Atatürke yazılan şiirler

'En Güzel Şiirler' forumunda ZORBEY tarafından 1 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu


  1. Atatürk adına yazılmış şiirler
    Ata ya yazılan şiirler


    Mustafa Kemal'in Kartalı

    Masaldı dağlar, taşlar gerçekten masaldı ha
    Geçiyordu Mustafa Kemal Çamlıbel'den.
    Yabanın kurdu kuşu seyrine inmiştiler
    Kara pençelerle, ak gagalarla.
    Susmuştu yeryüzü efsaneler içinde
    Masaldı dağlar, taşlar gerçekten masaldı ha.

    Ona iyce yaklaşan kocaman bir kartaldı ha
    Bakır kızıllığındaydı tüyleri, kor alevindeydi gözleri
    Kondu ilk kayaya, düşen bir rüzgar parçası gibi
    Sevgiyle bakıştılar
    Tanış çıktılar sanki kainatlar üstünde
    Ona iyce yaklaşan kocaman bir kartaldı ha.

    Kartal uçup gidince ortalık boşaldı ha
    Kayboldu mucizesi havaların.
    Neydi, nasıl bir parıltıydı, bilemedi kimseler
    Kimin aşkıydı, inmişti semalardan toprağa, paşam?
    Kalmadı sonsuzluk, haşmet, gurur
    Kartal uçup gidince ortalık boşaldı ha.

    Aman aman bu kartal vallahi bir faldı ha
    Vatan göklerinden vatana söyler:
    Kocaman zafer bayraklarının geleceğini
    Kocaman günlerin ucunda.
    Anladı Mustafa Kemal, kimseye söylemedi
    Aman aman bu kartal vallahi bir faldı ha.

    Mustafa Kemal'i de Mustafa Kemal'di ha
    Unutmadı kartalı hiç.
    Gün doğarken kızaran yamaçlarda aradı
    Bekledi kanat seslerini fırtınalardan.
    Kartal değilse de kartal vefalıydı
    Mustafa Kemal'i de Mustafa Kemal'di ha.

    Artık bütün mevsim yapraksız bir daldı ha
    Yoktu Mustafa Kemal'in umduğu
    Gelmiyordu kartalı geriye şahikalardan
    Üç yıldır gelmiyordu.
    Konmuyordu büyük habercisi zaferin
    Artık bütün mevsim yapraksız bir daldı ha.

    Kanatları amma da al aldı ha
    Hangi şehitler seslenmiş belli değil.
    Bir 30 Ağustos günü göründü Mustafa Kemal'in kartalı
    Koca kanatlarını çırptı boşluğa
    Sallandı gök
    Kanatları amma da al aldı ha.

    Fazıl Hüsnü Dağlarca



    ONUNDUR

    Ne yaptığını ne yapacağını bilendi Atatürk
    Halktan daha ulu soy yoktu gözünde
    Kesinkes ulusal egemenlik
    Halk yönetimi onundur

    Kaldırır ululuk aldatmacasını tüm
    Ne denli köhnelik yobazlık yozluk varsa
    Laiklik içinde gerçek din duyarlığı
    Türk kadınını yücelten istem onundur

    Tarihimizi temele kökene boyutlayan
    Türk'ün düşüncesini sanatıyla bir tutan
    Türkçemizi anlatımda ışıklara büründüren
    Kafamız yüreğimiz soluğumuz onundu

    Hiç bir akıma benzemez ondaki görüşler
    Kendi çerçeveledi kendi yorumladı
    En yeni bilimdir tekniktir Atatürkçülük
    Bu çağın çok ötesinde bir çağ onundur

    Oğuz Kazım Atok


    AĞLAYALIM ATATÜRK'E


    Ağlayalım Atatürk'e
    Bütün dünya kan ağladı
    Süleyman olmuştu mülke
    Geldi ecel, can ağladı

