Amerika Yemekleri,Amerika Yemek Kültürü,Amerikan Mutfağı

'Damak Keyfi' forumunda HazaN tarafından 26 Kasım 2010 tarihinde açılan konu


  1. Amerika mutfağı,Amerika Yemek Kültürü,Amerikan yemekleri, Amerikan mutfak kültürü

    Amerikan mutfağı göçmen nüfusundan geniş ölçüde etkilenmiş olsa da, hem içerikte hem yapımında bu ülkeye özgüdür. İlk yerleşimciler asice kendi uluslarını meydana getirirken hem kısmen kendi kimliklerini kabul ettirmek, hem de İngilizleri kızdırmak için bir şeyler yaparken kendi yollarını oluşturdular. İlk mutfaklar bunun mükemmel bir örneğidir: İngilizler değişik büyüklüklerde, taşınabilir ızgaralardan oluşan bir sistem kullanarak yiyeceklerini tek bir geniş ateşin üzerinde pişirirlerken, birçok yeni göçmen, çeşitli amaçlarla birden çok ateşin kullanımını sağlamak için mutfaklarında oldukça geniş ocaklar ya da şömineler yaptılar. Sonuç olarak, ilk Amerikalıların mutfakları görünüş olarak, aynı zaman diliminde İngilizler tarafından kullanılan emsallerine nazaran çok farklıydı.

    Yerleşik Amerikalılar, konumları sebebiyle Avrupalılardan daha farklı malzemelere ulaşabiliyorlardı. İlk göçmenler yenidünyada hindinin yanında mısır, patates, domates, fasulye, yaban mersini, yabani pirinç, kabak ve balkabağı bolluğu (bu yemeklerin Şükran Günü yemeklerinde bulunmasının bir sebebi vardır) ve yerli kümes hayvanıyla balık zenginliği içerisindeydiler. Amerikan mutfağından bahsederken yalnızca kıtasal Amerika’nın yemeğini tartışmadığımız kabul edilmeli. Güney Amerika dünyanın en büyük ziraî keşiflerinden birini sağladı – Güney Amerika’da İspanyol kâşiflerce bulunmadan önce domates, İtalya’da yenmemişti bile! İtalyanlar 18. yüzyıla kadar, şu an onların yerel mutfağına bir katkı olarak görülen bu şeyden yararlanamadılar. Amerikalılar diğer katkılarının yanı sıra, aynı zamanda vanilya ve çikolatayı Hollanda’ya ve İspanya’ya, yerfıstığını Çin’e ve patatesi İrlanda’ya götürmüşlerdir.

    Yerel Amerikan Yemeği

    Amerikan yemeğinin köklerinin geniş ölçüde en hakiki, yerli Amerikalı aşçılardan etkilendiğine dikkat edilmelidir. Ürünlerini, tarım tekniklerini ve avcılık tecrübelerini göçmenlerle paylaşmalarını sağlayan “sabırlarını” vermeyen yeni uluslar, varışlarının ilk birkaç yılı içinde kayboldular. Fasulye, kabak, balkabağı ve avlanılan hayvanlardan elde edilen etin yanı sıra buğday ve mısır besin kaynağıydı. Bölge, diğer ünlü mutfakların tarihinde olduğu kadar, Kuzey Amerika’da da büyük bir rol oynadı. Karalarla çevrili bölgelerde et (sığır eti v.b) ve tahıl başlıca besin kaynaklarıyken; sahil şeridi ve kanalların yakınında yaşayan nüfus som balığı, alabalık, ıstakoz, yengeç ve midye gibi balıklardan yararlandı.
    Göçmenler, yenidünyanın onlar için sağladıkları imkânları kullanarak bildiğimiz besini Amerika’ da şekillendirmeye başladılar. Genç Amerikalılar çiftçilerle gezginlerdi ve onları beslemeleri için yemekler kuvvet verici olmalıydı. Şimdi kırsal ya da köy usulü pişirme olarak kabul edilen şey aslında en gerçek şekliyle Amerikan mutfağıdır. Buğday ekmeği, hindi, et ve yerel sebzelerin yahnisi, fasulye çorbası, pişmiş domates, Akçaağaç şurubu, yaban mersini kreması ve kabak – hepsi tamamen Amerikan ürünleridir. Ve (şeker pekmeziyle yapılan) “elmalı tart” tamamen vatanperver olmasa da “shoofly tartı” öyledir.

    Dış Etkiler

    Amerika’daki her ev kendine özgü yemek tarifleri ve sofra kurallarıyla farklı bir kültürel ve etnik geçmişe ev sahipliği yaptığı için Amerikan yemeğini tanımlamak neredeyse imkânsızdır. Amerikan mutfağı zengin kahvaltılar (krep, yumurta, tost, mısır gevreği, kahve vb.), iş aralarında yenen alelacele öğle yemekleri ve uzun akşam yemeklerinden oluşur. Ancak, ülkeye yayılmış olan kültürel çeşitlilik Amerikan mutfağı hakkında bir bütün olarak tanımlamayı zorlaştırır.

    Avrupa göçmenleri, Afrika ve Latin Amerika, Amerikan mutfağına kendi tarzlarını ve yemeklerini katmışlardır. Louisiana’ ya yerleşmiş olan Fransız ve İspanyollar, Jambalaya (genellikle pirinç, domuz eti, sosis, tavuk, karides, istiridye ve mevsim sebzeleriyle yapılan yemek) ve bamyayla birlikte Güney Amerika yemeklerinin yayılmasını hızlandırdılar. Alman asıllı Pensilvanya’ daki Alman nüfusu tuzlanmış domuz eti, şekerlemeler, mısır yahnisi ve ekmeği getirirken bölgenin kuzey merkezinde “chili corn carne” (fasulye, biftek ve acı biberle yapılan yahni) ise bir fenomen haline geldi. Bu, belki de en etkili olan Amerikan barbeküsüyle eş anlama gelen, ancak Afrika asıllı olan yemek türüydü. Kölelikten önce ve kölelik boyunca Afro-Amerikanlar açlıkla karşı karşıya kaldılar ve bağırsak, az pişmiş ya da kızarmış domuz bağırsağı, lahana, kızarmış tavuk ya da yayınbalığı, kurutulmuş bamya ve domuz eti gibi yiyeceklerle tanışa kadar hayvan artıkları ve ucuz şeylerle beslenmek zorunda kaldılar.

    Amerikan mutfağı, Amerikan ulusu büyüdükçe ve aşçılar hırslandıkça gelişmeye devam etti. Dış etkenler Amerika’daki yemek kimliği için her zaman zorunlu olsa da her zaman kendilerine özgü olarak kalan şeyler de oldu. Philadelphia’nın kaşarlı bifteği ve hayvan figürlü krakerleri, Maine’nin yengeç kekleri, Yeni Jersey’in tuzlu suyla yapılmış karamelası ve her yerde bulunan dondurma sodaları en bilinenlerindendir.

    Alıntıdır​