Alkolün Zararları Nelerdir? (Alkolizm)

'Sağlık bilgisi' forumunda ßyFeaR tarafından 26 Haziran 2010 tarihinde açılan konu


  1. Alkolün (Alkolizmin) Zararları Nelerdir?

    Alkolizm Nedir?
    Alkolizm çoğunlukla genetik yoldan geçen, biyokimyasal bir bozukluktur. Ancak, yüksek dozda ve çok sık alkol tüketimine bağlı olarak geliştirilen alkol bağımlılığı da yoğunlukla görülmektedir. Bunların yanı sıra psikolojik ve sosyal baskılar hastalığı etkinleştirici sebeplerdir. İleri dönemlerde hastalık, vücudun tüm sistemlerine en çok da kardiovaskular sisteme, sinir sistemine ve karaciğere zarar verir. Ne yazık ki, bu üç bölgedeki tahribat ölümcül sonuçlar doğurur.

    Alkolizmin Tanımı ve Sebepleri
    Alkolizm, bir kişinin devamlı ve kendisine zarar verecek ölçülerde alkollü içecek almasıyla oluşur. Alkol, fiziksel ve psikolojik zararlarının yanısıra sosyal ve ekonomik açıdan da felaketler doğurur. Alkolizm hastalığının en önemli belirtisi, kişinin sürekli ve çok miktarda alkol alarak bunun sonucunda da davranış değişikliği göstermesidir. Sonunda kişi kendisine hakim olamayacak kadar bağımlı hale gelir ve kendini kaybetmeye başlar. Kişi artık alkolsüz yaşayamayacak hale gelmiştir. Genellikle alkolizmin tanımı tanımlayan kişiye göre değişir. En basit anlamda ve en eski tanımı, kronik ve aşırı alkol alınmasıyla oluşan hastalıktır. Bağımlılığın farmakolojik ve psikolojik tanımı, gittikçe artan dozlarda alkol alma isteğidir. Ancak bu tanım da çok yeterli değildir, çünkü alkolizm diğer bağımlılıklara pek benzememektedir. Afyon bağımlıları, gittikçe artan dozlarda ve sonunda öldürücü miktarda madde ihtiyacı duyarlar, ancak alkoliklerin ihtiyaç duyduğu alkol miktarı tek seferde öldürücü olmamaktadır.
    Alkolizmi tanımlamak için en belirgin sinyal kişinin davranış şeklidir. Modern tıp; alkolizmi sebebi bilinmeyen, belirgin anatomik işaretleri olmayan ve alkol bağımlılığıyla ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlar. Ayrıca, hem psikolojik hem de fiziksel tıp, alkolizmin bir başka hastalığın, çoğunlukla da psikolojik bir bozukluğun, semptomu olabileceğini söylemektedirler. Bu anlamda, alkolizm, kronik, ilerleyen bir hastalıktır ya da psikolojik veya fiziksel bir başka hastalığın belirtisidir. Hastalığın özeliği alkol bağımlılığıdır ve her alkol kullanımından sonra kişi kontrolünü kaybeder. Alkolizm hastası, fiziksel ya da psikolojik sıkıntısını gidermek için alkol tüketir ve sonunda alkollü içecek tüketimi hastanın fiziksel, zihinsel, sosyal ve ekonomik hayatını engelleyecek boyutlara ulaşır. Bu noktada, hiç şüphesiz, hastalığın en önemli ipucu kişinin alkol yüzünden hayatının engellenmesidir.
    Alkol aldıktan sonra hastanın kontrolünü kaybetmesi, içmeye başladıktan sonra bırakamaması, alkoliğin içmeyi engelleyemediğini göstermektedir. Bir alkolik içmeye başlar, çünkü kendini tutamaz. Alkoliklerin çoğunluğu içtiği zaman kontrolünü kaybeder, ancak tüm hastalıklarda olduğu gibi istisnalar vardır. Bazen bir alkolik, içmeden durabilir, kendi kendine ve çevresine bağımlı olmadığını ispatlamaya çalışır. Bazen daha kontrollü içebilir.
    Alkolizmin bir başka tanımı da, kişinin iç dünyasıyla yada çevresiyle ilgili zor durumlardan kurtulmak için edindiği alkol içme bağımlılığıdır. Bu tanım, alkolizmin bir başka psikolojik ya da fiziksel bozukluğun dışa vurumu olabileceği ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Kişi alkol almayı öğrenip bu bağımlılığı edindikten sonra, alkolizm esas hastalık haline gelip, alta yatan esas hastalığı yok etmekte ya da üstünü örtmektedir.
    Görüldüğü üzere, alkolizmin oldukça çok tanımı, türü ve sebebi bulunmaktadır. Hekimler hastanın, hangi gruba dahil bir alkolik olduğunu, onun alkol alma sıklığını ve miktarını, davranış biçimini, alkolizminin ortaya çıkışını, gelişimini yaptıkları testlerle, uyguladıkları anketlerle tespit etmekte ve buna uygun bir tedavi şekli uygulamaktadırlar.