    Doğu batı cenup şimal
    Aman tanrı bu nasıl hal
    Atatürk'e erdi zeval
    Memur mebusan ağladı

    Atatürk'ün eserleri
    Söyleyecek bundan geri
    Bütün dünyanın her yeri
    Ah çekti, vatan ağladı

    Fabrikalar icat etti
    Atalığın ispat etti
    Varlığın Türke terketti
    Döndü çarh devran ağladı

    Bu ne kuvvet, bu ne kudret
    Var idi bunda bir hikmet
    Bütün Türkler İnön'İsmet
    Gözlerimiz kan ağladı

    Tren hattı tayyareler
    Tükler giydi hep kareler
    Semerkantla Buharalar
    İşitti her yan ağladı

    Siz sağ olun Türk gençleri
    Çalışanlar kalmaz geri
    Mareşalin askerleri
    Ordular tümen ağladı

    Zannetme ağlayan gülmez
    Aslan yatağı boş kalmaz
    Yalnız gidenler gelmez
    Her gelen insan ağladı

    Uzatma Veysel bu sözü
    Dayanmaz herkesin özü
    Koruyalım yurdumuzu
    Dost değil, düşman ağladı

    Aşık Veysel
     



  2. Cevap: Atatürke yazılan şiirler

    10 KASIM TÜRKÜSÜ

    Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler
    Bozkır ovalarına, Erciyes'e, Ağrı'ya
    Ulusun egemen olduğunu
    Özgür olduğunu
    Haykıracağım haykıracağım işte
    Senin sustuğunca!

    Yolunda yürüyeceğim Atatürk;
    Ana baba oğul kız
    Dere tepe bucak köy
    Yeryüzü yaşamalarımla değil
    Oralarda, senin gittiğince!

    Atatürk, taşıyacağım
    Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al
    Senin taşıdığını;
    Yurdun gök ülküsü
    Dalgalanırken
    Senin bayrağını yücelteceğim.
    Senin çıktığınca.

    Fazıl Hüsnü Dağlarca

    MUSTAFA KEMAL’İN KAĞNISI

    Yediyordu Elif kağnısını
    Kara geceden geceden.
    Sanki elif elif uzuyordu, inceliyordu
    Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
    İnliyordu dağın ardı, yasla
    Her bir heceden.

    Mustafa Kemal'in kağnısı derdi kağnısına
    Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
    Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik
    Nam salmıştı asker içinde.
    Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü
    Doğrulmuştu yola önceden önceden.

    Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif
    Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar.
    Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı
    Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra
    Gecenin ulu ağırlığına karşı
    Hafiftiler, inceden inceden.

    iriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında.
    Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri
    Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim;
    Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına
    Alın yeşilini kapmıştı, geçirmişti
    Niceden niceden.

    Durdu birdenbire, Kocabaş, ova bayır durdu
    Nazar mı değdi göklerden, ne?
    Dah etti, yok. Dahha dedi, gitmez
    Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacur gucur
    Nasıl durur Mustafa Kemal'in kağnısı.
    Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden

    Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş
    Süs beni, öldür beni, koma yollarda beni.
    Geçer, götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin
    Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
    Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
    Düşerim gerilere iyceden iyceden.

    Kocabaş yığıldı çamura
    Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
    Örtüldü gözleri örtüldü hep.
    Kalır mı Mustafa Kemal'in kağnısı bacım
    Kocabaş'ın yerine koştu kendini Elifçik
    Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden

    Fazıl Hüsnü Dağlarca


    ON KASIM’LARDA YÜRÜMEK


    Atatürk'üm işte 10 Kasım yine
    Dalgalanır ağaçlarla oğullar
    Dalgalanır oğullarla nineler
    Dalgalanır ninelerle genç kızlar
    Özlemin ta yüreğime işlemiş
    Seni bulmak, seni görmek için ben
    Bütün toprakaltıyla barışacağım

