Aşık Çelebi Kimdir

'Biyografi' forumunda Bella tarafından 28 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. Aşık Çelebi Kimdir? Hayatı,


    Aşık Çelebi Biyografisi,



    Aşık Çelebi

    Asrın hem şair hem münşî olan mühim bir tezkîre yazarıdır. Âşık Çelebi'nin asıl adı Pîr Mehmet'tir. Dedesinin babası Mehmet Nattâ, 14. yüzyılın sonunda Emir Sultan ile Bursa'ya gelerek yerleşmiş bir seyyîd ailesindendir. Babası Seyyid Ali, meşhur âlim ve kazasker Müeyyedzâde'nin kızı ile evlenmiş ve Aşık Çelebi bu izdivaçtan doğan çocuklardan biri olarak, babasının Üsküp'te kadılık yaptığı bir tarihte Prizen'de doğmuştur.

    Çocukluğunu Rumeli'de, okuma çağını İstanbul'da geçiren Pîr Mehmet, Âşık mahlasını kullanmış ve bu mahlasla şiir söylemeye başladığı zaman tanınmıştır. Daha çocukluğundan itibaren kendini edebi ve ilmi bir muhit içinde bulan Âşık Çelebi ilk bilgileri öğrendikten sonra mesnevi şairi Surûrî, Taşköprülüzâde, Arapzâde, Saçlı Emir, Hasan Çelebi, Ebussuûd Efendi ile eniştesi Muhîddîn Fenârî gibi büyüklerden ders aldı. Tezkîresini yazabilmek için gereken bilgileri de yine İstanbul'da talebelik yıllarında karıştığı edebi çevrelerde toplamaya başlamıştır. Bu devirde başta Zatî, Hayâlî ve Yahya Bey olmak üzere devrin bir çok büyük şairi ile tanışmıştır.

    Âşık Çelebi önce Bursa Mahkemesi'nde kâtiplik vazifesi aldı . Daha sonra Emir Sultan Vakıfları'na mütevelli tayin edildi. Burada beş yıl görev yaptıktan sonra Bursa vakıflarını teftiş eden Rûşenizâde'nin kendisi hakkında iyi bir rapor vermemesi sonucu bu vazifeden azledildi ve İstanbul'a döndü. Eski hocası Gisû sayesinde İstanbul'da mahkeme kâtipliğinde bulundu. Daha sonra Ebussuud Efendi'nin fetva kâtipliğini yaptı. Âşık Çelebi, hocası Muhyîddîn'in ölmesi sebebiyle, zorlukla da olsa, icazetnamesini aldı. Emîr Gisû'nun destekleriyle mülazım oldu. İlk kadılık görevine Silivri'de başladı. Daha sonra kendisini Silivri'den Priştine'ye naklettirdi. Priştine'den Serfiçe'ye oradan Narda'ya tayin edildi. Burada da fazla kalamayan Âşık Çelebi, Manavgat'a bağlı Alâiye'ye (Alanya) kadı olarak gönderildi. Kanunî Sultan Süleyman'ın

    “Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. ”

    Matlalı gazeline yazdığı tahmis üzerine 1563'te Niğbolu kadılığına tayin edildi. Burada çok mutlu olduğunu tezkiresindeki Tuna redifli manzumesinden öğrenmekteyiz. Bir hadise üzerine tekrar azledilen Âşık Çelebi bu aziller ve tayinlerle bir müddet daha kadılık yaptıktan sonra tezkiresini tamamlayarak I I. Selim'e bir Şakayık Zeyl'î yazarak Sokollu Mehmet Paşa'ya takdim etti. Bunun üzerine ölünceye kadar aynı vazifede kalmak şartıyla Üsküp Kadılığına tayin edildi. Bir süre sonra da vefat etti.

    [​IMG]

    Nesirde olduğu kadar nazımda da maharet sahibi olan Âşık Çelebi' nin rind meşreb, hoş sohbet, arkadaş canlısı, vefakâr ve zeki şahsiyetinin yanı sıra çok keskin bir gözlemci olduğu ünlü eseri Meşâirü'ş-Şuarada açıkça görülür. Mahlas olarak Âşık adını seçmesi ise onun güzelliklere düşkünlüğünü ve hayata bağlılığını göstermektedir. Türkçe'den başka Arapça ve Farsça'yı da çok iyi bilen Âşık Çelebi asıl şöhretini klasik edebiyatımızın gerçekten en önemli ve güvenilir kaynaklarından biri olan tezkiresi ile yapmıştır. Tezkiresinde kullandığı süslü nesir üslubu da ayrıca eserin bir özelliğini teşkil etmektedir. Arkadaşlarını, eğlence yerlerine kişilerin özel hayatı ile ilgili ayrıntıları öylesine güzel bir dille anlatır ki canlı tasvirleri ile okuyucuyu adeta çizdiği tablonun içine çeker. Nesrine göre, nazmı oldukça basittir.