Anne sevgisi ile ilgili tiyatro metni

'Soru Cevap' forumunda Misafir tarafından 9 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. anne sevgisiyle ilgili 7 kişi içeren bir senarya ama tiyatronun senaryosu anne sevgisi içerecek
     



  2. Cevap: Anne sevgisi ile ilgili tiyatro metni

    Oyunu geliştirerek 7 kişik hale getirebilirsiniz

    Ana Yüreği

    Roller
    Köyün Delisi
    Anne
    Genç Kız ( Ayşe )
    Genç ( Ahmet )

    Sahne I

    Köyün Delisi : Ben bu köyün delisiyim , fakat bu köy benden daha çok delilerini gördü..Bilirmisiniz , bir martı hikayesi vardır. Martılar güneye göç ederken dişi martı, bir bataklığa düşer ve batmaya başlar.Bunu gören erkek martı sevgilisini kurtarmak için bataklığa doğru süzülür, sevgilisini kurtarmak istereken kendiside bataklığa saplanır. Ve Anne yüreği ağır basıp anne martı kendisini bataklığa siper edip dişi ve erkek martının kurtulmasını sağlar. Bataklığa gömülüp can verir. Bu, hikayedede Ahmet Ayşeyi çok sever, fakat Ayşe Ahmetin annesine sarılmasını ve sevgisini kıskanmaktadır. Bakalım Ahmet kendi cırpıntısı ile kendini bataklıktan kurtarabilicek mi? Yoksa annesinin siper olmasını mı bekleyecektir..

    ( Anne, Hamur açmakta ve ufaktan bir türkü mırılıdanmaktadır. O sırada Ahmet ve Ayşe el ele içeri girerler. )

    Ahmet : Anam, koyun gözlüm ne çok özlemişim seni. Köyün kokusu burnumda tütüyor..
    (Anne ile sarılırlar, ve bunu gören Ayşenin jest,mimikleri değişir)
    Anne : Hoşgeldin, evlad siz oturun ben size bir kahve pişireyim. Geliyorum.
    (Anne Mutfağa doğru gider.)
    Ayşe : Ahmet, sen anneni benden daha çok seviyorsun.
    Ahmet : Hayır canım ben seni seviyorum.
    Ayşe : Hayır sana inanmıyorum.
    Ahmet : Sana bunu ispatlayabilirsin, senin için canımı vermeye bile razıyım.
    Ayşe : Sen beni annenden daha çok seviyorsan, anneni öldürüp kalbini bana getirmelisin ..
    Ahmet : (Şaşırır.) E.. E.. E.. Evet! Bunu sana ispatlayacağım
    ( Anne, hararetli konuşmaları duyarak içeri gelir.)
    Ayşe : Neyse, ben gidiyorum sen benim dediğimi yapmayı unutma
    ( Kız sahneden çıkar. Oyuncular oldukları şekilde donar,hareket etmezler. Köyün delisi söze girer. )
    Köyün Delisi : Evet, Ahmet sevgisi için öyle gözünü karatmış bir şekilde gözüküyor, bakalım bizim martı evladının kurtulması için bataklığa siper alan anne martıyı daha çok bataklığa mı gömecek, yoksa başında vezirmi edicek. İzleyelim görelim.. )
    Ahmet : Ana ben Ayşe’yi çok seviyorum.
    Anne : Oğul nasıl istersen öyle yap. Yaşam senin yaşamın.
    Ahmet : İşte, onun hakkında seninle konuşmalıyım.
    Anne : E hadi de bakalım..
    Ahmet : Şey anne, ben ayşe için herşeyi yapabilirim. Şey işte ya, seviyorum onu.
    Anne : Çıkart hele ağzında ki şu baklayı.
    Ahmet : Neyse, bahçeye bi çıkalım ana ben sana orda anlatırım.
    Anne : E hadi gel çıkalım madem.
    ( Bahçeye çıkarlar. Ahmet ne yapacağını düşünmektedir. Bir beş saniye sağa sola bakınır.)
    Ahmet : Ana sen şöyle paravanın arkasına geç bi ben geliyorum.
    Anne : Bekliyorum, oğul hadi çabuk ol.
    (Ahmet, bahçedeki boçağı alarak paravanın arkasına geçer. Ve acı bir feryat duyulur “evladım” diye. Ahmet bir on saniye kadar sonra üstü başı kan içinde elinde sarıp sarmaladığı annesinin kalbi ile görülür. Ve o şekilde donar,hareket etmez. Köyün Delisi tekrar söze girer.)
    Köyün Delisi : Hani ” Cennet annelerin ayakları altındadır.” derler. Bu durum anneliğin, ayaklar altına alınmış şeklinde biraz. Kedi olmadan kuş kapmaya çalışanın sonu hüsran olur derler hani ya büyüklerimiz. Neyse, yar sevgisi ana sevgisinin ötesine geçince bu tarz olaylar kaçınılmaz oluyor. Bakalım serüvenin bu kısmında neler yaşanacak..
    Ahmet : Seni seviyorum demiştim. Bunu sana ispatlamaya geliyorum
    ( Ve bir heyecanla koşmaya başlar, fakat bir yere takılır elinde ki kalp karşıdan gelmekte olan sevgilisinin ayaklarının dibine düşer ve kalp dile gelir.. )
    Anne Yüreği : Bir yerine birşey oldumu oğul ?
    Ahmet : ( Ağlamaklı ve şaşkın bir halde Kalbi almak için yere eğilir, kalbi alır ve beş on saniye göz göze gelirler. ) Sen .. Sen..
    (Ve arkasını dönerek, bir kaç adım atar daha sonrada dizlerinin üzerine çökerek ağlamaya başlar. Ve sahne tekrar donar. Köyün delisi tekrar belirir. )
    Köyün Delisi : Ahmet,Ayşe, Ahmetin annesi bir yaşamın yitik öyküsü. Peki ya ben kimmiyim? Bu köyün bir zamanlar annesinin canına kıyan bir garip avaresiyim..
    ( Ve Koyverdin gittin beni şarkısı çalınmaya başlar, perde kapanır tekrar açılır oyuncular seyirciyi selamlar oyun biter . )

