Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

'Mustafa Kemal Atatürk' forumunda Wish tarafından 14 Ağustos 2010 tarihinde açılan konu


  1. Atatürk Müzeleri
    Türkiyede Bulunan Atatürk Müzeleri
    Türkiyedeki Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi


    Adana Atatürk ve Kültür Merkezi

    Adana - Atatürk ve Kültür Müzesi, Eski Suphi paşa konağında 1982 yılında düzenlenerek ziyarete açılmıştır.
    Atatürk büyük zaferden sonra, Baş komutan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak Güney Anadolu'ya ilk gezisini 1923 yılı Mart ayının ortalarında yaptı. Yanında, bir buçuk ay önce İzmir'de evlendiği eşi latife hanım, bazı milletvekilleri ve Yaverleri de vardı. 13 Mart 1923 günü Ankara'dan kalkan özel tren Konya'da kısa bir duraklamadan sonra, 15 Mart 1923 günü Adana İstasyonuna girdi.

    Adana, Adana olalı böyle bir Karaballığı bir arada görmemişti. Şehir bayrakla donatılmış, Atatürk'ün geçeceği caddeler taklar kurulmuş halılar serilmişti. İstasyondaki karşılama töreninden sonra, Atatürk doğruca hükümet konağına buradan da, kendisi için hazırlanan Suphi Paşa konağa gitti.

    Atatürk evi eşi Latife hanım, Suphi Paşa konağında iki gece konuk oldular. Bu konak, Adana'da Seyhan nehri kıyısında, Eski Köprü ile yeni köprü arasındaydı. 1982 yılında Reji dairesi ve lojman olarak yaptırılmıştı. 1902 yılında Adanalı Suphi Paşa, Konağı satın alarak bazı odalar eklenmişti. Atatürk'ün Adana'ya geleceği öğrenilir öğrenilmez, Adana Belediye başkanı Ali Münif (yegane) onun kalabileceği en uygun yer olarak bu konağı seçmişti. Nitekim Atatürk 13 Ocak 1925 de Adana'ya tekrar geldiği zaman, yine bu eve misafir edilmişti. Artık, bundan sonra Suphi Paşa Konağı Atatürk evi olarak tanınıyordu.

    Bugün Atatürk ve Kültür müzesi olarak düzenlenen Konağın, nehre bakan kemerli bir kapısından içeri girilir. Buradan selamlık adı verilen geniş bir salona geçilir. Alt katın üç odası, kiler ve mutfakları vardır. Salondaki bir merdivenle üst kata çıkılır. Üst katta büyük bir salon, odalar haremlik v.s. vardır. Atatürk, Konağın kuzeyindeki caddeye bakan yönünde ve köşede bulunan cumbalı odada yatmış, bitişiğindeki odayı da çalışma odası olarak kullanmıştır. Konağın bu yönde ikinci bir giriş kapısı bulunmaktadır.
     



  2. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Afyon Atatürk Karargahı


    Afyon'da Atatürk Karargahı, bugün Emniyet Müdürlüğü olarak kullanılan eski Belediye Binasıdır. Bir odası (zafer odası) olarak düzenlenmiştir.

    Ankara'da ilk Büyük Millet Meclisinin açılışından hemen sonra, Atatürk, milli bir ordunun kurulması ve vatanın düşmandan temizlenmiş yolunda çalışmalara başlamış, bu amaçla Batı Cephesi Komutanlığını kurmuştur. Atatürk bu cepheyi denetlemek üzere, bir heyetle 6 Ağustos 1920 de Afyon'a, buradan da Kütahya ve Eskişehir'e gelmiş, dönüşte, 28 Ağustos 1920 de yine Afyon'a uğramıştır. Kurtuluş Savaşı'nda, Büyük zafer'den üç gün önce, 27 Ağustos 1922 günü Afyon'daki Karargahına gelmiş Büyük Zafer'e kadar çalışmaları buradan idare etmiştir. Atatürk, Büyük Zaferden ve Cumhuriyetin ilanından sonra 9 kez daha Afyon'a gelmiş, bu gelişlerinde Karargahta gecelediği günlerin anıların tazelemiş ve Karargahını ziyaret etmiştir.

    Afyon-Atatürk Karargahı, bugün Afyon'da Hükümet Konağı karşısında, Şehir Parkıyla Atatürk Anıtının yanındadır. Bina, 1913 yılında belediye olarak yaptırılmıştır. İki katlıdır. Kemerli bir kapıdan geniş bir salona girilir. Salona açılan sağ baştaki oda, Zafer Odası olarak düzenlenmiştir. Odada, Atatürk'ün kullandığı 1 masa, 3 koltuk, 3 kanepe, 3 sandalye, 2 sehpa, avize ve perdeler bulunmaktadır. Duvarlarda, Atatürk'ü Kocatepe'de gösteren yağlıboya tablo, Zaferle ilgili fotoğraflar asılıdır. Masa üzerinde bir Atatürk büstü vardır.

    Atatürk Karargahı, 1935 yılına kadar Belediye Dairesi olarak kullanıldıktan sonra, kiraya verilmiş, 1963 yılında Afyon Emniyet Müdürlüğüne devredilmiştir.

    Şuhut'ta Atatürk Karargahı :

    Atatürk, Büyük Taarruz emrini verdikten sonra, 24 Ağustos 1922 günü-Akşehir'den Afyon İli Şuhut İlçesine gelmiş, Yalı Mahallesindeki Hacıveli oğullarına ait bir evi, geçici karargah olarak kullanmıştır. O günün akşamı, arkadaşları ile birlikte bu evde bir toplantı yapan Atatürk, taarruz planların gözden geçirmiş, geç saatlere kadar süren toplantıdan sonra odasına çekilmiştir. Burada birkaç saat dinlenen ve uyuyan Atatürk, sabaha karşı Kocatepe'ye hareket etmiş, 26 Ağustos 1922 günü saat 5. 30'da topçu ateşiyle büyük taarruzu başlatmıştır.

    Atatürk'ün kaldığı bu ev, iki katlı, cumbalı, küçük bir köy konağı. Alt katında hole açılan 4 odası, üst katında 1 salon 4 oda ve bir selamlığı vardır. Atatürk, bu kattaki cumbalı odada çalışmış ve dinlenmiştir. Ev bugün Ahmet Koç'a aittir ve "korunmamsı gereken evler" arasındadır.
     



  3. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Akşehir Batı Cephesi Karargahı


    Akşehir-Batı Cephesi Karargahı Müzesi, 1965 yılına kadar Akşehir'de Belediye Dairesi olarak kullanılan, iki katlı tarihi binada 1966 yılında ziyarete açılmıştır.
    Karargah Müzesi binası, 1905 yılında konak olarak yaptırılmış, Kurtuluş Savaşından önce Belediye ve Kaymakamlık olarak kullanılmıştır. Kurtuluş Savaşı yıllarında, Batı Cephesi Karargahı, 18 Kasım 1921 tarihinde Akşehir'e taşınmış, 24 Ağustos 192 gününe kadar, 9 ay 6 gün süre ile bu bina karargâh olarak kullanılmıştır. Atatürk, silah arkadaşları ile birlikte Büyük Taarruz hazırlıkların burada yapmış, Taarruz tarihini burada kararlaştırmıştır.

    Kurtuluş Savaşından sonra yine Belediye olarak kullanılan binada (Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'nın taarruz emrini verdiği oda, Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa'nın Çalışma Odası, Garp Cephesi Erkan-ı Harbiye Reise Asım Paşa'nın Çalışma Odası) şeklinde üst kat odaları birer plaka ile işaretlenmiş, o günler kullanılan masa, koltuk, halı gibi eşyalarla Atatürk Odası düzenlenmiştir. Akşehir Belediyesi'nin yeni binasına taşınması üzerine Karargah binası, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğüne devredilmiş, bu kitabın yazarı tarafından teslim alınarak müze haline getirilmiştir.

    1981 yılında yeniden düzenlenen Batı Cephesi karargahı Müzesini girişinde Atatürk Eşyaları sergilenmektedir. Burada bir de "Gaziler Köşesi" düzenlenmiştir.

    Üst katta, Atatürk, İsmet İnönü ve Asım Gündüz odalar vardır. Yaverler için ayrı bir oda ayrılmıştır. Salondaki panolarda Sakarya Savaşından büyük Taarruza kadar gelen sürelerdeki tarihi olaylar yazı ve fotoğraflarla anlatılmış, krokiler sergilenmiştir. Ayrıca Kurtuluş Savaşında Akşehirken Milletvekili olan Hacı Bekir (Sümer)e Zafer Armağanı bir tüfek, bir özel odada Karargahta çalışan subaylara ait fotoğraflar görülmektedir.

    Alagöz Atatürk Karargahı



    Alagöz Atatürk karargahı, Ankara-Polatlı ilçesine bağlı Alagöz Köyündedir.
    Kurtuluş Savaşı günlerinde düşmanın Polatlı yakınlarına kadar ilerlemesi üzerine Batı Cephesi Komutanlığı Alagöz Köyünü "Cephe Karargahı" olarak seçmiş, köy halkından Türkoğlu Ali Ağa'ya ait büyük konağa yerleşmişti. Atatükk, Büyük Nutuk'unda da: (12 Ağustos 1921 günü Ekan-ı harbiye-i Umumiye Cephe Karargahına gittim. . ) diyerek, 23 Ağustos 1921 den 13 Eylül 1921 tarihine kadar 22 gün, 22 gece aralıksız devam eden Sakarya Meydan Savaşı'nı bu binadan idare etmiş, yine onun ifadesiyle: (Cihan tarihinde ender olan büyük bir meydan muharebesinin) bütün planlarını bu binada hazırlamış, tarihi kararlarını burada vermiştir.

    Kurtuluş Savaşı'ndan sonra bina, sahibi Ali Türkoğlu ve oğulları tarafından ev olarak kullanılmış, 1967 yılında Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğüne devredilmesi ile onarımı yapılmış, 10 Kasım 1968'de ziyarete açılmıştır.

