Aşık Veysel Satıroğlu Kısaca tanıyalım

'Biyografi' forumunda Belinay tarafından 2 Nisan 2008 tarihinde açılan konu


  1. AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU


    Ben giderim adım kalır
    Dostlar beni hatırlasın
    Düğün olur bayram gelir
    Dostlar beni hatırlasın

    Can bedenden ayrılacak
    Tütmez baca, yanmaz ocak
    Selam olsun kucak kucak
    Dostlar beni hatırlasın...

    Aşık Veysel, hayatini anlattığı bir şiirinde "Ücyüz-onda gelmiş idim cihana" diyor. Yıl 1894 oluyor hesapça. Sivas'a bağlı Şarkışla ilçesinin Sivrialan Köyünde dünyaya gelmiş. Anasi Gulizar, bir yaz günü koy dolaylarındaki Ayıpınar merasına koyun sağmaya gittiğinde; oracıkta bir yol üstünde doğurmuş Veysel'i. Göbeğini de kendi eliyle kesmiş. Yaman kadınmış Gülizar ana. Bebesini bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüş. Babası Ahmet; bebenin adini Veysel koymuş. Yıllar geçmiş aradan büyümüş, konuşmuş, yürümüş Veysel çocuk. Böylece yedi yaşına varmış. O yıl bir çiçek hastalığı salgını olmuş Sivas'ta. Küçük Veysel de yakalanmış. Sol gözünde, cicegin beyi çıkmış kendi deyimiyle... Göz akıp gitmiş. Sağ gözüne de perde inmiş, önceleri. Yalnız ışığı seçebiliyormuş, bu gözüyle. Babasına "Çocuğu Akdağmadeni'ne götür, orada bu gözünü açacak bir doktor var." demişler. Sevinmiş Ahmet emmi. Gel gör ki talihsizlik yine yakasını bırakmamış Veysel'in. Bir gün inek sağarken babası yanına gelmiş. Veysel ansızın donuverince; yakında bulunan bir değneğin ucu öteki gözüne girivermiş. O göz de akıp gitmiş böylece. Veysel'in Ali adında bir ağabeysi ve Elif adında bir kız kardeşi varmış. Hepsi çok üzülmüşler Veysel'in kotu kaderine.

    Babası meraklı adammış. Halk ozanlarından şiirler okuyup ezberleterek avutmaya çalışmış oğlunu. Sivas'ın köyleri saz sairleriyle dolu. Onlar da ara sıra gelip Ahmet emminin evine uğrarlarmış. Veysel ilgiyle dinlermiş calip söylediklerini. Babası, oğlunun ilgisini görünce; bir saz alıp vermiş ona. İlk saz derslerini, babasının arkadaşı olan Çamşıh'lı Ali Ağa'dan almış. Ve gitgide, kendini iyice saza vermiş Veysel. Unlu Halk ozanlarının şiirlerini çalıp söylemiş bir zaman. Yirmibes yasındayken (1919) anası, babası Veysel'i Esma adında bir kızla evermişler ve kısa sure sonra ikisi de göçüp gitmiş bu dünyadan (1921). Acı üstüne acı gelmiş, ama bitmemiş talihin kotu oyunu. İkinci çocuğu on günlükken, anasının memesi ağzına tıkanarak ölmüş, ardından da karisi yanaşmalarıyla evden kaçmış. Bu olay çok koymuş Veysel'e. Daha dertli olmuş ve iyice içine kapanmış. Karisi koyup gittiğinde bir kızı varmış Veysel'in. Daha bir yasini bile bitirmemiş. İki yıl kucağında gezdirmiş Veysel, ne çare o da yaşamamış. Bu sıralar Veysel'i yeniden evermişler. Bu karisi çocuk vermiş Aşığa. Biri olmuş, iki oğlan, dört kız, altısı sağ. Onlar da 18 torun vermiş Veysel'e.

