alacakaranlık serisi 5. kitap özeti

Konusu 'Kitap özetleri' forumundadır ve HazaN tarafından 13 Temmuz 2010 başlatılmıştır.

  1. HazaN

    HazaN Admin Yönetici Admin

    Katılım:
    21 Nisan 2007
    Mesajlar:
    21.733

    Stephanie Meyer Midnight Sun özeti,
    Stephanie Meyer'in 5. kitabı Geceyarısı güneşi özeti,
    Geceyarısı Güneşi özeti


    Çalındı, yazıldı, yazılmıycak derken sallantıda kalan Geceyarısı Güneşi Stephanie Meyer'in Alacakaranlık serisinin sonuncusu olmasını planladığı kitabıydı. Ama suretlerin çalınması üzerine vazgeçip başka bir kitaba yöneldi.

    Kitap Edward‘ın ağzından anlatılıyor. 12 bölümü internete sızdığından dolayı Stephenie Meyer yazmayı bıraktığını söylemişti. Ama daha sonra eline kalemi alıp yazıyormuş. Kitap bittiğinde satışa sunulacakmış. Kitapta Bella’nın ağzından anlatıldığında çok fazla duygu içermemesine rağmen Edward’ın ağzından anlatıldığında bir çok duyguyu barındıracağı söyleniyor. Bizde büyük bir heyecanla bu kitabı bekliyoruz…

    Bir vampir Bir insana aşık oldu Yapmaması gereken şeyler yaptı
    Bu defa Twilight kitabındaki yani ilk kitap Alacakaranlık'taki herşey Edward'ın ağzından anlatılıyor
    Onun için hayat
    Sandığınızdan daha zordu

    [​IMG]
    Kapağın Anlamı
    Midnight Sun – Geceyarısı Güneşi​

    Zifiri Karanlıkta Doğan Güneş

    Bilindiği üzere bu kitap Edward'ın gözünden Edward hep kendisinin 'karanlıkta olduğunu' düşünüyordu, yani hayatı hiç daha iyiye gitmedi Şöyle de diyebiliriz ki sürekli geceyarısı olan bir ortamda yaşadı Ama Bella hayatına girdiğinde, her şeye rağmen dünyasında bir ışık olduğunu farketti Çünkü, Edward'ın 2 kitapta Bella'yla konuşurken de belirttiği gibi, bella onun için bir tür güneş olmuştu


    Kitap’tan Alıntı:

    Ölü, donmuş bir kalp kırılabilir miydi? Benimki kırılacak gibi hissediyordum.
    “Edward” dedi Bella.
    Kapalı gözlerine bakarak donakaldım.
    Uyanıp beni burada yakalamış mıydı?
    Uyuyor gibi gözüküyordu, yine de sesi çok berraktı.
    Sessizce içini çekti ve sonra huzursuzca döndü.
    Hala uyuyordu ve rüya görüyordu.
    “Edward” diye mırılandı yavaşça.
    Rüyasında beni görüyordu.
    Ölü, donmuş bir kalp tekrar atabilir miydi? Benimki atacak gibi hissediyordum.
    “Kal”diye içini çekti.”Gitme. Lütfen, gitme”
    Beni rüyasında görüyordu ve kabus bile değildi.
    Onunla kalmamı istiyordu.
    Beni saran duygulara isim vermek için uğraştım; ama onları anlatabilecek kadar güçlü kelimeler yoktu.
    Uzun bir süre, içlerinde boğuldum.
    Yüzeye çıktığımda, önceden olduğum adam değildim.
    Hayatım bitmeyen, değişmeyen bir geceydi.
    Her zaman, gereksinim olarak, benim için gece olmalıydı.
    O zaman şu anda,gecemin yarısında,güneşin doğuyorolması nasıl mümkün olabilirdi?​