Atatürk ve Türk Musıkisi

'Mustafa Kemal Atatürk' forumunda YAREN tarafından 14 Ağustos 2010 tarihinde açılan konu


  1. Atatürk ve Türk Musikisi,Atatürk ve Türk Müziği,Atatürkün türk müziğine verdiği önem,

    ATATÜRK VE TÜRK MUSİKİSİ
    [​IMG]

    Bilindiği gibi Atatürk,Selanik’te doğmuştur. Delikanlılık çağına erişip arkadaşları ile eğlence yerlerine gitmeye başladığında, ilk gittiği lokal Selanik’te Türk Musikisi icra edilen lokaller olmuştur. B salonlarında Selanikli Ahmet, Kanuni Fethi ve o devrin ünlü hanendelerinden Mustafa ile Necmi beyleri dinleye dinleye Türk Musikisine gönül bağlamış ve yaradılışındaki incelemecilik ve araştırmacılık tutkusu ile bilhassa Rumeli folkloruna ait bir çok türküleri söylemeyi öğrenmiş ve türküleri hayatı boyunca söyleyip öğretmiştir. Nitekim hicaz makamından;

    Pencere açıldı Bilal oğlan piştov patladı
    Varın bakın kanlı Bilal yine kimi hakladı
    Allı yemeni Bilal oğlan pullu yemeni
    Bir bahçeden bir bahçeye salla yemeni
    Ben sana varmam Bilal oğlan ben sana varmam
    Yedi yıl karşımda dursan yine sana yalvarmam

    Yine hicaz makamından;
    Mayadağdan kalkan kızlar
    Al topuklu beyaz kızlar
    Yarimin yüreği sızlar
    Eğlenemem, aldanamam
    Vardar ovası, vardar ovası
    Kazanamadım rakı parası
    Mayadağ’ın yıldızıyım
    Ben ninemin bir kızıyım
    Efendimin sağ gözüyüm
    Eğlenemem, aldanamam
    Ben bu yerlerde duramam
    Vardar ovası…

    Başka Rumeli türkülerinden

    Manastır’ın ortasında var bir havuz
    Aman havuz canım havuz
    Manastır’ın kızları hepsinden yavuz
    İçer çalar oynarım

    Güfteli Rumeli türkülerini Atatürk bizzat bizlere öğretmiş notaya aldırmış ve nota kitaplığımıza bu üç Rumeli türküsünü bizzat kazandırmıştı. Hatta son yazdığım “manastır’ın ortasında var bir havuz” güfteli türküyü Atatürk , Nuri Conker , Tahsin Uzer beylerle beraber kelime kelime hatırlayarak notaya aldırmış ve bize daima çaldırmış ve kendileri de söylemişlerdir.

    Bu suretle Atatürk daha Selanik’te genç bir delikanlı iken musikimizle ilgilenmişler, bazı şarkı ve türküleri öğrenerek özel meclislerinde bizzat söylemiş ve söyletmiştirler
    Tekirdağ milletvekili Cemil Bey(Uybadın) beni davet ederek bana şu bilgileri verdi;
    Atatürk manastır askeri Lisesi’ni bitirip İstanbul’daki Harbiye okuluna geldikten sonra, okulda bir musiki topluluğu kurmuş ve bu toplulukta bizzat şarkı söylermiş. Nitekim bize nüansı, bazı musiki kaidelerini bizzat kendileri öğrettiler. Bir gece;

    -Gazel nedir? Diye bir soru sordular.

    Arkadaşlar kendilerine göre bazı cevaplar verdiler. Verilen cevapların hiçbiri kendilerini memnun etmemiş olacak ki;

    -Gazel bir hanendenin makam kaideleri içinde ve usul kaideleri dışında duygularını serbestçe ifade etmesidir, diye bir gazel tarifi yaptılar.

    Bugün musikimizle uğraşan pek çok aydın sanatçımız vardır. Bunların çoğunun gerek musiki alanında, gerek genel kültür dallarında yüksek öğrenim yapmış olmalarına rağmen “gazel”in bu kadar açık ve rahat bir tarifini yapabileceklerini sanmam
    İşte Atatürk, Harbiye’ye geldikten sonra amatör musiki topluluğu içinde ve ders saatlerinin dışında musikimizle bizzat uğraşmışlar ve ünlü besteci Giriftzen Asım Bey de o tarihlerde bu topluluğun musiki öğretmenliğini yapmış.

    Ankara’da Riyaseti Cumhur Musiki heyeti kurulup hemen hemen her akşam saz topluluğu Atatürk’ün yüksek huzurlarında bulunduğu sırada bir husus dikkatimi çekmişti; Atatürk bilhassa Giriftzen Asım Bey’in iki şarkısını, Civan Ağa’nın nihavend makamında bir şarkısını, Saba ve bestenigar makamında yedi sekiz şarkıyı çok iyi biliyorlar ve değme hanendenin okuyamayacağı şekilde usulüne ve üslubuna göre okuyorlardı. Atatürk’ün Asım Bey’den musiki dersi aldığını bu müşahadeye ekleyince bir hakikat ortaya çıkıyor ki, Atatürk, Türk musikisini bizzat öğrenmişler ve zaman zaman çevresine öğretmişlerdir.
    Atatürk ve Türk Musikisi, Hisar dergisi, 1970​