Ahmet Süreyya DURNA

'Biyografi' forumunda ifilla tarafından 4 Temmuz 2009 tarihinde açılan konu


  1. Ahmet Süreyya DURNA

    1954 Doğumlu olan gazeteci-şair Ahmet Süreyya DURNA; Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı Nadır köyünde dünyaya geldi. İlkokul, orta, lise ve imam hatip lisesinden sonra yüksek öğrenimini tamamladı.

    İki dönem, bir siyasi partinin İskenderun ilçe başkanlığını yaptı. Uzun süre Akdeniz Bölgesi Basın Ajansı olarak çalıştı. Bazı gazetelerde belgesel araştırmalarının yanında, kültürel makaleleri yayınlandı. İç ve dış gezileriyle ilgili yazılar kaleme aldı, röportajlar aktardı. Daha sonra belirli aralıklarla köşe yazarlığı icra etti. Anadolu’nun muhtelif yerlerinde çıkan mahalli gazetelerde de kalemiyle hizmetini sürdürdü.

    Mizah, Milli Mücadele, İttihat, Somuncu Baba, Kültür- Sanat, Bengisu, Mefkûre gibi bir çok Edebiyat dergilerinde şiirleri neşredildi ve bazı eserleri bestelendi. Aynı zamanda, bu dalda bir çok ödüller aldı. Afşin Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü görevinde de bulunan Ahmet Süreyya DURNA, makalelerini bir müddet müstear isimle yazdı.

    Evliya Çelebi’ nin Seyahatnamesinde ayak bastığı yerlerin tümünü istisnasız dolaşan Gazeteci-Şair, İskenderun Demir Çelik Fabrikalarından emeklidir ve iyi bir gezgindir.

    Ayrıca Taekwondo milli hakemidir ve sporla iç içe yaşamaktadır. Sosyal faaliyetlerinin dışında, Hat sanatı ve Osmanlı arşivi üzerinde çalışmaları mevcuttur.

    Eserleri: Muzır İkili (hikayeler), Denemeler, Şafak Taarruzu (şiirler) yayınlanmış eserleri arasındadır. “Yalaka Üretim Merkezi” adlı eseri ise basım aşamasındadır.


    ŞİİRLERİNDEN BAZILARI

    DOSTLUK MESAJI

    Dâhilde Trabzon’a, Tonya’ya selâm olsun.
    Mudanya’ya, Kulu’ya, Konya’ya selâm olsun.
    Hariçte Hanya’ya, Kenya’ya, İspanya’ya;
    Hasılı topyekûn dünyaya, selâm olsun.

    Ahmet Süreyya DURNA



    DÜNYA BARIŞINA KATKI

    Neyi paylaşamıyoruz neyi?
    Şu üç günlük kahır dolu dünyada!
    Taşı mı, toprağı mı
    Petrol kuyularını mı
    Ayı mı, güneşi mi, ufukları mı
    Ya da;
    Yorgun, hantal, köhneleşmiş çağı mı?!.

    Neyi paylaşamıyoruz neyi?
    Ekvator çizgisini mi
    Kutupları mı
    Çağdaşlık, uygarlık lâfta mı yoksa
    Kanunlar, nizamlar rafta mı yoksa
    Bilemiyorum da;
    İnsanlığın sonu ne olacaksa?!.

    Oysa paylaşmayı bilenler için;
    Ekmek de var, aş da var yeterince
    Nekesliğe ne gerek
    Ne gerek zorbalığa?!.
    Ekmeği muadil bölenler için;
    Üretime yönelik iş de var yeterince
    Hak hukuk kuralı çiğnenmiyorsa
    Meziyet budur bence!

    Ölüm kusan silahlarla kan dökmek
    Can almak, can taşıyana reva mı?
    Çocuklar öldürülür
    Saf ve masum çocuklar
    Acımasızca tek tek!
    Bomba atmak âşiyâna reva mı?
    Bırakın da gönlünce yaşasın yavrucuklar!

    Özgürlük herkesin ortak paydası
    Belli bir zümrenin değildir tekelinde!
    Zulmün ve esâretin
    İstilâların
    Kime dokunmuş ki faydası?!.
    Dil, ırk, kültür farkı kimin elinde
    Öyleyse nedir bu öfke, bu şiddet, bu kin?

    Aramızdan çekilirse baronlar
    Denge bizim olur, güç bizim olur
    Kızıl derilisi de
    Ve siyah renklisi de
    Hayatın tadını tuzunu anlar
    Huzur, barış ortamında nitekim;
    İnşallah, yeni bir dünya kurulur...

