Anneler Günü İle İlgili Oratoryolar

'Önemli Gün ve Haftalar' forumunda Aysell tarafından 1 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu


  1. Anneler Günü İle İlgili Piyes

    Anneler Günü İle İlgili Tiyatro Oyunları


    Sınıf ortamı. Teneffüste olan öğrenciler dağınık bir şekilde sınıfta durmaktadırlar. Ön sırada oturan

    iki kız öğrenci kendi aralarında konuşmaktadır.

    SELİN- Neyin var Ayşe? Bugün çok dalgınsın. Seni üzen bir şey mi var?

    AYŞE- Bi’şey yok…

    SELİN- Hadi canım, ben seni bilmez miyim? Bal gibi üzgünsün işte…

    AYŞE- Selin, sen benim en iyi arkadaşımsın değil mi?

    SELİN- Tabi en iyi arkadaşınım. Hadi söyle, ne oldu?

    AYŞE-( Önüne bakarak) Selin, galiba annemle babam ayrılacaklar…

    SELİN-( Heyecanla) Gerçekten mi? Nerden biliyorsun? Annen mi söyledi?

    AYŞE- Hayır, annem söylemedi. Ben dün uyumaya çalışırken onların yüksek sesle konuştuklarını duydum; kavga ediyorlar sandım. Kulak kabarttım. Annem: “ Bizim ayrılmamız Ayşe’yi çok üzecek.

    Bu durumu ona nasıl açıklayacağız?” diye sordu. Babam da: “ Ayşe çok akıllı bir çocuk. Eminim bizi anlayacaktır.” dedi. Sonra annem: “ Yavaş sesle konuş! Ayşe bizi duyabilir “ dedi. Daha sonra ne konuştuklarını duyamadım. Sabaha kadar uyumadım. ( Sıraya başını yan koyarak ) Hem çok üzgünüm hem de uykusuz…

    SELİN- Canım arkadaşım benim. Belki de yanlış anlamışsındır. Üzülme. Hem bu her şeyin sonu değil ki! Anneler ve babalar ayrılsa da çocuklarını çok severler. Hem bak, benim annemle babam da ayrı; ama ben ikisini de görüyorum.

    AYŞE-( Başını sıradan kaldırır) Ama Selin, sen her zaman bana “anneme gidiyorum, babamı özlüyorum; babama gidiyorum, annemi özlüyorum” demez misin? Ben okuldan eve gittiğimde beni annemin karşılamasına, akşam olunca da babamın işten gelip birlikte yemeğe oturmamıza öyle alıştım ki! Ben, ikisini de aynı evde görmek istiyorum.

    SELİN- Haklısın…( Birden sinirlenir) Hiç anlamıyorum şu anne babaları. Madem ayrılacaklar niye çocuk yapıyorlar? Zaten olan bize oluyor.

    AYŞE- Tabi ya, niye masallardaki gibi olmuyor? Anneler, babalar ve çocuklar ömür boyu mutlu mutlu yaşamıyorlar?

    SELİN- Kızım, masal bu masal. Gerçekler başka…

    ( Bu arada yanlarına arkadaşları Didem yaklaşır. Ayşe ve Selin konuşmayı keserler.)

    DİDEM- Hadi koşmaca oynayalım

    AYŞE- Yok Didem. Biz oynamayacağız. Sen başkasıyla oyna…

    DİDEM- Neyiniz var? Bana küstünüz mü?

    AYŞE- Yok canım, niye küselim? Ben biraz yorgunum da…

    1

    DİDEM- İyi, zaten benim de oynamaya isteğim yoktu. Yanınıza oturabilir miyim?

    SELİN- Otur tabi. N’oldu? Niye oynamak istemiyorsun?

    DİDEM- Çocuklar, biliyor musunuz? Yarın Anneler Günü…Ben anneler gününden nefret ediyorum! Niye böyle bir gün yaparlar ki! Annesi olmayan çocukları niye düşünmezler?

    SELİN- Canım benim. Haklısın. Senin annen öldü ama şunu bil ki çok şanslısın; çünkü seni çok seven bir üvey annen var. Sen de onun gününü kutlayabilirsin.

    DİDEM- Evet, aslında doğru; ama ben Serpil annemi çok sevmeme rağmen annemin de hayatta olmasını isterdim.

    AYŞE- Yani annen baban ayrılsalardı bile mi?

    DİDEM- Elbette. O zaman her ikisini de özlediğimde görebilirdim. Ama şimdi annemi görmem imkânsız.

