Alp Dağları hakkında bilgi

'Resimli Konular' forumunda YAREN tarafından 16 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. Alp Dağlan, 65 milyon yıl önce İspanya ve Fas’tan Endonezya’ya kadar yeryüzünü boydan boya geçen dağ dizilerinin biçimlendiği bir dağoluş döneminin ürünüdür. Bu dönemde Kuzey Afrika’daki Atlas Dağlan, Avrupa’daki Apenninler ve Karpatlar, Asya’daki Kafkas ve Himalaya dağları ortaya çıkmıştır. Yerkabuğunun kıvrılmasıyla oluştukları için bu dağlara “kıvrım dağları” denir.
    Tepeler, Buzullar, Irmaklar ve Göller Alp Dağları’nda Mont Blanc, Jungfrau ve Matterhorn gibi, çoğu 4.000 metreyi aşan yüksek doruklar vardır. Alpler’in yükseklerinde rehberleriyle birlikte tırmanan dağcı gruplara rastlanabilir. Doruklan yazın bile karla kaplı kayalık tepelerde kaya kartalı, kuzgun, kar tavuğu, dağ kargası gibi soğuğa dayanıklı kuş türleri yaşar. Doruklarda büyük fırtınalar kopar; zaman zaman da büyük bir uğultuyla çığ düşer.
    Yüksek vadilerde, kalın kar örtüsünün ağırlığıyla alt katmanlar buza dönüşür. Buzlar, yavaş yavaş aşağıya doğru kayarak tehlikeli yarıklan olan buzulları oluşturur. Alp Dağlarındaki en büyük ve en güzel buzullardan biri Fransa’daki Mer de Glace’tır (“buz denizi”).
    Hareket eden buzul, dağın yamacından aşağıya kayarken vadinin kenarlarını ve tabanını aşındırır, kaya parçalarını ve toprağı da birlikte sürükler; sonra aşağılardaki daha sıcak havada erimeye başlar ve bir akarsuya dönüşür. Sürüklediği kaya parçalan dibine çöker. Buzultaş adı verilen bu tortular daha aşağılardaki vadilerde yığılıp kalırsa, akarsuyun yolu kesilerek bir göl oluşabilir. Alpler’in İsviçre ve İtalya’daki uzantılarında Cenevre, Luzern, Lugano ve Zürich gölleri gibi birçoğu bu yolla oluşmuş güzel dağ gölleri vardır.
    Kayakçı Sporu İçin Alpler
    Bir dağdan aşağı kaymak isteyen kişi önce teleferikle birkaç yüz metre yukarı çıkar. Teleferik, eğimli bir tel halata asılı olan ve vadiye yerleştirilmiş bir makineyle çekilen, üstü kapalı, kutu biçiminde bir taşıma aracıdır. Tanınmış kayak merkezlerinde kayakçılar, yüksek yamaçlara çabucak çıkmak için “telesiyej” ya da “teleski” denilen bir ya da iki kişilik teleferik benzeri araçlardan da yararlanırlar.
    Kayakçı aşağı kayarken hızını kesmek istemiyorsa yüksek bölümlerdeki daracık düzlüklerde dikkatli olmalıdır. Bu yükseklikte,uzun kış boyunca kalın bir kar tabakası oluşursa da, kayak mevsiminde kar yer yer erimeye, belki de yemyeşil otlar çıkmaya, Alp gülleri ve centiyanlar gibi göz alıcı çiçekler açmaya başlamıştır.
    Kar eridikten sonra çiçekler gibi renk renk kelebeklerin uçuştuğu çayırlar belirir. Kar eriyince, köylüler vadideki sığırlarını tepedeki otlaklara çıkarırlar. İlkbahar boyunca “şale” denilen, alçak, ahşap dağ evlerince otururlar; sığırlar da çayırlarda otlar.
    Kayakçının bundan sonra geleceği yer ladin, köknar ve öbür yaprak dökmeyen ağaçların oluşturduğu bir orman kuşağıdır. Bu ağaçların odunu ya yakacak ya da kereste olarak kullanılır. Alp Dağlarında mavi tavşan ve marmot hâlâ görülebilir, ama kayakçının ünlü Alp dağ keçisini ya da gerçek “şamua” derisinin elde edildiği kır keçiyi (elik) görebilmesi için çok şanslı olması gerekir.
    Kayakçı daha alt yamaçlara doğru hızla inerken, meşe, kayın, dişbudak gibi kışın yapraklarını döken ağaçların arasından ve yaz gelince tahıl ve sebzelerin yetiştirileceği düzlüklerden geçer. Öte yandan genellikle güneş görmeyen alanlar ise ilkbaharda ve yazın sığırlar için otlak olarak kullanılır. Artık vadide inek ve koyunların boyunlarına takılan çanların şıngırtısı duyulmaya başlamış, kar da görülmez olmuştur. Kayakçı birazdan bir durak noktasına gelecek, kayaklarını çıkararak oteline doğru yürüyecektir. Yolda meyve ağaçlan ve eğer Alp Dağlarının İtalya’ya bakan yanındaysa üzüm bağlan görebilir.
    Gezi
    Alp Dağlarındaki geçitler yılın büyük bölümünde karla kaplıdır. Ama bu güçlükler İÖ 218’de Roma’ya saldırmak üzere Alp Dağlarının fillerle aştığı ünlü seferi sırasında Hanni-bal’i durduramadı. 2.000 yıl sonra Napolyon’un toplarını askerlerine çektirerek Büyük St. Bernard Geçidi’ni aşmasını da engelleyemedi.
    Gene de, eskiden çok az sayıda kişi ancak gerektiğinde kışın bu dağlan aşmaya kalkıyordu. Bunu denerken de çoğu zaman kar fırtınalarında kayboluyorlardı. Alp Dağlan’ nın merkezindeki St. Bernard Manastın yakınında kaybolanlar şanslıydılar; çünkü buradaki rahipler, karda kaybolan insanların bulunması için, eskiden beri ünlü senbernar köpeklerini eğitmektedirler.
    Günümüzde demiryolları, motorlu araçlar ve uçaklar dağların istendiği zaman aşılmasını kolaylaştırmıştır. Avusturya ile İtalya arasındaki Brenner Geçidi dışında bütün geçitler tren için çok dik olduğundan, demiryolları yapılırken mühendisler uzun tüneller açtılar. Fransa’dan İtalya’ya giden yolda 12 kilometrelik Mont Cenis Tüneli vardır. 20 kilometrelik Simplon Tüneli ile 15 kilometrelik St. Gotthard Tüneli ise İsviçre ve Almanya’dan İtalya’ya giden yoldadır. Geçitlerin birçoğundan karayolu geçer. 1964’te açılan, yaklaşık 6 km uzunluğundaki Büyük St. Bernard Tüneli ve 1965’te açılan, yaklaşık 12 km uzunluğundaki Mont Blanc Tüneli de yeni karayolu bağlantıları sağlamıştır.

    Alp_dağları. Alp_dağları1. Alp_dağları3.