Atatürk siyasi hayatı

'Tarih Bölümü' forumunda YAREN tarafından 25 Kasım 2010 tarihinde açılan konu


  1. Atatürkün Siyasi Hayatı

    Mustafa Kemal siyasi hayatı ve bu konudaki isabetli görüşleri ile de dikkati çeken bir önderdir. Siyasi konulara ilgisi harp okulunda başlar. Harp okulunun bitiminde sadece subaylığa değil, gelecekte girişeceği atılımlara da hazır duruma gelir. Osmanlı Devletinin kaçınılmaz görünen sonu hakkında daha açık görüşlere sahip olur. Düşüncesine göre hürriyetçi bir girişim gerekli idi. Ancak bu girişim sadece hürriyeti amaç edinmemeli, ülkenin kurtuluşunu da kapsamalıydı.Mustafa Kemal Harp Akademisinde siyasi olaylarla daha yakından ilgilenir. Arkadaşları iel el yazması gazete çıkarmakta, konferanslar vermektedir. Mustafa Kemalin bu faaliyetleri yöneticilerin gözünden kaçmamış Harp Akademisini bitirdiğinde bir nevi sürgün olarak Şamdaki 5. Orduya atanmıştır.(1905)

    Mustafa Kemal siyasi faaliyetlerine Şamda da devam eder. Burada Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurar.Cemiyetin amacı ülkeye hürriyetçi ve halkın temsil ettiği bir yönetimi getirmektir.Ancak bu düşüncelerini ülkenin gözden uzak bir bölgesi olan Şamda gerçekleştirmenin zor olduğunu görmüştür.Bu iş için en uygun yer olarak Makedonyayı görmektedir.Bu amaçla gizlice Selanike Vatan Ve Hürriyet Cemiyetinin bir şubesini açtı.Daha sonra Selanikte III: Orduya atanan Mustafa Kemal bir süre sonra İttihat ve Terakki Cemiyetine girdi.Cemiyetin Makedonyada örgütlenmesi için büyük çaba harcadı. Mustafa Kemal bir süre sonra görüş ayrılığından sonra İttihat ve Terakki yöneticileri ile arası açılır.Bu görüş ayrılığı 31 Mart Vakasının bastırılmasından sonra net olarak ortaya çıkmıştır.Mustafa Kemal 31 Mart Olayının bastırılması üzerine ordunun görevini tamamladığını bundan sonraki işlerin sivil yöneticilere bırakılmasını ve ordunun siyasete karıştırılmamasını ister.Balkan Savaşlarında uğranılan yenilgiler bu konuda ne kadar haklı olduğunu kanıtlar.

    Milli Mücadele yıllarında siyasi görüşleri daha da olgunlaşan Mustafa Kemalin Türk milletinin yapısına ve geleneklerine en uygun gördüğü yönetim şekli demokratik ve laik cumhuriyet olmuş ve bu amacı gerçekleştirmek yolunda çaba büyük çabalar harcayarak bu günkü devletimizin sahip olduğu sistemin temellerini atmış bu sistemin kurucusu olmuştur.
    Kaynak: Kemal KARA, Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Önder yayıncılık,İstanbul 2000