumlupınar’dan bu sabah,
    Esiyor şarkısı çok özlediğin "dağ başı"nın.
    Arasından süzülüp gitmedesin sen de Atam,
    Gözümüzden dökülüp incilenen gözyaşının.
    Ne yakışmış diye duyduk da gurur, Türk özüne,
    Seni bayrak gibi çektik ebedi gökyüzüne.
    Orhan Rahmi GÖKÇE

    Atamızın Karşısında

    Yaşadığın an gibi uykunda da güzelsin,
    Bugün altın yerine yakut açmış otağın.
    Varım diye güven kâinata bedelsin,
    Gün doğuyor gibisin zirvesinden bir dağın

    Selâm verdin, aksinle gözler ala boyandı,
    Hıçkırıklar bir kara dalga olup uzandı,
    Gönüller başındaki alevler gibi yandı:
    Toprağa en muhteşem Kâbe oldu durağın.
    Şuküfe NİHAL

    10 Kasım'larda

    Elveda demek son defa
    Meğer ne zormuş Atama,
    Barışmam, küstüm artık!
    Bütün 10 Kasım’lara.

    Bütün şiirler tek sana
    Okunuyor içten ağıtla,
    Barışmam, küstüm artık!
    Bütün 10 Kasım’lara.
    Birkan Soylu
     



  2. O'NSUZ
    Ah işte duyuyorum mesut günler içinden,
    Sana "sevimli yüzün asla solmasın" diyen,
    Bütün adınla dolu o coşkun şarkıları...
    - Sen öldüğün için mi şimdi bayraklar yarı?
    Görüyorum ilk defa seni gördüğüm günü;
    Altından, alkışlarla geçiyorsun bir takın.
    O gün bana gelmiştin babamdan daha yakın
    Meğer duyacakmışım bir sabah öldüğünü...
    Meğer görecekmişiz bir sabah gidişini,
    İstanbul'un önünden son defa geçişini...
    Bizler seninle nasıl, ne kadar beraberdik,
    Bizler ki az sıkılsak "O başımızda" derdik;
    Nasıl yok bileceğiz o güzel güneş yüzü?
    Ana, baba değil bu, bizler Ata öksüzü
    Tatmadık, bilmiyoruz bu bambaşka yarayı,
    Öğret bize yarabbim ah O'nsuz yaşamayı!

    Ziya Osman SABA



    DAHİ-İ TECEDDÜD'E
    Büyük gazâ, büyük zafer bu inkılâp!
    Büyük gazâ tagallübe...
    Büyük zafer taassub u teseyyübe
    Gazâ-yı Mustafa Kemal
    Evet, cehalete ilmin bu bir büyük zaferi.
    Cihan - şümül olacaktır onun bu şaheseri!
    Yarın bu seyre denir kahramanların seferi...
    Kuvâ-yı Mustafa Kemal
    Dehâ-yı Mustafa Kemal!
    Abdülhak Hamid TARHAN



    MUSTAFA KEMAL'DEN KONUŞTUK
    -Bir Nine Söyledi-
    Anlatması güçtür oğul,
    O ilk gençlik dünyamızın
    Masal kahramanıydı.
    O her genç kızın
    Düşlerindeki altın saçlı yiğit,
    Biliyorduk O'nun bastığı kara toprakta
    Otlar yeşerecekti.
    Anlatması güçtür oğul,
    Bir kara duman sarmıştı yurdumuzu;
    Dört koldan hain düşman sürüleri,
    Dört koldan vahşet, keder.
    Ama yitirmedik umudumuzu,
    Biliyorduk mavi gözlü kahraman
    Bir gün gelecekti...
    Özker YAŞIN




    GİDİYOR
    Gidiyor, rastgelmez bir daha tarih eşine;
    Gidiyor on yedi milyon kişi takmış peşine!
    Gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla;
    Gidiyor, göğsünü çepçevre saran bayrakla.
    Gidiyor, izleri üstünde birikmiş yaşlar;
    Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar.
    Gidiyor, harbin o en korkulu aslan yelesi;
    Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meşalesi!
    Yine bir devr açacakmış gibi en başta o var;
    Haykıran seste o var, sessiz akan yaşta o var.
    Siliyor ruhunun ulviliği fani etini,
    Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini.
    Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça;
    Büyüyor gitgide gözlerden uzaklaştıkça.

