Anayasada Türkiye Cumhuriyetinin nitelikleri ve yönetim yapısı

Konusu 'Ders notları' forumundadır ve HazaN tarafından 12 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. HazaN

    HazaN Admin Yönetici Admin

    Katılım:
    21 Nisan 2007
    Mesajlar:
    21.733

    Türkiye Cumhuriyetinin Nitelikleri ve Yönetim Yapısı

    Yeni Türkiye Devleti, 29 Ekim 1923'te yönetim şekli olarak cumhuriyeti kabul etmiştir ve ilk cumhurbaşkanı olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemali seçmiştir. Çağdaş bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti, cumhuriyetin getirdiği birtakım niteliklere sahiptir. Cumhuriyet denilince aklımıza halkın egemenliğine dayanan bir yönetim şekli gelmektedir.

    Türkiye Cumhuriyeti'nin sahip olduğu nitelikler Anayasa'da düzenlenmiştir. Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel yasasıdır. Bu yasa bütün yasaların üzerindedir.

    Anayasa'mızın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri yer almaktadır. Bu maddeye göre, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

    Bilgi notundan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ilk dört maddesinde devletimizin hangi özelliklerine yer verilmiştir. Devletler kurulurken düzenlenecek yasaların temel kaynağı olarak anayasalar hazırlanır. Kişilerin temel hak ve görevlerinin neler olduğu anayasada belirtilir. Mustafa Kemal daha Kurtuluş Savaşı aşamasında bu bilinçle 20 Ocak 1921 tarihinde kabul edilen Anayasamızın kabulüne önderlik etmiştir. Düzenlenen kanunlar 1921 ve daha sonra kabul edilen Anayasalara bağlı kalınarak düzenlenmiştir.

    Türkiye Cumhuriyeti Demokratik Bir Devlettir

    Demokratik devlette egemenliğin kaynağı halk iradesidir. Türkiye Cumhuriyeti'nde halk, ülkeyi yönetecek ve kendini temsil edecek kişileri belli aralıklarla yapılan seçimler yoluyla belirler. Seçimler; genel, eşit, serbest oy prensibine göre çok partili ve yargı denetiminde yapılır.

    Demokratik devlet olan Türkiye'de temel hak ve hürriyetler Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Kişiler arasında siyasi, sosyal, dine ve ırka dayalı bir ayrıcalık olmaz. İnsan haklarına saygı esas alınmaktadır.

    Türkiye Cumhuriyeti Laik Bir Devlettir

    Laik bir devlet olan Türkiye'de devlet yönetimi dinî kurallara dayanmaz. Toplumsal hayat ve hukuk kuralları dinden kaynaklanmaz. Çünkü din ve devlet işleri birbirinden ayrıdır. Türkiye'de herkes din ve vicdan özgürlüğüne sahiptir. Bu durum laik devletin en önemli özelliğidir. Hiçbir bahaneyle kişiler dinini değiştirmeye zorlanamaz, çünkü herkes istediği dine ve inanca sahip olma konusunda serbesttir. Hiç kimse dininden dolayı küçük düşürülemez ve dine dayalı ayrıcalığa sahip olamaz.

    Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Bir Devlettir

    Türkiye Cumhuriyeti'nin önemli bir özelliği olan sosyal devlet anlayışında, insan hak ve özgürlüklerine saygı esastır. Kişilerin huzuru ve refahını sağlamak ve güvence altına almak devletin görevidir. İnsanların daha iyi koşullar altında yaşayabilmesi için devlet gerekli olan maddi imkânları sağlamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti sosyal devlet özelliğiyle kişi hürriyetlerinin yanında sosyal ve ekonomik hak ve hürriyetleri sağlamalıdır. Vatandaşlar, devletten bu hakların oluşturulmasını isteme hakkına sahiptir.

    Türkiye Cumhuriyeti Bir Hukuk Devletidir

    Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes kanunlar önünde eşittir. İnsanların sahip olduğu temel haklar Anayasa tarafından güvence altına alınmıştır. Ayrıca yasa yapma (yasama), bu yasaların uygulanması (yürütme) ve yasalarla, hukuk kurallarına aykırılıkları denetleme ve yasalara uymayanları cezalandırma (yargı) yetkileri Türkiye Cumhuriyeti'nde farklı devlet organlarında toplanmıştır. Buna kuvvetler ayrılığı denir ki bu durum hukuk devletinin en önemli özelliklerinden biridir.

    Türkiye Cumhuriyeti'nde vatandaşlar arasında herhangi bir ayrım ve ayrıcalık söz konusu değildir.

    TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NDE DEVLETİN YÖNETİM YAPISI

    Türkiye Cumhuriyeti'nde devlet birtakım yetkileri kullanarak ülkeyi yönetmektedir. Bu yetkiler birtakım kurum ve organlar aracılığıyla kullanılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin yönetim yapısını oluşturan bu yetkiler, yasama, yürütme ve yargıdır.

    Ülke yönetiminde de tıpkı insan vücudu gibi herhangi bir organın olmaması durumunda birtakım aksaklıklar yaşanır. Ülke içerisinde yapılacak işlemlerin daha düzenli, iş birliği hâlinde, daha belirgin bir şekilde yürütebilmesi için bu yetkiler farklı organlara dağıtılmıştır.

    Türkiye Cumhuriyeti'nin yönetim yapısının birinci ayağı, yasamadır. Yasama, kanun yapma, değiştirme ve kanunları yürürlükten kaldırma yetkisidir. Bu yetki Anayasa'mıza göre TBMM'ye verilmiştir.

    Mustafa Kemal'in özverili çalışmalarıyla 23 Nisan 1920'de açılan bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi diye adlandırılan meclisimiz bizi temsil eder. Çünkü vatandaş olarak verdiğimiz oylar ile üyelerini belirlemekteyiz. Üyeler ve meclis bizim adımıza yetki kullanır.

    Her durumda devlet ve vatandaş ilişkisini dile getiren Atatürk "Askerlik nasıl bir borçtur?" diyerek vatandaş olmanın önemini vurgulamıştır. Bir başka konuşmasında da "Devlet herkesin hakkını ve görevini belirler. Hiç kimse belirlenen sınır dışında bir hak iddia edemez (1930)." diyerek vatandaş ve devletin sorumluluklarını hatırlatmaktadır.

    Vatandaşlık görevlerimizden seçme ve seçilme hakkımızın kullanılması konusunda TBMM yasal düzenlemeleri yapmıştır.

    Türkiye Cumhuriyeti'nde 18 yaşına gelen her Türk vatandaşı ülke yönetiminde söz söyleme hakkına sahiptir. Bu hakkı seçimler yoluyla kullanmaktadır. Vatandaşların seçtikleri milletvekilleri TBMM'de onları temsil etme hakkına sahiptir. Farklı siyasi partilerden oluşan TBMM yasama yetkisi kullanmada etkili tek makamdır. Toplum düzenini sağlayacak yasalar temel yasa olan anayasaya uygun olmak zorundadır.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin yenilenmesine karar vermek, cumhurbaşkanı seçmek, savaş gibi olağanüstü durumların kabulü, devamı ve kaldırılması gibi önemli konularda yetkili bir makamdır.