Aile Huzuru Kalp Huzuru

'Kadınca' forumunda Semerkand tarafından 1 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Aile Huzuru Kalp Huzuru
    Ailede Huzur Nasıl olur ?
    Yuvaların Huzuru

    Dünya hayatı ebediyete giden yolda kısa bir yürüyüştür. Fakat bu kısa yürüyüş bütün yolculuğun en önemli bölümüdür. Zira bundan sonraki bütün safhalar bu yürüyüşe göre şekillenecek, ebediyet yurdundaki menzilimizi bu kısa yürüyüş belirleyecektir.
    -İnsanoğlunun kul olarak sorumlu bulunduğu vazifeler vardır. Akıl sahibi ve yetişkin her kul, kadın olsun erkek olsun, bu mükellefiyetlerini yerine getirirse ebediyet yürüyüşünün dünya safhasını başarıyla tamamlamış olur.

    Mükellefiyetlerimiz iki ana başlık altında toplanır. Birincisi Rabbimiz, Mevlâmız ve Sahibimiz olan Allah’a karşı vazifelerimiz, ikincisi ise kendimiz ve canlı cansız bütün mevcudat dahil, yaradılmışlara karşı vazifelerimizdir.

    Namaz oruç gibi kişisel ibadetlerimizden güzel ahlâka; akraba ve komşuyu görüp gözetmekten havayı ve suyu kirletmemeye kadar bütün insanî sorumluluklarımız bu iki başlık altında toplanır.

    Bütün bu vazifelerin sıralamasında başlangıç noktası kişinin kendisidir. Kendine dair sorumlulukları göz ardı eden insanın, daha geniş dairede yapıp ettikleri makbul sayılmaz. Yani kişi önce iman edip Rabbine yükümlülüklerini yerine getirerek, güzel ahlâk ve salih amellerle kendi varlık ülkesini imar edecek, sonra en yakınından başlayarak cümle aleme hayır ve güzellikler taşıyacaktır.

    Esasen kendi iç ve dış dünyasını böyle mamur etmiş, ahlâk-ı hamîde ile donanmış bir kişinin varlığı bereket kaynağıdır. Yaşadığı ev, bastığı toprak, yürüdüğü sokak nice ilâhi feyzlere medar olur, rahmeti celp eder.

    . . .

    Kişinin kendine ve insanlığa karşı vazifelerinden biri de evlenmek, salih evlat yetiştirmektir. Allah Rasulü s.a.v. evliliğe büyük önem vermiş ve buyurmuştur ki:

    “Evlenin, çoğalın. Ben ahirette diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övüneceğim.” (Ahmed, İbni Hibban)

    Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, müminlerin hallerini anlatırken şöyle buyurur:

    “Kim tevbe edip yararlı iş işlerse, şüphesiz o, Allah’a gereği gibi yönelmiş olur.

    Onlar yalan yere şahitlik etmezler; faydasız bir şeye rastladıkları zaman yüz çevirip vakarla geçerler.

    Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar.

    Onlar: “Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı ihsan et ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder yap” derler.”

    Furkan suresindeki bu ayetlerin 74’üncüsü evliliğin ve mümin bir ailenin hem şeklini hem hedefini gösterir. “Göz aydınlığı” olarak tercüme edilen ifadenin içinde gönül huzuru, mutluluk, hayır neticelerden kaynaklanan sevinç hali vardır.

    Yalnızlık pek çok bakımdan huzursuzluktur. İnsan tabiatı evlilikle huzur bulur, aile ortamında hayattan tat almaya başlar. Beden ve ruh tatmin olur, manevi yükseliş kolaylaşır, olgunluğun kapıları açılmaya başlar. Fahr-i Kainât Efendimiz ve O’nun yoluna rehberlik eden alimlerin ve salihlerin evliliği ısrarla tavsiye etmeleri bundandır.

    Yeryüzüne hakkın ve adaletin yayılması, vazifelerinin idrakinde olan salih nesillerle mümkündür. Mümin için evliliğin son derece önemli bir hedefi de budur. Eşini seçerken, çocuklarını yetiştirirken bu hedefi daima göz önünde bulundurur. Allah Rasulü s.a.v.’in övüneceğini buyurduğu ümmet, tabiatıyla salih nesillerden oluşan ümmettir.

    . . .