    AYŞE- Haklısın Didem. Aslında benim bu kadar çok üzülmemem gerekiyor.

    DİDEM- Sen neden üzülüyorsun ki? Senin annen de baban da ayrı değiller.

    AYŞE- Boşver( Arkadaşı Didemi öper) Sonra anlatırım. Bak, ben anneme en sevdiği parfümü alacağım Anneler Gününde. Sen de benimle gel. Birlikte Serpil Annene de bir hediye seçelim. Hem annem sana yardımcı olur. En çok ne sever Serpil Annen?

    DİDEM- Kitap…( Gülerek) Tam bir kitap kurdu o… O kadar çok okuyor ki… Eminim gözlükleri bu yüzden takıyor. Çok okumaktan gözleri bozulmuş.

    AYŞE- Akıllım hiç olur mu? Öyle olsaydı Türkiye’de insanların hiç gözlük takmaması gerekirdi. Çünkü Türkiye’de kitap okuyan çok az.

    DİDEM- Doğru… Bak öğretmenimiz de çok kitap okuyor; ama gözlük takmıyor. Yaramaz Ali de hiç kitap okumaz; ama gözlük takıyor.

    ( Hep birlikte gülerler)

    ( Zil çalar. Öğrenciler yerlerine otururlar. Sınıfa öğretmen girer.)

    ÖĞRETMEN- Beslenmelerinizi yediniz mi çocuklar?

    SINIF- Eveeeet !

    ÖĞRETMEN- Aferin size. Pekiii, ellerinizi yıkadınız mı?

    SINIF- Eveeet öğretmenim!

    ÖĞRETMEN- Çocuklar, canlıların hepsi faydalı değildir. Kirli bir el üzerinde veya fırçalanmamış bir ağızda milyonlarca bizim hasta olmamıza yol açan mikroplar vardır. Bu canlılara bakteri, virüs, mikrop gibi adlar verilir.

    ALİ- Öğretmenim, annem bana kızdığı zaman hep “mikrop” der. Onu hasta ettiğim için mi?

    ( Bütün sınıf güler) 2

    ÖĞRETMEN- Bilemem Ali, en iyisi sen bunu annene sor.

    GÖKTUĞ- Öğretmenim, annem bana da “ sen benim ilk gözağrımsın” der. Bu kötü bir şey mi? Ben ağrı mıyım?

    ÖĞRETMEN- ( Güler) Hayır oğlum. Bunun anlamı” ilk değerli varlığımsın “ demektir. Bugün herkes annesinden söz etmek istiyor galiba… Yoksa nedeni yarının Anneler Günü olması mı?

    BURCU- Öğretmenim, babam: “ Anneler Günü para harcamak için uydurulmuş bir gündür. Parası olan da olmayan da bir şeyler almak zorunda kalıyor” diyor. Sizce de doğru mu?

    ÖĞRETMEN- Çocuklar, böyle bir günde parayla hediye almak zorunda değilsiniz ki… Önemli olan bu günde annenizi bir şekilde mutlu etmek. Ne bileyim, mesela o gün babanızla birlikte annenize kahvaltı hazırlayabilirsiniz… Ya da odanızı toplayabilirsiniz… Ya da onu ne kadar sevdiğinizi söyleyip öpebilirsiniz…

    BAŞAK- Öğretmenim, doğru söylüyorsunuz. Arkadaşımız Hasan’ ı gördüm okula gelirken. Söylemeyecektim; ama madem konu açıldı, söyleyeyim. Hasan’ın bugün okula gelmemesinin nedeni, simit satması…

    ÖĞRETMEN- Kızım, simit satmak kötü bir şey değil ki… Hem zaten Hasan okul dönüşü satıyor simitlerini. Bugün niye gelmemiş

    BAŞAK- Onu anlatıyorum öğretmenim… Hasan bugün her zamankinden daha çok simit satıp, annesine hediye almak istiyormuş… Onun için bugün gelmedi.

    ÖĞRETMEN- Hasan hem çalışkan hem de akıllı bir çocuk. Ama onun simit satması okuluna engel olmamalı. Okul ve eğitim her şeyden önce gelir. Pazartesi onunla konuşurum. Galiba Burcu’nun babasının haklı olduğu yanlar var.

    DİDEM- Öğretmenim, ben anneme kitap alacağım olur mu?

    ÖĞRETMEN- Niye olmasın? Ancak kitap seçimini babanla birlikte yaparsan daha iyi olur.