    Alagöz Atatürk Karargahı, 12 odalı ve 2 katlı büyük bir konaktır. Bina taş ve tuğladan yapılmış, üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Üst salon tavanı işlemelidir. Girişte, Sakarya Savaşında kullanılmış makinalı tüfekler, savaş malzemeleri ve Atatürk fotoğrafları sergilenmektedir. Buradan küçük bir merdivenle üst kata çıkılmaktadır. Salondaki vitrinlerde Atatürk'' ait eşyalar görülür. Atatürk'ün "Başkumandanlık Çalışma Odası", Yatak Odası, yaverlere ait odalar aslına uygun şekilde döşenmiştir.

    Alagöz Atatürk Karargahı, 1980 yılından sonra Ankara'daki Anıtkabir'le birlikte Genelkurmay Başkanlığına bağlanmıştır. Karargah her gün ziyarete açık bulundurulmaktadır.
     



  4. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Alanya Atatürk Evi ve Müzesi


    Alanya Atatürk evi ve müzesi Alanya'nın Şekerhane mahallesi Azaklar Sokağındadır. Atatürk 1935 yılı şubat ayında Ege vapuru ile çıktığı Akdeniz gezintisinde , 18 Şubat 1935 günü sabahı Alanya İskelesine gelmiş, Alanya'nın köklü ailelerinden Tevfik Azakoğlunun iki katlı evinde birkaç saat dinlenmiştir. Evin son sahibi Rıza Azakoğlu evi Kültür ve turizm bakanlığına bağışlamış. Bakanlık 1984 yılında, Atatürk Evi ve Müzesi olarak onarmaya ve düzenlemeye başlamıştır. Ev 30 Nisan 1987 günü cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından törenle ziyarete açılmıştır.

    Atatürk Evi Ve Müzesi, Alanya'daki tarihi sivil mimarlık örneklerinden biridir. Evin ilk katında Kurtuluş savaşı ve cumhuriyetin ilk yıllarına ait Atatürk'le ilgili fotoğraflar, Atatürk'ün bazı fotoğrafları sergilenmektedir. İdare bölümü, kütüphane ve mutfak bu kattadır. Evin üst katı oturma, çalışma, yatak odaları olarak eski bir Alanya evini yaşatmaktadır

    Ankara Askeri Tarih Müzesi



    Türk devrimleri ve Türkiye Cumhuriyeti rejiminin dayandığı esaslar hakkında her türlü araştırmalarda bulunmak, bu konularla ilgili belgeleri ve yayınları toplamak, bunlarla kütüphaneler, müzeler açmak, arşivler kurmak, Türk devrimlerini memleket içinde ve dışında tanımak, dersler, konferanslar vermek, yayınlar yapmak üzere, 15 Nisan 1942 tarih ve 4204 sayılı özel bir kanunla, Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine bağlı olarak (Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü) kurulmuştur. Enstitü bugün Dil ve tarih-Coğrafya Fakültesi büyük salon bitişinde bulunmaktadır.
    Türk İnkılap Tarihi Enstitüsünü zengin bir kütüphanesi, arşive, bir de müzesi vardır. 1943 yılından başlayarak Müzeye bağışlar olmuş. Ankara Etnografya Müzesindeki Hatay devletine ait mühürler buraya verilmiştir. Ayrıca Polis Enstitüsünden, Emin Erkul, İbrahim Sunbay, kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Behiç Erkin ve H. M. Çarıklı tarafından, Kurtuluş Savaşı ve İnkılaplarla ilgili eşyalar bağışlanmıştır. Müzede, Atatürk'ün Sivas Kongresi günlerinde kullandığı masa ve koltuk, Atatürk'ün hayatına ait fotoğraflar, inkılâplarla ilgili resimler, belgeler vardır.

    Türk İnkılap Tarihi Enstitüsünün ayrıca bir de arşivi bulunmaktadır.
     



  5. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Ankara Cumhuriyet Müzesi


    Ankara - Cumhuriyet Müzesi, Ulus'ta Cumhuriyet döneminin ilk Büyük Millet Meclisi binasında 30 Ekim 1981 günü törenle ziyarete açılmıştır.
    Ankara-Ulus Meydanında şimdi Kurtuluş Savaşı Müzesi olan ilk Büyük Millet Meclisi ihtiyaca yeter olmadığı için, 1923 yılında yeni bir Meclis binasını yapımına başlanmıştır. Mimar Vedat (Tek)in eseri olan Büyük Millet Meclisi kısa sürede tamamlanarak 17 Ekim 1925 tarihinde hizmete girmiştir.

    Cumhuriyet Dönemi'nin ilk Büyük Millet Meclisi olan binanın ortasında geniş bir Genel Kurul Salonu vardır. Salonu çevrine koridorlara odalar açılmaktadır. Salonu çevrine koridorlara odalar, açılmaktadır. Büyük Salonun tavan ve duvarları kalem işi Türk desenleri ile süslüdür. 1960 yılına kadar Büyük Millet Meclisi olarak kullanılan bina, daha sonra Merkezi Antlaşma Teşkilatı (CENTO) binası Genel Merkezi olmuştur. Atatürk'ün Ölümünün 100. Yıldönümü dolayısıyla, Cumhuriyet Müzesi olarak düzenlenmek üzere Kültür Bakanlığına devredilen Meclis binası, büyük bir onarım görmüş, kalem işi süsleri yenilenmiştir. Müze, 30 Ekim 1981 günü törenle ziyarete açılmıştır.

    Cumhuriyet Müzesinde 1923 yılından günümüze kadar Cumhurbaşkanları ve Başbakanların fotoğrafları ile bu devrede Türkiye Cumhuriyetinin sosyal, ekonomik ve kültürel hamleleri, eşya, belge ve fotoğraflarla gösterilmiştir. Ayrıca 1923'ten sonra basılan kağıt ve madeni paralar ile hatıra para ve madalyonlar sergilenmiştir. Kamu İktisadi kurumlarını gördüğü hizmetler ve gelişmeleri grafikler, rakamlar ve maketlerle verilmiştir. Cumhuriyet Müzesi, yeni Türkiye Devletini doğuşu ve Türk inkılapları hakkında öretici nitelikte bir eğitim müzesidir.
    Ankara Etnoğrafya Müzesinde Geçici Kabir Yeri


    Atatürk'ün 10 Kasım 1938'de ölümünden sonra, katafalkı büyük bir törenle 19 Kasım 1938 günü Dolmabahçe'den alınarak, önce Yavuz zırhlısına, sonra da Haydarpaşa'dan trene nakledilmişti. Tabut, buradan Büyük Millet Meclisi önündeki katafalkla taşınmış, 21 Kasım 1938 de Ankara Etnografya Müzesi büyük salonundaki geçici kabir konmuştu.
    1927 yılında yapılan Ankara Etnoğrafya Müzesi, 1930 yılında ziyarete açılmıştı. Atatürk'ün ölümünden sonra, girişteki büyük salonun, Anıtkabir tamamlanıncaya kadar Geçici Kabir olması düşünülmüş, Atatürk'ün kurşunlu tabutu ise beyaz mermerlerle bir set yapılmıştı. Bu salon, 10 Kasım 1953 tarihine, yani tabutun Anıtkabir'e nakline kadar 15 yıl süre ile Anıtkabir vazifesi görmüş, devlet başkanları, yerli ve yabancı heyetler ve halk tarafından ziyaret edilmiştir.

    Tabut kaldırıldıktan sonra, Geçici Kabir yerindeki mermer set üzerine şu kitabe konmuştur. (Burası 10. 11. 1938'den 10. 11. 1953'e kadar yattığı yerdir. ) Etnoğrafya Müzesi'nin önünde Atatürk'ün 1927 yılında yaptırılan at üzerinde büyük bir tunç heykeli vardır

    Ankara Kurtuluş Savaşı Müzesi


    Kurtuluş Savaşı Müzesi, Ankara -Ulus Meydanındaki ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi binasında 1961 yılında ziyarete açılmıştır.
    Bina ilkin 1915 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti Kulübü olarak yapımına başlanmış, 1920 yılında tamamlanmıştır. 120 üye ile Ankara'da toplanan ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 günü ve bu binada açılmıştır. İlk Meclis 15 Ekim 1925 tarihine kadar bu binada çalışmalarını yapmış, daha sonra Şimdi Cumhuriyet Müzesi olan İkici Meclis binasına taşınmıştır. Bir ara Ankara Hukuk Fakültesinin bulunduğu bina 1952 yılına kadar Cumhuriyet Halk Partisini Merkez binası olmuştur. Daha sonar Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğüne devredilmiş, 1961 yılında İlk büyük Millet Meclisi Müzesi olarak düzenlenmiş, ziyaret açılmıştır. 1980 yılından sonra yeni bir düzenleme ile ilgili belgeler ve eşyalarla birlikte ilk Meclis düzenine göre şu bölümleri içine almıştır.

    Riyaset Divanı : İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) odası olarak ta kullanılan bu salonda Atatürk'ün o günlere ait büyük boy fotoğrafları, İcra Vekileri heyetini başkan ve üyelerine ait fotoğraflar bir masa ve zamanına ait eşyalar vardır.

    Şer'iye Encümeni : İlk Meclisin açıldığı günlere ait mobilyası ile döşelidir. Ayrıca Atatürk'ün Gazi unvanını ve Mareşal rütbesini aldıktan sonraki fotoğrafları vardır.

    Dinlenme Salonu : Atatürk'ün 27 Aralık 1919'da Ankara'ya ilk gelişine ait yağlı boya bir tablo, Kurtuluş Savaşıyla ilgili harita ve planlar, ilk Meclisle ilgili eşya ve belgeler teşhir edilmektedir.

    Encümenler Odası : Devrinin mobilyası ile teşhir halindedir. Meclise hediye edilen değerli bir halı da burada asılıdır.

    Toplantı Salonu : Salonun tam karşısında Başkanlık kürsüsü kürsünün sağında, solunda ve önünde milletvekillerine ait saralar vardır. Toplantı salonu eski şekline göre, titizlikle hazırlanmış ve vitrinlere ilk Büyük Millet Meclisi, üyelerinin fotoğrafları il sarasına göre yerleştirilmiştir. Kürsüye Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı günlerindeki kıyafetiyle bir büstü konmuş, kürsünü arkasındaki duvara da Arap harfleriyle (Hakimiyet Milletindir) levhası asılmıştır.

