Aile Ici Siddet ve Cinsel Istismarin Onlenmesi Sempozyumu Sonuc Bildirgesi

'Kadınca' forumunda RouGe tarafından 10 Ağustos 2009 tarihinde açılan konu


  1. Aile İçi Şiddet ve Cinsel İstismarın Önlenmesi Sempozyumu

    27 Haziran 2009 da Aksaray Barosu ve Adli Bilimciler Derneği işbirligi ile AKSARAY da gerçekleştirilmiş olup, sonuc bildirgesi aşağıdadır.

    Aile, içinde barındırdığı bireylerin fiziksel, sosyal, psikolojik, ekonomik ve cinsel gereksinimlerinin karşılandığı toplumsal bir birimdir.

    Şiddet saldırganlığa dayalı ilkel savunma düzeyinde bir tutumdur.İfade yeteneği olmaması ve yeterli muhakeme geliştirememe sonucu, dürtüsel nitelikte ortaya çıkar.

    Aile içi şiddet, aile içinden bir üyenin başka bir üyenin yaşamını, bedensel veya psikolojik bütünlüğünü, özgürlüğünü tahrip etmeye veya ona ciddi olarak zarar vermeye yönelik her türlü girişimde bulunması veya ihmal etmesidir.

    Aile içi şiddet, kendisini aile olarak tanımlamış bir grup içerisinde; zorlamak, aşağılamak, cezalandırmak, güç göstermek, öfke-gerginlik boşaltmak amacıyla bir bireyden diğerine yöneltilen şiddet davranışı olarak da tanımlanabilmektedir.

    Artık eski eş, eski nişanli, eski kız ya da erkek arkadaş kavramlarının da aile içi şiddet kapsamına girmesi 4320 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği ile gündeme gelmiştir.
    Aile içi şiddet ülkemizi ve dünyanın sorunlarından biridir.

    Aile içi şiddet en yaygın insan hakları ihlalidir. Aile içi siddet herkesin başına gelebilir. Bununla birlikte en cok yaşayanlar;
    KADINLAR,
    ÇOCUKLAR,
    SAKATLAR,
    YAŞLILAR ... dır

    * Hastane acil servislerinde tedavi edilen her 9 kadından biri
    * Ayakta tedavi veren kurumların acil servislerinde muayene edilen her 7 kadından biri
    * Her 5 gebenin biri
    * İstismar nedeniyle başvuran çocukların yarısının annesi
    * İntihar girişiminde bulunan her 3 kadından biri
    Psikiyatri hastalarının %40-70’i aile içi şiddet kurbanıdır.

    Aile İçi Şiddet;
    * Tüm sosyokültürel ve ırklarda görülmektedir.
    * Tüm yaş grupları maruz kalabilmektedir.
    * Daha cok kadınlar maruz kalır.
    Bununla birlikte çok daha fazlası raporlanmamaktadır.

    Şiddetin olduğu bir aile, şiddetin yaşanacağı çok sayıda aileyi üretir.

    Aslında sağlık profesyonelleri ile her karşılaşma, olası şiddete maruz kalma olasılığı olan grubu taramak, tanımak ve çözümü güçleşecek sorunlar çıkmadan korunmayı sağlamak için bir fırsattır.

    Cinsel Suçlar İçerisinde Saptanması En Zor Olan Ve Çoğunlukla Gizli Kalan Olgular Genellikle Çocuğa Yönelik Cinsel İstismar Ve Sömürü Vakalarıdır..

    Çocuklara yönelik cinsel istismar vakaları diğer istismar türlerinde gördüğümüz gibi uzun yıllar tartışılmamış, üzerinde çok geniş ölçüde çalışılmamış ve çeşitli nedenlerden dolayı profesyonel açıdan bir çok güçlükler içeren çok hassas bir konudur.

    Cinsel istismarın fark edilmesi çoğu zaman tesadüfidir. Bu sır, dış dünyanın etkisiyle açığa çıkar.
    Birisinin anormal bir davranışı fark etmesi veya çocuğunun bir fiziksel yaralanma ile doktora getirilmesi sonucu ortaya çıkar.

    Şiddetin oluşmasından önce önleme tedbirleri uygulanmalıdır. Ülkemiz, aile şiddet ve cinsel taciz mağduru bireylerin saldırganlardan korunması amacıyla oluşturulmuş yeterli kurumlara sahip değildir. Bu olanak sağlanmadığı takdirde şiddete maruz kalan kadınlar resmi makamlara müracaat etmekten vazgeçeceklerdir. Bu tür mağdurlara sırf bu nedenle yeterli düzeyde yardımcı olunamamaktadır.

