Anti Aging Nedir ?

'Sağlıklı Beslenme ve Diyet' forumunda Violet tarafından 13 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. Anti Aging Nedir ?

    [​IMG]

    ANTİ-AGİNG

    Antiaging kelime anlamı olarak yaşlılığı önlemek olsa da, yaşlanmayı önlemek şu andaki bilimsel gelişme düzeyi ile imkansızdır. Herkes yaşlanacak ve ölecektir ve bundan kaçmamız olanaksızdır. Bu nedenle ‘’Anti-aging’’ kelimesini sağlıklı yaşlanmak ve yaşlılıkta sağlıklı olmak için yapılması gerekenler olarak anlamak yerinde olacaktır.
    Yaşı ileri olmadığı ve genç yaşta olduğu halde vücudu yaşlı olan insanlar vardır. Bunlara biyolojik olarak erken yaşlanma diyebiliriz.
    40 yaşında olduğunuz halde kemikleriniz 65 yaşındaki gibi olabildiği gibi 70 yaşında olduğunuz halde kalbiniz 30 yaşındaki gibi olabilir.

    Yaşlanmanın Nedenleri?
    Yaşlanmayı artıran nedenler şunlardır:
    Hücrelerin oksidatif stres denen vücutta oluşan serbest oksijen radikallerice hasara uğraması ve vücudun bunu koruyan anti-oksidan sisteminin yetersizliği
    Kromozomlarda bulunan DNA’nın hasar görmesi
    Genetik miras veya genlerdeki değişiklikler
    Hücrede bulunan mitokondrium isimli organcığın hasar görmesi
    Vücutta bulunan yağların hasar görmesi
    Proteinlerin glikozillenmesi
    Hormonal bozukluklar
    Beslenme bozuklukları
    Hücrede otofaji denen hücreyi tamir eden mekanizmanın bozulması

    Yaşamı Uzatma-AntiAging İle İlgili Bilimsel Çalışmalar:

    Bilimsel çalışmalar yaşam süresini uzatmayla ilgili olarak sadece hayvanlarda yapılmış ve kalori kısıtlamasının hayvanlarda yaşam süresini % 60 oranında uzattığı ve yaşlanmayı yavaşlattığı gösterilmiştir. Kalori azalmasının vücutta sirtuin (SIRT) proteinlerini artırarak bu etkiyi sağladığı düşünülmektedir..İnsanlarda ise devamlı kalori kısıtlaması yapmanın pratik imkanı yoktur. Ayrıca vücudun ihtiyacından az kalori almak üreme fonksiyonlarını bozar, adetler bozulur, tansiyon yükselir, libido azalır, kuvvet azalır, yara iyileşmesi bozulurdepresyon artar. Bununla birlikte sağlıklı beslenmenin ve aşırı kalorili beslenmemenin obezite, diyabet ve kanser gelişimini önlediğini söyleyebiliriz. Belirli aralıklarla aç kalmak veya oruç tutmak bu yönden faydalı olabilmektedir. Hayvan çalışmalarında kalori kısıtlaması ile metilgluoksal denen mitokondriuma zararlı bir maddenin miktarında azalma olmaktadır. Metilglioksal ayrıca hücrede oluşan AGE denen zararlı glikasyon son ürünlerini artırmaktadır. Belirli aralıklarla aç kalmak metilgliaksolü azaltarak faydalı olmaktadır. İnsanlarda ise gece uyku boyunca oluşan açlık süresince glikolitik mekanizma baskılanmakta ve metilglioksal oluşumu azalmakta ve otofaji denen mekanizma artmaktadır. Bu nedenle ilave bir açlığın bu mekanizmalar yoluyla faydalı olmayacağı düşünülmektedir. Aralıklarla aç kalmanın yaşam süresi üzerine ne kadar etkili olacağı ve açlık süresinin ne kadar olması gerektiği hususunda ileri çalışmalara gerek vardır. Akşam yatmadan önce alınan fazla karbonhidrat da gece oluşan faydalı açlık süresini kısalttığından vücuda zararlı olmaktadır. Akşamları erken saatte yemek gece oluşan açlığı artırdığından zararlı metilglioksal üretimini azaltacağından daha faydalı olmaktadır. Bu da bize gün içinde yediğimiz gıdaları sabahtan akşam erken saate kadar yememiz gerektiğini göstermektedir. Bilim adamları bu konu üzerinde çalışmalarına devam etmektedir.

    Yaşlanmayla ilgili olarak bazı gen mutasyonları da saptanmıştır. Bunlardan en önemlilerinden birisi klotho gen mutasyonudur. Klotho gen mutasyonu olan farelerin hızla yaşlandığı saptanmıştır. Bu gen hayvana verildiğinde yaşlanmanın azaldığı ve yaşam süresini % 20-30 uzattığı gösterildi. Yaşlandıkça klotho proteinin azaldığı da saptanmıştır. Bundan başka birçok genin yaşın uzun olmasında etkili olduğu bilinmektedir. Solucanlarda veya kurtçuklarda yapılan genetik çalışmalarda bu genlerde yapılan değişikliklerle solucanların veya kutçukların yaşam süreleri 2-3 kat artmıştır.
    Üzerinde en çok çalışılan ise SIRT proteinleridir. Bunlar insanda 9 adettir ve meyve sineklerinde yaşamı uzattığı gösterilmiştir. İnsanlardaki rolleri tam olarak bilinmemektedir. 2005 de yapılan bir çalışmada SIRT3 geninin insan yaşam süresiyle ilgili olduğu ileri sürülmüştür. Senescence marker protein-30 (SMP30) isimli bir protein de yaşlanmayla ilişkili olduğu saptanmıştır. Yine TOR proteinlerinin yaşlanmayla ilgili olduğu da saptanmıştır. TOR geninin supresyonunun yaşamı uzattığı iddia edilmiştir. Resveretrolün de bu mekanizmayla faydalı olduğu ileri sürülmüştür.
    Yaşlanmayla ilgili bir mekanizma otofaji mekanizmasıdır. Hücrede oluşan ve hasara uğrayan parçacıklar otofaji ile yok edilir. Otofaji bir hücre tamir mekanizmasıdır ve hücredeki zararlı maddeleri temizler. Yaşlandıkça otofaji azalır ve yaşam süresini belirler. Otofajiyi artıracak veya uyaracak tedaviler de artık anti-aging tedavilerin amacı olmuştur. Bu konuda da çalışmalar sürmektedir. Kandaki insülin hormon yüksekliği, kan şekeri yüksekliği otofajiyi azaltır. Kalori kısıtlaması ise otofajiyi artırır.
    Vücut ısısının azaltılmasının da hayvan çalışmalarında yaşam süresini uzattığı saptanmıştır.
    Japonya’nınOkinawa adasında yaşayan kişilerin uzun süre yaşadıkları 100 yaşın üzerindeki kişi sayısının Batı ülkelerine göre 4 kat fazla olduğu saptanmıştır. Bu kişilerin çok az et tükettikleri, sebze ile daha çok beslendikleri, az yedikleri, hareketli oldukları ve stresden uzak yaşadıkları saptanmıştır. Bu örnek bize çevresel etkenlerinm çok önemli olduğunu göstermektedir. Doğal gıda ile beslenmek, temiz çevre ve stres önemli faktörlerdir.







    ----------------------------------