    Reis Odası : Döşemede bir taban halısı, bir masa, birkaç koltuk ve Atatürk'ün resimlerini bulunduğu bu oda (Gazi Odası) olarak ta adlandırılmaktadır.
     



  6. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Adana Atatürk ve Kültür Merkezi


    Adana - Atatürk ve Kültür Müzesi, Eski Suphi paşa konağında 1982 yılında düzenlenerek ziyarete açılmıştır.
    Atatürk büyük zaferden sonra, Baş komutan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak Güney Anadolu'ya ilk gezisini 1923 yılı Mart ayının ortalarında yaptı. Yanında, bir buçuk ay önce İzmir'de evlendiği eşi latife hanım, bazı milletvekilleri ve Yaverleri de vardı. 13 Mart 1923 günü Ankara'dan kalkan özel tren Konya'da kısa bir duraklamadan sonra, 15 Mart 1923 günü Adana İstasyonuna girdi.

    Adana, Adana olalı böyle bir Karaballığı bir arada görmemişti. Şehir bayrakla donatılmış, Atatürk'ün geçeceği caddeler taklar kurulmuş halılar serilmişti. İstasyondaki karşılama töreninden sonra, Atatürk doğruca hükümet konağına buradan da, kendisi için hazırlanan Suphi Paşa konağa gitti.

    Atatürk evi eşi Latife hanım, Suphi Paşa konağında iki gece konuk oldular. Bu konak, Adana'da Seyhan nehri kıyısında, Eski Köprü ile yeni köprü arasındaydı. 1982 yılında Reji dairesi ve lojman olarak yaptırılmıştı. 1902 yılında Adanalı Suphi Paşa, Konağı satın alarak bazı odalar eklenmişti. Atatürk'ün Adana'ya geleceği öğrenilir öğrenilmez, Adana Belediye başkanı Ali Münif (yegane) onun kalabileceği en uygun yer olarak bu konağı seçmişti. Nitekim Atatürk 13 Ocak 1925 de Adana'ya tekrar geldiği zaman, yine bu eve misafir edilmişti. Artık, bundan sonra Suphi Paşa Konağı Atatürk evi olarak tanınıyordu.

    Bugün Atatürk ve Kültür müzesi olarak düzenlenen Konağın, nehre bakan kemerli bir kapısından içeri girilir. Buradan selamlık adı verilen geniş bir salona geçilir. Alt katın üç odası, kiler ve mutfakları vardır. Salondaki bir merdivenle üst kata çıkılır. Üst katta büyük bir salon, odalar haremlik v.s. vardır. Atatürk, Konağın kuzeyindeki caddeye bakan yönünde ve köşede bulunan cumbalı odada yatmış, bitişiğindeki odayı da çalışma odası olarak kullanmıştır. Konağın bu yönde ikinci bir giriş kapısı bulunmaktadır.

    Üzeri tuğla çatı ile örtülü Suphi Paşa Konağı (Atatürk evinin) güneyinde, havuzlu geniş bir bahçesi bulunmaktadır.
     



  7. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Atatürk Orman Çiftliğinde Atatürk Evi

    Atatürk'ün 100. Doğum Yıldönümü dolayısıyla, Selanik'teki Atatürk Evi'nin aynı plan ve ölçüler içersinde bir örneğinin Ankara'da Atatürk çiftliği sanırları içersinde yaptırılması düşünülmüş, ev Ankara Ticaret Odası'nın girişimi ile Çarmıklı Kardeşler tarafından yaptırılarak 1981 yılı 10 Kasım günü törenle ziyarete açılmıştır.
    Çiftlik- Atatürk Evi, bodrum katla birlikte üç katlıdır. Bodrum kat girişinde sağdaki oda hizmetlilere, soldaki kütüphaneye ayrılmıştır. Evin asıl girişi arka yönündeki merdivenli kapıdır. Selanik Atatürk Evi'nde olduğu gibi, binci kattaki sofanı ortamında ahşap masa, pencerelerin önünde de duvar boyuca sedir yer almaktadır. Sofanın solunda misafir odası vardır.

    Bu odadan sandık odasına geçilmektedir. Misafir odasının karşısındaki oda Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'a ayrılmıştır. Atatürk, Selanik'te bu odada doğmuştur. Sedir, karyola, mangal, sandık, rahle bu odanın başlıca eşyaları sayılır. Yatak odasının yanındaki bölümde mutfak yer alır. Burası bakır kaplarla donatılmış ve ortaya bir masa konmuştur. Mutfağın karşısındaki kapıdan ikici katın sofasına çıkan merdiven boşluğunda tuvalet vardır. İkinci kat sağ tarafında Selanik-Atatürk Evi'nde olduğu gibi, Atatürk'ün çalışma odası bulunmaktadır. Bu oda sedir, çalışma masası, mangal gibi eşyalarla sergilenmiştir. Çalışma odasının karşısındaki yatak odasında Atatürk'e ait giyim eşyaları ile diploma örnekleri bulunmaktadır. Binanın geniş bir balkonu, karşısında da banyosu vardır.

    Çiftlik-Atatürk Evi, Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünce yönetilmektedir.

    Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi, Anıtkabir


    Anıtkabir'de Atatürk'ün mozolesinin bulunduğu şeref salonunun altında bulunan 3 bin metrekarelik sütunlu alanda kurulan Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi, özellikle farklı sergileme teknikleri ile Çanakkale, Sakarya, Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Muharebeleri'ni, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarını ve Atatürk dönemini çarpıcı biçimde sunuyor.

    Tören alanından Anıt bloğuna doğru bakıldığında, sağda yer alan Misak-ı Milli Kulesi'nin kapısından girilen müze, üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Atatürk'ün özel eşyaları sergilenmekte; ikinci bölümde panorama ve yağlı boya tablolarla Çanakkale Muharebeleri ile Kurtuluş Savaşı; üçüncü bölümde ayrı ayrı tonozlarda Milli Mücadele ve devrimler anlatılmaktadır.

    Misak-ı Milli ve İnkilap kuleleri arasında ilk bölümde bulunan ve Atatürk'ün özel eşyalarının sergilendiği Atatürk Müzesi, yeni sergileme teknikleriyle düzenlenerek ve diğer bölümlerle birleştirilerek, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi adını almıştır. İlk olarak 21 Haziran 1960 tarihinde açılan bu bölümde Atatürk'ün kullandığı eşyalar ile kendisine yabancı devlet adamları tarafından hediye edilen eşyalar sergilenmektedir. Müzede Atatürk'ün manevi evlatlarından A.Afet İNAN, Rukiye ERKİN, Sabiha GÖKÇEN'in müzeye hediye ettikleri Atatürk'e ait eşyalar da bulunmaktadır.

    Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi'nin ikinci bölümünde ilk önce Çanakkale Savaşı, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz'u konu alan üç panorama, önlerinde düzenlenen başka bir alanda üç boyutlu bir etkiye büründürülmüştür. Bu alanda düzenlemelerde kullanılan savaş objeleri ve maketlerle, muharebelerin geçtiği yerler ve dönem, yaşananların aslına uygun olarak yeniden canlandırılmıştır. Türkiye'de ilk kez uygulanan bu teknikle, müzede ziyaretçilere Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna giden yolda yaşanan güçlükler hissettirilmeye çalışılmaktadır.

    Bu bölümde ayrıca, başta Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, Kurtuluş Savaşı'na katılan komutanların portreleri ile kurtuluş mücadelesinden çeşitli alanların resmedildiği büyük boyutlu tablolar sergilenmektedir.

    Müzenin üçüncü bölümü, Panorama Bölümünü çevreleyen koridordaki 18 tonozda yer alan tematik sergi alanlarından oluşmaktadır. 1919-1938 yılları arasında, Atatürk dönemine ilişkin olayların anlatıldığı Tonoz Müzeler, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi'ne farklı bir atmosfer kazandırmaktadır. Mozolenin bulunduğu şeref salonunu ayakta tutan sütunlu salon ile Anıtkabir'in temel duvarları arasında kalan koridorda yer alan ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları'ndan ebediyete intikal edenlerin defnedilmesi amacıyla inşaa edilen, ancak kullanılmayan tonozlu odacıklardaki vitrin düzenlemelerinde Kurtuluş Savaşı ve Atatürk Devrimleri'ne ilişkin 3 bin kadar fotoğraf ile bunların Türkçe ve İngilizce açıklamalarına yer verilmektedir. Ayrıca Tonoz Müzelerin bulunduğu koridor boyunca Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında büyük hizmetleri görülen asker-sivil 20 kahramanın büstü ve kısa özgeçmişleri de yer almaktadır.

    Müzenin sunduğu yeniliklerden birini de, ziyaretçilerin müze ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna ilişkin bilgileri alabilmesi için oluşturulan ve farklı dillerde hazırlanan sesli tanıtım sistemi oluşturmaktadır. Ziyaretçiler kulaklıklar yardımıyla 5 farklı dildeki ses kayıtlarından müze ve olaylar hakkında bilgi alabilmektedir. Ayrıca müze içinde bedensel engelli ziyaretçiler için özel bir asansör sistemi de bulunmaktadır.

    Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi, başta Büyük Önder Atatürk olmak üzere, şanlı Türk tarihinin en büyük olayı olan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu için çaba sarfetmiş değerli insanların aziz hatırasına adanmıştır.
     



  8. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Bursa Atatürk Müzesi


    Bursa-Atatürk Müzesi Çekirğe'de Çelik Palas bahçesindedir.
    Atatürk, Bursa'ya çeşitli tarihlerde 13 kez gelmişti. Çoğu zaman dinlenmek üzere geldiği Bursa'da gen günlerini hesaplayacak olursak, tamamı 2 ay 20 gün 4 saat tutuyor. Bursa bu yönüyle şanslı şehirlerimizden biri. Atatürk, İstanbul(Yalova dahil), Ankara, İzmir, Sivas'tan sonra en çok Bursa'da kalıyor.