    Ahmet Süreyya DURNA



    KIZILÖTESİ

    Mayın tarlalarında gül derme arzusuyla,
    Düşman bildiklerime gül verme arzusuyla,
    Yaşamak istiyorum savaşsız bir dünyada,
    Namluların ucunda gül görme arzusuyla.

    Ahmet Süreyya DURNA


    AŞK SİTEMİ

    Bırak! senin için yansın yüreğim,
    Ne olur, su dökme aşk közüme yâr!
    ***
    Düştüğümden beri sevda çölüne,
    Neler konuşulur bak izime yâr!
    ***
    Dolaşır üstümde kara bulutlar,
    Şimşekler çakanda can özüme yâr!
    ***
    Kolay mı katlanmak infirakına,
    Hayâlin görünür hep gözüme yâr!
    ***
    Harcıâlem lütuf beklemiyorum,
    Yeter ki birazcık gül yüzüme yâr!
    ***
    İstirhamım ömürde bir kefâret,
    Muallâ başını koy dizime yâr!
    ***
    Gayr-i samimilik yapım değildir,
    Sadâkat yükledim her sözüme yâr!
    ***
    Kâbuslar kuşatır çevre yanımı,
    Geceler ağmada gündüzüme yâr!
    ..................................................
    Bırak! senin için yansın yüreğim,
    Ne olur, su dökme aşk közüme yâr!

    Ahmet Süreyya DURNA



    FARKLI BAKIŞ

    An gelir sanki bir firarî gibi
    Kaçarım can havli ben, benliğimden
    Sen olunca güzelliğin sâhibi
    Utanırım kendi çirkinliğimden

    Ahmet Süreyya DURNA



    KALBİM ANADOLU

    Beni başka dünyalarda arama!
    Ben Anadolu’mun yöresindeyim.
    Şehit kanlarıyla sulanmış olan,
    Cana bedel metre karesindeyim.
    ***
    Gövdeye muhâlif kolda işim yok,
    Meyvesiz kupkuru dalda işim yok,
    Yozlaşmaya giden yolda işim yok,
    Hep o değişmeyen töresindeyim.
    ***
    Bâzen bir seyyahım Tuna boyunda,
    Bâzen yıkanırım Fırat suyunda,
    Duru göllerinde, deli çayında,
    Çağıl çağıl akan deresindeyim.
    ***
    Çamlı bellerine çıktığım zaman,
    Turacına tüfek sıktığım zaman,
    Pembe ufuklara baktığım zaman,
    Ömrümün en mâkul süresindeyim.
    ***
    Aklım bozkırlara takıldı yine,
    Ruhum odaklandı kaval sesine,
    Öyle kapıldım ki câzibesine,
    Bilmiyorum şu an neresindeyim?
    ***
    Yurdum kandilidir yürek yağımın,
    Düğüm noktasıdır gönül bağımın,
    Saklıyım renginde al bayrağımın,
    Mehmetçiğin mavi beresindeyim.
    ***
    Çeyiz sandığıyım Döndü, Döne’min,
    Yazmayım başında nazlı Senem’in,
    Ayşe’min, Fatma’mın, gül Emine’min,
    Kumaş fistanının hâresindeyim.

    Ahmet Süreyya DURNA



    İHRAÇ KARARI

    Destursuz bağa giren bizden değildir dostum
    Ser vermeden sır veren, bizden değildir dostum
    Allah’ın yarattığı eşref-i mahlûkatı
    Horlayıp hakir gören, bizden değildir dostum

    Ahmet Süreyya DURNA



    YAŞLILARIN CİLVESİ

    Rahmetli dedem derdi ki “Bak oğlum!
    Şu gördüğün mertek, şu hezan var ya?
    Şu karşı ki dağın ağaçlarıydı.
    Gönül atlasımı ilk çizen var ya?”
    Ninemi göstererek:
    “Şu koca karının mor saçlarıydı”

    Rahmetli ninem derdi ki “Bak oğlum!
    Beni tek inciten, tek üzen var ya?
    O yıllar söylenen aşk suçlarıydı.
    Gönül kovanımda ilk gezen var ya?”
    Dedemi göstererek:
    “Aha şu haşarı kızıl arıydı!”

    Ahmet Süreyya DURNA


    TEZAD

    Kimi bolluk denizinde yüzerken
    Kimi boğulmakta bir kaşık suda
    Kimi kaldırımda uyur gezerken
    Kimi gökdelende derin uykuda

    Ahmet Süreyya DURNA
     



  2. Cevap: Ahmet Süreyya DURNA

    Güzel paylaşım için teşekkürler.