    Mutlu olmak, her insanın en önde gelen arzusudur. Hatta tek arzusudur, denilebilir. Evliliğin temel motivasyonlarından ve hedeflerinden biri de mutlu bir hayat sürmektir.

    Ne var ki zaman geçtikçe evlilikler mutluluk yerine mutsuzluk ve huzursuzluk üretir hale gelmeye başlamış bulunuyor. Pek çok kurum ve kuruluş bunun sebepleri üzerine araştırmalar yapıyor, çözümler üretmeye çalışıyor.

    Elbette insana dair bir sorunu tesbit ve teşhis etmek, çözüm aramak son derece değerlidir. Fakat huzurlu aile arayışında sabır ve kanaat duygularını göz ardı eden yaklaşımların işe yaramayacağını görmek gerekir. Sabır ve kanaat duygusu ise ancak dindarlıkla gelişebilir. Dinî eğitimden uzak yetişen gençler dünya hayatını son nokta olarak gördükleri için, eşleri ve aileleri konusunda da sürekli bir tatmin sorunu yaşamaktalar.

    Biz inanıyoruz ki kanaat duygusuna sahip, kaderine gülebilen kişiye kaderi de gülecektir. Dünyada cenneti inşa etmek çoğu zaman mümkün değildir. Fakat bu yolda iman ve sabırla gösterilen çabalar ebedi cennetin anahtarıdır. Mukaddes Kitabımız’la, Sünnet-i Seniyye ile, kısaca İslâm ahlâkı ile terbiye olmuş nesiller bu dünyada da ebedi hayatta da mutluluğa daima yakındır.

    Anne babalar olarak ileride üzülmek istemiyorsak gençlerimize dinimizi öğretmek zorundayız. “İki cihan saadeti” kavramını, dünya hayatının son durak olmadığını, gerçek mutluluğun cennette yaşanacağını öğretmek zorundayız.

    Diğer taraftan çocuklarımızı, akıl ve iradesiyle hareket edebilen, ayakları üzerinde durabilen, sorunlarıyla baş etme becerisini gösterebilen, olgun bireyler olarak yetiştirip yetiştirmediğimizi kendimize sormalıyız.

    . . .

    Fahr-i Kainât Efendimiz şöyle buyururlar:

    “Müminlerin iman yönünden en üstünü, ahlâkı en güzel olan ve aile ferlerine karşı en merhametli davranandır.” (Ebû Davud, Tirmizî)

    “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı davrananınızdır. Aranızda kendi ailesine en iyi davrananız benim.” (Tirmizî, İbn Mâce)

    Yine Efendimiz s.a.v.’in evli erkeklere nasihati şöyledir:

    “Kadın aslı itibariyle farklı yapıda yaratılmıştır. Onu sürekli aynı halde tutamazsın. Onunla bulunduğu halde geçinmeye bak. Yoksa onu istediğim gibi dosdoğru yapayım dersen kırarsın. Onun kırılması boşamaktır.” (Buharî, Müslim, Tirmizî)

    Hikmet ehli zatlardan Esma b. Hârice rh.a., evlenecek olan kızına şu öğütlerde bulunmuştur:

    “Yavrum, doğdun, büyüdün ve artık yuvandan çıkıyorsun. Hiç tanımadığın birine hayat arkadaşı oluyorsun.

    Sen ona yeryüzü gibi ol, o da sana gökyüzü gibi olsun.

    Sen ona dinleneceği yer ol, o da sana dayanak olsun.

    Sen ona cariye ol, o da sana köle olsun.

    Bir şey isterken çok ısrarcı olma ki sana kızmasın.

    Ondan fazla uzak kalma ki seni unutmasın.

    Sana yaklaştığında sen de ona sokul.

    Onun burnunu kötü kokulardan, kulağını çirkin seslerden, gözünü rahatsız olacağı görüntülerden koru.

    Sende güzel kokular koklasın.

    Senden güzel sözler işitsin.

    Gözü sana her baktığında güzellikler görsün.”

    Eşlerin işte bu ahlâk üzere bulunduğu yuvalar mutluluk ve huzur pınarı olacak, hayırlı nesiller yetiştirecek ve meleklerin duasıyla bereketlenecektir.

    Rabbimizin tevfik ve inayetiyle...
    [​IMG]

    Mübarek EROL • 131. Sayı
    SEMERKAND DERGİSİ -- -www.semerkanddergisi.com -2-