    BİRCE- Öğretmenim, ben anneme bir şiir yazdım, onu hediye edeceğim!

    ÖĞRETMEN- ( Birce’nin başını okşar) Bu çok güzel bir hediye Birce. Bize de şiirini okur musun?

    BİRCE- Okurum öğretmenim. Ben ilk defa seni görmüşüm anne

    İyi ki görmüşüm

    Ben ilk defa seni sevmişim anne

    İyi ki sevmişim


    Anneler olmasaydı bu dünya

    Ne karanlık ne soğuk olurdu

    Ben sensiz üşürdüm anne

    İyi ki varsın


    ( Bütün sınıf Birce’yi alkışlar)

    ÖĞRETMEN- Aferin benim küçük şairim. Çok güzel bir şiir olmuş… Bence çok anlamlı bir hediye olacak bu.

    PELİN- Öğretmenim! Sizin de Anneler Gününüz kutlu olsun! Siz de bizim annemiz sayılırsınız.

    ÖĞRETMEN- Teşekkür ederim Pelin. Doğru söylüyorsun. Zamanınızın çoğunu benimle geçirdiğinize göre, ben de artık anneniz sayılırım.

    MURAT- Öğretmenim, geçen gün televizyonda bir haber seyrettim. Yavruları yanan bir köpek ağlıyordu ve onları yalayarak iyileştirmeye çalışıyordu. Hayvanlar da ağlar mı öğretmenim?

    ÖĞRETMEN-Hayır Murat, bildiğimiz biçimde ağlayamaz. İnsanlar gibi gözyaşı dökemez; ama onlar da en az bizim kadar üzülürler ya da mutlu olurlar. Canlı olduklarına göre hayvanlara da en az insanlar kadar değer vermeliyiz. Onları korumalıyız değil mi çocuklar?

    SINIF- Evet öğretmenim!

    KARDELEN- Arkadaşlar, hadi hep birlikte “ Annem “ şarkısını söyleyelim! ( Öğretmene döner) Söyleyelim mi öğretmenim?

    ÖĞRETMEN- Tabi Kardelen. Eveeet çocuklar, hadi bakalım, hep birlikte

    Bütün öğrenciler ayağa kalkıp seyircilerin önüne gelirler. Şarkıyı söylerler. Şarkının bitiminde hep birlikte selam verirler.

    Yazar: BİRAY AKÇAY

    Anneler Günü Oratoryosu

    Kişiler

    Ayhan - Ayhan'ın annesi - Erol
    Ayhan'ın sınıf arkadaşı: 1. Çocuk 2. Çocuk ...
    Ayhan'ın sınıf arkadaşı: 1. Arı çocuk
    2. Arı çocuk 3. An çocuk
    1. Serçe çocuk 2. Serçe çocuk
    3. Serçe çocuk


    1. Perde
    1. Sahne

    (Sahne basit döşeli bir ev odasını göstermektedir. Ortada üstünde açık kitap ve defterler bulunan bir masa sağda bir koltuk solda bir sedir veya birkaç iskemle. Anne elinde bir örgü örmektedir. Ara sıra gözlüğünün altından karşıya bakar ve birini dinliyormuş gibi hareketler yapar.)



    Anne- Hala gelmedi... Nerede kaldı bu çocuk? (Kalkar dışarıyı dinler.) Şimdi sesleri geliyordu ama yine uzaklaştılar galiba. Hem de o kadar kapının önünden ayrılmayın demiştim. (Masadaki kitaplara bakar.) Dersini de yapmadı. Oyun deyince çocuğun aklı gidiyor. Derse sıra mı gelir? (pencereye giderek) Üstelik çok merak ediyorum.