    Atatürk'ün Bursa'ya ilk gelişleri, Büyük Zaferden hemen sonra 16 Ekim 1922 tarihine rastlar. O tarihte 12 gün kaldığı Bursa'da İsmet (İnönü), Fevzi (çakmak), Kazım (Özalp) paşalarla birlikte Hünkar Köşkü'nde misafir edilmişlerdi. Daha sonra 20 Ocak 1923 günü ikinci defa Bursa'ya geldiğinde Çekirge'deki şimdi Atatürk Müzesi olan ve Atatürk Köşkü diye tanınan Köşk'te kaldı. Çekirge'deki Celik Palas'ın bitişiğinde bulunan bu Köşkte o güne kadar Miralay Mehmet Bey oturuyordu. Atatürk'ün Bursa'ya geleceği günlerde Bursa Belediyesi bu Köşkü sahibinden satın olarak dayayıp döşemiş ve Atatürk'e hediye etmişti. Şimdi Atatürk'ün Bursa'da bir Köşkü vardı ve Atatürk kendi köşkünde kalıyordu.

    Atatürk, Dumlupınar'da düzenlenen Büyük Zafer'in ikinci yıldönümü törenlerinden bir gün sonra 31 Ağustos 1924'te Bursa'ya tekrar geldi. Bu kere yanında eşi Latife Hanım da vardı. Doğruca kendi Köşküne gitti. Eşiyle birlikte yerleşti. Latife Hanım, Köşkü çok beğenmişti. Köşkte 12 gün dinlendiler.

    Bundan sonra Atatürk, Bursa'ya 10 kez daha geldi. Uzun ve kısa süreler kaldı. Her gelişinde Çekirge'deki bu köşkünde kalıyor. Çoğu zaman toplantılarını Köşk'te yapıyordu. Son gelişi 1 Şubat 1938 tarihi idi, Yalova'daki Otel Termal'in açılışını yapmıştı. Yanında Başbakan Celal Bayar, içişleri Bakanı Şükrü Kaya, Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya, ekonomi Bakanı Şakir Kesebir, Orgeneral Fahrettin Altay ve Ali Fuat Cebesoy da vardı. O gün Bursalılar ilk defa Atatürk'ü neşesiz gördüler. Yüzü soluktu, rahatsız olduğu her halinden anlaşılıyordu. Atatürk, doğruca yapımı tamamlanmış ve işletmeye açılmış bulunan Çelik Palas'a gitti. Özel dairesine çekildi. Ertesi gün Sümerbank Merinos Fabrikası'nın açılış töreni vardı, Törende bulunduktan ve Fabrikayı işletmeye açtıktan sonra, Bursa Belediye Başkanı Neşet Kiper'e bir mektup verdi. Mektup'ta Atatürk Bursa'lıların kendisine karşı gösterdikleri sevgi bağlılığa teşekkür ediyor, Çelik Palas'taki hissesi ile Bursalı'ların kendisine hediye ettikleri Köşkü Belediye'ye bağışladığını yazıyordu. Belediye Başkanı bu mektubu o gün okudu. Salon alkıştan inliyordu.

    Atatürk, artık bir daha Bursa'ya gelemedi.

    Atatürk'ün ölümünden sonra Bursa Atatürk köşkü, Çelik Palas'ın ek bir binası olarak Emekli Sandığı'na geçti. Daha sonra (Atatürk Müzesi) olarak ziyarete açılmak üzere, 1965 yılında onarıma lalındı. Onarımdan sonra, Milli Eğitim Bakanlığına devredildi. 1973 yılında da (Atatürk Müzesi) adıyla ziyarete açıldı.

    Geniş bir bahçe içerisinde bulunan Bursa Atatürk Köşkü, çatısı ile birlikte 3 katlıdır. İlk kattaki salon ve odalar bugün Atatürk resimleri ve Atatürk'ün kullandığı eşyalarla sergilenmiştir. İkinci katta, Atatürk'ün yatak odası, çalışma salonu, banyosu vardır. Buradaki eşyalardan çoğu Atatürk'ün zamanına aittir. Üçüncü kat, misafirhane olarak kullanılmaktadır.

    Bursa Atatürk Köşkü, aynı zamanda son devir Köşk mimarisinin seçkin bir örneği olarak da Bursa'yı süslemektedir.
     



  9. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Çankaya Atatürk Köşkleri


    Eski Köşk-Atatürk Müzesi:
    Atatürk, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliye Reisi olarak 27 Aralık 1919 da Ankara'ya geldikten sonra arkadaşları ile bir süre, Ziraat Mektebi'nde oturmuş, bir ara Ankara Garındaki konuta yerleşmişler, daha sonra da Çankaya'ya gelmişlerdi. Çankaya Ankara'ya hakim bir tepenin yamaçlarında, O'nun çalışmaları için çok elverişli sakin bir yerdi Burada Ankaralı Bulgurzade Tevfik Efendi'nin bir bağ evi vardı Ankaralılar, bu evi bağı ile birlikte, 4500 liraya satın alarak (Ordu Köşkü) adıyla, Milli Savunma Bakanlığına bağışlamışlardı. Bakanlıkta Başkumandan Atatürk'e tahsis etmişti.

    1932 yılında, Cumhurbaşkanlığı Yeni köşkü yapıldıktan sonra, eski Köşk olarak adlandırılan bu bağ evi, iki kat olarak yapılmıştı. Ön cephesinde havuzlu bir holü vardı. Atatürk. 1923 yılı Ocak ayında Latife Hanım'la evlendikten sonra, bu elverişsiz evin, daha kullanışlı bir duruma getirilebilmesi için mimar Vedat Bey'i görevlendirmişti. Kısa süre içinde havuzlu hol kaldırılarak, burası altlı, üstlü bir salon haline getirilmiş, kuleli kısım eklenerek burada yeni odalar yapılmış, şömineler konmuş, tavanlar Türk motifleriyle süslenmişti. Böylece Eski Köşk, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı köşkü olarak 1932 yılına kadar kullanılmıştı. Yeni Türkiye devletinin temelinden çatısına kadar kuruluşunda büyük yeri olan Eski Köşk'te birçok toplantılar olmuş, tarihi kararlar verilmiş, bina hatıralarıyla anıtlaşmıştı. Bu anıt, 1950 yılında (Atatürk Müzesi) adıyla, eşyaları ile birlikte ziyarete açıldı.
     



  10. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Diyarbakır Atatürk Köşkü

    Diyarbakır Atatürk Köşkü, Diyarbakır surlarının 2, 5 Km. güneyindedir.
    Atatürk, Çanakkale Savaşından sonra 1916 yılı şubat ayı sonlarında 16. Kolordu Komutanı olarak Doğu, cephesinde görevlendirilmiş, 14 Mart 1916 günü Kolordu Karargahı olan Diyarbakır'a gelmiştir. Diyarbakır surlarının dışındaki Semanoğlu Köşkü Atatürk'e verilmiştir. Atatürk 27 Mart 1917 tarihine kadar bu köşkte kalmıştır. 1917 yılı Mart ayında 2. Ordu Komutanı olarak Diyarbakır'a tekrar gelen Atatürk, bu kez Mardin Kapısı dışındaki Pamuk Köşkünde kalmıştır.

    Diyarbakır Belediyesi 5 Nisan 1926 günü aldığı bir karala Atatürk'ü fahri hemşehrileri olarak seçmiş ve Diyarbakır'a ilk gelişlerinde kaldığı Semanoğlu Köşkünü kendisine hediye etmiştir. Köşk o günden sonra Atatürk Köşkü olarak tanınmıştır.

    Diyarbakır Atatürk Köşkü, Diyarbakır evleri tipinde geniş eyvanlı siyah-beyaz kesme taşlardan yapılmış örneklerinden biridir. Eyvanın duvarındaki mermer sebilden havuza dökülen sular, köşke serinlik vermektedir. Girişin sağındaki küçük kapı mutfağa solundaki kapı da çay ocağına açılmaktadır. Üst katta çalışma ve yatak odaları vardır.

    Atatürk'ün ölümünden sonra, Atatürk Köşkü Diyarbakır belediyesinin korumasında yeniden onarılmış ve ziyarete açılmıştır.

    Dolmabahçe Sarayı


    Dolmabahçe Sarayı'nda Muayede Salonundan sonra geçilen ve bu gün (Hususi Daire) adıyla tanınan bölümün denize bakan yönündeki dördüncü oda, Atatürk'ün hayata gözlerin kapadığı tarihi bir oda olarak, bütün eşyasıyla bir müze halindedir. Bu oda, Abdülmecid ve daha sonraki Osmanlı padişahlarının kışlık yatak odasıydı. Hususi Dairenin iki büyük salonunu birbirine bağlıyan koridor üzerindeki bu oda, iki kapılı ve dört pencerelidir. Oda'da Atatürk'ün yattığı bronz işleme bir ceviz karyola, gardrop ve komodin vardır. Oda, halılar, kanepe ve koltuklarla döşenmiştir. Duvarları, açık yeşil üzerine yıldızlar ve çiçeklerle süslü bir kağıtla kaplıdır. Ceviz karyola üzerende keten işlememe beyaz bir örtü, mavi bir yorgan vardır. Pencereleri atlas perdelidir.
    Atatürk, Savorana yatında geçen rahatsızlık günlerinden sonra, 25/26 Temmuz 1938 günü saat dokuzu beş geçe, bu odada gözlerini yummuştu.

    Atatürk'ün ölümünden sonra, Dolmabahçe Sarayı'nın bu tarihi odası, Atatürk'ün yatak Odası olarak, olduğu gibi muhafaza edildi. Türk Milleti ile birlikte, sonsuz bir yas tutarak.
     



