Anne Güvercin

'Masallar ve Hikayeler' forumunda Belinay tarafından 16 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. Anne Güvercin


    Güzel bir yaz günüydü Batur elinde sapan evlerinin yakınındaki ağaçlıkta kuş avına çıkmıştı Gözleri radar gibi dikkatle çevreyi tarıyordu Birden arkasında bir ses duydu: ’Vurma kuşları’ Döndü, baktı Seslenen yabancı değildi Mahalle arkadaşı Sarper’di: “ Ne istersin şu küçük yaratıklardan bilmem ki? Ne zararı var onların sana? Bırak ötsünler, uçsunlar, kanat çırpsınlar “ Batur: “ Sarper yine mi sen? Bu kaçıncı? İşime karışma demedim mi ben sana? Bak kuşları ürküttün, kaçıp gittiler Kuş vurmak yasak mı yani? “ Sarper: “ Yasak tabii Şu sıralar kuş yavrularının büyüme zamanı Batur: “ Amma yaptın ha Yasakmış Yasaksa yasak Kim bilecek benim kuş vurduğumu? Çevrede bir yığın kuş var Bir kuş vursam kuş kıtlığına kıran girmez ya, kuş nesli tükenmez ya Bana bak Sarper, sen iyi bir arkadaşsın, fakat şu kuş işine karışma “ dedi ve ses çıkarmamaya dikkat ederek usul usul ilerlemeye başladı Yirmi metre kadar gittikten sonra bir ağacın altında durdu Sapanını yukarıya doğru kaldırdı İyice nişan aldıktan sonra sapanındaki taşı fırlattı Taş hedefini bulmuştu Kuş yere düşerken aynı anda havalanan bir başka kuşun kanat sesleri duyuldu Batur az ötesinde yere düşen kuşu aldı Kuş can çekişmekteydi Hemen kuşun kafasını kopardı Kendisine doğru yürümekte olan Sarper’e dönerek: “ Nasıldım ama? Tek atışta hedef on ikiden Tık kafa gitti Tüylerini yoldum mu, küçük bir ateş yakarım Cız bız Sonra deyme keyfime “ dedi

    Arkadaşının sözlerine aldırış etmemesine içerleyen Sarper: “ Ne desem, ne söylesem boşuna Başkalarının senden daha iyi düşünebileceğini hiçbir zaman kabul etmezsin zaten Vurduğun bir yabani güvercin yavrusu Yirmi gram et ya çıkar, ya çıkmaz Hem düşünmediğin bir şey var Bu yere düşerken kanat sesleri duymuştuk Herhalde anne güvercindi uçan Yabani güvercinler bildiğim kadarıyla kin tutarlar Yavrusunu vurmakla hiç iyi yapmadın “ dedikten sonra geriye dönerek hızlı adımlarla oradan uzaklaştı Batur daha sonra ağaçlığın kenarında küçük bir ateş yaktı Buraya gelirken yavru güvercinin tüylerini yolmuş ve iç organlarını temizlemişti Kuşu pişirmeye başladı Fakat arka tarafındaki ağaçlardan birinde üzgün ve yaşlı bir çift gözün kendisini izlediğinin farkında bile değildi

    Anne güvercin bir taraftan yavrusunu vuran çocuğu seyrederken, bir taraftan da düşünüyordu: “ Aslında elinde sapanla bir çocuğun bize doğru yaklaştığını görmesek, duymasak bile hissederiz Fakat biz kuşlar, ağaç dalları üzerinde otururken dalar gideriz Geçmişi düşünürüz Hatıralar gözlerimiz önünde canlanır Doğrularımız, yanlışlarımız aklımıza gelir Çoğu zaman da hayaller kurarız Bunlar genellikle tadını damağımızda hissedeceğimiz hayallerdir Yani gerçek olmasını istediğimiz İşte bu gibi durumlarda bir sapanın veya bir tüfeğin bize doğru nişanlandığını görmemiz yahut yaklaşan birinin hışırtısını, ayak seslerini duymamız mümkün değildir Biricik yavruma uçmayı öğretiyordum Yavrum çok yorulmuştu Bir ağacın dalına konduk, dinleniyorduk Etraftaki ağaçlar kuş doluydu ve sanırım çoğu da benim gibi hayallere dalmıştı Küt diye bir ses duydum ve yavrumun feryadı ile kendime geldim Baktım yavrum vurulmuş düşüyordu Kanatlarımı çırptım ve uçtum Havada geniş bir daire çizdikten sonra olayın olduğu yere döndüm Çevrede kuş yoktu, hepsi kaçıp gitmişlerdi Olayın nasıl olduğunu kuşlardan sorar, öğrenirim Neyse bırakayım şimdi bunları düşünmeyi Yavrumu vuran çocuk kalktı, gidiyor Gözden kaybetmeden takip edeyim şunu Evinin nerede olduğunu öğrenirim hiç olmazsa “

    Batur yolda gördüğü bir arkadaşıyla konuştuktan sonra oturdukları apartmanın kapısından içeriye girdi Oturdukları daire 4 kattaydı Anne güvercin karşı sokaktaki bir apartmanın çatısında saatlerce bekledi Akşam olunca odaların, salonların ışıkları yanmaya başladı Yavrusunu vuran çocuğun girdiği binanın oda ve salonlarını kontrol etmeye başladı Örtülmeyen veya aralık bırakılan perdelerin arkasından içeri bakıyordu 4 kattaki balkonun korkuluk demirlerinin üzerine kondu Şöyle bir etrafına bakındı, bir tehlike var mı diye Sonra ağır ağır başını pencere tarafına doğru çevirdi Perdesi kapatılmamış pencereden içerisi rahatlıkla görünüyordu Ve onu gördü…tam karşıda oturmuş, yanındaki birkaç kişiye bir şeyler anlatıyordu El-kol hareketleri yapıyor, kahkahalarla gülüyor, etrafındakileri güldürüyordu Onun son derece neşeli hali içini sızlattı Bu sahneyi daha fazla görmeye dayanamadı, kanatlarını çırptı ve simsiyah gökyüzüne doğru uçup gitti Daha sonraki günlerde Batur evlerinin yakınındaki ağaçlıkta sık sık kuş avına çıktı Fakat hayret!Her zaman pek çok kuşun bulunduğu bu ağaçlıkta bir tek kuşa rastlayamıyordu