    2. Sahne

    (Ayhan arkasında altı yedi arkadaşıyla beraber büyük bir gürültüyle kapıdan girer.)
    Ayhan (annesini görmeyerek)- Gelin gelin çocuklar! Yürüsenize canım ne korkuyorsunuz? Annem bir şey söylemez.
    Erol- Hah işte burada güzel saklambaç oynanır. Kanepelerin arkasına saklanırız.
    Ayhan-Aal... Anne sen burada mısın?
    Anne- Ya sen neredesin benim haylaz çocuğum?
    Ayhan-Neredeysem neredeyim canım aaa...
    Anne- O nasıl lakırdı?
    Ayhan- Basbayağı lakırdı işte... Bir de bilmiyormuş gibi soruyorsun. Sokakta oynuyordum.
    Anne- Şimdi de oyuna devam edeceksiniz galiba?
    Ayhan- Tabi ya...
    Anne- Derslerin ne olacak?
    Ayhan (aldırmayarak)- Hadi çocuklar saklanın ben ebeyim.
    1. Çocuk (yavaş)- Annen kızıyor ama.
    Ayhan- Aldırma... O her zaman kızar.
    2. Çocuk- öyleyse körebe oynayalım.
    3. Çocuk- Evet evet körebe...
    4. Çocuk- Birdirbir varken körebe oynanır mı yahu?
    Anne (yavaşça)- Bak arkadaşlarının yanında seni utandırmamak için ses çıkarmıyorum. Sonra görüşürüz. (Sahneden çıkar.)
    Ayhan- Olur olur... Hele oyunumuz bitsin de o zaman görüşürüz.



    3. Sahne

    Çocuklar - Ayhan

    Ayhan- Şu anneler de ne tuhaf yahu! Her şeye karışı yorlar.
    1. Çocuk- Dersini mi yap diyor?
    Ayhan-Tabi... Başka ne diyecek. Bütün anneler öğretmenlerle birlik olmuşlar çocukların canını çıkarıyorlar. Hadi saklanın.
    4. Çocuk- Yook olmaz. Birdirbir bir oynayacağız.
    3. Çocuk- Kim yatacak?
    Ayhan- Ben atlayacağım kim yatarsa yatsın.
    1. Çocuk- Oh! Ne âlâ ev sahipliği bu? önce sen yat.
    2. Çocuk- öyleyse yat bakalım.
    3. Çocuk (Ensesinden tutar.)- Hadi başını eğ de atlayalım.
    1. Çocuk- Hhhh ha şöyle...
    Ayhan- Hadi çabuk olun yoksa kalkarım şimdi.
    3; Çocuk-Varan birrr...
    2.- Çocuk-Varan ikiii...
    4. Çocuk- Varan üüüç. (Arka arkaya birkaç defa atlarlar. Atlarken 3. çocuk yuvarlanır. Burnu kanar.)
    Ayhan- Kabahat senin ama Halûk. Burnunu o kadar uzatacak ne vardı? Dur dur dur bakalım mendilin var mı? "'
    3. Çocuk- Yok.
    Ayhan (Masanın üzerinden tabak örtüsünü çeker.)- Al şu tabak örtüsünü.
    2. Çocuk- Galiba çok kanayacak. Annene haber verelim.
    Ayhan- Yok canım istemez. Şimdi geçer değil mi? Hadi aslanım!. (Sırtına vurur.) Koşun bakalım koşun ben ebeyim. (Çocuklar iskemlelerin arkasından koşmaca oynamaya başlarlar. Bağrışarak koşuşurken iskemleleri devirir yerlerini değiştirir ortalığı alt üst ederler. Ayhan masanın örtüsünü çekerek hem etrafında döner hem üstünde ne varsa yere düşürür. Sonra bitkin bir hâlde yerde bağdaş kurarlar.)
