Ahmet Kaya Şarkıları

'Şarkı Sözü' forumunda ZORBEY tarafından 29 Kasım 2009 tarihinde açılan konu


  1. Ahmet Kaya Şarkı Sözleri
    Ahmet Kaya Tüm albümleri
    Ahmet Kaya Şarkıları

    Potbori) Fabrika Kızı, Cama Çıkma, Fabrika Önü

    Bir mavi otobüs gelirdi
    Seni alır giderdi
    O mavi otobüs var ya
    Seni alır giderdi

    Kaldırımlar kaldırımlar varya
    Seni alır giderdi
    O mavi otobüs varya
    Seni alır giderdi

    Fabrikada tütün sarar sanki kendi içer gibi
    Oturmuşta hayal kurar bütün insanlar gibi
    Cama cama
    Cama çıkma sevdiğim

    O fabrikanın onu varya
    O kalabalık insanlar varya
    Seni alır giderdi
    Saat 6''yı 10 geçe varya

    O mavi otobüs varya
    O insanlar varya
    Seni alır giderdi

    Fabrikada tütün sarar
    Sanki kendi içer gibi
    Oturmuşta hayal kurar
    Bütün insanlar gibi



    Acı Ninni

    Uyusun ha iyi büyüsün
    Camlar buğulanmasın
    Sen uyu uyusun
    Bulutlar uyanmasın
    Işıklar uyanmasın
    Camlar buğulanmasın.

    Sen uyu, uyanmasın
    İstanbul uyusun
    Karagümrük uyusun
    Fatih uyusun
    Atatürk bulvarında
    Rüyalar büyüsün.

    Sen uyu, uyusun
    İstanbul uyanmasın
    Gemiler uyanmasın
    Camlar buğulanmasın
    Cibali uyanmasın
    Kalbim buğulanmasın
    Gemiler uyanmasın
    Camlar buğulanmasın.



    Acılara Tutunmak

    Acı çekmek özgürlükse
    Özgürüz ikimiz de
    O yuvasız çalıkuşu
    Bense kafeste kanarya

    O dolaşmış daldan dala
    Savurmuş yüreğini
    Ben bölmüşüm yüreğimi
    Başkaldıran dizelere

    Aramakmış oysa sevmek
    Özlemekmiş oysa sevmek
    Bulup bulup yitirmekmiş
    Düşsel bir oyuncağı

    Yalanmış hepsi yalan
    Yalanmış hepsi yalan
    Sevmek diye bir şey varmış
    Sevmek diye bir şey yokmuş

    Acı çektim günlerce
    Acı çektim susarak
    Şu kısacık konuklukta
    Deprem kargaşasında

    Yaşadım birkaç bin yıl
    Acılara tutunarak
    Acı çekmek özgürlükse
    Özgürüz ikimiz de

    Acılardan arta kalan
    İşte bu bakışlarmış
    Buğu diye gözlerimde
    Gün batımı bulutlarmış




    Ada Sahilleri

    Ada sahillerinde bekliyorum
    Her zaman yollarını gözlüyorum
    Seni senden güzelim istiyorum
    Beni şad et şadiye başın için
    Her zaman sen yalancı ben kani
    Her zaman orta yerde bir mani
    Her zaman sen uzakta ben müştak
    Her tellakide bir hayalin berrak
    Nerede o mis gibi leylaklar
    Sararıp solmak üzere yapraklar
    Bana mesken olunca topraklar
    Beni yad et güzelim başın için
     



  2. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Adı Bahtiyar

    Geçiyor önümden sirenler içinde
    Ah eller üstünde çiçekler içinde
    Dudağında yarım bir sevdanın hüznü
    Aslan gibi göğsü türküler içinde
    Rastlardım avluda hep volta atarken
    Cıgara içerken yahut coblanırken
    Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
    Çocukça sevdiği çiçeği sularken
    Diyarbakırlıymış adı Bahtiyar
    Suçu saz çalmakmış öğrendiği kadar
    Geçiyor önümden gül yüzlü Bahtiyar
    Yara aldığı yerde kalan sazı kadar
    Beni tez saldılar o içerde kaldı
    Çok sonra duydum ki Yozgatta sürgünde
    Ne yapsa etse üstüne gitmişler
    Mavi gök yüzünü ona dar etmişler
    Gazetede çıktı üç satır yazı ile
    Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
    Birileri ona ölmedin diyorda
    Ölüm ilanında hüzünle gülüyordu




