Atasözleri Ve Deyimlerin Çıkış Kaynakları

'Bunları biliyormusunuz' forumunda EyLüL tarafından 15 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu


  1. Atasözleri Çıkış Kaynakları


    Deyimlerin Çıkış Kaynakları Nelerdir

    Anlatımı güzelleştirmek, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kılmak üzere her dilde kalıplaşmış bazı sözler bulunur. Atasözleri, dua ve temenni cümlecikleri, ilençler, bilmece ve tekerlemeler bu tür kalıplaşmış sözler arasında dilin bünyesinde en sık rastlanılanlar ise deyimlerdir.

    İnsanoğlu Kuş Misali

    Hazır Üsküdar’a geçmişken ordan devam edelim. Zamanında Üsküdar’da bir Miskinler Tekkesi bulunurmuş. Adından da anlaşılacağı üzere buraya yurdun en tembel, en miskin insanları takılırmış. İşte burada iki miskin kendilerine iki sandalye bulup oturuyorlarmış. Gel zaman git zaman havalar gittikçe soğumaya başlamış. Tekkeninde penceresi açık ama kimsenin ayağa kalkıp pencereyi kapatmaya mecali yok.
    Birinci miskin: Yahu havalar iyice soğudu, şu pencereyi kapatmak lazım.
    İkinci miskin: Doğru söylüyorsun mirim, kapatmak lazım.
    Aradan saatler geçer, haftalar geçer, hatta ay geçer, yine aynı diyalog aralarında sürer gider. Sonunda birinci miskin daha fazla dayanamaz bütün gücünü toplayıp karşı pencereye ulaşır, camı kapatır ve hemen oracıktaki bir iskemleye kendini bırakır. Sonra öteki miskin arkadaşına şunları der.Ya mirim gördün mü, insanoğlu kuş misali. Dün neredeydim, bugün neredeyim

    Hakkında Hayırlısı Böyleymiş

    Bu deyim daha çok değer verilmeyen birinin başına gelen felaketi –birazda alay ederek- hafife almak için kullanılıyor. Hikaye şöyle;
    Bir zamanlar Üç kişilik bir hırsız gurubu varmış. Bunlar her gittiği yeri soyup soğana çevirmekte yurt çapında ustalaşmış, namı almış yürümüş kişilermiş. Aralarından biri şefmiş. Şef oldukça sert mizaçlı, acımasız biriymiş. Bir gece konağın birini soyuyorlarmış, çatıdan salona iç sallandırmışlar, biri topladığı eşyaları iple tırmanarak çatıdaki şefe veriyor, şef; bunları dışarıda gözcülük yapan diğer hırsıza ulaştırıyormuş. İçerdeki hırsız salonda som altından bir şamdan görmüş, iple çatıya çıkarken,
    şefim bu şamdan benim ona göre demiş. Şef bu lafa bir hayli sinirlenip ipi kesmiş, adam kafa üstü yere çakılıp ölmüş. Konaktan yürütebildikleri ile birlikte öteki hırsızla hızla uzaklaşırlarken adam ölen arkadaşı ile ilgili bütün cesaretini toplayıp; Zühtü de iyi adamdı be şefim Şef sert bir bakış fırlattıktan sonra gür sesiyle bağırmış: Sus ulan! Hakkında hayırlısı böyleymiş.

    Mürekkep Yalamak


    Uzun yıllar öğrenim görmüş, ilim öğrenmiş kişiler hakkında mürekkep yalamış
    denir. Bu deyim bir matbaadan evvelki zamanların elyazması kitapları ve hattatları yahut zanaatkârlarından yadigârdır.

    Elyazması kitapların sayfaları hazırlanırken pürüzleri kaybolsun ve kalemin kayganlığı sağlansın diye parşömenlerin üzeri aher denilen bir tür sıvı ile cilalanır ardından da mührelenir imiş. Aher, yumurta akı ve nişasta ile hazırlanan muhallebi kıvamında bir hamule olup kâğıt üzerinde bir tabaka oluşturur. Kitap kurtlarının pek sevdiği aher, aslında suyu görünce hemen erir. Aherin bu özelliğinden dolayı eski zamanların hattatları yahut kopya usulü kitap çoğaltan zanaatkârları, bir hata yaptıkları zaman onu silmek için (mürekkep silgisi henüz icat edilmemiştir) serçe parmaklarının ucunu ağızlarında ıslatıp hatalı harf veya kelimelerin üzerine sürerler, böylece zemindeki aher dağılır ve aherle birlikte hatada kendiliğinden kaybolur gidermiş. Bazen bütün bir cümlenin silinmesi gerektiğinde aynı işlemi tekrarlamak gerekir, hattatın serçe parmağına gelen mürekkep ister istemez diline geçer, böylece hattat mürekkebi yalamış olurmuş.