Allah’a karşı hesabını vereceğimiz en büyük ibadet nedir?

'Sorularla İslamiyet' forumunda GezgiN tarafından 3 Mart 2010 tarihinde açılan konu


  1. Ahiretteki en can alıcı sual ne olacaktır? Allah’a karşı hesabını vereceğimiz en büyük ibadet nedir?

    Bir insan gücü dahilinde olan, Allah’ın bütün emir ve yasaklarından sorumludur. Sorumluluğu, gücünün gittiği yere kadardır. Toplumu düzeltme imkânı olanlar, şahsıyla birlikte toplumu da düzeltmekle yükümlüdür. Başkasını düzeltmeye gücü yetmeyen ise, kendi nefsini düzeltmekle meşgul olacaktır.

    - Aslında her insan, şahsıyla, ailesiyle, yakın çevresiyle, mahalle ve şehriyle, ülkesiyle, dünyayla, hatta kâinatla alakalıdır. İnsanın, sadece içinde oturduğu yerküresi ülkesiyle değil, aynı zamanda güneşle, ayla, yıldızlarla, bulutlarla, atmosferle de yakın ilişkisi vardır.

    Fakat bu alaka ve ilişkiler aynı seviyede değildir. İnsanın en büyük ve sürekli görevleri, en küçük daire sayılan kişinin kendi nefsinde, kendi şahsında vardır. Daha sonra sırasına göre, aile, akraba, yakın çevre, uzak çevre ve diğer daireler gelir. En büyük dairelerdeki görevler en az olandır. Kişi kıyamet günü, bu sıraya göre sorguya çekilir. Bu sebepledir ki, imandan sonra ilk açılan dosya, namaz dosyasıdır.

    - “Hepiniz çabansınız/gözetmensiniz, hepiniz maiyetinizden sorumlusunuz.”(Buhârî, Cuma, 44; Ahmed b. Hanbel, II, 108) mealindeki hadis-i şerifte aynı zamanda -kişilerin güçlerine göre- farklı sorumluluk boyutuna da işaret edilmiştir. Devlet başkanı, bütün devletten, halktan sorumludur. Hükümet, yasama ve yürütmesinden sorumludur. Vali ilinden sorumludur. Muhtar mahallesinden sorumludur. Aile reisi, ailesinden sorumludur.

    Hz. Muaz b. Cebel’in anlattığına göre, Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur:

    “Kıyamet gününde, bir kul şu dört şeyden sorguya çekilmeden bir tarafa adım atamaz: Ömrünü nerede tükettiğini, gençliğini nerede eskittiğini, malını nereden kazanıp nerede harcadığını ve öğrendiği ilmiyle neler yaptığını...” (Krş. Tirmizi, Kıyamet, 1, IV, 612; Mecmau’z-zevaid, 10/346).

    Bu hadisten anlaşılıyor ki, insan oğlu yaşadığı topyekûn bir hayatın hesabını vermekle yükümlüdür ve mahkeme-i kübrada bu hususta sorguya çekilecektir.

    - Soruda geçen cihat kavramı önemlidir. Allah yolunda cihat, yalnız silahlı mücadeleyi değil, ilmî, fikrî mücadeleyi de içine alan geniş bir alanı ihtiva etmektedir. Her asırda, her devirde, her zaman diliminde farklı bir cihat türü ortaya çıkmış olabilir. Bu asırdaki cihat, manevîdir, Kur’an’ın güzelliklerini dünyaya tanıtmak, İslam’ın öngördüğü insanlık erdemlerini ders vermek, iman esaslarının ilmî, aklî delillerini öğrenip, onları yabancısına ispat etmeye çalışmak… İslamiyet'in en büyük bir insanlık medeniyeti olduğu gerçeğini, söz, fiil, ve davranış biçimiyle sahneye koymak gibi daha pek çok manevî kriterleri ön plana çıkarmak.

    Bu cihat -maddî cihat gibi- farz-ı kifâye değil, farz-ı ayındır. Herkes kendi seviyesine göre, kendi konumuna göre, kendi bilgi ve becerisine göre, İslam’ın bir güzel tarafını gösterebilir ve onu göstermekten sorumludur…

    Kısaca; gerçeği öğreneceğiz, öğreteceğiz… İslam’ı yaşayacağız, yaşatacağız.. Medenilere galebe çalmak ancak ikna ile mümkün olduğuna inanacağız, inandıracağız.. Biz Müslüman olarak muhabbetin fedaileriyiz, husumete, düşmanlığa, kin ve nefrete vaktimiz olmadığının idrak ve şuurunda olacağız ve bu şuuru yaygınlaştıracağız..