    Ayhan- Off bittim. Amma yoruldum be...
    1. Çocuk-Şimdi ne oynayacağız?
    4. Çocuk- Hani körebe oynayacaktık?
    3. Çocuk- Biraz da ders çalışalım mı? (Hep birden kahkahalarla gülerler. Ayhan kalkar ellerini arkasına koyarak öğretmenini taklidini yapar. Uzun uzun arkadaşlarına bakar.)
    Ayhan- Artık ben anlıyorum ki sizin uslanmanıza imkan yoktur. Muhakkak bir ceza istiyorsunuz. Bakın şu odanın hâline. Hiç insan evini bu kadar kirletir mi? Derslerinize de çalışmadınız. Gel bakalım Ayhan sen de gel Erol sen de sen de. Sizinle özel görüşmem gerekiyor. (Hepsi gülüşürler.)
    1. Çocuk- Vi tıpkı bizim öğretmene benzedin.
    3. Çocuk- İyi ama yarın öğretmen derse çalışıp çalışmadığımızı soracak ne diyeceksiniz?
    2. Çocuk- Ne diyeceğiz; ben yaptım derslerimi.
    Ayhan- Sen yaptın mı?
    2. Çocuk- Tabi...
    1. Çocuk- Benimkiler de hazır.
    4. Çocuk- Ben zaten derslerimi yapmadan oyuna başlamam. Okuldan eve gelince bir saat dinlenme sonra ders sonra oyun. Gece de rahat rahat uyurum.
    Ayhan (canı sıkılmış)- Aptallar!
    1. Çocuk- O da ne demek?
    Ayhan- Benden niye sakladınız derse çalıştığınızı?
    1. Çocuk- Niye saklayalım sen sormadın ki...
    2. Çocuk- Sen dersini yapmadın mı Ayhan?
    Ayhan- Tabi yapmadım hem ben sizin gibi aptal mıyım? Gece yaparım.
    1. Çocuk-Aptal sensin.
    Ayhan- Sensin.
    2. Çocuk- Neden o oluyormuş?
    3. Çocuk- Demek insan oyundan önce derse hazırlanırsa aptal olur sensin aptal.
    Ayhan- Hiç de ben değilim sizsiniz.
    Üçü birden-Sensin sensin.
    1. Çocuk- Aptal olmasan öğretmenden her gün sıfır almazsın. Demek aklın ermiyor ki bir şey öğrenemiyorsun.
    Ayhan- Neden aklım ermeyecekmiş? Sizin gibi ben de çalışsam elbette iyi not alırım.
    4. Çocuk- Hah gördün mü kendi ağzıyla tutuldu. Çalışmıyor bir de bizi kıskanıyor.
    Ayhan- Kızdırma yersin tokadı.
    3. Çocuk- Senin evine gelende kabahat zaten. Ayhan- öyleyse ne duruyorsun defolup gidin. Üçü birden- Tabi gideriz.
    1. Çocuk- Hadi çocuklar.
    4. Çocuk- Aptal olmasan bu kötü huylarınla arkadaşlarını darıltmazsın.
    Ayhan (Somurtarak oturur.)- Darılırsan darıl. Çok umurumda sanki... Kendileri çalışmış gelmişler bir de bana yarın öğretmenden azar işittirecekler.



