Akşamları ne yapıyorsunuz???

'Masallar ve Hikayeler' forumunda Cilek tarafından 16 Temmuz 2008 tarihinde açılan konu


  1. Koltuğa uzanıp, hiç tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle, hiç tanımadığınız Amerikalı haydutları mı kovalıyorsunuz?
    Yoksa yerli dizilere kaptırıp hiç bilmediğiniz konaklarda yaşanan hayatları mı seyrediyoruz?

    Dört saat televizyon seyretmenin sekiz saat çalışmak kadar beyni yorduğunu biliyor musunuz?

    İki türlü hayat var:

    1. Yaşanan hayat,
    2. Seyredilen hayat.

    Akşamlarınız televizyona kilitliyse, bilin ki, hayatı sadece seyrediyorsunuz!

    Akşamları evde ne yapıyorsunuz? Akşamlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?

    'Pek çoğu gibi biz de çekirdek çıtlatıp saatlerce televizyon izliyoruz' diyorsanız, durup bir düşünün lütfen; Dünyaya birkaç kez daha geleceğinize mi inanıyorsunuz? Böyle bir şey olsaydı, şimdiki hayatımızın bir bölümünü ziyan etmek şimdiki kadar acı sonuçlar doğurmayabilirdi belki.
    Ne çare ki sadece bir hayatımız var. Bu da maalesef, çok kısa. Ortalama altmış yılın yirmi yılı uykuda geçiyor. Kalan kırk yılın yirmi yılı çocukluk, eğitim, vesaire... Son yirmi yılı da ziyan edersek, bize yaşanacak bir şey kalmaz. Akşamlarınızı sadece televizyona veriyorsanız, sayılı nefeslerinizden bir bölümünü çöpe atıyorsunuz demektir!
    Çünkü televizyon izleyen kişi hayatta değildir, zira hiçbir şey yapmamakta, hiçbir değer üretmemektedir; bu da bir anlamda yaşamamak sayılır.

    Ne mi yapmalı?

    1. Ailece Kitap okuyun, sohbet edin: Nasıl tanıştığınızı, ilk nerede görüştüğünüzü, sıkılıp sıkılmadığınızı, nerede nasıl evlendiğinizi, nikah şahitlerinizi, düğününüzü anlatın çocuklarınıza, onları hem dinleyin, hem de okumaya çalışın.

    2. Gezin: Gezmek için ille de bir maksat olması gerekmez, en büyük maksat hayatı paylaşmaktır. Yakınsanız deniz kenarına inin, ayaklarınızı denize sokun ve becerebiliyorsanız taş sektirme yarışına girin. Sonra da güneşin pembe gülücükler saçarak batmasını seyredin. (İnanın televizyon seyretmekten çok daha keyifli ve dinlendiricidir) Ormanda hep birlikte yürüyün, ağaçlara isim takın, yol boyu açan çiçekleri sevin ve çocuklarınıza bunlarla sevmeyi öğretin. (Ama bilin ki hayat öğrenmek ve öğretmekten ibaret değildir. Dinlenmek, eğlenmek gibi olgular da hayatın bir parçasıdır) Çocuklarınızla ilişkilerinizde asla öğretmen tavrı takınmayın. Onlarla arkadaşlık etmek dünyanın en keyifli işidir.

    3. Akraba ve komşularla ilgi bağı kurun: Onlara ya gidin, ya da onları size davet edin. Sohbetiniz televizyonsuz olsun ki tadı çıksın. Birbirinizi gerçekten tanımaya çalışın. Bilirsiniz, 'Komşu komşunun külüne muhtaçtır.'

    4. Kültürel ve sanatsal etkinliklere katılın. (Konferans, seminer, sergi, doğru sinema ve tiyatro)

    Hayatınızı biraz olsun renklendirecek başka şeyler de bulabilirsiniz. Yeter ki isteyin. Bir şeyi çok isterseniz, Allah sebebini halk eder ve çok istediğiniz şeye ulaşırsınız. 'Olmaz ki' diye düşünüp taleplerinizi ertelerseniz, hiçbir yere ulaşamazsınız.
    Aile bağlarının güçlenmesi, paylaşacak şeylerin çokluğuyla mümkündür. Ne kadar çok şey paylaşırsanız aileniz o kadar güçlenecek, o kadar diri duracak ve mutlu olacaktır. Hatıra defterine televizyon dizilerini yazamazsınız. Oraya ancak yaşadıklarınızı yazabilirsiniz. Her gün bir şeyler yaşamalı ve bunları deftere geçirerek geleceğe tarih düşürmelisiniz.
    Bugün öyle bir hayat yaşayın ki, yarına da kalsın. Torunlarınıza filan anlatacaklarınız olsun. Ayrıca unutmayın ki; Hayatı biriktiremezsiniz; ya her anını yaşayacaksınız, ya da ziyan edeceksiniz.

