Aşkınız Simbiyotik mi ?

'Sağlık bilgisi' forumunda YAREN tarafından 29 Aralık 2008 tarihinde açılan konu


  1. İlişkinin amacı birlikte yaşamak, paylaşmak, hayatı tek omuz gibi yüklenmektir. Ancak bu işin dozunu kaçırırsanız, kendinizi simbiyotik bir ilişkinin içinde bulursunuz. İsmi benzer olması sebebiyle antibiyotik ile tedavi edildiği sanılmasın. Simbiyotik ilişkiler genellikle ayrılıkla sonuçlanıyor. Peki, nedir bu simbiyotik? Bağımlılık!


    Bağlılık ile bağımlılığı birbirinden ayıramayan çiftlerin sonu. Birçok kadın pazara gitmeden önce bile eşinden izin alır. Tıraş köpüğünü ya da pijamasını eşi olmadan bulamayan çiftler bile var. Bunun adı bağımlılıktır. Genellikle ailede görülen ilişki biçimi ileriki yaşlarda fark etmeden evliliğin de şekli oluverir. İnsanlar evlilik için imza atarken, karşısındakinin hayatının üzerine imza attığını sanır. Oysa her iki tarafında şahsına ait bir dünyası olmalıdır. Bunu beceremeyen eş, karşı tarafın da böyle bir düzen kurmasına müsaade etmez. Evliliklerinde aşırı kısıtlamaya giden çiftler, bir müddet sonra bıkarak, çeşitli sapmalar yaşıyorlar. Özellikle kadınlarda yoğun olarak görülen bu durum, erkeğin üzerinde baskı oluşturuyor. Özgüven eksikliği yüksek olan memleketim kadını, ne kadar şirret olursa, o kadar kocayı elde tutacağını sanıyor. Evlilik zaten özgürlüklerin kısıtlı olduğu bir kurumdur. İki kişiyi düşünmez zorundayızdır. Bir de üzerine bu tarz yaptırımlar binince, eşlerden biri mutlaka zincirlerinden kurtulmak istiyor. Bu da ilgisizlik, ihanet gibi sevimsiz durumlara yol açıyor.

    Peki, ne yapacağız? Ortak yaşam alanımızı belirledikten sonra, kendimiz için zaman ayıracağız. Hobilerimiz (yoksa da edinin), dostluklarımız, yalnız kalma ihtiyacımız gibi isteklerimizi gerçekleştireceğiz. Üstelik, bunu yapmaya başladığımızda, daha özgüveni yüksek bir kadın olacağımızdan, çok daha istenen bir duruma geçeceğiz. Şu bir gerçek ki, özgür kimlik ve özgüven bir kadını her zaman daha seksi yapar. Ayrıca niye böyle dip dibe yaşıyoruz ki? Adam balık tutmaya, maça, arkadaşlarıyla içmeye gitsin. Eve biraz özleyerek dönsün. Siz de bu arada yapamadığınız işleri yapın. (Ev işleri hariç, onlar nasıl olsa bitmez) Sürekli kafasında kurup, eşini dünyanın merkezi haline getirmiş, kuşku ve kuruntu içinde yaşayan kadınlardan biri olmayın.
    Bağlılık başka bir düzey ve işin doğru kısmı! Bağımlılık ise sigara gibi, bilinçaltı hep kurtulmak ister ama bırakmaya cesaretimiz ve gücümüz yoktur. Hayatımızdaki bir boşluğu doldurduğunu düşünürüz. İşte, simbiyotik çiftlerde de aynı durum söz konusu, hem birlikte olursunuz, hem de bilinçaltı bir zaman sonra “bırak” diye bağırır. Bu hale gelmeyin.

    Şimdi birileri içinden söyleniyor bana. “Ben bu adamı nasıl başıboş bırakayım? Ya çapkınlığa gider, ya kumara, ya içmeye…” diye. İyi de kızlar, nasıl ki bir kadın canı isterse her şeyi yapabilecek güce sahiptir, erkeklerin de bizden farkı yok. İnsanın canı yapmak istesin yeter ki, bahane de, minare de, kılıf da çoook. Bırakın, oh, canın istediğini yapsın demiyorum. Ortasını bulun. Ne olsa erkekler çocuk gibidir!

    Birisini, ister eşiniz olsun, ister çocuğunuz, hayatınızın tam ortasına oturtursanız, kendi hayatınızı atlarsınız. Her şeyi gerektiği kadar yapmak lazım. Dünyada önce ben, sonra her kimse o olacak. Siz mutlu olmadan, yanınızdakinin mutlu olması mümkün değil. Siz hastayken, başkasına bakamazsınız. En azından bunu düşünerek, kendinize dönün biraz. Kitap okuyun, şiir yazın, resimle veya el işleriyle ilgilenin, adı önemli değil, yaparken mutlu olduğunuz uğraşlar bulun. Çok yoğun çalışıyorsanız, günde yarım saat en azından kendinize ayırın. Hayat geçiyor! Bir gün gelecek, bu boşa geçen zamana üzüleceksiniz. En büyük yatırım ve zenginlik, insanın kendine yaptığıdır.

    Şimdi, oturup düşünün, siz simbiyotik misiniz? İlişkinizi gözden geçirin. Sonuç, “evet!” çıkıyorsa, acil önlem alın. Bağımlılıktan vazgeçin, sevdiğinize ve aşkınıza bağlı olun!
    (Alıntıdır)​