    Alkolün Tarihçesi
    Alkolün tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlığın yerleşik hayata geçmesiyle alkol üretimi de başlamıştır. İlk bira bundan 8 bin yıl önce Mezopotamyalıların arpayı ekmek yapmak için ilk ıslah etmesiyle yapılmıştır. Sümerlerin 6 bin yıl önce Godin Tepelerinde (Batı İran ve Anadolu) bira ve şarap içtiği bilinmektedir. Daha sonra fermente edilmiş meyve, tahıl ve baldan alkol ederek alkolü, iyice hayatına sokmuştur insanoğlu. Alkol kimi zaman kutsal sayılıp, dini törenlerde kullanılmış, kimi zaman eğlencenin ayrılmaz bir olmuştur. Alkolün icat edilmesiyle birlikte, alkol alışkanlığı da ortaya çıkmıştır.
    Alkol alışkanlığının bir hastalık olarak kabul edilmesi eski çağlara dayanmaktadır. Roma filozofu Seneca, alkolizmi bir akıl hastalığı olarak tanımlamıştır.
    Alkolizm terimi, ilk defa İsveçli hekim Magnus Huss tarafından, “Alcoholismus Chronicus” (1849) isimli makalede kullanılmıştır. Bu makalenin ardından, kronik alkolizm tıbbi bir terim haline gelmiş ve bir hastalık olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Günümüzde alkolizm tedavi edilmektedir.
    Alkol ve uyuşturucu kullanımına bağlı problemlerin genellikle modern hayatın getirdiği değişikliklere ve strese bağlı olduğu düşüncesi oldukça yaygındır. Geleneksel toplumdan modern toplum yapısına geçişin, aile yapısının zayıflayışının, şehir hayatinin sosyoekonomik baskısının bunda etkili olduğu üstünde durulur.

    Alkolizmin Sonuçları

    * Sosyal Sonuçlar
    * Tıbbi Sonuçlar
    * Alkol Yoksunluğu Belirtileri
    * Deliryum Tremens
    * En Sık Eşlik Eden Psikiyatrik Bozukluklar

    Sosyal Sonuçlar
    Alkolizm ilerleyen bir hastalıktır. İlk başta alkoliğin çevresindeki kişiler onun içmesinden çok fazla etkilenmezler. Ancak, kişi giderek artan miktarlarda ve sıklıkta alkol kullanmaya devam edeceği ve çoğunlukla kontrol kaybı yaşayacağı için tüm ilişkileri ve sosyal hayatı kötü bir şekilde etkilenecektir.
    Hastalığın ileri dönemlerinde sızıncaya kadar içen ya da sabah kalkar kalmaz içmeye başlayan kişi, işine gidemeyecek ve sonunda işini kaybedecektir.
    Alkol hayatının en önemli amacı haline geleceği için eskiden yaptığı hiçbir şeyi yapmayarak kişi sadece içki içecek ve tüm sorumluluklarını bir kenara itecek ve yakınlarından gelen yardım tekliflerini de geri çevirecektir. Buna bağlı olarak, ailesiyle ve yakın çevresiyle ilişkileri bozulacaktır. Ne yazık ki, alkoliklerin evlilikleri genellikle boşanmayla sonuçlanır.
    Kontrol kaybına bağlı olarak, alkolikler çok fazla kaza yaparlar. Başlarına ev, iş ya da trafik kazası gelme ihtimali çok yüksektir.
    Gene, kontrol kaybına bağlı olarak, alkolikler suç işleme eğilimi gösterirler ve karıştıkları kavga ya da benzer durumlar yüzünden adli problemlerle karşılaşabilirler.