    “ Kadın sığınma evleri ve çocuk sığınma evleri ” açılmasında yerel ve merkezi yönetimler üzerlerine düşen sorumluluğun gereğini yerine getirmelidirler.

    Yaygın ve toplumun her köşesine kapsayan duyarlılaştırma, gruplarını bilgilendirme ve eğitme programları yoğunlaştırılmalıdır.

    Evlilik içi özellikle ve genellikle cinsel olarak kadına şiddet boyutunda kadının resmi nikahla cinsel ilişkiyi kabul ettiği konusunda geri alınamaz bir irade beyanında bulunmuş sayıldığı anlayışı artık terk edilmeye başlamıştır. Kadın evlenmekle vücut bütünlüğü üzerindeki hakkından feragat etmemekte bu yetkiyi eşine devretmiş olmamaktadır. Bu kabul ve uygulamanın mevzuatla buna göre gelişmesi ülkemizin yadsınamaz bir gerçeği olan sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır.

    Aile içi şiddet kapsamındaki fiillerin Türk Ceza Hukuku çerçevesinde cezalandırılması için yasal çerçeve yeterlidir. Önemli olan bu normların somut olaya doğru şekilde uygulanıp, etkili sonuçlar almanın kapısını açmaktır. Bunun için yapılması gereken ise konuya ilgisini arttırmak ve hukukun kendilerine verdiği hak ve yükümlülüklerin neler olduğunu açıkça ortaya koymaktır.

    Vazifesini yerine getirmeyen tüm kamu görevlilerine gerekli hukuki yaptırımlar uygulanmalıdır.
    Aile içi şiddet bir toplumsal problemdir. Tek taraflı bir yaklaşımla çözüm yolunda ilerlenemez. 2006 / 17 sayılı koordinasyon genelgesinin işbirlik kazanması ve genelgede belirtilen iş ve işlemlerin yapılması için bütçelendirilmesi gerekir. Şiddetin özellikle aile içinde meydana gelen kısmının eğitimle çözüleceği kaçınılmaz bir gerçektir. İlgililerin koordinesinde ilköğretim veya ortaöğretimde farkındalik eğitimini verilmesi doğru olacaktır.

    4320 sayılı kanunun uygulanmasındaki tedbir kararlarının kolluğun uygulanabileceği şekle gelmesi, mağduru güçlendirecektir.

    Kriminal laboratuarların en temel görevi sanık veya suçlunun her türlü şüpheden uzak somut delillerle, suçlu olduğunu veya suçsuzluğunu bilimsel ölçüde kanıtlamaktadır.

    Cinsel saldırı olgularında materyal alma işlemi iki ana hedefe yönelik olmalıdır. Bunlardan ilki saldırgana ait sperm, kıl, kan, tükürük gibi örneklerin varlığınun ortaya konması ikincisi ise elde bir sanık veya şüpheli varsa bu örneklerin sanık ya da şüpheliye ait olup olmadığının araştırılmasıdır.

    Cinsel saldırı olgularında hangi bölgeden ve nasıl materyal alınacağı, nelere öncelik verileceği, olayın özelliğine, mağdurun yaşına ve cinsiyetine göre değişiklilik gösterir. Bundan dolayı olaya ilk müdahale eden ve materyal alan görevlilerin bu konularda özel olarak eğitilmiş uzman kişiler olması gerekmektedir.

    Aile içi şiddet konusunda çalışacak emniyette, savcılıkta özel bir birim oluşturulmalı buralarda çalışan insanlar eğitimden geçirilmelidir.

    Mağdurlar tıbbi, hukuki yardım konusunda bilinçlendirilmelidir

    Tüm kurumlar duyarlı hale getirilmelidir

    Sağlık, adliye, karakol gibi kurumların bekleme salonlarına posterler asılmalı ve broşürler bırakılmalıdır.

    Şiddet görmüş kişilere nasıl müdehale edileceğiyle ilgili protokoller geliştirilmeli, tarama testleri oluşturulmalıdır. Kadına destek verebilcek yerek kadın grupları, savcılık, polis, sığınma evleri gibi ilgili tüm kamu ya da tüzel kişi kurumlarla ilişkileri arttırılmalıdır.