    4. Sahne

    Anne-- Bu odanın hali ne Ayhan? Ne oldu buraya?
    Ayhan- ...
    Anne- Cevap versene?
    Ayhan- Ne cevap vereceğim canım? İşte oda yine aynı oda. Sanki eskiden daha mı düzgündü?
    Anne- Bugün beni çok üzdün Ayhan?...
    Ayhan- İyi ettim.
    Anne-İyi mi ettin?
    Ayhan-Tabi ya iyi ettim... '
    Anne- Galiba sen koskoca çocuk dayak yiyeceksin. (Anne ortalığı düzeltmeye boşlar.) Aaaa! Bu da ne! Tabak örtüsü kan içinde.
    Ayhan- Eee ne olmuş sanki? Adam öldürmedik ya... Erol'un burnu kanadı.
    Anne- Sonra da buna şildiniz öyle mi?
    Ayhan- Evet öyle ona sildik ne yapacaksın?
    Anne- Çok yazık! Senin gibi bir çocuk yetiştirdiğim için kendime acıyorum. öğretmenin emekleri de boşa gitti benimkiler de... Yarın öğretmenine bir dilekçe yazacağım.
    Ayhan- Zaten başka işiniz yok ki... Hem yazarsan yaz öğretmenden de korkacak değilim ya. Ben kimseden korkmam. (Bir süre susar anne etrafı düzeltir.)
    Ayhan (sert)- Bana para ver.
    Anne- ...
    Ayhan- Bana para ver diyorum sana.
    Anne- Ben kimseden bu şekilde para istendiğini duymadım.
    Ayhan- Ben böyle isterim işte.
    Anne (Gülerek Ayhan'a yaklaşır.)- Ayhan çocuğum böyle mahalle çocukları gibi huysuzluk etme. Bak bu yüz sana hiç yakışmıyor. Ne kadar çirkin oluyorsun biliyor musun? Hem beni çok üzüyorsun. Bir anne evladıyla övünebilmeli. Bense oğlum var demeye bile utanıyorum. (Saçlarını okşamak ister.)
    Ayhan (silkinerek)- Bana para ver diyorum sana.
    Anne (içini çekerek)- Parayı ne'yapacaksın oğlum?
    Ayhan- Defterim bitti defter alacağım.
    Anne- Çıldırdın mı oğlum? Defter almak için yarım saatlik yol gitmen lâzım. Ben seni bu saatte nasıl yalnız bırakabilirim. Yarın alırsın.
    Ayhan- öğretmen dersi yarına istedi.
    Anne- Madem öyleydi neden vaktinde almadın?
    Ayhan- Oyun oynadık. Bu kabahat mi?
    Anne- Bu şekilde olursa elbet kabahat sayılır. Okuldan geliyorsun iki lokma bir şey yemeden biraz dinlenmeden sokağa koşuyorsun. Akşam karanlılıklarına kadar sokakta oynuyorsun eksiklerini almak aklına bile gelmiyor. Tam dükkanların kapanacağı sırada aklına geliyor. Sonra da geç vakit derse başlıyorsun gece yarılarına kadar uykusuz kalıyorsun. Bir de öğretmen fazla ders verdi diye oturup ağlıyor beni de sinirlendiriyorsun. öğretmenin sana düzenli bir çocuk olman gerektiğini söylemiyor mu? Ayhan (Hırsla ayağa kalkıp kollarını iki yana açar.)- Eeee ne kadar çok akıl veren var yahu! Okula gidersin öğretmen sabahtan akşama kadar nasihat eder ders verir. Tam eve gelirsin bu sefer de anneler başlar bıktım canım...
    Anne- Senin iyiliğin için evladım.
    Ayhan- Ben iyilik falan istemiyorum. (Anne bir kanepeye somurtup oturur.)
    Anne- Ben sana dargınım. Benim senin gibi huysuz arsız çocuğum yok anlıyor musun?
    Ayhan- Canın isterse. (Gider sedirin üstüne uzanıp yatar ve biraz sonra uyumaya başlar. Anne yavaşça üstünü örter.)
    Anne- Uyu benim huysuz çocuğum uyu... Kendisinin iyiliği için uğraşan gecesini gündüzünü sana feda eden annesini öğretmenini üzen haylaz oğlum uyu... Ben de
    evlât yetiştiriyorum diye sevineyim. Senin gibi kötü bir çocukla övüneyim. Yazık çok yazık!...