    Tıbbi Sonuçlar

    * Karaciğerin harap olması,
    * Kardiyomiyopati (kalp büyümesi),
    * Anemi (kansızlık),
    * Yüksek tansiyon,
    * Trombositopeni (pıhtılaşma sağlayan hücrelerde azalma),
    * Miyopati (kas yıkımı),
    * Kanser,
    * Teratojenite (anne karnındaki bebekte anormallikler),
    * Pankreatit (pankreas iltihabı),
    * Pnömoni (zatürree),
    * Merkezi sinir sistemi bozuklukları (retrobulbar nörit, Wernike-Korskof Sendromu ve bunaması, serebeller atrofi)

    Alkol Yoksunluğu Belirtileri

    * Otonomik hiperaktivite (terleme, nabız 100'ün üstünde)
    * Titreme
    * Uykusuzluk
    * Bulanti ve kusma
    * Geçici halusinasyon ve illüzyonlar (alkolü bıraktıktan sonraki 1-2 gün içinde görülür)
    * Psikomotor ajitasyon
    * Anksiyete
    * Grand mal konvülzyonlar (epileptik nöbetler-alkolü bıraktıktan sonra 2 gün içinde görülür)

    Deliryum Tremens
    Uzun süre fazla miktarda alkol alan kişilerde alkolü kestikten 2-3 gün sonra ortaya çıkabilen, ölüm riski taşıyan bir tablodur.
    Bilinç ve konsantrasyon bozukluğu, görsel halüsinasyonlar (gerçekte var olmayan şeylerin görülmesi), bulunduğu zamanı ve yeri karıştırma ile kendini belli eder, hızlı başlayıp dalgalı bir seyir gösterir.

    En Sık Eşlik Eden Psikiyatrik Bozukluklar

    * Majör Depresyon: Alkol bağımlılarının %30-50'sinde görülür
    * Anksiyete bozuklukları: Alkol bağımlılarının %30'unda görülür. Erkeklerde sosyal fobi, kadınlarda agorafobi sıklıkla ortaya çıkar.
    * İki uçlu duygu-durum bozukluğu (manik depresif bozukluk)
    * Diğer madde bağımlılıkları: Başta sigara olmak üzere esrar ve diğer uyuşturucu maddeler.
    * Kişilik Bozuklukları: Antisosyal ve sınırda kişilik bozuklukları.

    Alkolizmin Tedavisi
    Alkolikleri tedaviye razı etmek zor bir iştir. Pek çok alkolik, hastalığını inkar eder. Alkolikler tedavi için başvurduklarında genellikle "dibe vurmuşlardır" yani sağlık, aile, meslek ve sosyal yaşamlarından büyük kayıplar vermiş ve çaresiz duruma düşmüşlerdir. Bu hale düşmeden önce alkolikler, bu zevki terk etmeye pek yanaşmazlar, ya da buna karar verseler de kolayca vazgeçerler. Önemli olan bu denli kayba uğramadan bu kısır döngüyü durdurmaktır. Bu nedenle kişinin alkolik olduğu yani alkol karşısında zayıf, hatta alkolün esiri olduğunu fark edip kabullenmesi düzelmenin başlangıç noktasını oluşturur. Erken dönemdeki alkoliklerin bu gerçeği fark etmeleri için "motive edici görüşmeler" yapılır.
    Alkol Tedavisinin Önemli Özellikleri Şunlardır:

    * Alkolizm tedavisi yoksunluk belirtileri kalktıktan sonra başlar.
    * Hedef ayıklıktır (sobriety): Eşlik eden psikiyatrik bozuklukların ayırıcı tanısı ve tedavisi için de bu önemlidir.
    * Ekip tedavisi gerekir
    * Tedavi hastanın ihtiyaçlarına göre seçilmelidir.
    * Tedaviden sonra uzun süreli izleme gereklidir. Kişi uzun süre hastanede kalsa bile daha sonra izlenmezse alkole dönmesi kolaydır. Düzenli aralıklarla görüşmelere ya da kendine yardım gruplarına katılmalıdır.
    * Nüksler (tekrarlamalar) İlk 6 ayda en sıklıkla görülür.

    Alkol tedavisi, fizyolojik, psikolojik ve sosyal olarak sınıflandırılabilir. Çoğu zaman, fizyolojik tedavi, psikolojik tedaviye ek olarak yapılmaktadır. Alkol tedavisinde psikoterapi vazgeçilmez bir yöntemdir.