  11. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Elazığ Atatürk Odası


    Atatürk, Doğu Anadolu'ya yaptığı son gezi sırasında, 17 Kasım 1937 akşamı Elazığ'a gelmiş, Elazığ Halkevinde dinlenmiş, Elazığlıların düzenledikleri toplantıda gece yarısına kadar kalmıştı. Gece Saat birde Özel treni ile Fevzipaşa'ya hareket etmişti. Atatürk'ün Elazığ'dan ayrılışından sonra, Halkevinde Atatürk'ün oturduğu koltuk, kullandığı masa ve eşyalar bir hatıra olarak saklanmıştı. Daha sonra, Elazığ Halkevi, Elazığ Kız Öğretmen Okulu olarak kullanılmağa başlamış, burada bir Atatürk Odası düzenlenmiştir. Müzede Atatürk'ün kullandığı mobilyalar, Atatürk'ün silahı, yemek takımları, el yazısı belgeler ve fotoğrafları sergilenmektedir.

    Erzurum Atatürk Evi


    Erzurum-Atatürk Evi, Erzurum'un Yukarı Mumcu mahallesinde, eski vali konağında, 1984 yılında ziyarete açılmıştır. Bina 1890 yılında yaptırılmış , eski Erzurum evleri tipinde bir konaktır. 1915/1916 yıllarında Alman Konsolosluğu olarak kullanılmış, 1918 yılından sonra Vali Konağı yapılmıştır.

    19 Mayıs 1919 da Samsun'a çıkan Atatürk, Amasya Tokat, Sivas, Erzincan yolu ile 3 Temmuz 1919 günü Erzurum'a gelmiş, doğruca Cumhuriyet Caddesinde Cinisli'lere ait bir konak olan Mevki komutanlığına konuk olmuştu. Atatürk 9 Temmuz 1919 gününe yani askerlikten ayrılışına kadar bu binada Erzurum Kongresinin hazırlıkları ile uğraşmış Yanı Başındaki Gözübüyüklerin evinde yatıp kalmıştı. Askerlikten ayrıldıktan sonra, Vali Münir Akkaya'dan boşalan iki katlı Vali konağına, Hüseyin Rauf Bey ve arkadaşları ile birlikte taşınmış, 29 Ağustos 1919 tarihine yani Sivas'a gidinceye kadar 52 gün bu evde oturmuştur. Atatürk'ün Erzurum'dan ayrılışından sonra ev tekrar Vali Konağı olmuştur.

    Cumhuriyetin ilanından sonra 30 Eylül 1924'te Erzurum'a ikinci kez gelen Atatürk'e Erzurumlular bu evi hediye etmişlerdir. Ev, 1930-1934 yılları arasında Kolordu Komutanlığınca da lojman olarak kullanılmıştır. Atatürk'ün ölümünden sonra, Çocuk Esirgeme Kurumuna verilmiştir. 1984 yılında Kültür Bakanlığına devredilerek, Atatürk Evi halinde düzenlenmiştir.

    Atatürk Evinin ilk katında, sağda yer alan oda, idare odası olarak kullanılmaktadır. Hemen yanındaki odada ise, Erzurum Eski Milletvekili Hoca Raif (Dinç)'in kullanmış olduğu eşyalar sergilenmektedir. Bu odanın karşısına düşen odada Anadolu'da yayınlanan ilk gazetelerden Envari Şarkiye ile milli Mücadelenin gazetesi Albayrak'ın ayrıca Erzurum Kongresi bildirilerinin basıldığı (Matbaa Makinası) sergilenmiştir.

    Üst kat merdiven başı sahanlığından Atatürk'ün Erzurum'a ikinci kez gelişi ile ilgili büyük boy bir fotoğraf ile o yıllara ait iki kanepe ve bir orta sehpa yer almaktadır.

    Salon toplantı odası olarak düzenlenmiştir. Salona üç büyük oda açılır. Bu odalar Atatürk'ün çalışma ve yatak odası olarak sergilenmiştir.

    Odalardan birinde Erzurum Kongresine katılan delegelerin fotoğrafları ile bir çalışma masası ve bir koltuk yer almıştır.
    Çalışma odasında o yılarda yapılmış ceviz oymalı bir vitrin bir orta masa bir çalar saat ile ceviz koltuk ve sandalyeler vardır.

    Yatak odası, çalışma odasının karşısına düşen odadır. Bu odada Atatürk'ün yatmış olduğu sedef kakmalı pirinç karyola, aynalı ceviz bir konsol. Ceviz gardırop, bir koltuk, bir sehpa ve bir çalar saat bulunmaktadır.

    Eskişehir Atatürk ve Kültür Müzesi


    Eskişehir-Atatürk ve Kültür Müzesi, eski Temyiz Mahkemesi ve Adalet İlkokulunda düzenlenmiş ve 1970 yılında ziyarete açılmıştır.
    Atatürk, 1920-1938 yılları arasıda Eskişehir'e 16 kez gelmiş, bu gelişlerinde Eskişehir'de bir iki gün kaldığı gibi, çoğu kez günü birliğine Eskişehir'e uğramıştır. Atatürk'ün Eskişehir'e gelişlerini, bu gelişlerin anılarını yaşatmak üzere, Prof. Orhan Oğuz'un Milli Eğitim Bakanı, bu kitabın yazarının da Müsteşarı olduğu yıllarda, bir Atatürk Müzesi açılmasını kararlaştırılmış, Müze için en uygun yerin eski Temyiz Mahkemesi, daha sonra Adalet İlkokulu olan bodrumu ile 2 katlı bina olduğu sonucuna varılmıştır. Bir yıl gibi kısa bir sürede onarılan binada Atatürk'le ilgili Eşya ve fotoğraflarla Atatürk ve Kültür Müzesi düzenlenmiş, 24 Mayıs 1970 günü törenle ziyarete açılmıştır.

    Kastamonu Müzesinde Atatürk Köşesi



    Atatürk, Kastamonuluların daveti üzerine, 24 Ağustos 1925 Pazartesi günü, arkadaşları ile birlikte, otomobille Kastamonu'ya gelmiş, coşkun gösterilerle karşılanmıştı. Atatürk, karşılama töreni sırasında ilk kez panama şapkası ile görünmüş, böylece şapka inkılabını Kastamonu'da başlatmıştı. Ertesi günü 25 Ağustos 1925 Salı günü, bazı ziyaretler yapan, Belediye binasında halkın dileklerini dinleyen ve konuşmalar yapan Atatürk, o gün öğleye doğru İnebolu'ya hareket etmişti.
    Atatürk'ün Kastomonu'yu ziyaretleri sarısında kullandığı bazı eşyalar ve yemek takımları Kastamonu Belediyesince değerli bir hatıra olarak saklanmış, daha sonra Kastamonu Müzesine verilmiştir.

    Kastamonu Müzesinde (Atatürk Salonu) nda bulunan eşyalar arasıda cevizden küçük bir gümüş çay takımı, peçete, havlu ve sırmalı bronzlar bulunmaktadır.


    Konya Atatürk Evi ve Müzesi


    Konya Atatürk Evi ve Müzesi, İstasyon Caddesi üzerindeki eski vali Konağında 1964 yılında düzenlenerek ziyarete açılmıştır.
    Atatürk, Milli Mücadeleyi başlatmak üzere Anadolu'ya geçtikten ve Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisini açtıktan sonra 3 Ağustos 1920 tarihinde Konya'ya gelerek bir geçe kalmış, Konyalılarla görüşmeler yapmıştır. Bu tarihten ölümüne kadar Konya'ya 12 kez gelen, Atatürk çoğu gelişlerinde, Atatürk evi olarak bilinen Konyalıların kendisine hediye ettiği 2 katlı köşkte kalmıştır.

    Köşk, 1912 yılında yaptırılmış, 1916 yılından sonra Vali Konağı olarak kullanılmıştır. 20 Mart 1923 günü Atatürk eşi Latife Hanımla birlikte Konya'ya geldiği zaman bu köşkte, 4 gün 3 Ocak 1925 te de 11 gün konuk olmuşlardır. 1927 yılında Konya Belediyesi, aldığı bir kararla Köşkü Atatürk'e armağan etmiş, Atatürk bundan sonraki Konya'ya gelişlerinde bu köşkte oturmuşlardır. Atatürk'ün ölümünden sonra tekrar vali konağı olarak kullanılan köşk, 1963 yılında Konya Valiliğinden Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğüne devredilmiş, bir yıl sonra da (Atatürk Evi ve Müzesi) adıyla ziyarete açılmıştır.
    Atatürk Evi ve Müzesi'nin alt ve üst salonlarında, Atatürk'ün Konya'ya gelişleri ve yatına ait fotoğraflar, Atatürk'ün kullandığı eşyalar, elbise, pardesü, pabuç gibi giyimleri, sofra takımları, salonları, dinlendiği şezlong oyun masaları sergilenmektedir. Müzede ayrıca Atatürk pulları koleksiyonu da bir vitrinde yer almaktadır. Atatürk'ün sözlerinden bazıları panolara yazılarak duvarlara asılmıştır.
     



  12. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Malatya Atatürk Evi


    Malatya Atatürk Evi, eski Halkevi binasında 1981 yılında düzenlenerek ziyarete açılmıştır.
    Atatürk, Malatya'ya iki kez gelmiştir. İlkin; Malatya'yı Adana'ya bağlayan Demiryolunun 1931 yılı başlarında tamamlanması üzerine Atatürk, 13 Şubat 1931 günü trenle Adana'dan Malatya'ya gelmiş, Malatya'da bir gece kalmıştır. 1937 yılında Sivas Malatya Demiryolunun tamamlanması ile de 14 Kasım 1937 günü Sivas'tan Malatya'ya gelmiş, incelemelerde bulunarak aynı gün Diyarbakır'a hareket etmiştir.

    Atatürk'ün Malatya'ya ilk geldiği zaman bir gece kaldığı eski Türk Ocağı, daha sonra Halkevi Binası'nın giriş katındaki iki oda, 1981 yılında Atatürk Evi olarak düzenlenmiştir. Girişte, sağdaki ilk oda Atatürk'ün Halkevini ziyaret ettiği sarada kullandığı masa ve koltukla döşenmiş, işlemeli bir sehpa konulmuştur. Girişin solundaki odada, Atatürk kitapları sergilenmiştir.