    Ereceğim sana usta, barışta, başarıda
    Öyle
    Güçlüsün ki
    Güçleneceğim
    Öyle yücesin ki, yüceleceğim
    Düşüne düşüne seni kocaman kocaman
    Dağlara, dağlara karışacağım

    Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz
    Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün
    Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt
    Sanki ellerim gece
    Sanki ellerim gündüz
    Yazacağım seni daha, bir daha
    Ben senin ölümünle yarışacağım

    Fazıl Hüsnü Dağlarca
     



  3. Cevap: Atatürke yazılan şiirler

    MUSTAFA KEMALLER TÜKENMEZ

    Tükenir elbet
    Gökte yıldızlar denizde kum tükenir
    Bu vatan bu topraklar cömert
    Kutsal bir ateşim ki ben sönmez
    İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

    Ben de etten kemiktendim elbet
    Ben de bir gün göçecektim elbet
    İki Mustafa Kemal var iyi bilin
    Ben işte o ikincisi sonsuzlukta
    Ruh gibi bir şey görünmez
    İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

    Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda
    Bilimin yapıcılığın aydınlığında
    Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben
    Evrensel yepyeni buluşlarda
    Geriliği kovmuşum ben dönmez
    İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

    Başın mı dertte beni hatırla
    Duy beni en sıkıldığın an
    Baştan sona her şeyiyle bu vatan
    Sakın ağlamasın kasımlarda
    Fatihler, Kanuniler ölmez
    İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

    Halim Yağcıoğlu

    ATATÜRK’LE

    Okullara gidiyor çocuklar
    Önlükler içinde
    Çantaları ellerinde
    O'nunla birlikte

    Sarı sarı mor mor
    Dağlarda çiçekler açıyor
    Nisanın ilk günlerinde
    O'nunla birlikte

    Nine Hatun Telgrafçı Hamdi
    Kara Yılan Halide Onbaşı
    Doğarlar yine
    O'nunla birlikte

    Yazıyoruz adını gün gün
    Elle beyinle yürekle
    Yurt yüzeyine
    O'nunla birlikte

    Sabutay Hikmet


    ATATÜRK


    Atatürküm eğilmiş vatan haritasına
    Görmedim tunç yüzünü böylesine geceler
    Atatürk neylesin memleketin yarasına
    Uçup gitmiş elinden, eski makbul çareler

    Nerede İstiklal harbinin o mutlu günleri
    Türlü düşmana karşı kazanılan zaferi
    Hiç sanmam, öyle ağarsın bi daha tan yeri
    Atatürküm ben ölecek adam değildim der

    Git hemşerim, git kardeşim toprağına yüz sür
    O'dur karşı kıyıdan cümlemizi düşünür
    Resimlerinde bile melül mahzun görünür
    Atatürküm kabrinde rahat uyumak ister