    SON
     



  3. Cevap: Anne sevgisi ile ilgili tiyatro metni

    bunlardan farklı tiyatro örnekleri bulabilirmisiniz
     



  4. Cevap: Anne sevgisi ile ilgili tiyatro metni

    Anneler günü Skeç-2

    Sınıf ortamı. Teneffüste olan öğrenciler dağınık bir şekilde sınıfta durmaktadırlar. Ön sırada oturan

    iki kız öğrenci kendi aralarında konuşmaktadır.



    SELİN- Neyin var Ayşe? Bugün çok dalgınsın. Seni üzen bir şey mi var?
    AYŞE- Bişey yok…

    SELİN- Hadi canım, ben seni bilmez miyim? Bal gibi üzgünsün işte…

    AYŞE- Selin, sen benim en iyi arkadaşımsın değil mi?

    SELİN- Tabi en iyi arkadaşınım. Hadi söyle, ne oldu?

    AYŞE-( Önüne bakarak) Selin, galiba annemle babam ayrılacaklar…

    SELİN-( Heyecanla) Gerçekten mi? Nerden biliyorsun? Annen mi söyledi?

    AYŞE- Hayır, annem söylemedi. Ben dün uyumaya çalışırken onların yüksek sesle konuştuklarını duydum; kavga ediyorlar sandım. Kulak kabarttım. Annem: Bizim ayrılmamız Ayşeyi çok üzecek.

    Bu durumu ona nasıl açıklayacağız? diye sordu. Babam da: Ayşe çok akıllı bir çocuk. Eminim bizi anlayacaktır. dedi. Sonra annem: Yavaş sesle konuş! Ayşe bizi duyabilir dedi. Daha sonra ne konuştuklarını duyamadım. Sabaha kadar uyumadım. ( Sıraya başını yan koyarak ) Hem çok üzgünüm hem de uykusuz…



    SELİN- Canım arkadaşım benim. Belki de yanlış anlamışsındır. Üzülme. Hem bu her şeyin sonu değil ki! Anneler ve babalar ayrılsa da çocuklarını çok severler. Hem bak, benim annemle babam da ayrı; ama ben ikisini de görüyorum.

    AYŞE-( Başını sıradan kaldırır) Ama Selin, sen her zaman bana anneme gidiyorum, babamı özlüyorum; babama gidiyorum, annemi özlüyorum demez misin? Ben okuldan eve gittiğimde beni annemin karşılamasına, akşam olunca da babamın işten gelip birlikte yemeğe oturmamıza öyle alıştım ki! Ben, ikisini de aynı evde görmek istiyorum.

    SELİN- Haklısın…( Birden sinirlenir) Hiç anlamıyorum şu anne babaları. Madem ayrılacaklar niye çocuk yapıyorlar? Zaten olan bize oluyor.

    AYŞE- Tabi ya, niye masallardaki gibi olmuyor? Anneler, babalar ve çocuklar ömür boyu mutlu mutlu yaşamıyorlar?

    SELİN- Kızım, masal bu masal. Gerçekler başka…

    ( Bu arada yanlarına arkadaşları Didem yaklaşır. Ayşe ve Selin konuşmayı keserler.)


    DİDEM- Hadi koşmaca oynayalım

    AYŞE- Yok Didem. Biz oynamayacağız. Sen başkasıyla oyna…

    DİDEM- Neyiniz var? Bana küstünüz mü?

    AYŞE- Yok canım, niye küselim? Ben biraz yorgunum da…

    DİDEM- İyi, zaten benim de oynamaya isteğim yoktu. Yanınıza oturabilir miyim?

    SELİN- Otur tabi. Noldu? Niye oynamak istemiyorsun?

    DİDEM- Çocuklar, biliyor musunuz? Yarın Anneler Günü…Ben anneler gününden nefret ediyorum! Niye böyle bir gün yaparlar ki! Annesi olmayan çocukları niye düşünmezler?

    SELİN- Canım benim. Haklısın. Senin annen öldü ama şunu bil ki çok şanslısın; çünkü seni çok seven bir üvey annen var. Sen de onun gününü kutlayabilirsin.

    DİDEM- Evet, aslında doğru; ama ben Serpil annemi çok sevmeme rağmen annemin de hayatta olmasını isterdim.

    AYŞE- Yani annen baban ayrılsalardı bile mi?

    DİDEM- Elbette. O zaman her ikisini de özlediğimde görebilirdim. Ama şimdi annemi görmem imkânsız.

    AYŞE- Haklısın Didem. Aslında benim bu kadar çok üzülmemem gerekiyor.

    DİDEM- Sen neden üzülüyorsun ki? Senin annen de baban da ayrı değiller.

    AYŞE- Boşver( Arkadaşı Didemi öper) Sonra anlatırım. Bak, ben anneme en sevdiği parfümü alacağım Anneler Gününde. Sen de benimle gel. Birlikte Serpil Annene de bir hediye seçelim. Hem annem sana yardımcı olur. En çok ne sever Serpil Annen?

    DİDEM- Kitap…( Gülerek) Tam bir kitap kurdu o… O kadar çok okuyor ki… Eminim gözlükleri bu yüzden takıyor. Çok okumaktan gözleri bozulmuş.

    AYŞE- Akıllım hiç olur mu? Öyle olsaydı Türkiyede insanların hiç gözlük takmaması gerekirdi. Çünkü Türkiyede kitap okuyan çok az.

    DİDEM- Doğru… Bak öğretmenimiz de çok kitap okuyor; ama gözlük takmıyor. Yaramaz Ali de hiç kitap okumaz; ama gözlük takıyor.

    ( Hep birlikte gülerler)

    ( Zil çalar. Öğrenciler yerlerine otururlar. Sınıfa öğretmen girer.)



    ÖĞRETMEN- Beslenmelerinizi yediniz mi çocuklar?

    SINIF- Eveeeet !

    ÖĞRETMEN- Aferin size. Pekiii, ellerinizi yıkadınız mı?

    SINIF- Eveeet öğretmenim!

    ÖĞRETMEN- Çocuklar, canlıların hepsi faydalı değildir. Kirli bir el üzerinde veya fırçalanmamış bir ağızda milyonlarca bizim hasta olmamıza yol açan mikroplar vardır. Bu canlılara bakteri, virüs, mikrop gibi adlar verilir.

    ALİ- Öğretmenim, annem bana kızdığı zaman hep mikrop der. Onu hasta ettiğim için mi?

    ( Bütün sınıf güler) 2

    ÖĞRETMEN- Bilemem Ali, en iyisi sen bunu annene sor.

    GÖKTUĞ- Öğretmenim, annem bana da sen benim ilk gözağrımsın der. Bu kötü bir şey mi? Ben ağrı mıyım?

    ÖĞRETMEN- ( Güler) Hayır oğlum. Bunun anlamı ilk değerli varlığımsın demektir. Bugün herkes annesinden söz etmek istiyor galiba… Yoksa nedeni yarının Anneler Günü olması mı?

    BURCU- Öğretmenim, babam: Anneler Günü para harcamak için uydurulmuş bir gündür. Parası olan da olmayan da bir şeyler almak zorunda kalıyor diyor. Sizce de doğru mu?

