Ankara ilgili şiir şiirler

'En Güzel Şiirler' forumunda HazaN tarafından 30 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. Başkent Ankara şiirleri, Ankara şiiri, Ankarayla ilgili şiir, Ankara için yazılmış şiir

    Ankara

    Ne istersen var şu Van’da
    Kürtlerin kurutulmuş gölü
    Siyasetin projesine düştü, ömür..
    Yeşillenir küçük bir kır

    İstendi mi göz boyamak
    Baş üstüne teşkilatım
    Terörle sokak, ocak, bucak
    Giremem ki konuya ve edemem seyahat

    Ankara’nın başında belalı İstanbul
    Radyosunu geçmiş tiril tiril televizyon.
    Gözümde kilo metrelerce uzakta kalmış
    Varılmayan nasibim, dağlar ardında koca semt.

    Ankara’nın Üsküdar’ında dert başta
    Hayal kurmak istiyorum güzeliyle
    Bir apel beklerim koca kentten
    Dünden sorumsuz yarına bir sitem

    Ağrı’sına sızan yaslar
    Diyarbakır’ı çalmayan sazlar
    İstanbul’u olmayan kızlar;
    Düşleriniz hayli benim canım

    Birinde ezgisi var Anadolu’nun
    Çobanların gözdesi denizler
    Zengin olmak için müstakiller yaraşır ( )
    Yetmeyen memlekete ithal et karışır ( )

    Birinde ezgisi var Anadolu’nun
    Birinde müzik var, ötekinde zılgıt
    Birinde mektup var, diğerinde resim
    Bir araya gelinse bu düşler anlaşılmaz

    Birinde var bir bildiğim
    O beni takmayan aklı başında
    Unutmuş, geçmiş ve bitmişle sona eren
    Ve yalnız başlayan bir sonun hikayesi

    Benden bir selam alırsın
    Ardından her bitimin ucunda özlemler
    Seni anarım yağan karla
    Sen olsan şimdi başımda


    ANKARA’M

    Yolların ırağından sana geldim bak!
    Yine bir kasım akşamında Ankara’m
    Savrulan ruhum ile dans ettiler
    Sarı yaprak, kızıl çam, mavi duman
    Nedir bu heyecan telâş?
    Gelişime sürur sesimi yoksa?
    Mahir zaman eşiğinden seyrettim seni
    Hatırımı soran akşamda…

    Tutunacak dal buldum, dize derman olacak
    Yorgun yol ortasında azıcık nefeslendim
    Ilıman nefesinle okşanınca narin ruhum
    İhrama girer gibi, bir his ile beslendim

    Gecenin gizeminde hüznün rengi
    Yorgun gözlerime aksetti sandım
    Puslu aynalar bana gülümserken
    Geçen bahar mevsimine uyandım.

    Bir sanat eserini ziyaretmiş bu geliş
    Dünden vefa beklemek en büyük gaflet imiş


    Bir zamanlar,
    Bırakmıştım sana bir manada
    Epeyce içi dolu hatıra…
    İyi bakmışsın emanetim güvende hala
    İki günlük sürenin keyfini süreyim bırak
    Yetmez mi ezdirdiğim kendimi onca zamana
    Minnet borcumu elbet bir gün,
    Elbet bir gün ödeyeceğim sana…!
    Asuman Soydan Atasayar

    ANKARA’DA İKİ MEVSİM

    Önce sert rüzgarlar esti.
    Yapraklar çınarlara,
    Kestaneler atlarına küstü.
    İndiler aşağı,birer ikişer.
    Kiminin kabuğu dikenli, kiminin patlak.
    Baktılar! Öbür yapraklar da atladılar.
    Ağaçlar kaldı çırılçıplak…
    Geçti yaz.

    Sonbahar nazlandı,
    Kaldırımdan kaldırıma,
    Sürüklendi biraz,
    Çöpçüler çok kızdılar.
    Sonbaharı süpürüp bidonlara koydular.
    Kimse görmesin diye.
    Gece Mamak’a götürdüler,
    Ben gördüm,bilirim.
    Orda birileri sağa sola bakar,
    Kibrit çakıp sonbaharı yakar.
    Kesin yaktılar…
    Hem kel hem fodul kaldı Kumrular.

    Ve bugün Ankara
    Bensiz seninle yaşadığı günlerden birini,
    Sensiz benimle yaşadı.
    Lapa,lapa kar yağdı.
    Çatılar duvak,yerler gelinlik giydi.
    Kartopu oynadık,kardan adam yaptık.
    Akşam,Bartın kestanesi soyduk…

    Sabah sığırcıklar serçeler
    Daldan dala uçtular ama nafile,
    Karlar altında kaldı bütün nevale…
    Penceremizdeki karı oyduk
    İçine bayat pilav koyduk…

    Gözükmüyor sisli dağları Ankara’nın.
    Mektuplarında yazdığın güzelliği kalmadı,
    İlkbaharın,yazın…
    Ve ben o ilkbaharı,
    O yazı hiç görmedim…
    Ve şimdi soğuk…
    Çok üşüyorum canım…