    2. Perde

    (Açıklık bir alan... Yerde taze otlar... Arkada birkaç kaya. Ayhan bu kayalardan birine oturmuş elindeki çakıyla bir ağaç dalı yontmaktadır. Suratı asıktır. Biraz uzaktan altı yedi çocuk an kıyafetine girmiş oldukları hâlde vızıldayarak Ayhan'ın yanından geçerler.)
    1. Arı-Aaa... Bir çocuk!...
    2. Arı- Galiba yolunu şaşırmış.
    3. Arı- Bu vakit kırlarda ne arıyor? Biz bile akşpmın yaklaştığını görerek evlerimize koşuyoruz.
    1. Arı- Hadi bu çocuğa yardım edelim.
    2. Arı- Evet onu önümüze katarak yol göstersek mutlaka memnun olur. (Vızıldayarak etrafında dönmeye başlarlar. Ayhan gözlen elindeki dalda eliyle arıları kovalar.)
    Ayhan-Ayyy... Bunlar da nereden çıktı?
    1. Arı- Güzel çocuk.
    Ayhan- Ben güzel falan değilim. Hadi çekilin başımdan.
    2. Arı- Güzel çocuk biraz bizi dinler misin?
    Ayhan- Dinlemem ben hiç kimseyi dinlemem. Ben annemi öğretmenimi bile dinlemedim de taa buralara kadar onlardan kaçtım geldim.
    Arılar--AaaaaaaL.
    3. Arı- Annenden kaçtın ha? Aman ne fena şey! Gerçekten sen güzel çocuk değilmişsin. Konuştuğun zaman ne kadar fena bir çocuk olduğun anlaşılıyor. Ya şimdi zavallı annen üzülmeyecek mi?
    Ayhan-Üzülürse üzülsün... Beni kızdırmasaydı.
    I. Arı- Ama bak akşam oluyor. Bu saatte kurtlar kuşlar bile yuvalarına dönerler. Sen yalnız başına buralarda korkmaz mısın?
    Ayhan- Ben insanım sizin gibi hayvan değilim ki korkayım.
    Arılar-Aaaaaal...
    1. Arı- Evet sen insansın ama faydasız hatta zdrarlı bir insansın. Oysaki biz hayvan olduğumuz hâlde herkese faydalıyız. Sen bizim balımızdan hiç tatmadın mı?
    Ayhan- Çooook... Annem bana her sabah yedirirdi.
    2. An-r- öyleyse seni bu kadar düşünen bir anneye nasıl karşı geliyor inatçılık ediyor ve yanından kaçabiliyorsun?
    Ayhan (ağacı yontarak)- Kaçarım işte size ne?
    3. Arı- Bak küçük çocuk ver elini bize seni evinin yoluna kadar götürelim insanlar arasına bırakalım. Git annenden özür dile bundan sonra bizim gibi tatlı sözler söyle tatlı ballar yap...
    Ayhan- Ben arı mıyım? Nasıl bal yaparım?
    1. Arı- Nasıl mı? O kadar kolay ki... insanların balları tatlı sözleridir.
    2. Arı- Sen terbiyeli çocukların bal gibi tatlı konuştuklarını bilmez misin?
    Ayhan- Ben hiçbir şey bilmem.
    1. Arı- Hadi kalk güzel çocuk... Bırak elindeki o çakıyı... Parmağını kesersin sonra.
    Ayhan- Sana ne? Canı acıyacak olan ben değil miyim?
    Arılar-Akşam oluyor...
    3. Arı- Gidelim mi?
    Arılar- Tabi geç kalıyoruz.
    1. Arı-- Evet gitmeliyiz annelerimiz bizi bekler. Onlar bize yemek hazırlamak için erkenden eve gitmişlerdir. Hadi küçük kalk inat etme de bizimle beraber gel.
    Ayhan (Eliyle sürekli kovalama işareti yapar.)- Gidin ooof enseme iğneler batacak...
    1. Arı- Al öyleyse... Güzel sözlerle yola gelmeyenlere iğne batırılır. (Gitmeye hazırlanırlar.)
    Ayhan- Off ensem... Vay hınzır arılar vay! Canımı acıttınız. Zehirli iğneleriniz kırılsın.
    1. Arı (hepsi vızıldayarak giderken)- Merak etme haylaz çocuk bizim sana batırdığımız iğne senin annene söylediğin acı sözlerden daha az zehirlidir. (Arılar sahneden çıkarlar.)
    (Ayhan başını ellerinin arasına koyarak düşünmeye başlar biraz öteden üç serçe kollarını çırpa çırpa sahneye girerler.)
    1. Serçe- Aman çocuklar biraz daha çabuk zıplayın evimize geç kaldık. Annelerimiz bize darılacak.
    2. Serçe- Durun durun gitmeyin... Burada bir çocuk ağlıyor...
    1. Serçe- Hişşşttt çocuk!
    2. Serçe- Hişşt. (Yerden bir taş alarak Ayhan'ın yanına atar.)
    3. Serçe- Hişştt. Çocuk çocuk. (Ayhan başını kaldırınca üçü de kollarını çırparak daha uzağa kaçışırlar.)
    Ayhan- Bu kuşlara da ne oluyor?
    1. Serçe- Küçük arkadaş niye ağlıyorsun?
    Ayhan- Ben sizin nereden arkadaşınız oluyormuşum? Ben serçe değilim ki...
    2. Serçe- Burada bu saatte ne işin var öyleyse? İnsanlar bu saatte şehirlere giderler kırlarda yalnız kuşlar dolaşır
    Ayhan- Siz de annenizle mi kavga ettiniz?
    Serçeler- Aaa o nasıl söz öyle?
