Allah ile kul arasına Giren Engeller

'Dini Konular' forumunda DiScOvErEr tarafından 6 Kasım 2009 tarihinde açılan konu


  1. Allah ile kul arasına giren engeller

    [​IMG]


    Allah yolunda kulun en büyük engeli kendi nefsidir. Manevi kirlerden temizlenmeyen nefis, Yüce Allah’tan uzaklaşmıştır. Allah ile kul arasında bir perde olmuştur. Bu yüzden kul ilâhi sevgiden mahrum kalmıştır. Bu hüküm her devirde geçerli olmuştur.
    Azgın nefis insanı öyle esir alır ki, kul Yüce Allah’ı bırakır. Nefsini ilâh edinir. Nitekim:

    “Hevasını kendisine ilâh edinen kimseyi görmedin mi?” 749 ayeti, nefsin ne derece azdığını ve onun elindeki insanın ne kadar alçaldığını göstermektedir.


    İnsan imanı ve dini için korkması gerekiyorsa, kendi nefsinden korkmalıdır. Ayetten de anlaşıldığı gibi, pek çok insan nefsini kendine ilâh yapmakta, ona Rabbine tapar gibi tapmakta, onun her istediğini yerine getirmektedir.


    Bütün ömrünü, nefsi ıslah etmek için harcayan Allah dostlarını, Allah yolunda perde görmek veya göstermek de bu azgın nefsin bir vesvesesi, şeytanın ise hilesidir. Çünkü mürşit, kötülüğü emreden nefis ve şeytanın düşmanıdır.


    Nefsin en kötü huyu benliktir. İnsanı şirke düşüren nefsidir. Şirki, nefse güzel gösteren de şeytandır. Şirk, yaratılmış varlıkları Yüce Allah’a ortak görmektir. Şirk Allah için yapılacak bir ibadeti başkası için yapmaktır. Şirk, Allah’a ait olan yetki ve sıfatları kullara vermektir. Şirk, tövbe edilmezse affedilmeyecek bir günahtır.

    Allah Rasulü (s.a.v), ümmeti için en fazla gizli şirkten korkmuş; gizli şirkin riya olduğunu belirtmiştir.750 Öyle ki, riyayı ahir zamanda gelecek ve kullar ile Allah arasına girip en büyük fitne olacak Deccal’dan bile daha tehlikeli bulmuştur.751

    Riya, Allah için yapılacak bir ibadeti veya işi insanlar görsün, sevsin ve övsün diye yapmaktır. Allah Rasulü, bu ümmetin güneşe, aya, puta, taşa, insana tapmayacağını, fakat Allah rızasını unutup insanlar için amel ederek dinlerini mahvedeceklerini bildirmiştir.752


    İnsan ile Rabbinin arasındaki en büyük perdelerden bir diğeri de kibirdir. Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse, ondan temizlenmeden Cennete giremeyecektir.


    Bir diğer perde hasettir. Haset, insanda hayır bırakmayan bir hastalıktır. Ateşin kuru odunları yakıp kül ettiği gibi, haset de insanın yaptığı hayırlı amelleri yakmaktadır.


    Dünya sevgisi, gaflet, yalan, ibadetine güvenme, tövbeyi terk, Allah’ın takdirine karşı gelme gibi nefsin öyle hastalıkları vardır ki, her birisi hak yolunda ayrı bir perdedir, tehlikedir. Kesin olarak tövbe edilmeyen bütün günahlar, Allah ile aramıza girmiş düşmanlardır.

    Allah ile insanlar arasına girip yolu tıkayanlardan birisi de dini dünyaya âlet eden, menfaati için ayet ve hadislerin kesin hükümlerini değiştiren din adamlarıdır.


    Din adına korkulacak en tehlikeli insanlar onlardır.
    İnsanın Allah’a giden yolunu kesen de onlardır. Ehli olmadığı halde şeyh gözüken sahtekârlar da bu gruba girerler.


    Allah ile kulların arasını açanların birisi de kötü arkadaştır. İnsan suretinde gözüken öyle şeytanlar vardır ki, insanı dinden-imandan ederler. Hadiste belirtildiği gibi her insan, sevdiklerinin davranışları ile hareket eder. Öyleyse herkes kimi sevdiğine iyi bakmalı.

    Kısaca, ‘Allah ile kul arasına kimse giremez’ sözü, hak yolda rehber olan kamil mürşitler için söylenemez. Çünkü bu mürşitlerin başında peygamberler gelmektedir. Onları kendisi ile kulları arasına elçi ve terbiyeci olarak bizzat Allahu Teala koymuştur.

    Öyle ki, peygambere itaat bizzat Allah’a itaat sayılmış, ona eli, dili ve her hâliyle Allah’ı temsil yetkisi verilmiştir. Peygamberin (s.a.v) tasdik etmediği hiçbir amel ilâhi huzurda kabul görmeyecektir.

    Demek ki Allah’ı tanıma ve bilme (marifetullah) yoluna akılla değil, yolu bilen rehberle gidilir.


    Peki, bizzat peygamberi göremeyen mükelleflerin bu yolda rehberi, imamı ve delili kim olacak?.

    Sadece kitap mı, alim mi, müçtehit mi, mürşit mi yoksa insanın kendi aklı ve nefsi mi?!..

    Şüphesiz dini bütün olarak yaşamak için dinin kitabını okumak, dinin inceliklerini bilen alimlere uymak, mürşitlere tâbi olmak ve bu işte aklı iyi kullanmak lazımdır.


    İlk yapılacak en önemli iş, nefsi buna inandırmaktır.

    Bu arada çokça tartışılan şu soruya cevap aramak uygun düşecektir:


    Şeyhi olmayanın şeyhi şeytan mıdır?!..


    Alıntıdır: