Alaeddin Bin Esad Lahori Kimdir

'Biyografi' forumunda Aysell tarafından 8 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Alaeddin Bin Esad Lahori hayatı
    Alaeddin Bin Esad Lahori hakkında bilgi


    İsmi, Alâeddîn bin Esad, nisbetiel-Lâhorî ve el-Bengâlî`dir. Doğum târihi bilinmemektedir. Hindistan`dayetişen evliyânın büyüklerindendir. 1397 (H.800)senesinde Pânî-pût şehrinde vefât etti. Kabri ziyâret edilmektedir.

    Önceleri, ahâlinin en zenginlerinden veönde gelenlerinden olup, çok sevilen ve öğülen bir zât idi. Sonralarıtasavvuf yoluna girip, fakirliği ve insanlardan ayrı, uzak bir yerdekendi hâlinde yaşayıp ibâdet ve tâat ile meşgûl olmayı tercih etti. AhîSirâcüddîn diye bilinen Sirâcüddîn Osman hazretlerinin talebeleriarasına girdi. Kendisi şöyle anlatır:

    Sirâcüddîn Osman, Hâce Nizâmüddîn-iEvliyânın huzûrunda, zâhirî ve bâtınî ilimlerde kemâle gelip, mezûnolacağı ve icâzet, diploma alıp memleketine döneceği sırada hocasına;

    Gideceğim yerde, Alâeddîn isminde,bilgili, yüksek makamlı çok zengin birisi var. Onunla nasıl baş edeyim?Ona karşı nasıl davranmamı emir buyurursunuz? diye arzedince, hocası;

    Üzülme, o, senin hizmetçin olacak.buyurmuş. Bu cevâba hayret eden ve kalbi rahatlayan Sirâcüddîn Osman,hocasının sözlerinde mutlaka bir hikmet olduğunu düşünerek yola çıkıp,memleketine vardı. Sirâcüddîn hazretleri memleketine vardığında,Alâeddîn`in zenginliği terkederek tasavvuf yoluna girdiğini öğrenip çoksevindi.Alâeddîn de gelip buna hizmet etmeye başladı. Huzûrundayetişip, evliyâdan yüksek bir zât oldu. Böylece Nizâmüddîn-i Evliyâ`nındaha önce söylediği sözün hikmeti, mânâsı anlaşıldı ve sözleri meydanaçıktı.

    Hocası Sirâcüddîn hazretlerinin huzûrundayetişip kemâle gelen Alâeddîn bin Esad, zamânında bulunan evliyânınbüyüklerinden oldu. Bir dergâhı vardı. Orada talebelerine dersokuturdu. İyilik, ihsân sâhibi bir zât idi. Talebelerine ve başkainsanlara olan iyilik ve ihsanları o kadar çok idi ki, zamânın sultânıbu kadar ihsanda bulunamazdı. Çok kerâmetleri görülmüştür.Bir defâsındadergâhına bir kısım insanlar geldi. Yanlarında bir de kedileri vardı.Kedileri kayboldu. Alâeddîn bin Esad`a;

    Bizim kedimizi getir. dediler. O da;Ben sizin kedinizin nerede olduğunu bilmiyorum, nasıl bulayım? diyehayretini bildirdi. İçlerinden birisi, alay etmek için, orada bulunanbir hayvanın boynuzunu göstererek;

    Meselâ şu boynuzdan bulabilirsin. dedi.Başka birisi de, daha edebsizce bir şey söyledi. Alâeddîn bunlaraüzüldü, fakat hiç cevap vermedi. O kimseler dergâhdan ayrılıp dışarıçıktıkları zaman, boynuz lâfı eden kimseye bir öküz gelerek boynuzuylaöyle vurdu ki, aklı başından gitti. Arkadaşları, bunu ölecekzannettiler. Daha edebsiz konuşan ikinci kimse ise, şiddetli birhastalığa yakalandı ve o hastalıktan öldü. Bunların bu hâllerine şâhidolan arkadaşları ise, büyüklere uygunsuz söz söyleyenlerin cezâlarınınpek ağır ve şiddetli olacağını anladılar.

    Rivâyet edilir ki, Alâeddîn hazretleritasavvuf yolunda ilerleyip kemâle geldikten sonra, Allahü teâlâ, onaönceki hâlinden daha çok mal ve zenginlik ihsân eyledi. Fakat o,bunlara hiç meyletmedi. Hepsini Allah rızâsı için dağıtıp, sadaka verdi.

    1) Ahbâr-ül-Ahyâr; s.149
    2) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.9,s.365