    Mersin Atatürk Evi



    Mersin-Atatürk Evi, Mersin'de Atatürk Caddesi üzerindedir.
    Atatürk'ün Mersin'e ilk gelişinin tarihi 17 Mart 1923'tür. Atatürk'ün Büyük Zaferden sonra Güney Anadolu'ya yaptığı bu ilk gezide, yanında eşi latife hanım, milletvekillerinden Kılıç Ali, Damar (Arıkoğlu), Refik (Koraltan), Başyaver Salih (Bozok), yazar İsmail Habib ( Sevük) ve daha başkaları da vardı. Atatürk, öne Adana'ya gelmiş, burada birkaç gün kaldıktan sonra, Mersin'e hareket etmiştir. Karşılama töreni çok parlak olmuş, Atatürk o gün, millet Bahçesinde, Mersinli'lerle bir konuşma yapmıştır. Öğle yemeğini Belediye'de yedikten sonra, Tarsus'a gitmiş ve iki gün Tarsus'ta kalmıştır. Atatürk ikinci defa, 20 Ocak 1925'te yine Latife Hanım'la Mersin'e geldikleri zaman, Mersin ve Silifke'de bir hafta dinlenmişti. Mersin'deyken kendisine bir konak ayrılmış, bu konak Atatürk için özel olarak döşenmiştir. Atatürk o günlerde Mersin'deyken bu Konak'ta Silifke'deyken de Hacı Hulusi'nin, Tabucundayken de Sadık (Taşucu)nun evlerinde misafir edilmişti. Atatürk, bu gelişinde Silifke'nin Tekirdağ köyündeki Tekir Çiftliğini de kurmuştur.

    Atatürk, bundan sonra 6 defa Mersin'e gelmişse de, çoğu zaman geldiği gün geceyi geçirmeden Mersin'den ayrılmıştır. Daha çok Tekir köyünde kurduğu Gazi Çiftliğinde kalmıştır.

    Mersin'e son gelişi olan 20 Mayıs 1938'de, askeri birliklerin geçit törenini izledikten sonra, vali Konağı'nda misafir edilmiş, 23 Mayıs 1938 gününe kadar Mersin'de dinlenmiş, çevrede gezintiler yapmıştır.

    Mersin'de Atatürk'ün, 20 Ocak 1925'te eşi Latife Hanım'la birlikte bir süre kaldığı Konak, Atatürk'ün ölümünden sonra okul (kolej) olarak kullanılmağa başlamıştır. Bugün Mersin'de Atatürk Caddesi üzerinde bulunan Konak; iki katlı olarak 1897 yılında Mersin ileri gelenlerinden Tahinci ailesi tarafından yaptırılmıştır. Cumhuriyet döneminde Hazineye geçmiş ve devletin malı olmuştur. Konağın cephe yönündeki üst katta bulunan balkonlu oda ve öteki odalar Atatürk'e ayrılmış Atatürk'ün yatak ve çalışma odaları burada düzenlenmiştir.

    Cmt 26 Mar 2005, 00:08

    Mersin Atatürk Evi


    Mersin-Atatürk Evi, Mersin'de Atatürk Caddesi üzerindedir.
    Atatürk'ün Mersin'e ilk gelişinin tarihi 17 Mart 1923'tür. Atatürk'ün Büyük Zaferden sonra Güney Anadolu'ya yaptığı bu ilk gezide, yanında eşi latife hanım, milletvekillerinden Kılıç Ali, Damar (Arıkoğlu), Refik (Koraltan), Başyaver Salih (Bozok), yazar İsmail Habib ( Sevük) ve daha başkaları da vardı. Atatürk, öne Adana'ya gelmiş, burada birkaç gün kaldıktan sonra, Mersin'e hareket etmiştir. Karşılama töreni çok parlak olmuş, Atatürk o gün, millet Bahçesinde, Mersinli'lerle bir konuşma yapmıştır. Öğle yemeğini Belediye'de yedikten sonra, Tarsus'a gitmiş ve iki gün Tarsus'ta kalmıştır. Atatürk ikinci defa, 20 Ocak 1925'te yine Latife Hanım'la Mersin'e geldikleri zaman, Mersin ve Silifke'de bir hafta dinlenmişti. Mersin'deyken kendisine bir konak ayrılmış, bu konak Atatürk için özel olarak döşenmiştir. Atatürk o günlerde Mersin'deyken bu Konak'ta Silifke'deyken de Hacı Hulusi'nin, Tabucundayken de Sadık (Taşucu)nun evlerinde misafir edilmişti. Atatürk, bu gelişinde Silifke'nin Tekirdağ köyündeki Tekir Çiftliğini de kurmuştur.

    Atatürk, bundan sonra 6 defa Mersin'e gelmişse de, çoğu zaman geldiği gün geceyi geçirmeden Mersin'den ayrılmıştır. Daha çok Tekir köyünde kurduğu Gazi Çiftliğinde kalmıştır.

    Mersin'e son gelişi olan 20 Mayıs 1938'de, askeri birliklerin geçit törenini izledikten sonra, vali Konağı'nda misafir edilmiş, 23 Mayıs 1938 gününe kadar Mersin'de dinlenmiş, çevrede gezintiler yapmıştır.

    Mersin'de Atatürk'ün, 20 Ocak 1925'te eşi Latife Hanım'la birlikte bir süre kaldığı Konak, Atatürk'ün ölümünden sonra okul (kolej) olarak kullanılmağa başlamıştır. Bugün Mersin'de Atatürk Caddesi üzerinde bulunan Konak; iki katlı olarak 1897 yılında Mersin ileri gelenlerinden Tahinci ailesi tarafından yaptırılmıştır. Cumhuriyet döneminde Hazineye geçmiş ve devletin malı olmuştur. Konağın cephe yönündeki üst katta bulunan balkonlu oda ve öteki odalar Atatürk'e ayrılmış Atatürk'ün yatak ve çalışma odaları burada düzenlenmiştir.



    Atatürk Evi olarak tanınan konak Atatürk'ün doğumunun 100. Yıldönümünü kutlama çalışmaları sırasında Kültür Bakanlığınca kamulaştırılmış ve onarımına başlanmıştır. Onarımdan sonra Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi olarak yeniden düzenlenecektir.

    Rize Atatürk Müzesi


    Rize - Atatürk Müzesi, Osman Mataracı'ya ait tarihi evde, 1984 yılında düzenlenmiş ve ziyarete açılmıştır.
    Atatürk, 1924 yılı Eylül ayında "Atatürk'ün Sonbahar Gezisi" olarak bilinen birkaç ay süreli bir geziye çıkmış, bu gezi sırasında Karadeniz illerini ziyaret etmiştir. İşte bu gezi günlerinde Atatürk, beraberinde eşe Latife Hanım, birkaç milletvekili olduğu halde 17 Eylül 1924 gürü Trabzon'dan Hamidiye Vapuru ile Rize'ye gelmiş, Rize de coşkun gösterilerle karşılanmıştır. O geceyi Rize'de Mataracı Mehmet Bey'in evinde geçiren Atatürk, ertesi günü şehirde bazı ziyaretlerde bulunmuş, incelemeler yapmış, saat 16.30'da ayni vapurla Giresun'a hareket etmiştir.

    Rize'de Atatürk'ün bir gece konuk olduğu ev, daha sonra sahibi Mehmet Mataracı'Dan yeğeni Osman Mataracı'ya geçmiştir. Atatürk'ün 100. Ölüm yıldönümü dolayı sile Atatürk Müzesi yapılmak üzere, Osman Mataracı evini Rize Özel İdaresine bağışlamıştır. 1984 yılında Kültür Bakanlığına devredilen ev, onarılarak Atatürk Müzesi halinde düzenlenmiş ve ziyarete açılmıştır. Evin bir bölümü de Kültür Merkezidir.

    Çatısı ile birlikte 3 katlı olan ev 1902 yılında Mataracı ailesi tarafından yaptırılmıştır. Bu günkü düzenlemeye göre evin üst katı Atatürk Müzesi'dir. Atatürk'ün Rize gezileri, kullandığı eşyalar, Atatürk fotoğrafları, Milli Mücadele yallarında Rize'de Kuvay-ı Milliye iler gelenlerinin fotoğrafları bu bölümde sergilenmektedir. Müzenin alt bölümü idare odaları ve Kültür Merkezine ayrılmıştır.
     



  13. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Samsun Atatürk Müzesi


    Samsun Atatürk Evi, Mıntıka Palas'ta Samsun Belediyesince düzenlenerek ziyarete açılmıştır. Şöyle ki: Atatürk, Dokuzuncu Ordu Kıt'aları Müfetişi olarak 18 kişilik kadrosuyla 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun'a geldiği ve Bandırma vapurundan çıkarak karaya ayak bastığı zaman coşkun gösterilerle karşılanmış ve şehrin en iyi binası olan Mıntıka Palas'da misafir edilmişti. Burası iki katlı taş bir bina idi. 1902 de yılında Abacıoğlu adında zengin birisi tarafından otel olarak yaptırılmıştı. Atatürk'ün Samsuna geleceğini duyulur duyulmaz, o günlerde kapalı olan otel, Mutasarrıfın emriyle açtırılmış, Askeri hastaneden karyola ve sandalyeler taşınarak döşenmişti. Atatürk, bir hafta süre ile bu binada kalmış, Anadolu'da başlattığı Milli Mücadeleyi ilkin bu binada açmıştı.
    Cumhuriyetin ilanından sonra 20 Eylül 1924 günü eşi latife hanımla birlikte Samsun'a ikinci kez gelen Atatürk , bu sefer Samsunlu Şahinzade Remzi Bey'in evine konuk olmuştur. O gün Samsun'a ilk geldiği zaman kaldığı eski Mıntıka Palas Belediyece kendisine hediye edilmiş, Atatürk bundan çok duygulanmıştır. Samsundan ayrılışından sonra, Belediye binayı dayayıp döşemiş, Atatürk Evi olarak korumuştur. Harf inkılabı günlerinde 16 Eylül 1928 de üçüncü kez Samsuna gelen Atatürk kendi evinde iki gece üç gündüz, dördüncü gelişi olan 28 Kasım 1930 tarihinde de dört gece beş gündüz kalmıştır.

