Ali Baki Kimdir Hayatı,Ali Baki eserleri

'Biyografi' forumunda Ezlem tarafından 5 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. Ali Baki türkü sözleri,Ali Baki yaşamı,Ali Baki biyografisi,Ali Baki türküleri


    Ali Baki

    1897–1956. Merzifon’un Harız (şimdiki adı Gümüştepe) köyünde doğdu. Babası, devrinin büyük aşıklarından Sıdkı Baba, annesi Alaca’nın İmadhöyüğü köyünden Hatice’dir.

    Bin üç yüz on üçte dünyaya geldim
    On iki yaşımda ben öksüz kaldım
    Sinnim on yedide bir mahlas aldım
    Şuaradan Sıdkı Baba oğluyum

    Ali Baki’nin çocukluğu köyde geçti. İlk eğitimi babası ve sürekli gidip geldiği Hacı Bektaş Dergahından aldı. Sıdkı Baba’nın Hacı Bektaş Dergahında aldığı eğitim, misyon ve şairliği düşünüldüğünde, Ali Baki’nin babasından aldığı eğitimin derecesini anlaşılır.

    Ali Baki’nin daha ilk gençliğinden itibaren içlerinde Yanbolulu Ali Türabi Baba da olmak üzere birçok başka aşık/şairin eserlerini kaleme alıp divanını tutması, kendi şiirlerini kendi eliyle yazarak cönkler oluşturması, şiirlerinde ortaya çıkar dilinde Arapça Farsça kelimelerin yanında, bazı ayetlerinde geçmesi onun aldığı eğitimin düzeyi açısından yeterli delil sayılır.

    Bunun yanında şairlik eğitimi de Sıdkı Baba tarafından verilmiştir. Çoğu zaman babasının yanında oluşu, hatta onunla doğu cephesine gönüllü alaya katılarak gitmesi, bazı seyahatlerde bile yanından ayrılmayışı, gittiği yerlerde ve özellikle inanç merkezli yerlerde birçok aşıkla karşılaşması şüphesiz şairliğinin ilerlemesinde etkili olmuştur.

    1915 yılı buhranlarında, kendisi de şair olan Şeyh Cemaleddin Çelebi başkanlığında oluşturulan Gönüllü Mücahidin Alayına, babası yüzbaşı rütbesiyle, kendisi de babasının yanında bu alaya katılarak, doğu cephesine gitti.

    Ali Baki, askerliğini Amasya’da yaptı. Askerlikte terzilik ve marangozluk öğrendi. Askerlik dönüşü Harız’da terziliği, ihtiyarlık ve hastalığı sebebiyle takatten kesilinceye dek de marangozluğu sürdürdü.

    Babasının bazı gezilerine katıldı. Bulunduğu her yerde bilgisi ve hilmi ile öne çıktı. Gerçeği ve sahip olduğu düşüncesini açıkça savunmuş yeri geldiğinde bunu çekinmeden ifade etti. Halk tarafından sevildi, yüksek derecede saygı duyuldu. Bu özellikleri yaşayanlarca övgü ile anlatılmaktadır. Hizmet anlayışı ile köyünde fahri imamlık yapıp, ayini cemde yer aldı. Köy ve insanlık lehine olan oluşumlarda yer aldı. Kendi köyünden Safiye ile yaptığı evlilikten 3 erkek 3 kız 6 çocuğu oldu. Soyadı kanunundan sonra Gül soyadını aldılar.

    Son yıllarında rahatsızlandı ve Adana’da görevli olan oğlu Muhsin Gül’ün yanına gitti. 1956 yılı Aralık ayı sonunda Harız’da vefat etti. Sözlü vasiyeti gereği köy mezarlığı haricinde Göğce Dede tepesinde toprağa verildi. Kendisi gibi şair olan küçük kardeşi Hamdullah’ın mezarı da buradadır.

    Ali Baki, öteki şairlerin yanında kendi şiirlerini de yazarak biraraya topladı. Divanı Ali Baki adıyla 3 defterden oluşan ve 1000’in üzerinde olan şiirlerinin oğlu Muhsin Gül tarafından yayını tasarlanmaktadır.

    Kerem Eyle adlı ilk şiirini 17 yaşında yazdı.

    Halk edebiyatı geleneğinde görülen »bade« kavramı Alevi-Bektaşi edebiyatında daha çok »dolu« olarak geçmektedir. Bu boyutuyla »dolu« içme durumu Ali Baki’de de gündeme gelmektedir. Bu durumu bazı şiirlerinde şöyle dile getirmektedir:

    Tarikat babında açtı yolumu
    Dest-i paki ile sundu dolumu
    Marifete doğru açtım kolumu
    Çektim bu sineme hakikat aldım

    Koydu mahlasımı hem Ali Baki
    Şükür maksuduma kıldı mülaki
    Hak yolunda yoldaş eyledi aşkı
    On yedi yaşımda icazet aldım

    Doluyu, Merzifon’un ulularından Horasan kökenli Piri Baba elinden aldığını şiirlerinde işlemektedir.

    Piri Baba Sultan girdi düşüme
    Ellerinden dolu sundu bu gece
    Muhabbet levhasın taktı döşüme
    Gönül hanesine kondu bu gece

    Çöğür ve cura çalan Ali Baki, şiirlerinde, tasavvufun yanında sevda, doğa, (özellikle dar düşünceye) hiciv konularıyla birlikte hemen her konuyu işlemiştir. Koşma (11’li) ve semai (8’li) türünde şiir yazmıştır.

    Şiirleri genelde 5 dörtlükten oluşan Ali Baki, bunun yanında 3, 7 ya da 9 dörtlükten oluşan örnekler de vermiştir.


    Eserleri:

    Kerem Eyle

    Tamire muhtacım şahım efendim
    Düzelt kamburumu yon kerem eyle
    Aşkın kapısın aç çözüver bendim
    Olmasın yüreğim hun kerem eyle

    Baltadan çıkmayım sürersen rende
    Bu mürde kalbimi edersin zinde
    Himmetin bahrine gark olam ben de
    Bu aşkın badesin sun kerem eyle

    İntizar çektirme uzundur yollar
    Bekliyor ben gibi nice bin kullar
    Nevbahar erişsin açılsın güller
    Gönül bahçesine kon kerem eyle

    Herkesi dahil-i irfan edersin
    Sevdiğine lutfun ihsan edersin
    Niçün benden böyle nihan edersin
    Bana da yönünü dön kerem eyle

    Firkatın narına eyleme ihrak
    Benide kapında gel eyle çırak
    Bu Ali Baki’nin haline bir bak
    Hasretle geçmiyor gün kerem eyle


    Olmayınca

    Aşıka dünyanın zevki görünmez
    Sineye çekmeye yar olmayınca
    Muhabbet libasın kimse giyemez
    Hak aşkı kalbinde var olmayınca

    Aramayan isteğini bulamaz
    Gönül arzusuna vasıl olamaz
    Pervane dünyadan lezzet alamaz
    Cismini yakmaya nar olmayınca

    Leyla halk olmasa Mecnun olmazdı
    Şirinsiz Ferhat da kaya delmezdi
    Güllerin kıymetin kimse bilmezdi
    Gülşende bülbül-i zar olmayınca

    Takdirde olacak olur kaçılmaz
    Güneş doğmayınca ziya saçılmaz
    Aşkın bahçesinde güller açılmaz
    Etrafın çevirmiş har olmayınca

    Dertli olan derdin tabibe deşer
    Aşık olan aşkın narında pişer
    Ali Baki böyle aşka mı düşer
    Nitekim ucunda kar olmayınca


    Güzel

    Sevdana düşeli bin parelendim
    Kurudu çeşmimin yaşları güzel
    Gamzen oku değdi çok yaralandım
    Sızılar bağrımın başları güzel

    Aşkınla eseri meyhane oldum
    Yandım ateşine pervane oldum
    Al tımarhanene divane oldum
    Görünce o hilal kaşları güzel

    Ali Baki derdim gelmez beyana
    Hasretinle bağrım döndü biryana
    Yeter kar eyledi gayri bu cana
    Adûnun attığı taşları güzel


    Bizim

    Masiva libasın soyunduk attık
    Bilinmez gedamız bayımız bizim
    Ar namus kalasın bir aşka sattık
    Münevver günümüz ayımız bizim

    Erenler yoluna gönül katarız
    Tuttuğumuz yolu sağlam tutarız
    Aşk ile ağyara teber atarız
    Kurulu okumuz yayımız bizim

    Gönül sevdalıdır her dem ağlarız
    Günbegün dert ile sine dağlarız
    Alemde başımız bire bağlarız
    Birdir iki olmaz sayımız bizim

    Can gözüyle hak cemale bakarız
    Hak için bağrımız nara yakarız
    Sakin görünürüz coşkun akarız
    Ummana karışır çayımız bizim

    Erenlerden giydik aşkın libasın
    Gülistan eyledik gönül yaylasın
    Ali Baki duyduk hakkın nidasın
    İlla dedik yoktur la’yımız bizim