Ali Havas Berlisi Kimdir

'Biyografi' forumunda Meryem tarafından 13 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Ali Havas Berlisi'nin hayatı
    Ali Havas Berlisi hakkında bilgi


    Ali Havas Berlisi Mısır evliyâsındandır. Doğum târihi ve yeri kesin olarak bilinmemektedir. Ümmî olup, okuma-yazması yoktu. Allahü teâlânın ihsânı ile Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîfler üzerinde, âlimleri hayrette bırakan çok kıymetli açıklamalarda bulunurdu. Ali Havâs, önceleri dolaşarak, sabun ve temizlik malzemeleri satardı. Sonra zeytin satmaya başladı ve birkaç sene zeytincilik yaptı. Sonra bu işi de bırakıp, sepet örmeye başladı. Vefâtına kadar bu işle meşgûl oldu. Ali Havâs'ın bir gün gözleri şişmişti. Buna rağmen, yine sepet örmeğe devâm etti. Onu sevenlerden birisi kendisine biraz para getirip; "Efendim, buyurun bunları harcarsınız, gözleriniz iyileşinceye kadar istirahat edersiniz." Dedi. Ali Havâs bu paraları almadı ve; "Şu hâlimle kendi kazancıma güvenemiyorum, başkasının kazancına nasıl güvenebilirim?" buyurdu. Ali Havâs dükkanını erken saatlerde açar ve; "Ey Allah'ım! Kullarına faydalı bir iş yapmaya niyet ettim." derdi İnsanların ihtiyâcı olan; yağ, un, tahin, pirinç, bakla, sepet gibi şeyleri satardı. Alış verişte müşterilerden birinin kendisine inanmadığını anlayınca, tartı ve ölçüyü fazla tutardı. Müşterisinin kendine inandığını ve güvendiğini anlayınca da, o kişinin hakkını tam tamına tartıp verirdi. Bir kimse kendisinden bir dirhemlik bir şey satın alır, parasını vermeyi unutur veya vermezse, evine kadar o müşteriyi tâkib eder, hakkını ister ve şöyle derdi: "Bizler, bu davranışımızla insanlara hakların büyüklüğünü, ehemmiyetini gösteriyoruz; böylece onlar ödemede ihmâlkâr olmasınlar. Kıyâmet gününde kendilerini mihnet altında bırakmamak için hakkımızı istemekle, kendilerine karşı samîmî davranmış oluyoruz. Çünkü dünyâda göz yumduğumuz haklarımızı, kıyâmette nefslerimiz taleb edebilir."
    İkindi vaktine kadar dükkanda çalışır, vakit dolunca; "Şimdiden sonra Allahü teâlâya ibâdet için hazırlanmalıyım." diyerek dükkanını kapatırdı. Ali Havâs Berlisî, zâlimlerin ve yardımcılarının yemeklerini yemezdi. Onların verdiği parayı, kendisinin ve çoluk-çocuğunun ihtiyaçları için harcamazdı. O paraları, dul kadınlara, iş yapamıyacak durumda olan yaşlılara, çalışıp gücü yetmiyen ve zor durumda olanlara taksîm edip, verirdi. Allahü teâlânın izni ile, herkese simâlarına, makamlarına göre değil, kalblerindeki duruma göre muâmele ederdi. Birgün, Ali Havâs'ın yanına nûr yüzlü birisi uğramıştı. Ali Havâs ona doğru baktı ve şöyle buyurdu: "Allah'ım! Bizi kötü hâle düşmekten muhâfaza buyur." Sonra devâm ederek; "Şüphesiz, Allahü teâlâ bir kulu hakkında hayır murâd edince, nûru onun kalbine koyar. Fakat dış görünüşü bakımından diğer insanlardan birisi gibidir. Allahü teâlâ, bir kulu hakkında hayır murâd etmezse, o şahsın kalbinde bulunanı yüzüne çıkarır. Kalbini ise karanlık kılar."Ali Havâs mescidleri süpürür ve helâları temizlerdi. Süprüntü ve çöpleri yüklenip, münâsip yerlere kadar götürür, bırakırdı. Bu işleri, her Cumâ günü Allah rızâsı için yapardı. Allahü teâlâ, Nil Nehrinin hizmetini Ali Havâs'a ihsân etmişti. Nil Nehrinin taşması ve azalması, toprakları sulaması, onun duâsı ile olurdu. Bütün bunları, Allahü teâlâya kalben teveccüh etmek sûretiyle yapardı. Ali Havâs, sucu, ahçı gibi insanlara faydalı sanat sâhiplerine çok hürmet ederdi. Âlimlere ve devlet ileri gelenlerine hürmet eder, âlimler gelince ayağa kalkar ve ellerini öperdi. "Bu bizim onlara karşı dünyâdaki edebimizdir. Âhirete varınca, oradaki edebimizi Allahü teâlâ bize öğretecektir." buyururdu. Büyük zâtlardan Muhammed bin Anân şöyle dedi: "Mısır'ın ve köylerinin dörtte üçü Ali Havâs hazretlerinin tasarrufu altında idi. Hâl sâhipleri, onun izni olmadan Mısır'a giremezlerdi. Dünyânın muhtelif bölgelerinde iş başında olanları, kimin ne zaman sultan olacağını ve ne zaman bu işten düşeceğini Allahü teâlânın izni ile bilirdi. Ali Havâs hazretlerinin müzmin hastalıklar, cüzzam, felç gibi hastalıklar için garîb tedâvî usûlleri vardı. Tavsiye ettiği şeyi kullananlar, ondan şifâ bulurlardı. Ali Havâs, meyve ağaçları çiçek açtığı zaman, onlara zarar verecek bir durum olunca, o gece uyumaz, göz yaşları döker, Allahü teâlâya, meyvelere zarar verecek o hâlin kalkması için yalvarırdı. Ali Havâs, müezzinin okuduğu ezânı duyduğu an, olduğu yerde sarsılır, Hak teâlânın heybet ve azametinden titreyerek, erir gibi olur ve huzûr-i kalble tam bir huşû' içinde müezzinin dâvetine icâbet ederdi. Ali Havâs'ın söylediği şeyler aynen olurdu. İşleri hakkında ona danışmaya gelenlere, daha durumlarını söylemeden, yanına ne için geldiklerini söylerdi. Onlara yap, yapma, sabret veya yolculuğa çık gibi lâzım gelen tavsiyeyi yapardı. Danışmaya gelen şahıs, Ali Havâs Berlisî'nin bu sözlerine hayret eder; "Ona benim durumumu kim söyledi?" derdi.