    Cahit Sıtkı Tarancı
     



  4. Cevap: Atatürke yazılan şiirler

    NÖBETÇİ MİLLET

    Yaradan hey Yaradan!
    Dört yıl değil bin yıl geçse aradan
    Sensin ateş diye kanımızdaki
    Sesin ışık diye önümüzdeki!
    Ey yanımızdaki
    Beş on mermere, bir avuç toprağa sığan
    Sınırsız mavi umman hey!
    Yeni kıyılar bulur, yeni yarlar kazardın
    Sen her köpürüp taşmanda;
    Her konuşmanda
    Milletin alın yazısını yeniden yazardın.
    Bakışların inanmayanı ezerdi
    Sağ kolun bir tırpana benzerdi:
    Başlardı yurt tarlasında düşüncenin hasadı.
    Cümlelerin ya örsten kalkardı
    Ya çıkardı kından.
    Başak saçların sarkardı harman alnından:
    Halk, biçilmiş ekin gibi, düşerdi dizlerine.
    Milyonlar katılırdı sözlerine
    Mıknatısa koşan zerreler gibi.
    Köhne kanaatler, köhne küreler gibi
    Sözünde çarpışıp düşerdi.
    Tam sustuğun gün kıyamet oldu
    Tam konuştuğun anlarsa mahşerdi:
    Rab, gökte "dinleyin" derdi meleklerine;
    Yıldızlar girerdi yeni mahreklerine;
    Nehirler kavuşurdu yeni denizlerine:
    Halk biçilmiş ekin gibi düşerdi dizlerine.
    Şimdi nöbetçi olmak için Anıtkabrine
    Tamamlayabilmek için tavafını
    Sarmış yalın kılıçlar gibi etrafını
    Tutuyor nöbet.
    Bu millet:
    Bu, vaktiyle ayaklarını ummanlar yalayan
    Bu, üç kıtayı atının nallarıyla damgalayan
    Bu, Timur'u, Atilla'yı, Oğuz'u
    Bu, Yıldırım'ı, Fatih'i, Yavuz'u
    Bu, seni yetiştiren ulu millet.
    Vakar ve haysiyetle dimdik
    Uyanık, tetik
    Anıtkabrinde tutuyor nöbet.
    Dünya dönüp dolaşıp
    Boğazlaşıp dalaşıp
    Ergeç ve ancak
    Milli misaklarda karar kılacak.
    Ey en büyük usta!
    Düşünen olmadı bu hususta
    Senden evvel ve senden ileri.
    İlk müjdeyi, ilk haberi
    Senden almıştı cihan
    Ta o zamandan
    Anlayamadığına yansın.
    Sen, dünyanın dönüp dolaşıp geleceği
    Uğrunda milyonların seve seve öleceği
    En büyük maksat için
    Dünyaya ilk karşı koyansın.
    Nasıl içimizdeysen bütün varınla
    İşte öylece dünya davalarındasın!
    O ışık saçların, o alev sözlerinle
    O gök gözlerinle sen.
    Ey ıssız geceler içinden
    Bize eşsiz sabahı getiren!
    Ey asırlardır dul bayrağın eşi
    Ey geceyarılarımızın güneşi
    Ey ışık saçlar
    Ey yele kaşlar
    Ey çekilmiş hançer bakışlar
    Ey fikri döven şakaklar
    Ey kalem parmaklar
    Ey ay-yıldızlı el
    Ey en güzel
    Ey en büyük
    Ey Atatürk!
    Getir dudaklarını bir bir alnımıza koy
    Dağlansın ateşinle bu soy.
    Oy Atatürk oy...
    İrkilmez Ata çocuğu irkilmez:
    Zaptedilmez, Atam, zaptedilmez
    Biz varken senin hisarının burçları:
    Bakışlarımız kılıç uçları
    Bekliyoruz devrimini biz.
    Çökmeyeceğiz diz
    İsterse hayat zehrolsun
    İsterse refah kahrolsun
    İsterse kurşun düşsün yanımıza belimize
    İsterse geçinmek için bir dilim
    Kuru ekmek geçmesin elimize.
    Halel gelmez bizim ateşimize;
    Dünya düşse peşimize
    Yer sarsılsa yerinden
    Ne senden geçeriz, ne senin eserinden.

    Behçet Kemal ÇAĞLAR

    ONSUZ

    Ah işte duyuyorum mesut günler içinden
    Sana "Sevimli yüzün asla solmasın" diyen
    Bütün adınla dolu sevinç şarkıları...
    - Sen öldüğün için mi şimdi bayraklar yarı!
    Ah işte görüyorum seni gördüğüm günü
    Altından, alkışlarla geçiyorsun bir tak'ın
    O gün bana gelmiştin babamdan daha yakın.
    Meğer duyacakmışım bir sabah öldüğünü...
    Meğer görecekmişim bir sabah gidişini
    İstanbul'un önünden son defa geçişini...
    Bizler seninle nasıl, ah nasıl beraberdik
    Bizler ki az sıkılsak "O başımızda" derdik
    Nasıl yok bileceğiz, O güzel güneş yüzü
    Ana, baba değil bu, bizler Ata öksüzü...
    Tatmadık, bilmiyoruz bu bambaşka yarayı
    Öğret bize yarabbi, ah O'nsuz yaşamayı...

