Aristotales Ahlak Felsefesi

'Hakkında bilgi' forumunda EyLüL tarafından 7 Haziran 2012 tarihinde açılan konu


  1. Aristotales Ahlak Felsefesi Nedir


    Aristotales Ahlak Felsefesi Hakkında Bilgi

    Bilindiği gibi Aristoteles üç tür düşünme ayırmaktadır kuramsal, Uygulamalı, Yaratıcı. Buna göre üç esas zihinsel erdem vardır: Birincisine Sophia, ikincisine Phronesis ve üçüncüsüne de 'techne' der. Saf entellektüel etkinlik ahlaksal, siyasal ya da askeri etkinliklerden daha mükemmeldir.

    Anlığın mükemmel etkinliği ergonunu (işlevini) iyi bir biçimde yerine getirdiği etkinliktir. Ne zaman anlık işlevini iyi bir şekilde yerine getirmektedir? Anlığın
    ereği hakikat ya da hakikati bilmektir. Hakikate ulaşma anlığın işlevidir.

    Kuramsal düşünme hakikate ulaştığında mükemmeldir. Bu en yüksek kavramların bilinmesine Aristoteles 'theoria' der. Theoria'ya yönelmekle insan tam bir mutluluğa ulaşır. Bu yönelişte 'sezgi' ve 'bilim' önemli yer tutar. Aristoteles'in sezgi ile kastettiği temel kavramları ve öncülleri kavrama yeteneğidir. Bilim ise sezgi ile kavranılan temel öncüllerden geçerli sonuçlar çıkarabilme yeteneğidir. Bu sezgi ve tümdengelimi i akıl yürütmenin birleşmesiyle 'akıl' birçok alanda belirli bilgi sistemleri geliştirebilmektedir. Kuramsal aklın konusu değişen, rastlantısal olan değil, zorunlu ya da değişmeyendir ve üç alanda yer alır: Fizik (Biyoloji ve Psikoloji'yi de içerir), Matematik (sayılar, üçgenler, vs.) ve Metafizik.

    Aristoteles, mutluluk tefekkür (düşünüm)dür dediği zaman demek istediği kuramsal akim bu üç alandaki işlemesidir. Tefekkür (düşünüm) yaşamı kendi içinde değerlidir ve meselenin özünü bilmeye yöneliktir. Pratik (uygulamalı) akıl ise ne yapılacağını bilmekle ilgilidir.


    Kuramsal düşünmede amaç hakikati yalnızca kendisi için bilmekken, Pratik düşünmede amaç hakikati ahlaksal ve siyasal eylemi de hesaba katarak bilmektir. Yaratıcı düşünmede ise amaç hakikati birşey yapma amacıyla bilmektir. Aksiyon adamı, şeylerin nasıl olduklarını düşünse bile asıl ezeli olanı değil, göreli olanı ve şimdiyi düşünmektedir.


    Aristoteles'in temel sorunudur. Bu soru ve sorun kaçınılmaz olarak bir eğitim tartışmasını da gündeme getirmektedir. İnsanın gelişimi kendi ellerindedir.

    Bunoktada Aristoteles'te varoluşçu motifler gözlenmektedir. Akıl gücüne sahip bir varlık olarak insan kendi gelişiminin yönünü belirlemede bir ayrıcalığa ve sorumluluğa sahip olarak görülmektedir.

    Batı felsefesi Platon ve Aristoteles'e düşülen bir dipnottan ibarettir' belirlemesi bu bağlamda da geçerliğini sürdürmektedir. John Dwey incelendiğinde bu daha da açık olarak gözlenmektedir .Yaparak-yaşayarak öğrenme' ilkesi buna bir örnektir. Oysa Aristoteles bu ilkeyi 'ahlaksal erdemler' alanı için öngörmektedir.

    Sözün özü, Aristoteles'in deştiği sorun hala önemini korumaktadır. Şayet insanın eğitimiyle uğraşanlar birçok meşguliyetleri arasında bir an için durup
    'tüm bunları ne amaçla yapıyorum?' diye kendilerine bir soru yöneltebilirlerse, sanıyorum, işlevlerini daha yetkin kılma yolu da açılmış olacaktır.

    Ayrıca, Aristoteles ahlâkı, insan hayatının gayesini insanın mutluluğu olarak gördüğünden iyi ahlâkî hayat için mutluluğu bir saik olarak tanımlamaktadır. İslâmi ahlâk ise, hayatın amacını, insanın ahlâkî mücadele yoluyla insan tabiatının mükemmellik istikametinde gitmesi olarak görür. Böyle bir mücadelede en değerli saik Allah’ın rızasını tahsil etmektir ki, bu ebedi hayatta ebedi bir saadeti netice verecektir. Bir mü’minin teslim olmak hissiyatından aldığı ruhani lezzet ve bu hayatı da adeta cennete çevirmektedir. Böylece, ahlâklı mü’min hem bu dünyada hem de ahirette mesut olmaktadır.