Anne Baba Tutumları

'Bebek Bakımı' forumunda YAREN tarafından 2 Ocak 2009 tarihinde açılan konu


  1. 1) Demokratik anne - baba tutumu

    Ebeveyn tutumlarının en ideal olanıdır. Bu tarz çocuk yetiştirme biçimini seçen anne - babaların ilişkilerinde sevgi ve saygı hakimdir ve bu sevgiyi çocuklarına da hissettirirler. Çocuğun barınma, beslenme, korunma gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanında ona sevgi gösterir. Bu sevgi gerçek sevgi yani herhangi bir koşula bağlı olmayan karşılıksız sevgidir. Çocuğun barınma, beslenme, korunma gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanında ona sevgi gösterir. Bu sevgi gerçek sevgi yani herhangi bir koşula bağlı olmayan karşılıksız sevgidir. Bu tutumu benimseyen ailelerde çocuğa aile içerisinde eşit şartlar tanınmıştır. Bazı kararların alınmasında çocuğa da fikir danışılır. Fakat tüm bunları gerçekleştirirken aile, çocuk merkezli bir aile haline getirilmez. Çocuğa bazı sorumlulukları olduğu hatırlatılır. Aile çocuğa karşı sergilediği tutumlarda onun yaşını ve gelişim basamaklarını göz önünde bulundurur. Çocuğun aile içinde özgür bir şekilde gelişmesine, yeteneklerini en üst düzeyde açığa çıkarmasına, kendini gerçekleştirmesine izin verir ve yardım eder. Aile katı kurallar koymak yerine bazı prensipler geliştirir. Ayrıca eğitimde bedensel ceza kullanılmaz. Yanlış davranış sergileyen çocuklar sevgi yoksunluğu ile cezalandırılmazlar. Başarısızlıkları cezalandırmak yerine başarılar ödüllendirilir.
    Demokratik bir tutumu benimseyen bir aile içinde yetişen çocuklar; rahat, bağımsız, kendini ifade edebilen, temel güven duyguları gelişmiş, fikirlerini serbestçe söyleyebilen, girişimci, sorumluluk alabilen, yaratıcı, kendisine ve çevresine karşı saygılı, kendilerini gerçekleştirebilen bireyler olarak yetişirler.
    2) Aşırı koruyucu anne - baba tutumu
    Bu tarz tutumu benimseyen ebeveyn sürekli çocuğuna müdahale eder. Çocuk, anne-baba tarafından “sen yapamazsın”, “daha küçüksün, bu konuda fikir yürütemezsin” şeklinde birtakım engellemelerle karşılaşır. Çocuğun yaşı büyük dahi olsa ona ne yapması ve ne yapmaması gerektiğini hatırlatır. Çocuğun veya ergenin yapabileceği faaliyetleri engelleyerek, onun kendini tanımasına fırsat vermezler. Çocuklarını bağımlı bir şekilde yetiştirirler ve kendilerine bağlılıklarını kendi yaptıkları fedakarlıkların karşılığı olarak görürler.
    Aşırı koruyucu bir tutumla yetiştirilen çocukların, yetişkinliğe geçişte zorluk yaşadıkları tespit edilmiştir. Bu şekilde yetişen çocuklar yeterince girişimci olamaz ve bağımsız davranamazlar. Yeteneklerini açığa çıkarıp kendilerini gerçekleştiremezler.
    “Aşırı koruyucu tutum” içinde olan anneler çocukların bu bireyselleşme çabalarını engelleme yolunu seçmektedir. Bu engellemeler çoğu kez ergenin aile dışındaki dış dünyada karşılaşabileceği tehlikeli durumları abartılı olarak ona bildirmekle başlar. Böylelikle ergene sahip çıkarak onu eve bağlamaya çalışırlar. Aileden ayrılmasının anne - babayı üzeceği telkini de gencin eve bağlanmasını kolaylaştıran, ayrılıp gitmesini engelleyen ve bu tür girişimlerde suçluluk yaratan bir telkindir. Ebeveynden gelen bu tür çabalar, gencin bağımsızlığını ve “birey” olabilmesini engeller. ( Kulaksızoğlu, 1998 : 105 )
    3) Aşırı baskıcı anne - baba tutumu
    Bu tutumu benimseyen anne - babalar çocuklarına hakim olduklarını düşünürler ve hep onlara baskı uygularlar. Çocuktan sürekli kendilerine itaat beklerler ve bunu yapmayan çocuğu dayakla cezalandırırlar. Bu tutumdaki ailelerde bedensel ceza çok fazla vardır fakat bu tip hareketlere maruz kalan çocuklar “dayağımı yerim, ama yine de yaparım” düşüncesindedirler. Böyle ailelerde anne - baba ilişkisi içerisinde hep korku hakimdir ve bu ailelerin genelinde baba otoriterdir.
    Aydın ( 1991 ), yaptığı araştırmada ailede yüksek baskı ve disiplin ortamının, çocuklarda kendini kabulü zayıflatıcı bir etkisi olduğunu saptamıştır. (Hatipoğlu, 1996 4 )
    Bu tutumla yetişen çocuklar güçsüzlere ( kendinden zayıflara ) karşı saldırgan, otoriteye karşı siliktir.