    Ziya Osman Saba

    HAVZA YOLLARINDA MUSTAFA KEMAL


    Mahmur dağının başında bir duman bir duman
    Mustafa Kemal'in başında daha bir duman
    Dağ düşünür gündüz gece başından duman gitmez
    Mustafa Kemal düşünür gündüz gece başından duman gitmez
    Dağların başından duman eksik olmaz
    Soy yiğidin başından duman eksik olmaz

    Mahmur dağının dumanlarına baktı da dedi
    Mustafa Kemal, Köroğlu olmak ne güzel şu dağlarda
    Tutmak gece gündüz denizlerin yolunu, yol vermemek
    Üşümek, ateş yakmak, yola düşmek ne güzel
    Bölmek orta yerlerinden gemilerin getirdiği güneşi
    Bir sana bir bana sermek ne güzel

    Çakal dağının eteğine vardı ki Mustafa Kemal
    Vakit alaca karanlık, dağın eteğinde bir kahve
    Kahvede düze inmiş eşkıya, Karadeniz uşakları
    Kaynıyor Erzurum işi semaver, çay demleniyor
    Uyanmış su gözleri adamların susuz gözleri sıcak
    Mustafa Kemal baktı, tanıdı hepsi halk

    Oturdular, hep beraber çayı içtiler
    Ordan burdan, dereden tepeden konuştular
    Sabah güneşi gelip bağdaş kurdu bir yana
    Yarı karanlıktı yüzleri birden aydınlandılar
    Acı çekmiş, susamış, dağ çizgileri sert
    Mustafa Kemal'in gözlerinde tek tek ışıdılar

    Çıktı kavak yaylasına oh, dedi Mustafa Kemal
    Ölmez be, insan bu vatanı sevince
    Halk kokusudur güller çimenlerden gelir
    Ovaları sürenler aşağıda, ormanlarda bıçkı sesleri
    Dağılmış Mahmur dağının dumanları
    Çekip cümle türküleri bir dere ışıltısıyla akar

    Havzaya vardım ki, kulağımızı koyalım bir
    Bağımsız yaşamak diyelim bir, dinle ne ses verir
    Havza pazarına inmiş allı morlu köylüler
    Çıkarlar ormanlardan gizli gizli, çağıralım bir
    Gelirler toplanırlar ateşimize onlar için yaktık
    Özgür yüreklerinin soluğunu üflesinler bir

    Sevelim dedi, Mustafa Kemal, sevelim bir
    Selam verelim bir, selam alalım bir
    Halk olmak ne güzel şeydir arkadaşlar
    Şu sabah çayını içelim bir kardeşçe sıcak
    Yüzümüzü yunalım şu derede bir
    Sonra kursunlar darağacını kavgamıza
    Asarlarsa assınlar bizi düşlerimizden!

    Ceyhun Atuf Kansu
     



  5. Cevap: Atatürke yazılan şiirler

    ATATÜRK’E AĞIT

    Edirne'den Ardahan'a kadar
    Bir toprak uzanır
    Boz kanatlı üveyikler üstünde uçar
    Ardahan'dan Edirne'ye
    Edirne'den Ardahan'a kadar

    Kopdağı'nda akar bir çeşme var
    Serçe parmak kalınlığında suyu
    Haram etmiş gece gündüz uykuyu
    Akar da akar

    Samsun'un evleri denize bakar
    Sokakları yosun içinde
    Çaparlar, takalar, manavlar
    Bilyalar gibi suyun yüzünde
    Bir iner bir kalkar