    Samsun Atatürk Evinin üst kat odaları Atatürk'ün yatak odası, çalışma odası Toplantı odası salonu olarak düzenlenmiştir. Alt katta l930 yılında açılan Gazi kütüphanesi, 1972 yılına kadar hizmet vermiş, daha sonra kütüphane buradan taşınmıştır.

    Samsun Belediyesinin düzenlediği Atatürk evi, Milli Mücadele tarihimizin ilk sayfası, hatta önsözüdür. Bu yönüyle tarihi değeri büyüktür.


    Selanik'te Atatürk Evi

    tatürk bilindiği gibi 1881 yılında Selanik'te doğmuştur. Onun, doğduğu, çocukluk ve gençlik günlerinin bir kısmını geçirdiği, memleketin hür bir idare rejimine kavuşması için arkadaşları ile birlikte karar verdiği tarihi ev bugün (Atatürk Evi) adıyla müze olarak tanzim edilmiş ve ziyarete açılmıştır.
    Atatürk Evi bugünkü Selanik'in Aya Dimitriya mahallesinde ve Apostolu Pavlu caddesi üzerinde 75 numaradadır. Bitişiğinde Türk Konsolosluğu vardır.

    Selanik'te Atatürk Evi, arşiv kayıtlarına göre, Selanik'in Koca Kasım Paşa mahallesi, Islahhane caddesi üzerindedir. Ev, bodrumu ile birlikte üç katlı ve bir avlu içerisindedir.

    Selanik arşiv belgelerinden edinilen bilgilere göre, şimdi müze olan Atatürk Evi, 1870 yılından önce Rodoslu müderris Hacı Mehmed tarafından yaptırılmış olup önce İbrahim Zühdü adlı birisine, daha sonra da yine Selanik halkından Abdullah Ağa ve Eşi Ümmü Gülsüm'e satılmıştır. Bu kayıtlardan anlaşıldığına göre Ev, Atatürk'ün babası Ali Rıza efendi tarafından inşa ettirilmemiş, sahiplerinden kiralanmıştır.

    Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi, bilindiği gibi, bir süre Selanik Evkaf katipliğinde bulunmuş, gümrük memurluğu yapmış, 1876 yılında da Selanik "Asakir-i milliye taburunda birinci mülazım olarak görev almış, daha sonra serbest ticaret hayatına atılmıştır.

    Selanik'in tanınmış ailelerinden Sarıgüllü Hacı Sofulardan Feyzullah Ağa'nın kızı Zübeyde Hanım'la 1878 yıllarına doğru evlenen Ali Rıza Efendi Kırmızı Hafız diye şöhret bulan babası Ahmed Efendi'nin (Subaşı) mahallesindeki evinden ayrılarak Koca Kasım Paşa mahallesindeki aslı vakıf olan şimdiki evi sahiplerinden kiralamış eşi ile birlikte bu eve taşınmışlardır. Ev o zamanlar, etrafı yüksek duvarlarla çevrili olup, harem ve selamlığı olan üç katlı tapu kayıtlarına göre ( Bir bab fekani oda ve bir divanhane ve bir tahtessema ve iki bab tahtani oda, bir çeşme bir miktar avlu) klasik, çıkartmalı bir evdi. Dış yüzü sıva üzerine pembe boyalı olup alt pencerelerine emir, üst pencerelerine de ahşap kafesler yapılmıştır. Atatürk 1881 yılında bu evin ikinci katındaki sol tarafa düşen ocaklı odada doğmuştu. Ali Rıza Efendi'nin 1888 yılında ölümünden sonra, genç yaşında dul kalan Zübeyde Hanım, oğlu küçük Mustafa (Atatürk) kızları Naciye ve Makbule, ile biraz da geçim masraflarını hafifletmek üzere, bu pembe evden taşınmışlar, yanındaki daha küçük bir eve nakletmişlerdir. Zaman zaman, çocukları ile birlikte kardeşi Hüseyin Ağa'nın çiftliğine giden Zübeyde Hanım bu sırada Atatürk'ün ifadesiyle, iyi kalpli bir insan olan Ragıp Bey'le, bu küçük evde evlenmişlerdi. Atatürk, babasının sağlığında, kısa bir süre devam ettiği Şemsi efendi mahalle okuluna Pembe evde başlamış, babasının ölümünden sonra, önce Selanik Mülkiye Rüşdiyesi'ne kaybolmuşken, sonra buradan ayrılarak 1893 yılında Selanik Askeri Rüşdiyesi'ne geçmiştir. 1896 yılında Manastır Askeri İdadisi'ne 1899 yılında da İstanbul'daki Harp Okulu'na başladıktan sonra, tatillerinde Selanik'e gelen Atatürk yine annesi ve kardeşleriyle bu küçük evde oturmuşlardır.

    Atatürk, 1902 yılında Harp okulunu da bitirmiş, Kurmay sınıfına başlayarak 1905 yılı başlarında Kurmay Yüzbaşı olmuştur. Bu tarihten İkinci Meşrutiyetin ilan edildiği 1908 yılına kadar Atatürk, vatan hizmetinde askerlik görevini yaparken, Şam'da bir kaç fikir arkadaşıyla 1906 da"Vatan ve Hürriyet" adını verdikleri gizli siyasi bir cemiyet kurmuşlardır. Ancak bu cemiyeti asıl Makedonya da faaliyete geçirmek istediğinden bir ara gizlice Selanik'e gitmiş ve orada arkadaşları ile birlikte bu cemiyetin şubesini kurmuştur. İkinci Meşrutiyetin ilanından evvel(1907) Selanik'te görev alan M. Kemal Atatürk, ailesi ile birlikte bu evde oturmuş, birçok siyasi toplantılar bu evde yapılmıştır. Daha sonra Trablusgarp ve Balkan savaşlarının patlak vermesiyle Selanik'ten ayrılan Atatürk'ün bundan sonraki hayatı artık mücadelelerle doludur.

    Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'a gelince, o da Selanik'te çok kalmamış, Balkan harbinden sonra birçok Türk aileleri gibi kızı Makbule(Atadan) ile birlikte Selanik'ten göçmüş. İstanbul'a gelerek Beşiktaş-Akaretlerde bir eve yerleşmiş, Milli Mücadele yıllarında da Ankara'ya gelmiştir. Ancak, Ankara'nın iklimi sağlığı için elverişli olmadığından Zaferden sonra İzmir'e gönderilmiş, 1923 yılında orada vefat etmiştir.

    Balkan harbinden sonra, Selanik Yumanlıların elinde kalmış o güne kadar Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın oturduğu ev de Lozan antlaşması hükümlerince Yunan Hükümetine intikal etmiştir. Yunan Hükümeti de evi Yunanlı bir aileye satmıştır.

    Cumhuriyet'in Onuncu yıl dönümü (29 Ekim 1933) dolayısıyla, Selanik Belediyesi, Türk-Yunan dostluğu ve Balkan Konferansının bir hatırası olarak, Atatürk'ün doğduğu evin çift kanatlı kapısının sağ köşesine mermer bir plaka yerleştirmiştir. Plakanın üzerinde Türkçe, Elence ve Fransızca olarak şu ibare yazılıdır;

    (Türk milletinin büyük müceddidi ve Balkan ittihadının müzahiri GAZİ MUSTAFA-KEMAL burada dünyaya gelmiştir. İş bu levha Türkiye Cumhuriyetinin onuncu yıldönümü münasebetiyle konulmuştur. Selanik, 29 Birinciteşrin 1933)

    4 Kasım 1933 tarihinde Türkiye'nin Atina Elçisi ve elçilik mensupları Makedonya Genel Valisi, Selanik Belediye Başkanı ve Yunan ileri gelenlerinin katılmasıyla bir tören yapılmış, plaka bu törende yerine konmuştur. Selanik Belediyesi , daha sonra evin, Yunanlı sahibinden satın alarak Atatürk'e hediye edilmesini de kararlaştırmış ev ancak 19 Şubat 1937 de boşaltılabilmiş ve anahtarları Selanik Konsolosluğumuza teslim edilmiştir.

    Bu olaydan sonra, Atatürk Evi, Selanik'teki Türk Konsolosluğu'nun bakımına verilmiş ve evin zemin katında sonradan açılan dükkanlar kaldırılarak eski şekline getirilmiş, sonradan sarıya boyanan ev yine pembe renkle, boyanmış, çatısı aktarılarak onarılmıştır. 1950 yılında daha geniş çapta büyük onarım gören Atatürk Evi'nin (Atatürk Müzesi) olarak tanzimi düşünülmüş ve bu konuda Dışişleri Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı çalışmalara başlamıştır.

    Atatürk Evi'nin tanzim ve teşhiri konusunda fikirlerini almak üzere milli Eğitim Bakanlığınca bazı kişilere baş vurulmuş gerekli eşya İstanbul Dolmabahçe ve Topkapı Saraylarından seçilerek Selanik'e gönderilmiştir. Böylelikle Evin bütün odaları eski şekline göre ayrı ayrı değerlendirilmiş 10 Kasım 1953 günü törenle ziyarete açılmıştır.