    ÖĞRETMEN- Çocuklar, böyle bir günde parayla hediye almak zorunda değilsiniz ki… Önemli olan bu günde annenizi bir şekilde mutlu etmek. Ne bileyim, mesela o gün babanızla birlikte annenize kahvaltı hazırlayabilirsiniz… Ya da odanızı toplayabilirsiniz… Ya da onu ne kadar sevdiğinizi söyleyip öpebilirsiniz…

    BAŞAK- Öğretmenim, doğru söylüyorsunuz. Arkadaşımız Hasan ı gördüm okula gelirken. Söylemeyecektim; ama madem konu açıldı, söyleyeyim. Hasanın bugün okula gelmemesinin nedeni, simit satması…

    ÖĞRETMEN- Kızım, simit satmak kötü bir şey değil ki… Hem zaten Hasan okul dönüşü satıyor simitlerini. Bugün niye gelmemiş?

    BAŞAK- Onu anlatıyorum öğretmenim… Hasan bugün her zamankinden daha çok simit satıp, annesine hediye almak istiyormuş… Onun için bugün gelmedi.

    ÖĞRETMEN- Hasan hem çalışkan hem de akıllı bir çocuk. Ama onun simit satması okuluna engel olmamalı. Okul ve eğitim her şeyden önce gelir. Pazartesi onunla konuşurum. Galiba Burcunun babasının haklı olduğu yanlar var.

    DİDEM- Öğretmenim, ben anneme kitap alacağım olur mu?

    ÖĞRETMEN- Niye olmasın? Ancak kitap seçimini babanla birlikte yaparsan daha iyi olur.

    BİRCE- Öğretmenim, ben anneme bir şiir yazdım, onu hediye edeceğim!

    ÖĞRETMEN- ( Bircenin başını okşar) Bu çok güzel bir hediye Birce. Bize de şiirini okur musun?

    BİRCE- Okurum öğretmenim. Ben ilk defa seni görmüşüm anne

    İyi ki görmüşüm

    Ben ilk defa seni sevmişim anne

    İyi ki sevmişim



    Anneler olmasaydı bu dünya

    Ne karanlık ne soğuk olurdu

    Ben sensiz üşürdüm anne

    İyi ki varsın



    ( Bütün sınıf Birceyi alkışlar)



    ÖĞRETMEN- Aferin benim küçük şairim. Çok güzel bir şiir olmuş… Bence çok anlamlı bir hediye olacak bu.

    PELİN- Öğretmenim! Sizin de Anneler Gününüz kutlu olsun! Siz de bizim annemiz sayılırsınız.

    ÖĞRETMEN- Teşekkür ederim Pelin. Doğru söylüyorsun. Zamanınızın çoğunu benimle geçirdiğinize göre, ben de artık anneniz sayılırım.

    MURAT- Öğretmenim, geçen gün televizyonda bir haber seyrettim. Yavruları yanan bir köpek ağlıyordu ve onları yalayarak iyileştirmeye çalışıyordu. Hayvanlar da ağlar mı öğretmenim?

    ÖĞRETMEN-Hayır Murat, bildiğimiz biçimde ağlayamaz. İnsanlar gibi gözyaşı dökemez; ama onlar da en az bizim kadar üzülürler ya da mutlu olurlar. Canlı olduklarına göre hayvanlara da en az insanlar kadar değer vermeliyiz. Onları korumalıyız değil mi çocuklar?

    SINIF- Evet öğretmenim!

    KARDELEN- Arkadaşlar, hadi hep birlikte Annem şarkısını söyleyelim! ( Öğretmene döner) Söyleyelim mi öğretmenim?

    ÖĞRETMEN- Tabi Kardelen. Eveeet çocuklar, hadi bakalım, hep birlikte

    Bütün öğrenciler ayağa kalkıp seyircilerin önüne gelirler. Şarkıyı söylerler. Şarkının bitiminde hep birlikte selam verirler.
     



  5. Cevap: Anne sevgisi ile ilgili tiyatro metni

    süper olmuş saolun bnm dikkatimi çeken en son köyün delisi bende anne canına kıyan birisiyim dedi ya orası fena hoşuma gitti ellerinize sağlık...

    E M E Ğ E S A Y G I . . .
     



  6. Cevap: Anne sevgisi ile ilgili tiyatro metni

    Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasındanda derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. "Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince, her biri uzunboylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarakiçirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlarsofradan işte demiş ermiş, 'kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse,o aç kalacaktır. ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima...veren el alandan daha üstündür sen verirsen muhakkak ki o da sana geri dönecektir