    İstanbul'da bir yâr sevdim
    İnsanı günaha sokar

    Savaştepe köprüsünden geçen tirenler
    Sel olur İzmir'e akar
    İzmir'in denizi kız, kızı deniz
    Sokakları hem kız hem deniz kokar

    Güneyde mis kokulu bir ağaç
    Yuvarlak yaprakları ince
    Yaz gelip de güneş vurunca
    Dallarından bal akar

    Bu toprak bizim yurdumuzdur
    Deli gönül yücesine çıkar
    Bir üveyik olur uçar gider
    Ardahan'da Edirne'ye
    Edirne'den Ardahan'a kadar

    Cahit Kulebi

    MUSTAFA KEMAL'İ DÜŞÜNÜYORUM


    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Yeleleri alevden al bir ata binmiş
    Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
    Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri...

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
    Destanlar yaratıyor cihanın görmediği
    Arkasından dağ dağ ordular geliyor
    Her askeri Mustafa Kemal gibi.

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
    Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
    Al bir ata binmiş yalın kılıç
    Koşuyorlar zaferden zafere...

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Ölmemiş bir Kasım sabahı!
    Yine bizimle beraber her yerde.
    Yaşıyor dört köşesinde vatanın
    Yaşıyor damar damar yüreklerde.

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum:
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
    Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum.
    Uykularıma giriyor her gece.
    Elllerinden öpüyorum.

    Ü.Yaşar OĞUZCAN

    ÖĞRETMEN ATATÜRK

    Yine derse giriyorsun Samsun kapısından
    Selâmlıyor, seviyor tek öğretmenini
    İl il, köy köy, can can
    Tüm Anavatan.

    Hemen başlıyor mutlu ders
    Erzurum'dan
    Sonra derinleşiyor volkan-öğütle
    Sivas'taki son oturumdan.

    Bütün memleket tek sınıf
    Bir yön bayrak, bir yön tan
    Öyle bir ödev veriyorsun ki öğretmenim
    Süngü-kalemle başlıyoruz Afyon'dan.

    Sınıfımız her an kutlu bir savaş
    Öğretiyor, eğitiyorsun Ankara'dan
    Hep birden söylüyoruz özgürlük türkümüzü
    Vatanın uzaklıkları kalkıyor da aradan.

    Mavi gözlerin hep barış barış
    Mavi yüceliğin hep duman duman
    Öyle alev alev bir ders ki
    Yanıyor, yanması gerektiğinde her düşman.

    Anlatış tadı, kıvam kıvam öz
    Son bölüm: İlk hedef, Dumlupınar'dan
    Kocatepe, yalnız coğrafya değil
    Dağ dağ ateş yağdırıyorsun her damla kandan

    Öpüyorsun hepimizi göz göz
    Şehitler birinci geldikçe hep destan destan.

    Yağmurlaşıyoruz er er Akdeniz'e
    Ektiklerini biçiyorsun İzmir yollarından
    Bir özgür meyva doğuyor Türklüğümüze
    Tattırıyorsun utku yemişi utku dallarından.

    Öğrenmeye son yok
    Cumhuriyet, bir ders aynı konudan
    Öğrendikçe özleşiyoruz da hep geçiyoruz
    Senin yarattığın vatan-kanıdan.

    Anlatıyorsun açık ve seçik
    Yıkılıyor her gölge fikir-kurşundan
    Dövüyorsun her yüreği örsünde devrimlerin
    Tümleniyor her eksik, yaratan vuruşundan.

    Yaşatarak öğretmek senin elinde
    Sonsuz ders, tek hayat, bize bayraktan
    Seni özledikçe bellemek güzel
    Fikir-toprak oldu vatan, gerçek topraktan.

    Sor bize her şeyi, konuşsun her öz
    Başlayı versin en zor imtihan
    Özgürlük güneşin ilk cevap, inan
    Ey vatan-sınıfta ey Ata-vatan!..

    İ. Zeki BURDURLU