    1. Serçe- Biz hiç kimseyle kavga etmeyiz. Hele annemizle hiç etmeyiz. Bunu ancak deliler yapar. (Ayhan ayağa kalkar serçeler biraz daha korkuyla gerilerler.)
    Ayhan- Peki şimdi siz nereye gidiyorsunuz?
    Serçeler- Evlerimize...
    Ayhan- Evlerinize mi niçin?
    1. Serçe- Annelerimiz şimdi evde bizi bekler. Geç kaldığımız için bizi merak etmiştir. Belki de bu yüzden hepimizi azarlar.
    Ayhan-Anneniz sizi azarlayınca ne yaparsınız?
    1. Serçe- Hiç... Susarız. Sesimizi çıkarmayız. Sadece özür dileriz. Çünkü anneler çocuklarını kusurları olduğu zaman azarlarlar.
    2. Serçe- Sen ne yaparsın?
    Ayhan- Ben mi? Sorma hiçç... Çok şey...
    1.Serçe- Sen şimdi evine gitmeyecek misin?
    Ayhan- Siz ne karışıyorsunuz? (Yerden bir taş alarak serçelere doğru kaldırınca hepsi birden kaçışırlar. Cik cik cik diyerek dışarı çıkarlar. Ayhan tekrar taşın üzerine oturur.)
    Ayhan- Sahi be. . Akşam oluyor... Kuşlar bile annelerine gidiyorlar. Keşke annemi darıltmasaydım. Şimdi gitsem bile belki de beni istemez kızar darılır. Gece nerede yatarım ben?
    (Uzaktan çıngırak sesleri duyulmaya başlar. Sesler yavaş yavaş yakınlaşır.)
    Ayhan- Kuzular dönüyor galiba. Ben artık kurtların kuzuların arkadaşı oldum. (Ağlamaya başlar. Kuzular beyazlar giyinmişlerdir. Boyunlarında birer çıngırak vardır Ayak ve elleri üzerinde yürüyerek sahneye girerler.)
    Kuzular- Me me me me me... (Kuzunun en küçüğü gelir iki elini Ayhan'ın dizleri üstüne koyarak onunla konuşmaya başlar.)
    Kuzu- Me me me...
    Ayhan (Başını kaldırır.)- Me ya... Ne istiyorsun?
    Kuzu-- Me me niye ağlıyorsun? Küçük okullu? Bak biz karnımızı doyurduk güle oynaya evlerimize gidiyoruz.
    Ayhan- Akşam oluyor. Buralarda korkmaya başladım. Evime de dönemiyorum.
    Kuzu- Niçin? (öteki kuzular da etrafına gelirler ve her cümle sonunda kuzular hep birden me me diye bağrışırlar.)
    Ayhan-Annemi darılttım.
    Kuzu- Anneni mi darılttın? Biz kuzular bile annelerimizi dinleriz. Geçen gün bir tanemiz aksilik etti annesini dinlemedi sonra akşam bizimle beraber evine dönmedi.
    Ayhan- Neden dönemedi?
    Kuzu- Neden olacak. Bizden ayrılınca onu kurt kaptı.
    Ayhan- Gece burada kalsam bana da bir şey olur
    Kuzu- Elbette olur. Akşamla beraber buralara sürü sürü kurtlar iner. Bak arkadaşlarım meliyor bana çabuk ol gideceğiz geç kaldık diyorlar.
    Ayhan- Ah keşke annemi darıltmasaydım. Yaptığım kötülüklere öyle pişman oluyorum ki... Eğer annem beni yine eskisi gibi kucağına alsa ben de küçük kuzular kadar uslu terbiyeli olurum.
    Kuzu- Korkma evine git. Annen mutlaka seni kabul eder. Bir kere benim ablam öyle yapmıştı da kabahatini anlayıp yalvarınca annem hemen affetti. Anneler küçük asi evlâtlarına acımasını biliyorlar.. Onların kalpleri bizim kalplerimizden çok daha özel. Hadi kalk kalk ver elini. Madem ki bir daha fenalık yapmayacaksın o zaman annen seni affeder.
    Ayhan (Ağlayarak ayağa kalkar.)- Anneme gideceğim sarılacağım beni affetmesini söyleyeceğim. Fakat yolu da bilmiyorum. Ben gidinceye kadar ortalık kararacak.
    Kuzu- Korkma bizimle gel. Şehrin kenarına kadar biz seni götürürüz.
    Ayhan- Korkuyorum çok korkuyorum! (Uzaktan ve derinden bir ses duyulur.)
    Anne-Ayhan... Ayhan!
    Ayhan (Dinler gibi yapar.)- Hah dur sus sus...
    Anne (daha yakından)-Ayhan... Ayhan!...
    Ayhan- Annem... Vi annem benim annem ah benim sevgili anneciğim! Beni aramaya gelmiş. Tövbe . böyle iyi bir anneye bir daha karşı gelmeye tövbeler olsun. (Ses yaklaşır. Anne sahnenin bir ucundan görünür. Ortada kuzular otlamaktadır. Sahnenin önünde sağ kenarda duran Ayhan annesini görünce telâşla kuzuların arasından geçmeye çalışır.)
    Anne- Ayhan...
    Kuzular (başlarını kaldırarak)- Me me...
    Ayhan- Anne... Kuzular- Me...
    (Ayhan kuzuların arasından atlayarak geçer annesinin boynuna sarılır.)
    Anne- Benim yaramaz çocuğum...
    Ayhan- Benim sevgili anneciğim ben artık uslandım.
    Kuzular-Me me me...
    (Ayhan ile annesi önde kuzular onların arkasında yürürler. Çıngırak sesleri ve kuzu melemeleri duyulur.) (Perde kapanır.)

    Alıntı