Anayasa Nasıl Yapılır

'Sosyal Konular' forumunda Wish tarafından 21 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Anayasa nasıl çalışır
    Anayasa nasıl yürürlüğe girer
    Anayasa hakkında bilgi


    Anayasa kelimesinden “temel bir yasa” kastedildiği kolaylıkla anlaşılıyor. Yani anayasalar, hukukun önemsediği hukuki ilişkileri ve öncelediği hukuk problemlerini ele alır ve düzenler.

    Anayasa teamülünü kendine özgü yöntemlerle işleten İngiltere gibi birkaç ülke dışında hemen her ülkenin yazılı bir anayasası vardır ve bu yazılı metin diğer kanunlardan farklı bir etkiye, güce, üstünlüğe ve değiştirilme usulüne tabidir.
    Demek çoğunlukla anayasalar diğer yasalar gibi hem kolay yapılamazlar, hem de yasalar gibi değiştirilemezler. Fakat mesela Yeni Zelanda’da anayasaya ek yapmak, anayasayı değiştirmek ya da yürürlükten kaldırmak, normal yasama faaliyeti ile mümkündür.

    Bazı ülkeler de, adına “anayasa normu” demeseler de, bir kısım kanunlarına anayasa gibi değiştirilme zorluğu tanımış, bunları “organik yasa” olarak isimlendirmişlerdir. Mesela Macaristan’da seçim yasaları organiktir.

    Tarihi süreç içinde anayasalar çok farklı şekillerde yapılmıştır. Bir egemen/monark yasa koyucunun fermanı ile gelecek nesillere bağışlanan anayasalardan, sadece anayasa yapmak üzere genel seçimlerle seçilmiş bir kurucu meclis tarafından hazırlanmış anayasalara kadar, en otokratik olandan en demokratik olana değişik ara formlar bulunmaktadır.

    1789 ve 1848 demokratik devrimlerine rağmen; 1799, 1802 ve 1804 Napolyon Anayasaları; 1848 Prusya Anayasası ve 1852 Fransız Anayasası otokratik anayasa yapımına örnek oluştururlar.

    Anayasa dayatan egemenin, o ülkenin vatandaşı olmaması, hariçten gazel okuyan bir işgalci ya da sömürgeci olması bile görülmüştür.
    2. Dünya Savaşı sonrası Müttefik İşgal Kuvvetleri Komutanı sıfatıyla 6 yıl kadar (1945-1951) Japonya’yı yöneten Amerikalı Mareşal Douglas MacArthur’un direktifiyle hazırlatılan 1946 tarihli Japon Anayasası, işgalci bir egemenin otokratik anayasasına örnektir.

    Bir başka örnek, ABD İçişleri Bakanlığınca 1930’larda yerli Amerikan kabilelerine dayatılan Indian Reorganization Act’a göre, yerli kabilelerin tabi olduğu bu anayasal düzendeki en küçük bir değişiklik Federal Hükümetin onayına bağlıdır.
    1949 tarihli Hindistan anayasa taslağına İngiliz Hükümetinin şekil verme girişimleri de sömürgeci-yabancı müdahalesine bir başka örnek sayılabilir.

    1949 Bonn Anayasası da, Batılı işgalci güçlerin vesayeti altında yapılmasına rağmen, Şubat 1948’deki Prag darbesinin oluşturduğu yeni siyasi iklimin etkisi altında müttefik güçlerin baskısı sadece birkaç madde ile sınırlı kalmıştır.

    Bulgaristan ve Romanya’da 1989 sonrası hazırlanan anayasaların ilk taslaklarında, özellikle etnik azınlık hakları yönüyle demokratik sayılamayacak problemli hükümler bulunduğu gerekçesiyle Avrupa Konseyi tarafından açıkça müdahale edildi.
    Bu anayasal hükümlerin Konseye nihai üyelik ile bağdaşmayacağı bildirildi. Özellikle Bulgaristan’da küçük çaplı da olsa gerekli değişiklikler yapıldı.

    Avrupa Konseyi tarafından yapılan bu sınırlamalar, bir işgalci gücün dayatabileceğinden çok daha yumuşak olmakla birlikte, ondan daha az etkin değildi.
    1958 Fransız Anayasası’nın yapım aşamasında, daha sonra De Gaulle’nin Tarım Bakanlığını yapacak olan Edgard Pisani Amerikan Anayasası hakkında şu ilginç açıklamayı kayıtlara geçirir:

    “Amerikan Anayasası beş kişiden oluşan “bilge bir komite” tarafından hazırlandı. Bu beş kişi gizli kalmaya mahkûm edildiler. Onların bütün orijinal evrakları yakıldı ve yaptıkları çalışma ve görüşmelerin sırrına hiçbir zaman ihanet etmeyeceklerine dair yemin ettirildiler”.

    Ünlü anayasa hukukçusu Elster’e göre, anayasa hazırlamakla görevlendirilecek kurucu meclisin, büyük gösterilerle tehdit ve etki altına alınmaması için, başkentte veya bir başka büyük şehirde toplanmaması hatta silahlı kuvvetlere de yakın bir yerde çalışmaması zorunludur.