Allah Kulunu Nasıl Zikreder

'Dualar ve Faziletleri' forumunda Semerkand tarafından 6 Aralık 2011 tarihinde açılan konu


  1. Allah Kulunu Nasıl Zikreder
    Hz. Mevlânâ (k.s) anlatıyor:

    Adamın biri, geceleri devamlı Allah’ı zikrederdi. Bütün gecesi zikir fikir içinde geçerdi.
    Zikir kalbine yerleşmiş, gönlüne tat vermişti. Bir gün şeytan bu adama yaklaştı ve ona,

    “Böyle devamlı Allah’ı zikretmen ne zamana kadar sürecek. Sen gece gündüz Allah
    diyorsun, peki bir kere olsun Allah da sana buyur kulum dedi mi? Zikrinin karşılığını aldın mı?
    Madem sana bir karşılık verilmiyor, sen bu kötü halinle ve kara yüzünle ne zamana kadar Allah
    diyeceksin?” diye vesvese verdi.

    Bu vesvese adama tesir etti. Kalbi karıştı. Onu gerçek zannetti. Demek ben Allah’ı
    zikretmeye layık bir kul değilim ki bana karşılık verilmiyor diyerek zikri bıraktı ve uyudu. Gece
    rüyasında Hızır aleyhisselamı gördü. Hz. Hızır ona,

    “Allah’ı zikretmeyi niçin terk ettin; zikirden niçin pişmanlık duydun?” diye sordu. Adam,

    “Ben sürekli Allah Allah diye zikrettim; fakat bir gün olsun Allah’tan ‘buyur kulum’ diye
    bir karşılık duymadım. Ben bu işe layık olmadığımdan ve Allah’ın kapısından kovulmaktan
    korkuyorum” dedi.

    O zaman Hz. Hızır (a.s) adamı şöyle uyardı:

    “Senin Allah Allah demen, O’nun buyur kulum demesidir. O seni zikretmese sen O’nu hiç
    zikredemezdin.

    Senin O’na kavuşma arzusu ile amel edip çırpınman, O’nun tarafından sana verilmiş bir
    cezbedir. O seni sevmese kendi yolunda koşturmazdı.

    Senin Allah’tan korkun ve O’na duyduğun aşk, O’nun sana lütfüdür.

    Senin her yâ Rabbi diye inleyişinde O da sana yönelir, seni dinler ve karşılık verir.

    Allah bir kulun kalbini bağlarsa, o kul Allah’ı zikredemez. Allah yolunu açmazsa, kul dua
    edemez.

    Sen başına gelen bir dert içinde Allah diyorsan, O sana kendisini zikrettirmek için bu derdi
    vermiştir. Gaye seni kendisi ile meşgul etmektir. Korkma, Allah de. Zikre ve duaya devam et.
    Hiçbir zikir ve dua karşılıksız kalmaz. Zerre kadar bir amel dahi zayi olmaz. Allah Firavun’a
    mal verdi, dert vermedi. O da hiç inleyip zikretmedi.

    Allah’ı zikrettiren dert, O’nu unutturan maldan ve sıhhatten daha hayırlıdır.”79

    KISSADAN DERSLER

    Kalp ya dertle ya da muhabbetle Allah der, Allah’a yönelir. Kul bilmese de böyledir. O’nu
    severek zikredenler, şükretmiş olur, mükâfat alırlar. Yüce Allah’ın zikredenin mükâfatı,
    Allah katında zikredilmek ve sevilmektir.

    İnsan diliyle istemese, istemesini bilmese de haliyle aczini ortaya kor, Rabbine olan
    ihtiyacını ilan eder, O’ndan ister. Çünkü kâinattaki bütün sebepler O’nun kudretiyle ortaya
    konmuş, rahmetiyle hizmete sunulmuştur. Sebeplere takılan, onu yüce Yaratıcıya perde
    yapan kimse yanılıyor.

    Herkes aslında bütün nimetleri Rahman olan Allah’tan alıyor.

    Bunun farkında olan mümin her nimetin başında, içinde ve sonunda O’nun sonsuz rahmetini
    görür, kudretini müşahede eder, Allah der, sevgiyle zikreder, edeple ibadet eder.

    Kâfir ise bu idrake ahirette ulaşır, mülkün sahibini mahşerin dehşetinde tanır, hemen iman
    eder, Allah der, zikre sarılır; fakat o gün amel günü değil, hesap zamanıdır.

    Allah evveldir; her hayır O’dan başlar.
    Allah âhirdir; bütün işler O’na çıkar.
    Allah zahirdir; her şey O’nun varlığını ispatlar.
    Allah bâtındır; her gönül içinde O’nu arar.
    Allah Teâlâ buyurur ki:

    “Beni zikredin, ben de sizi zikredeyim. Bana nankörlük etmeyin.” 80

    Kudsî hadiste Allah Teâlâ buyurur ki:

    “Kulum beni zikrettiğinde, ben onunla beraberim. Kulum beni gizlice içinden zikrederse,
    ben de onu özel olarak zatımla zikrederim. O beni bir topluluk içinde zikrederse, ben de onu
    daha hayırlı bir topluluk içinde (meleklerimin arasında) zikrederim.” 81

    bk. Şefik Can, Mesnevî Tercümesi, 3/25-26.
    Bakara 2/152.
    Buharî, Tevhid, 15; Müslim, Zikir, 21; Tirmizi, Deavât, 131; İbn Mace, Edeb, 58.