    Aşık Veysel, Cumhuriyetin Onuncu yıl dönümüne rastlayan 1933 yılına kadar, başka ozanların şiirlerini çalıp söylemiş. Kendi deyişlerini söylemekten utanır, çekinirmiş. O yıllarda sairlerimizden rahmetli Ahmet Kutsi Tecer tanımış Veysel'i. Onun ışık tutuculuğuyla Veysel'in şiirleri aydınlığa kavuşmuş. Veysel; şairliğinin gelişmesinde Tecer'in büyük yardımlarını gördüğünü söylerdi her zaman. Veysel'in gün ışığına çıkan ilk şiiri Gazi Mustafa Kemal Pasa için söylediği: "Türkiye'nin ihyası Hazreti Gazi" mısrasıyla başlayan şiirdir. Bundan sonra bütün yazdıklarını calip söyler olmuştu. 1933 yılına kadar, köyünden dışarı hemen hemen hiç çıkmadığı halde; bundan sonra bütün yurdu dolaşmış, yurdunun çeşitli şehirleriyle kasabalarını, köylerini yakından tanımıştır. Halk ozanlarından en çok Karacaoglan'i, Yunus'u, Emrah'i, Dertli'yi severdi. Çağımızın ozanlarından Ahmet Kutsi Tecer'in ayrı bir yeri vardı Veysel'de. Onun aracılığıyla Koy Enstitülerinde bir sure saz öğretmenliği de yapmıştı Veysel. Sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Cifteler, Kastamonu, Yildizeli, Akpınar Koy Enstitülerinde bulunmuştu. 1952 yılında İstanbul'da büyük bir jübilesi yapılan Aşık Veysel'e 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, "Anadilimize ve Milli Birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı" özel bir kanunla vatani hizmet tertibinden aylık bağlamıştı.

    Veysel'in bir başka özelliği daha vardı; köyünde ve çevresinde ondan önce bir tek meyve ağacı olmadığı halde, Sivrialan'da ilk meyve bahçesini o yetiştirmişti. Hem öyle bir bahçe ki, içinde elmadan kayısıya, kirazdan cevize kadar turlu turlu meyve ve çiçek vardı. Veysel, kardeşlerinin yardımıyla bu bahçeyi yapmaya başladığı zaman köylüleri "Atalarımız bunca yıl böyle bir is yapmamışlar, su kor adam onlardan iyi mi bilecek ki böyle ise kalkıştı?" demişler. Birkaç yıl sonra ağaçlar yetişmiş, meyve vermiş. Köylüler önceki dediklerini hatırlayıp utanmışlar ve bu defa "O kor değilmiş, meğer kor olan bizmişiz diyerek Aşık Veysel'i kutlamışlar. iste böylesine uzağı gören bir insandı o... Yetmiş yıl karanlık bir dünyada yaşadı (ölümü 21 Mart 1973). Fakat karanlık gözlerindeydi yalnız, içi apaydınlıktı, şiirleri de öyle... Halk şiirimizin bu güçlü ozanı yarim yüzyılı aşkın bir sure yazdıklarıyla, calip söyledikleriyle çevresine ışıklar saçtı. Sanırım simdi de mezarında son uykusunu ışıklar içinde uyuyordur. Yalnız çağımızda yasayanlar değil, bizden çok sonra yasayacaklar da "Dostlar Beni Hatırlasın" şiirini unutmayacaklar ve her zaman rahmetle anacaklardır.

    yazan: Ümit Yaşar Oğuzcan


    Dostlar beni hatırlasın

    Ben giderim adım kalır
    Dostlar beni hatırlasın
    Düğün olur bayram gelir
    Dostlar beni hatırlasın

    Can kafeste durmaz uçar
    Dünya bir han, konan göçer
    Ay dolanır yıllar geçer
    Dostlar beni hatırlasın

    Can bedenden ayrılacak
    Tütmez baca, yanmaz ocak
    Selam olsun kucak kucak
    Dostlar beni hatırlasın...