    Bugün Müze olarak ziyarete açık bulunan Selanik'teki Atatürk Evi, Selanik Başkonsolosluğumuzun da bulunduğu etrafı duvar parmaklıklarla çevrili bir bahçenin ana caddeye bakan köşesi üzerindedir. Ev üzeri tuğla çatılı, çıkartmalı, eski Türk evleri tipinde ve zemini ile birlikte üç katlıdır. Zemin kat üzerindeki birinci ve ikinci katlar dikdörtgen şeklinde kafesli pencerelerden ışık almaktadır. Eve caddeye açılan çift kanatlı kapısından girilir.

    a)Zemin Kat: Kapıdan tuğla döşemeli bir hole girilir. Sağdaki birinci oda, kiler, ikincisi mutfaktır. Kilerde mutfak eşyaları (Bakır kaplar, toprak testiler, çömlekler, balta, havan ve küpler, sandıklar) teşhir edilmektedir. Mutfakta dolap ve raflar vardır. Soldaki birinci oda (Hizmetçi odası), ikinci oda (Merdivenli Sofa) dır. Buradan birinci kata çıkılır.

    b)Birinci Kat: Buraya bahçedeki çıkartma taş merdivenle girildiği gibi zemin kattaki merdivenli Sofadan da girilmektedir. Girişte ahşap tavanlı geniş sofa vardır. Sofanın bahçeye bakan atlas perdeli üç penceresi önünde yastık ve işlemeli yaygılarla döşenmiş bir sediri bulunmaktadır. Sofanın orasında yuvarlak ahşap bir masa durmaktadır. Sofanın bahçe girişinde, sağda (Misafir odası) ve bu odadan geçilen küçük bir (Sandık odası) bulunmaktadır. Misafir odası, kadife koltuk ve kanepeler, atlas perde, aynalı komodin, bakır mangal ve sehpalarla döşenmiştir. Duvarda ibrişim işleme bir yazı levhası, bir duvar saati asılıdır.
    Soldaki birinci küçük oda (mutfak) tır. Burada ocaklar ve çeşitli mutfak eşyaları yer almaktadır. İkinci oda Yatak odasıdır. Odanın bir köşesinde , çift kişilik demir bir karyola bulunmaktadır. Yatağın baş uçundaki duvarda, gümüş kılaptanlı, kırmızı atlas cüz kasesi içerisinde bir Kur'an-ı Kerim ve bir levha asılı, Levhada Fetih Süresinin ilk ayeti olan (inna fetehnaleke fethan mübina) yazılı. Karyolanın önünde pirinç bir mangal, caddeye, bakan atlas perdeli pencereler boyunca da döşenmiş bir sedir bulunmaktadır.

    c)İkinci Kat: Birinci katın sandık odası bitişiğindeki merdivenli sofadan ikinci kata çıkılır. Buradaki sedirli sofa da birinci kat sofasının aynı olup yalnız daha küçüktür. Girişte sağdaki alçı işleme tavanlı oda (çalışma odası) olarak yarılmıştır. Atatürk'ün doğduğu bu odada, Atatürk'ün tunç bir büstü ile, bir yazı masası, pirinç mangal, koltuklar yer almaktadır. Duvarlarda Atatürk'le ilgili levha ve tabaklar asılıdır. Sağdaki (Yatak odası) Atatürk Müzesi haline getirilmiştir. Vitrinlerde Atatürk'ün kullandığı elbiseler ve şahsi eşyaları görülür. Atatürk'ün hayatına ait fotoğraflarla, okul çağlarına ait belgeler sıralanmış, bir de küçük Atatürk kitaplığı kurulmuştur. Yatak odasının bitişiğinde tahta parmaklıklı bir teras mevcuttur.

    Selanik'teki Atatürk Evi, 1966 yılında bu kitabın yazarı tarafından yerinde ve yeniden düzenlenmiştir. Son onarımı, düzenleme ve sergilemesi 1981 yılında yapılmıştır.
     



  14. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Silifke Atatürk Evi

    Silifke - Atatürk evi Silifke'nin Saray Mahallesinde Hacı Hulusi Konağındadır. Atatürk Ankara'dan Konya- Adana - İçel Yolu İle 20 Ocak 1925 günü trenle Mersinle gelmiştir. Yanında eşi Latife hanım ikinci ordu komutanı Fahrettin (Altay) Bayındırlık bakanı Fevzi ( Pirinççizade ) Rize milletvekili Ahmet Kutsi ve yaverleri vardır. O günlerde Atatürk orman çiftliğinden ayrı olarak güneyde örnek bir çiftlik kurma kararındadır. Böyle bir çiftlik için kendisine Silifke'nin Tekir köyünde boş bir arazi tavsiye edilmiştir. Atatürk Latife hanımı Mersinde bırakarak 27 Ocak1925 günü akşamı İçel il merkezi olan Silifke'ye gelmiş, vali vekili Fahri, bey ile kısa bir görüşmeden sonra hacı Hulüsinin iki katlı konağında geceyi geçirmiştir. Ertesi 28 Ocak 1925 günü Silifkede Türk Ocağını ve idman yurdu lokalini ziyaret eden Atatürk burada Taşucu'na geçmiş Taşucu'nda Sadık Taşucu'nun konuğu olmuştur. Tekir köyünde çiftlik yerini gören Atatürk daha sonra burayı Hazinden bedeli karşılığında almıştır.
    Atatürk'ü Silifke'de 27 Ocak 1925 gecesi konuk olduğu Hacı Hulusiye ait konağın kamulaştırılarak Atatürk evi halinde düzenlenmesi için 1974 yılında çalışmalara başlanmıştır. Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünce 1982 yılında kamulaştırılan konak yeniden onarılmış 1986 yılında Atatürk evi olarak düzenlenmiş 2 Ocak 1987 günüde törenle ziyarete açılmıştır. Atatürk evinin alt katı ilçe halk kütüphanesi ve idari bölümü üst katı ise Atatürk müzesi olarak değerlendirilmiştir. 1. Katta sofa, misafir ve oturma odaları ile Mutfak bulunmaktadır. Silifke ve çevresinin Etnografik eserlerinin sergilendiği salonlarda ayrıca Atatürk'ün Taşucunda Sadık Taşucunun evinde kaldığı zaman yattığı yatak takım, kullandığı yemek takımları " Gazi M Kemal imzalı bir tabanca, Atatürk'ün Tekir Çiftliğine ve kurduğu Tarım Kredi Kooperatifine ait belgeler, fotoğraflar yer almaktadır.

    Trabzon Atatürk Köşkü


    Cumhuriyetin ilanından sonra, Sonbahar Gezisi adıyla Atatürk'ün yaptığı büyük yurt gezisi Dumlupınar'dan başlamıştı. Buradan Bursa'ya gelen Atatürk 12 Eylül 1924'te Hamidiye, Kruvazörü ile Mudanya'dan hareket etmiş. İstanbul Boğazından geçerek Karadeniz'e açılmış, 15 Eylül1924 sabahı saat 11. 00 de Trabzon'a gelmişti. Atatürk, Trabzonlular tarafından heyecanla karşılandı Yanında eşi Latife Hanım ve yakın arkadaşları vardı. Doğruca Belediyeye geldi. Öğleden sonra da, kendileri için dayanıp döşenen Soğuksu'daki köşke giderek dinlendiler. Köşk 1913 yılında yaptırılmış, Cumhuriyetin ilanından sonra da Özel İdarenin mülkiyetine geçmişti. Bodrumu ile birlikte dört katlıydı. Üçüncü katın büyük odası Atatürk'ün yatak odası idi.
    O gün akşam, Köşk'ün alt kat salonunda Trabzon Belediye Başkanı Kazazoğlu Hüseyin, Atatürk'ün onuruna bir yemek vermiş bir de konuşma yapmıştı. Atatürk bu konuşmayı cevaplandırdı: (Efendiler, hemen bütün Trabzon halkını yekpare bir samimiyete kitlesi halinde gördüm. Kadınların, çocukların, ihtiyarların gözlerinde yaş gördüm. Bu ne yüksel duygu bu ne şefkat bu ne asalettir. ) dedi Trabzonlulara teşekkür etti.

    Ertesi gün okulları, hastaneyi, iplik fabrikasını ziyaret ettikten sonra 17 Eylül 1924 sabahı Trabzon'dan ayrıldı Rize'ye yolcu oldu.

    Atatürk'ün Trabzon'u ziyaretinden sonra özel idareye ait bulunan Köşk, Trabzon Belediyesince satın alınarak Atatürk'e hediye edildi. Bir Trabzon heyeti, Ankara'ya gelerek Köşkün tapusunu ve anahtarlarını Atatürk'e teslim etti. Atatürk 27 Kasım 1930 günü Ege vapuru ile Samsun'dan Trabzon'a geldiği zaman, geceyi yine bu Köşkte geçirmiş, iki gece kaldıktan sonra, İstanbul'a dönmüştü. Köşk artık (Atatürk köşkü) adıyla tanınıyor, Trabzonlular bu Köşkle övünüyorlardı.

    Atatürk'ün Trabzon'a üçüncü ve son gelişleri 10 Haziran 1937 tarihine rastlar, Ege vapuru ile İstanbul'dan Trabzon'a gelen Atatürk, doğruca kendi Köşküne gelmiş, iki gecesini bu Köşk'te geçirmişti. Bu son gelişlerinde: (Mal ve Mülk bana ağırlık veriyor. Bunları milletime bağışlamakla ferahlık duyacağım. İnsanın serveti kendi manevi kişiliğinde olmalıdır. Ben büyük milletime daha çok şeyler vermek istiyorum. ) diyerek, bütün mal ve mülk varlığını hazineye bağışladığını noter huzurunda tescil ettirmişti. Atatürk 12 Haziran 1937 sabahı Trabzon'dan İstanbul'a döndü.

    Atatürk'ün ölümünden sonra, Trabzon Belediyesi, Atatürk köşkünü Atatürk Müzesi olarak ziyarete açmağa karar verdi. Atatürk 'ün kullandığı eşyaları, fotoğraflarını sergiledi. Bugün Köşk'ün girişinde, Atatürk'ün Trabzon'a ilk gelişlerinde yaptığı konuşmanın tam metni asılıdır. Sağdaki küçük salon, Atatürk'ün yaptığı konuşmanın tam metni asılıdır. Sağdaki küçük salon, Atatürk'ün hayatına ve Trabzon'u ziyaretlerine ait fotoğraflarla donatılmıştır. Bitişiğindeki odada ise Atatürk'ün dinlendiği koltuk ve kanepeler bulunmaktadır. Bunlardan biri üzerindeki plakada şu cümle yazılıdır. (Atatürk, 11 Haziran 1937 tarihinde, şahıslarına ait emval-i gayrimenküllerini millete bıraktıklarına dair muameleyi burada imza buyurdular. ) Öteki oda, Atatürk'ün yemek salonu olarak döşelidir.
     



  15. Cevap: Atatürk Müzeleri Hakkında Bilgi

    Tesekürler Wish