    Orhan Seyfi ORHON



    GAZİ'YE TARİH
    Onu tarihe sorun, yoktur eminim bir eşi,
    O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneş!
    Sözü halkın dilidir, gözleri hakkın ateşi,
    O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!!
    Yurdu sarmıştı karanlık, onu yırtıp atan O.
    Soğuyan kanlara bir başka hararet katan O.
    Kararan gözleri bir lâhzada aydınlatan O.
    O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!
    İnkilâp ordusu nur ordusunun rehberidir,
    Milletin şehperidir, memleketin şehperidir,
    Onu beklerdi vatan bunca zamandan beridir,
    O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!
    Ayrılıp Çankaya'dan Hazreti Gazi geliyor,
    Saçının huzmesi zulmetleri ok ok deliyor,
    Şehre kalbindeki tarihi alıp yükseliyor:
    "Bu güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi!"

    Yusuf Ziya ORTAÇ


    GAZİMİZE
    Büyük küçük her ferdi asırlarca bu yurdun
    Emekleyip dururken köhne izler üstünde;
    Sen o kartal pençenle tutup bizi uçurdun
    Aşılamaz ne dağlar, ne denizler üstünde.
    Kurur senin nurunla izleri gözyaşının,
    Düşmanları titretir çatılışı kaşının.
    Bir güneş tesiri var o ilâhi başının
    Karanlıklara düşmüş ümitsizler üstünde.
    Sen çürümüş, dağılmış bir cesede can kattın:
    Mezarından çıkarttın, semalara fırlattın;
    Yeni baştan şerefli bir âlemi yarattın:
    Bu derece hakkın var senin bizler üstünde.
    Titriyor İstanbul'un sevinçle her bucağı,
    "Gel!" diyor bir el gibi sana vatan sancağı;
    Kapanıp öpmek için basacağın toprağı,
    Bütün şehir bekliyor seni dizler üstünde.

    Orhan Seyfi ORHON


    DOLMABAHÇE
    Sönmüş her ışık kubbenin altında kederden,
    Gülmez o hayal ufka bakıp pencerelerden.
    Hiçbir cama vurmaz, o kızıl dalgalı saçlar,
    Yaprakları düşmüş düşünür yorgun ağaçlar.
    Yollarda çakıllar bile sızlar adım atsan
    Kuşlar konacak avcuna halsiz... el uzatsan!
    Küsmüş gibi her şey elimizden güne, fecre,
    Bir zindana benzer güneşin battığı hücre.
    Sahil boyunun dar kapısından girecek çok,
    Mermer sarayın ön kapısından çıkan er yok.
    Bilmiş gibi içlerdeki ye'sin nedir aslı,
    Rıhtımdaki ıslak kara taşlar bile yaslı.
    Öksüz mü saray, hasta mı yol, içli mi bahçe?
    Matem mi sunar gökte bulut, daldaki serçe?
    Ay yıldızı aldık da senin üstüne sardık,
    Ey dertli saray! Kâbe mi oldun bize artık?
    Dehlizlere girsek ve bağırsak: Ata! Gazi!
    Bir ses gelecektir bize eyvah: O da mazi!

    Edip AYEL



    ATAM
    Bir yüz tanıdım ruhuma nakşoldu zamanla,
    Bir yüz ki bütün hatları şimşekle doluydu,
    Ben yalnız onun resmine daldım heyecanlı,
    Benden çocuğum yalnız onun şi'rini duydu.
    Bir hüzne bürünmüştü cenazeyle düğünler,
    Bir damla yaş olmuştu denizler gözümüzde.
    Hasretle bakarken gecenin rengine günler,
    Seyretti yanan gözleriniz fecri o yüzde.
    Tarih onun emriyle kımıldandı yerinden,
    Birkaç yıla toplandı hemen birçok asırlar.
    İsa eli geçmiş sanılır yurt üzerinden,
    Gül bahçesi olmuş dün ayak bastığı yerler.
    Ondan geliyor, her günümüz başka baharsa,
    Ondandır, ufuklarda ne ürperme, ne gam var...
    Kalbim nefesim dursa, düşüncem sona varsa,
    Dünyayı unutsam da unutmam bir Atam var.

    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL




    ASIRLARCA
    -Dünyanın en büyük ölmezine-
    Ufkunda doğacağım, ufkunda batacağım;
    Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım.
    Ben de giyersem eğer bir gün deha tacını
    "İstersen çiğne" diye önüne atacağım...
    Söndüğünü görsem de bin "meşale emel"in
    Ebediyet yolumuz, öyle elimde elin...
    Ak düşen saçlarınla nur kattığın heykelin
    Hamuruna harç diye kanımı katacağım.
    Yansam da masalların "Aşık Kerem"i gibi,
    Bu aşk ölmez öyle her gönül veremi gibi!
    Şöhretin okyanuslar aşarken gemi gibi;
    Ben dalga gibi ayak ucunda yatacağım
    Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım!

    Behçet Kemal ÇAĞLAR