Arif Nihat Asya Uzun Şiirleri

'En Güzel Şiirler' forumunda zamaneanne tarafından 30 Temmuz 2012 tarihinde açılan konu


  1. Arif Nihat Asya Şiirleri


    Arif Nihat Asyanın Bilinen Şiirleri


    Alparslan

    Torunlarım dört yana, kol kol, gitsin;
    Malazgird'den İstanbul'a yol gitsin!
    Gelip sana çarpan gücü, yavaştan
    Anlamazsa, haritadan sil, gitsin!

    Şehidlerim, Tanrı'ya, al al, gitsin,
    Yaralıma su verene bal gitsin!

    Taclarını bir şey sanan gururlar
    Tahtlı gelip, taclı gelip kul gitsin!
    Fakat, harb bu: kalmak da var, ölmek de;
    Esir olup kalmaktansa öl, gitsin!

    Şehidlerim uçmağa, al al, gitsin,
    Yaralıma su verene bal gitsin!

    Çekilirmiş gibi davran merkezde
    İki yandan sağ yürüsün, sol gitsin!
    Olsa da son saatin son dakkası,
    Senden aman dileyeni sal, gitsin!

    Şehidlerim, Allah'a, al al, gitsin,
    Yaralıma su verene bal gitsin!

    Ve gönlünden kopup, bize bir yaprak,
    Bir tomurcuk gönderene gül gitsin.
    Düğünlerde tadı gelsin barışın:
    Kızlarıma duvak gitsin, tel gitsin!

    Şehidlerim Huzura, al al, gitsin,
    Yaralıma su verene bal gitsin!


    Anne

    İlk kundağın
    Ben oldum, yavrum;
    İlk oyuncağın
    Ben oldum!

    Acı nedir
    Tatlı nedir... bilmezdin...
    Dilin damağın
    Ben oldum!

    Elinin ermediği
    Dilinin dönmediği
    Çağlarda, yavrum
    Kolun kanadın
    Ben oldum
    Dilin dudağın
    Ben oldum

    Belki kıskanırlar diye
    Gördüklerini
    Sakladım gözlerden
    Gülücüklerini...
    Tülün duvağın
    Ben oldum!

    Artık isterlerse adımı
    Söylemesinler bana
    "Onun annesi" diyorlar...
    Bu yeter sevgilim, bu yeter bana!

    Bir dediğini iki
    Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki
    Ve seni öyle sevdim sana
    O kadar ısındım ki
    Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
    Gün oldu, kırdın...
    İncinmedim;
    İlk oyuncağın,
    Ben oldum, yavrum
    Son oyuncağın
    Ben oldum...

    Layık değildim
    Layık gördüler
    Annen oldum yavrum,
    Annen oldum!


    Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor

    Şehitler tepesi boş değil,
    Biri var bekliyor.
    Ve bir göğüs, nefes almak için;
    Rüzgar bekliyor.
    Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
    Yattığı toprak belli,
    Tuttuğu bayrak belli,
    Kim demiş meçhul asker diye?
    Destanını yapmış, kasideye kanmış.
    Bir el ki; ahretten uzanmış,
    Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!
    Öpelim temizse dudaklarımız,
    Fakat basmasın toprağa, temiz değilse ayaklarımız.
    Rüzgarını kesmesin gövdeler
    Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasideler.
    Geri gitsin alkışlar, geri,
    Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
    Ona oğullardan, analardan dilekler yeter,
    Yazın sarı, kışın beyaz çiçekler yeter!
    Söyledi söyleyenler demin,
    Gel süngülü yiğit, alkışlasınlar
    Şimdi sen söyle söz senin.
    Şehitler tepesi boş değil,
    Toprağını kahramanlar bekliyor!
    Ve bir bayrak dalgalanmak için;
    Rüzgar bekliyor!
    Destanı öksüz, sükutu derin meçhul askerin;
    Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
    Yattığı toprak belli,
    Tuttuğu bayrak belli,
    Kim demiş meçhul asker diye?..

    Fetih Marşı

    Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
    Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
    Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

    Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
    Fatih’in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!

    Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden...
    Senin de destanını okuyalım ezberden...
    Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

    Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

    Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
    Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?
    Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

    Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
    Fatih’in İstanbulu fethettiği yaştasın.!

    Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
    Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
    Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!

    Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
    Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!

    Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
    Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan !
    Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan ....

    Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasin;
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

    Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
    Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
    Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

    Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın ?
    Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!