Aşık Mesleki Kimdir, Aşık Mesleki Hayatı

'Biyografi' forumunda anniccha tarafından 8 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. 1848-1939. Kangal’ın Kertme (şimdiki adı Şenyurt) köyünde doğdu. Asıl adı Umut Bekir’dir. Birçok aşık yetiştirmiş olan Muratoğlu sülalesinden gelmektedir.

    Köylerine gelip giden aşıklardan etkilenerek şiire yöneldi. Zaman içerisinde de aşıklık geleneğini öğrendi.

    İlk gençliğinde karşılaştığı Aşık Ruhsati, Mesleki’nin sesini beğenince yetiştirmek üzere yanına çırak aldı. Uzun süre birlikte dolaştılar. Bu süreç aynı zamanda Mesleki’nin kendisini yetiştirdiği dönemdir.

    Mahlası da ustası Aşık Ruhsati tarafından verilen Mesleki, zaman zaman çevresinde olup bitenlere duyarsız kalmadıysa da, toplumsal sorunlara ustası kadar eğilmeyip, daha çok ölüm, mutsuzluk, sevda gibi konuları işledi.

    Aşık Mesleki, bağlama çalmayı ve aşıklığa ilişkin bilgisini Ruhsati aracılığıyla öğrendiği gibi, kendinden sonraki birçok genç aşığa, özellikle de Aşık Noksani’ye yardımda bulundu.

    Aşık Mesleki, »Ruhsati kolu« olarak bilen geleneğin önemli temsilcilerinden biridir.

    Aşık Mesleki’nin şiirlerinin büyük bir bölümü Eflatun Cem Güney tarafından »Aşık Mesleki, Hayatı ve Şiirleri« (1953) adıyla kitaplaştırıldı.

    Gitti

    Bugün benim gamım vardır
    Usul boylu yarim gitti
    Yüreğimde ahım vardır
    Dört köşeye zarım gitti

    İsmi gezer hep dillerde
    Gözlerim kaldı yollarda
    Çürüdüm gurbet ellerde
    Tutmaz dizim ferim gitti

    Sabah günü doğar m’ola
    Acep işim onar m’ola
    Mesleki
    ’yi anar m’ola
    Gitti elden varım gitti

    Yavaş Yavaş

    Azrail serime çöktüğü zaman
    Kırılır kanadım kol yavaş yavaş
    Mevlam nasip etsin din ile iman
    Akar gözlerimden sel yavaş yavaş

    Yüksek uçan gönül yorulur birgün
    Mizan terazisi kurulur birgün
    Herkesin ettiği sorulur birgün
    Döner mi yarabbi dil yavaş yavaş

    İl keyfi yetirdin çaldın çağırdın
    Her çeşitten yedin sürdün savurdun
    İşte toprak senin vatanın yurdun
    Çekilir fenadan el yavaş yavaş

    Mezarım üstüne dikerler taşı
    Kimin gölgesinde saklarsın başı
    Baba oğlu görmez kardaş kardaşı
    Gider geri dönmez yol yavaş yavaş

    Isıca ılıman suyum koyarlar
    İyi kötü elbisemi soyarlar
    Mesleki
    ’yem öldüğümü duyarlar
    Girer salacama el yavaş yavaş