    Hacı Bektaş

    Medet mürvet deyip kapına geldim
    İsteğim dileğim ver Hacı Bektaş
    İndim eşiğine yüzümü sürdüm
    Kusurum günahım var Hacı Bektaş

    Kul olanın elbet olur kusuru Nesli Peygambersin cihanın nuru
    Alisin Velisin Pirlerin Piri
    Galma kusurlara Pir Hacı Bektaş

    Horasandan ayak bastın uruma
    Mucizeler şahit oldu pirime
    Bak şu vaziyete bak şu duruma
    Eşin yok cihanda bir Hacı Bektaş

    Geçmem dedin duvarımda sinekten
    Yalan sadir olmaz ervahı pekten
    Sana inanmışım ervahtan kökten
    Sana inanmayan kör Hacı Bektaş

    Sana yalvarıyor VEYSEL biçare
    Yine senden olur her derde çare
    Bir arzuhal sundum gani Hünkare
    Keremin ihsanın bol Hacı Bektaş


    Beni Hor Görme Gardaşım

    Beni Hor Görme Kardeşim
    Sen Altındın Ben Tunç Muyum
    Aynı Vardan Var Olmuşuz
    Sen Gümüşsün Ben Saç Mıyım

    Ne Var İse Sende Bende
    Aynı Varlık Her Bedende
    Yarin Mezara Girende
    Sen Toksun Da Be Aç Miyim

    Kimi Molla Kimi Derviş
    Allah Bize Neler Vermiş
    Kimi Arı Çiçek Dermiş
    Sen Balsın Da Ben Cec Miyim

    Topraktandır Cümle Beden
    Nefsini Öldür Ölmeden
    Böyle Emretmiş Yaradan
    Sen Kalemsin Ben Uç Muyum

    Tabiata Veysel Aşık
    Topraktan Olduk Kardaşık
    Aynı Yolcuyuz Yoldaşık
    Sen Yolcusun Ben Bacmiyim Kara Toprak

    Dost Dost Diye Nicesine Sarıldım
    Benim Sadık Yarim Kara Topraktır
    Beyhude Dolandım Boşa Yoruldum
    Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

    Nice Güzellere Bağlandım Kaldım
    Ne Bir Vefa Gördüm Ne Faydalandım
    Her Turlu İsteğim Topraktan Aldım
    Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

    Koyun Verdi Kuzu Verdi Sut Verdi
    Yemek Verdi Ekmek Verdi Et Verdi
    Kazma İle Dövmeyince Kıt Verdi
    Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

    Ademden Bu Deme Neslim Getirdi
    Bana Turlu Turlu Meyva Yetirdi
    Her gün Beni Tepesinde Götürdü
    Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

    Karnin Yardim Kazma İle Bel İle
    Yüzün Yırttım Tırnak İle El İle
    Yine Beni Karşıladı Gül İle
    Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

    İşkence Yaptıkça Bana Gülerdi
    Bunda Yalan Yoktur Herkesler Gördü
    Bir Çekirdek Verdim Dört Bostan Verdi
    Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

    Havaya Bakarsam Hava Alırım
    Toprağa Bakarsam Dua Alırım
    Topraktan Ayrılsam Nerde Kalırım
    Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

    Dileğin Varsa İste Allah'tan
    Almak İçin Uzak Gitme Topraktan
    Cömertlik Toprağa Verilmiş Haktan
    Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

    Hakikat Ararsan Açık Bir Nokta
    Allah Kula Yakın Kul Da Allah'a
    Hakkin Gizli Hazinesi Kara Toprakta
    Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

    Bütün Kusurlarımı Toprak Gizliyor
    Merhem Calip Yaralarımı Tuzluyor
    Kolun Açmış Yollarımı Gözlüyor
    Benim Sadık Yarim Kara Topraktır

    Her Kim Ki Olursa Bu Sırr-ı Mazhar
    Dünyaya Bırakır Ölmez Bir Eser
    Gün Gelir Veysel'in Bağrına Basar
    Benim Sadık Yarim Kara Topraktır


    Derdimi Dökersem Derin Dereye

    Derdimi dökersem derin dereye
    Doldurur dereyi düz olur gider
    Irakipler geldi girdi araya
    Korkarım yar benden yoz olur gider

    Ilgıt ılgıt yeller eser seherde
    Yar beni düşürdü onulmaz derde
    Yar ile buluşsak bir tenha yerde
    Duyar düşmanlarım söz olur gider

    Pervane ateşten sakınmaz canı
    Uğruna koymuşum başı bedeni
    Doldur tüfengini hedef al beni
    Yaram doksan dokuz yüz olur gider

    Veysel der çıkayım bir yüce dağa
    Ağaçlar bezenmiş yeşil yaprağa
    Bir gün olur tenim düşer toprağa
    Karışır toprağa toz olur gider

    bende mevlanayı istiyorum bi alttaki arkadaşım