    Artık cevap gelsin:

    Akşamları ne yapıyorsunuz?

    Yaşıyor musunuz, yoksa seyrediyor musunuz?


    CAN DÜNDAR
     


    Wish bunu beğendi.

  2. Bunların hepsini yaptık, şimdi ailecek net başında oturuyoruz demek yanlış mı olur :f106:

    Şaka bir yana Üstad' ın yine güzel yazılarından biri :f40:

    Yaşam hergün yozlaşır. Birde üzerine Teknoloji eklenince bu yazılanlardan bir çogu geri plana itilir :(

    Teşekkürler Çilegimm :f118: :f118:
     



  3. gerçekden çok güzel bir paylaşım olmuş ama evet malasef tv vede netler hayati syretmeye mahkum etti hepimizi akşamlar seyrediyoz haftasonları yaşayabiliyoz ancak 21 sene oldu evleneli ben bile unutdum nikah şahidimi iyiki yazdın ya bu gün onu düşündüm kimdi diye:) emeğine sağlık
     



  4. Çilekcim üstadın okurken ''evet doğru yazmış'' '' ne kadar da haklı'' detirten nefis yazılarından birini paylaştığın için teşekkürler canım. Ben bu paylaşıma + ret te veririm. :f40:
    Evet maalesef televizyonu gereğinden fazla izlemek hayatı seyretmek demek. Teknoloji değişti bizler pc başındayız akşamları genelde.Ama pcyi de kuru kuru seyretmiyoruz ki. Yine burada sohbetimiz oluyor,birşeyleri paylaşıyoruz sanal da olsa.En azından televizyon seyretmekten iyi diye düşünüyorum.
     



  5. İki türlü hayat var:

    1. Yaşanan hayat,
    2. Seyredilen hayat.

    Sanırım seyredilen daha fazla.. üzerinde düşünülmesi gereken bir yazı bu güzel paylaşım için teşekkürler Çilek..
     



  6. Haberler dışında tv izlemiyorum desem çok doğru bir tabir olur benim için.İnternet konusuna gelince; İnsan birşeyler almak,paylaşmak,öğrenmek isterse eğer, interneti doğru kullanarak bunu başarabilir.Buradaki paylaşımların birçoğu yabana atılacak paylaşımlar değil.
    Hani ne demişler; ''Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi''. Bilmediğimiz çok şey var ve ben burada yavaş yavaş hazmederek çok şey öğrendim Ve bu noktada Wish'e katılıyorum.Televizyon seyretmekten iyidir ve (kaliteli programları tenzih ederek) hatta benim nazarımda tv ile kıyaslanamaz bile.
    Düşündürücü ya da en azından düşünmeye sevk edici paylaşımınız için teşekkürler.
     



  7. Akraba ve komşularla ilgi bağı kurun: Onlara ya gidin, ya da onları size davet edin. Sohbetiniz televizyonsuz olsun ki tadı çıksın. Birbirinizi gerçekten tanımaya çalışın. Bilirsiniz, 'Komşu komşunun külüne muhtaçtır.'




    [​IMG] :f40: :f118: teşşekürler ÇİLEK Günümüzün en büyük sorununu açtın..eline sağlık..
     



  8. Can abim döktürmüş sağolsun...
     



  9. teşekkürler çilek güzel bir konuydu ve bende nikah şahidim kimdi diye düşündüm
     



  10. Emeğine sağlık Çilek
    Sanırım pek çoğumuz hayatı sadece izliyoruz
    Paylaşım için teşekkürler.
     




  11. Gerçekten kimdi Blue????? Merak ettimm...
     



  12. Valla ben değildim Bluenun nikah şahidi ama nikahında bulundum yoksa bulunmadım mıydı?
    şaka bir yana okumaya değer bir yazıydı ben hayatımı seyretmeyi tercih ediyorum :f106:
     



  13. güzel bir yazıydı can dündar,ın okunmaya değer yazılarından bir tanesi
    teşekkürler çilek emeğine sağlık
     



  14. Teşekkürler Çilek güzel bir konu.
    Verilen cevaplardan hepimizin biraz hayata ve yaşadıklarımıza karşı suçluluk hissi taşıdığımızı gördüm. Hayat denilen şey dışardan bakmakla yaşanılmaz ki. Seyretmekle olmaz. Çocukken hangimiz arkadaşlarımızı camdan seyrederken mutlu olduk. Onlarla birlikte olmak istemedik mi ? Koşmak, düşmek ..... seyretmek bizi kesmedi. Ben hayatın içinde olmaya gayret edenlerdenim. Oyun oynamak isteyen ve bunun için çaba gösterenlerdenim. Hayata anlam katan anılardır,ailedir, arkadaşlar,dostlar ve yarındaki umutlardır.
    Hayatın içinde olma dileğiyle...
     



  15. hazanım sen benim nikahımda tabi bulundun ayrıca şahitlerimide hatırlıyorum :f196: