Artan tehlike

'Haberler' forumunda ayşin tarafından 15 Ekim 2009 tarihinde açılan konu


  1. Artan tehlike



    Yaşlı kıta Avrupa`nın, en genç nüfusa sahip olan ülkesi olmakla—haklı olarak—övünürüz. Hele AB ülkelerinde yaşayan her 6 kişiden birinin 65 yaşın üzerinde olduğu bilgisi (Vatan, 5 Kasım 2004) göz önüne alındığında, genç nüfusa sahip olmanın gerçekten de `iyi bir sermaye` olduğu ortaya çıkar. Ancak bu `övünme`nin temelleri sağlam mıdır? Nüfusun az ya da çok, yaşlı ya da genç olması kadar—belki de ondan daha önce—eğitimli ve kendi haklarını bilenlerden meydana gelmiş olması da önemli değil midir? Geçen günlerde hatırlatmıştık; çocuklarımızı küçük yaşta teslim ettiğimiz `eğitim sistemi` onlara `hak`lardan çok, bir bakıma `hak ihlalleri`ni öğretiyor. (Tarih Vakfı, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulundan geçerek okullarda ders kitabı olarak okutulan 190 ayrı kitabı taramış. Ortaya çıkan netice, tahmin edilebileceği gibi oldukça şaşırtıcı. Kitapları inceleyen uzmanlar, insan haklarına aykırı 4 bin madde tesbit etmişler. Bkz.: 28 Ekim 2004 tarihli yazımız.) Türkiye`nin `genç nüfus`unun büyük çoğunluğu öğrenci. Gençleri bekleyen en büyük maddi tuzaklardan biri de uyuşturucu alışkanlığı. Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi (AMATEM) Şefi Doç. Dr. Nesrin Dilmaz`ın hatırlattığı rakamlar, `genç nüfus`umuzun büyük bir tehdit ve tehlike altında olduğunu gösteriyor. Bazıları Türkiye`nin AB`ye üye olmasını `tehdit` olarak görüyor, ama nedense Türkiye`nin yarınlarının emanet edileceği gençleri tehdit eden asıl tehlikeyi görmüyorlar. Gençliğini uyuşturucuya teslim eden bir ülke, `genç nüfus`a sahip olmakla övünebilir mi? Övünse, bu kuru bir övünme olmaktan ileri gidebilir mi? AMATEM Şefi Doç. Dr. Dilbaz, (uyuşturucu vd.) madde kullanıcılarının pek çoğunun yaşının 15-34 arasında değiştiğini hatırlatıp şöyle konuşmuş: `Yapılan araştırmaya göre lise çağında olan 16 yaş grubundaki öğrencilerin hemen hemen yarısı sigara ve alkol kullandıklarını belirtirken, erkeklerin yüzde 6`sı ve kızların yüzde 2`si esrar, tüm öğrencilerin yüzde 4`ü uçucu madde, yüzde 3`ü reçetesiz edindikleri bir trankilizan, yüzde 3`ü anabolik steroidler ve yüzde 2`si de ekstazi kullandıklarını ifade etmişler. Sigara ve alkolün ilk kullanımı 12-15 yaşları arasında iken diğer maddelerin ilk kullanımı pek çok öğrenci için daha yakın zamanda, örneğin 16 yaşlarında olmaktadır. Yine araştırmaya göre öğrencilerin büyük bir çoğunluğu kokain, eroin, esrar, ekstazi veya trankilizanları duyduklarını bildirmişler.` (Dünya Cumartesi Pazar eki, 6-7 Kasım 2004) Kapımızda böyle bir tehlike varken ve bu çocuklar bizim çocuklarımız ya da arkadaşlarıysa gözlerimizi kapayabilir miyiz? `Gençtir, ne yapsa yeridir` ya da `Çocuktur, bırak, büyüyünce vazgeçer` diyebilir miyiz? Diyemeyiz, çünkü bu yola girenlerin iradelerine sahip olup `geri dönüşleri` çok kolay olmamaktadır. Doç. Dilbaz hatırlatıyor: `Alkol ve madde bağımlılığında yaşam boyu tedavi yoktur ve yaşantının herhangi bir döneminde nüks (alışkanlığa geri dönüş/yeniden başlama) gürülebilir.` Bağımlılık yapan maddelerin kolay bulunması, ve—nedense—ucuz olmasının bağımlı olanların sayısını arttırdığına dikkat çeken AMATEM Şefi Dilbaz; mücadelenin başarısının da sivil toplum örgütleri ve devletin işbirliğiyle gerçekleştirilecek olan çalışmalara bağlı olduğunu düşünüyor. Çoğu zaman; işsizlik ve ekonomik dertlerin uyuşturucu kullanımını teşvik ettiği söyleniyor. Böyle bir tesbit, doğru yönleri olmakla birlikte, eksik bir değerlendirme olur. Evet, işsizlik ve fakirlik zararlı alışkanlıklara başlamak için elbette bir sebeptir, ama kesinlikle tek sebep olarak görülmemelidir. Tek sebep olarak bunu görüp, ona göre `çare` aranırsa doğru neticelere ulaşmak imkansız hale gelebilir. Maddi sebep olan işsizlik ve fakirliğin yanında, manevi sebep olan `ruh açlığı/maneviyat eksikliği` de uyuşturucu ve diğer zararlı alışkanlıklara başlamak için `sebep` olarak görülmeli ve ona göre `çare` arayışına gidilmeli. `Genç nüfus`umuzu tehdit eden maddi ve manevi hastalıklara karşı daha uyanık ve tedbirli olmak durumundayız. Boş övünmeler yerine bunun için çalışılsa daha faydalı olmaz mı
     



