Allah'ın Kapısı

'Dini Bilgiler' forumunda Semerkand tarafından 9 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Allahın Kapısı
    Rahmet kapısı
    Mürşidve Mürid

    Şeyh Abdulgani Nablusî hazretleri “Miftahül-Maiye isimli eserinde şöyle buyuruyor:

    Bir kimse ilahi yolda kendisine kılavuzluk edecek olan mürşidini Cenab-ı Hakkın kapılarından bir kapı olarak görmesi lazımdır. Buna “bâbullah denir. Müritliğin ilk mertebesi bununla başlar.

    Fahr-i Kainat s.a.v. Efendimiz hakkında, “Sen babullahsın ya Rasulallah. Kim o kapıya varırsa sen olmadan huzura giremez. sözü ve “Alimler peygamberlerin vârisidir sırrıyla arif-i billah, Allah Rasulü s.a.v.in yeryüzünde ilminin ve marifetinin vârisidir. Bu hakikatin mürşit için de böyle görülmesi gerekir.

    Mürit ile mürşit arasındaki münasebette Allahın hükmünün ne olduğu sual edilirse: Bir mürit mürşidinden kendine her geleni Allahtan bilmelidir. Gelen hayır ise Allahın hidayeti, gelen şer ise Allahın imtihanıdır. Müritliğin, seyr-i sülûkun esası budur.

    Bu yüce bir mertebe olup Hz. Ebu Bekir r.a.ın makamıdır. Peygamber Efendimiz s.a.v.in yolunda dinî ve imanî hakikatleri öğrenen Hz. Ebu Bekir r.a., Rasul-i Kibriya s.a.v. Efendimiz ahirete intikal edince bazı sahabelerin cezbeye düşmeleri ve bu halin değişik beyanlara sebep olması üzerine şöyle buyurmuştur:

    “Kim Muhammede tapıyorsa bilsin ki Muhammed vefat etmiştir. Kim Allaha tapıyorsa bilsin ki Allah diridir ve ölümsüzdür.

    Bu hali bilen Mevlâna Celaleddin Rumi k.s. hazretleri üstadı Şems-i Tebrizî hakkında, “Mürşidim Hakkın kapısıdır, çünkü Hakka onunla vasıl oldum. demiştir.

    Buradaki asıl mana, mürşit bütün varlığıyla Allahın eserinden bir eserdir. Onun kendiliğinden tesir kudreti yoktur. Eğer mürşidin elinden müride kerametten, kemâlattan, hayır duadan, fiilden her ne eser meydana gelirse, Allahın dilemesiyle olur.

    Yağmur buluttan gelir. Yağmur buluta Mikâil Aleyhisselamın emriyle konur. Hangi beldeye ne miktar yağacağını Allah takdir eder. Mikâil Aleyhisselam tren şefi gibi bulutları hareket ettirir. İlâhi dilemeye uygun olarak dünyaya yağmur dağıtır.

    Bulut Allahın fermanının bir memurudur. Mürşit de bulut mesabesindedir. Bulut gibi Ümmet-i Muhammede Rabbanî feyz dağıtır. Birçoklarının düştüğü bir hata olarak, hâlikin Cenab-ı Allah olduğunu idrak etmeden mürşitten himmet istemek bu yola aykırıdır. Yaratan, bir şeyin olmasını dileyen Allah, vesile olan mürşittir.

    Bir gün sefere çıkan bir zat Ebul Hasan Harkanî hazretlerine gelerek yoldaki haramilerden zarar görmemeleri için dua etmesini istedi. Harkanî hazretleri: “Beni hatırlayın, ben size yardım ederim dedi. Dua isteyen dışında bu söze itibar eden olmadı. Kervanı eşkiya sardı, malı talan ettiler. O adamdan başka herkesin malı gitti.

    Seferden dönen bu cemaat Harkanî hazretlerinin huzuruna geldi. Durumu anlatıp sırrını sordular. Mübarek zat şöyle buyurdu: “Günahkâr ağızdan, asi ve fasık gönülden çıkan dua semaya yükselmez. Siz Allaha dua ettiniz fakat bu yüzden kabul olmadı. Bu zat bana iltica etti. Ben de onun için dua ettim. Rabbim benim duamı kabul etti. Bu yüzden haramiler ona dokunmadı.

    Mesele günahkâr olan ağızla itaatkâr olan kalbin meselesidir. Yoksa Allahın işine ortak olmak ya da karışmak yoktur.
    Mehmet ILDIRAR


    [​IMG]