    * Fizyolojik Tedavi
    * Psikoterapi
    * Tedavinin Sonuçları

    Fizyolojik Tedavi
    İlaç tedavileri
    Alkolizm tedavisinde kullanılan en yaygın yöntemlerden biri olan “disulfiram”, Danimarkalı Eric Jacobsen tarafından, 1948 yılında bulunmuştur. Bu ilaç doktor kontrolünde, birkaç gün kullanıldıktan sonra hastaya bir miktar alkol verilir. Hastanın vücudundaki disulfiram, alkol alınmasıyla, mide bulantısına, kusmaya, kan basıncının hızla düşmesine, kalp atışlarının hızlanmasına ve neredeyse ölüyormuş hissinin uyanmasına sebep olur. Böylece, hastaya vücudunda disulfiram varken alkol almasının ne kadar tehlikeli olduğu gösterilir. Hastanın ilaç kullandığı dönem boyunca içki içmesi engellenmiş olur. Bu alkolsüz dönemi terapistler rehabilitasyon dönemi olarak kullanırlar, hastayı alkolden uzaklaştırmaya başlarlar. Bu teknik başka ilaçlarlar da uygulanabilir.
    Alkol tedavisinde yoğunlukla kullanılan ilaçlar şunlardır:

    * Disulfiram (Antabus)
    * Antidipsojenikler: Naltraxone, Acomprasate
    * Seratonerjik antidpresanlar
    * Lityum

    Nefret Ettirme
    Amerikalı psikiyatr W.L. Voegtlin, hastaya en sevdiği alkollü içkiyi vermeden önce kusturucu bir enjeksiyon yaparak, onu alkolden nefret ettirme yöntemi geliştirdi. Bu enjeksiyonla, içki henüz sindirim sistemine ulaşmadan, mide bulantısı ve kusma başlamaktadır. Bu uygulama, hastanın alkolün tadından, kokusundan hatta görüntüsünden iğrenmesini sağlamaktadır. Avrupa ülkelerinde gene buna benzer yöntemler kullanılmaktadır.
    Beslenme, hormonlar, ilaçlar
    Bir teoriye göre, alkolizm genetik olarak bazı vitaminlere duyulan aşırı ihtiyaçtan oluşmaktadır. Bu yüzden, bazı tedavi yöntemlerinde alkoliklere güçlü vitaminler verilir.
    Bir başka teori endokrin (hormon) sistemindeki bir bozukluğun alkolizme sebep olduğunu söylemektedir. Bu durumda, alkolikler bu bozukluğu giderici ilaçlarla tedavi edilirler.

    Psikoterapi
    Alkolizm psikoterapisi, pisikonevroz ve kişilik bozukluğu terapisinde kullanılan tüm araçları, bireysel ve grup teknikleri de dahil olmak üzere gerektirir. Tedavi, hastanın en azından bir süre için alkol almadan hayatını sürdürebilmesini sağlayarak başlar.
    Bu alkol almadan geçirdiği sürede, yoğun terapi dönemi başlar. Çoğunlukla, grup terapisinin daha etkili olduğu gözlemlenmiştir. Grup terapisi, bilgilendirici derslerden, tartışmalara, derin analizlerden, psikodramaya ve hipnoza kadar geniş bir yelpazeye sahiptir.
    Alkolizm Terapisinin Özellikleri

    * Sıcak ama biraz otoriter bir yaklaşım gereklidir.
    * “Adsız Alkolikler” gibi yardım grupları tedaviye dahil olmalıdır.
    * Davranışçı-kognitif tedaviler iyi sonuç verir.
    * Egitimsel faaliyetler tedavinin önemli bir parçasıdır.
    * Psikoterapilerde iç görü üzerinde yoğunlaşılmamalıdır. Psikanaliz gibi bu türdeki terapiler alkol kullanımını daha da arttırabilir.
    * Hastanın içinde bulunduğu aile ele alınmalıdır, çünkü alkolizm bir "Aile Hastalığı"dır.

    Tedavinin Sonuçları
    Alkolizm tedavisinin sonuçlarını önceden kestirmek pek mümkün değildir. Yeni tedavi yöntemlerinin başarısı oldukça yüksektir. Tedavi sonrası, alkolü bırakıp yeniden başlayan hastalar vardır. Bu yüzden, tedavi gören alkoliklerin %50'si tamamen iyileşiyor denilebilir.
    Alkol tedavisi uzun bir süreç gerektirir ve hastaya büyük görev düşer. Amerikan araştırmaları, ileri yaştaki alkoliklerin daha çok oranda tedavi olduklarını göstermektedir.
     



  2. Çok güzeldi