  2. Cevap: Artan tehlike

    İ- GENÇLERİ BEKLEYEN TEHLİKELER



    İç ve dış güçler gündemi belirliyor. Bizim kendi problemlerimize eğilmememiz için, bizi başka yönlere çeviriyor. Düşünmekten, çözüm üretmekten alıkoyuyor. Şer kuvvetlerine de:

    “Genç nesilleri ahlâka aykırı telkinlerle ifsad etmeli”

    “Aile hayatını yıkmalı”

    “San’atı zayıflatmalı, edebiyatı müstehcen ve şehevî hale sokmalı”

    “Mukaddesata hürmesi yıkmalı, hürmetle anılan kimseler hakkında rezilâne vak’alar uydurmalı”

    “Hudutsuz bir lüks, baş döndürücü modalar icad etmeli, çılgınca sarfiyatı teşvik eylemeli”

    “Kalabalıkların vakitleri eğlenceler, oyunlarla oyalanmalı, herkes düşünmekten alıkonulmalı”

    “Beynelminel meseleler ihdas ederek milletler arasına kin ve nefret tohumları serpmeli. (İhanet plânları: 197 – 198. Kemal Yaman)”

    “Türk milletini ahlâk, milliyet, din ve gelenekleri bakımından çürütmek. Bu husus da: Küfürler öğretmek, küfrü Türkler arasına yaymak, laubalileştirmek. Türkleri zinaya diğer ahlaksızlıklara teşvik etmek, bilhassa asil Türk aileleri arasına genç, güzel Rum kızlarını ve kadınlarını çalışan olarak sokup bu aile ocaklarını yıkmak. (A.g.e: 226) görevini veriyor.”

    Diğer yandan da kurtuluşumuzun reçetesini Batının kokuşmuşluğunda aratıyor. Gençliğimize batının gençliğinin çirkefliğini örnek olarak sunuyor.

    Bize, batının çöküşüne sebep olan reçete, felsefe, düşünce ve hayat tarzı lazım değil. Batıyı kurtaramayan bizi hiç kurtaramaz. Bize, millî kültür, millî hayat tarzı ve bütün insanlığa kurtarıcı olarak gönderilen Muhammed Aleyhisselamın getirdiği doğrular lazım.



    Genel olarak çocuklarımızı ve gençlerimizi bekleyen tehlikeler şöyle özetlenebilir:

    - Taciz, tecavüz, kaçırma ve fuhuş mafyası,

    - Kötü arkadaş, çeteler, evi terk ve sokak alışkanlıkları

    - Sigara, alkol, uyuşturucu,

    - Kumar,

    - Flört, kafeler, diskolar,

    - Şöhret olma arzusu veya vaadi, ardından çirkef bir hayat, bunalım ve intihar,

    - Kötü çevre, kötü arkadaş, kötülüğün başlangıcı bu oluyor denebilir.

    Hz. Peygamber (a.s) şöyle diyor:

    - “Kişi dostunun dini üzerinedir. Öyle ise her biriniz dost edindiğiniz kimseye dikkat etsin.”

    Arkadaş insanı vezir de eder, rezil de eder. Niceleri arkadaşlık yolu ile kandırılmaktadır, hatta satılmaktadır.

    Allah, kötü arkadaş edinip zararını görenlerin: “Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim. Vallahi o beni sapıttı” deyip pişman olacağını haber veriyor. (Furkan: 26 – 29)

    Atalarımız, köpekle yatan havlayarak kalkar, demiştir. Çinde bir çocuk evin köpeğiyle yalnız kaldığı için, konuşmak yerine, havlamaya başlamıştır. Sebebi de, çalışan ana babanın ilgisizliği olarak açıklanmıştır. (28/05/1994. Zaman)

    Analık babalık, yavrusunu kötü çevre eve kötü arkadaştan korumaktır. Çünkü bu iki şey çok büyük telkin ve etki gücüne sahiptir. Kiminle geziyor, cebindekini nereye harcıyor, bunu ana baba bilecektir. Kontrol edilmezse, o para kötü alışkanlıklara götürür. Kötü arkadaş da, isterse içeceğine uyuşturucu koyar, isterse satar bile. Sık sık gazete ve ekranlarda gözleri bantlı çocuklar bu yüzdendir. Sonra da öğüt vermeye kalkarlar: “Başıma gelenler gençlere ders olsun” derler.

    - Bazı gençler kandırılıyor, şöhret olacaklar, çok para kazanıp, lüks hayat yaşayacaklar. Öyle olmuyor işte. Bu gencin hayatını karartıyor. Evlerinden ayrılanlar batağa düşüyor.

    Dj olacak, artist olacak, manken olacak, şarkıcı olacak... Her şeyi filmlerdeki gibi zannediyor.

    İşte bir örnek; dünyayı toz pembe gören bir kızın haberi:

    Kaçan 13 yaşındaki N.K., gözü dönmüş sapıkların kötü emellerine alet oldu. Önce yardım istediği bir büfecinin sonra iki taksicinin daha sonra da bir tekstilcinin tecavüzüne uğradı. N.K.’nın başına gelenler evden kaçan kızların birçoğu tarafından yaşanıyor. Gencecik kızlar şöhret ve lüks hayat uğruna fuhşa düşüyor. (16/09/2000. Zaman)

    Milyonlarca gencin AIDS mikrobu taşıması gelecek için düşündürücüdür.

    - Bir tehlike de kandırılarak terörün içine çekilmedir.

    - Bir başka tehlike de sanal tuzak olan internettir. Bilinçsiz internet kullanımı gençleri hasta edip, kötü alışkanlıklara, kötü yollara sevk etmektir