    Adı Yılmaz

    Dalyan gibi bir çocuktu
    Benim gözümde küçüktü
    Küstüde dağlara çıktı
    İner mi inmez mi bilmem

    Şimdi dağların tozudur
    Belki isyanın sazıdır
    Halen kalbimde sızıdır
    Diner mi dinmez mi bilmem

    Adı Yılmaz kendi yılmaz
    Makamı yok dem tutulmaz
    Dağlara soru sorulmaz
    Döner mi dönmez mi bilmem

    Mavi gözleri boncuktur
    Ölüm korkusu şuncuktur
    Azrail atı kancıktır
    Biner mi binmez mi bilmem

    Parkasına kar yağmıştır
    Bir kenarda ağlamıştır
    Belki elleri yanmıştır
    Söner mi sönmez mi bilmem

    Adı Yılmaz kendi yılmaz
    Makamı yok dem tutulmaz
    Dağlara soru sorulmaz
    Döner mi dönmez mi bilmem




    Ağladıkça

    Dağlarda öfkeli başım
    Serhatta hep akşam oluyor
    Nasipsiz kıştan mı
    Yağmurdan mı yoksa aşktan mı

    Ağladıkça ağladıkça, dağlarımız yeşerecek
    Görecek göreceksin, ağladıkça ağladıkça
    Geceyi tutacağız, görecek göreceksin
    Ağladıkça ağladıkça güneşi tutacağız
    Görecek göreceksin

    İlk yazda bitti telaşım
    Alnımda hep kavga duruyor
    Vakitsiz hırstan mı
    Bahardan mı yoksa aşktan mı

    Ağladıkça ağladıkça, bozkırlar yeşerecek
    Görecek göreceksin, ağladıkça ağladıkça
    Güneşi tutacağız, görecek göreceksin




    Ağlama Bebeğim

    Ağlama bebek, ağlama sende
    Umut sende yarın sende.
    Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye,
    Bu suskunluk, bu durgunluk, sıkıntın niye.

    Çok uzakta öyle bir yer var
    O yerlerde mutluluklar
    Paylaşılmaya hazır
    Bir hayat var.

    Ağlama bebeğim ağlama sende
    Acı sende hasret sende.
    Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye,
    Bu küskünlük, bu dargınlık, kızgınlık niye.
     



  3. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Ah

    Yüzünün yarısı göz kadife yansımalı
    Bulutlu siyah ah bulutları eflatun
    O boy aynasından çıktı fransızın malı
    Vişne asidi vardı tadında rujunun
    Ah sinema yıldızı filan olmalı
    Ağızlığı kristal son derece uzun
    Bir kibrit çakıldı mı ah yağmurluklu kız
    Alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor
    Ah çocuk yüzünde gül goncası ağız
    Saçlarından incecik su tozu dökülüyor
    Sığınak gibi derin ağaçlar gibi yalnız
    Karartma başlamış ışıklar örtülüyor
    Ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu
    Kırkmaları morsalkım göz kapakları saydam
    Çok vapurun battığı bir liman orospusu
    Bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam
    Ay ışığında deniz akordeon solosu
    Pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam
    Görkemli çadırında italyan lunaparkın
    Sanki zeytin düşürür yerlere gözlerini
    Ah tahtına kurulmuş bol sakallı bir kadın
    Sutyenler tutmuyor çılğın göğüslerini
    Kaşları ip incesi kumral kirpikleri kalın
    Kim görse şaşırır sakalının süslerini
    Tavana asılmış sosyalist saçlarından
    Ah sabah sabah omuzları kan içinde
    İşkence sonrası genç bir kadın militan
    Yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde
    Adı bile çıkmamış dudaklarından
    Doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde





    Ah Ulan Rıza

    Neden hala gelmedi?
    Saati mi şaşırdı bu hıyar?
    Gerçi hiç saati olmadı ama..
    En azından birine sorar.
    Cebimde bir lira desen yok!
    Madara olduk meyhaneye
    Ahh eşek kafam benim.
    Nasıl da güvendik bu hergeleye?
    Gelse balığa çıkacaktık
    Ne çekersek kızartıp rakıyla yutacaktık.
    Kafamız tam olunca şarkılar döktürüp,
    Enterasan hayellere dalacaktık.
    Bu sandalı geçen hafta çalıntıdan düşürdük
    Arkadaşlar ısrar etti,
    Biz de iyi olur, bize uyar diye düşündük.
    Saat sekizde gelecekti.
    Bana beş milyon borç verecekti..
    Yoksa O nemrut karısıkaçtı da,
    Onun peşinden mi gitti?
    Eğer öyleyse yandık!
    Gudubet gene yaptı yapacağını!
    Geçen sene merdivenden itip
    Kırmıştı Rıza’nın bacağını
    Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
    Ya da horlarken Rıza’yı boğacak.
    Bak şimdi acıdım, aşkolsun adama...
    Ben olsam vallahi başedemem!
    Hele beş tane velet var ki boy boy,
    Allah’tan düşmanıma dilemem
    Aslında iyi çocuktur Rıza , efendi huyludur.
    Herkesin suyuna gider.
    Yoksa, kalıba vursan hani,
    Tek başına on tane adam eder.
    Bir keresinde hiç unutmam,
    Üç beş zibidi haraca dadandı.
    Rıza sandalyeyi kaptığı gibi
    Herifleri hastaneye kadar kovaladı!
    Aynı mahallede büyüdük,
    Aynı kızları sevdik,
    Aynı kafadaydık.
    Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu.
    Biz başka havadaydık.
    Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
    Aynı takımı tutardık.
    Fener’in maçına iddiaya girer,
    Millete az mı yemek ısmarlattık.
    Bir tek askerde ayrı düştük.
    Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.
    Döner dönmez evlendirdiler,
    En büyük salaklığı da bu oldu.
    Ben se hiç düşünmedim, zaten param yoktu.
    Hep tek tabanca gedim...
    Benim beğendiğimi anam istemedi,
    Onun gösterdiğini ben sevmedim.
    Neyse bunlar derin mevzu..
    Anlaşıldı bu herif gelmeyecek
    Ufaktan yol alayım.
    Anam evde yanlız, şimdi meraktan ölecek.
    Gittim, vurdum kafayı yattım.
    Rüyamda gördüm gülümseyerek geldiğini...
    Ne bilirdim yolda kamyon çarpıp,
    Hastaneye kavuşmadan can verdiğini?!
    Vay be Rıza...........
    Sonunda sen de düştün Azrail’in peşine!
    Dün boşuna günahını almışım.
    Ne olur kızma bu kardeşine...
    Öğlen kahvede söylediler. Rıza ölmüş! dediler.
    Ne kolay söylediler.
    Sanki dev bir taş ocağını,
    Kökünden dinamitleyip, üstüme devirdiler!
    Ahh dostum... O kocaman gövdene
    O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
    O zalim tabutun tahtalarını,
    Senin üzerine nasıl böyle çivilediler?
    Yani sen şimdi gittin!...
    Yani bir daha olmayacak mısın?
    Yani bir daha borç vermeyecek,
    Rakı ısmarlamayacak mısın?
    Peki, beni kim kızdıracak?
    Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
    Peki, beni bu köhne dünyada
    Senin anladığın kadar kim anlayacak?
    Ulan Rıza.....
    Ne hayallerimiz vardı oysa...
    Ne acayip şeyler yapacaktık.
    Totoyu bulunca dükkan açıp,
    Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.
    Talih yüzümüze gülecekti be...
    Karıyı boşayıp,
    Sıfır bir Mercedes alacaktık.
    Hafta sonu iki yavruyu kapıp
    Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık.
    Ah ulan Rıza.......
    Bu mahallenin nesini beğanmedin de,
    Öte yana taşındın?
    Arasıra gıcıklaşırdın ama inan...
    Benim en kral arkadaşımdın.
    Ulan Rıza....ben şimdi bu koca deryada tek başıma ne halt
    ederim?
    Senden ayrılacağımı sanma...
    Birkaç güne kalmaz ben de gelirim.



    Aklanacak Dünya

    Alnının orta yerinde
    Bir azap dövmesi hayat
    Ve kader
    Acının
    Çilenin harmanıdır
    Yiğitlik zulmün sofrasında
    Dayanmak da
    Direnmek de
    Yarın bunları böyle yazacak

    Yarın bunları böyle yazacak
    Aklanacak direnme günleri
    Kavga aklanacak
    Aklanacak dost da
    Düşman da
    Gökyüzü kandan
    İrinden azade
    Gökte
    Suda
    Toprakta
    İlk cemre ile
    Aklanacak dünya

    Zordur zorbalığı omuzlamak
    Yokluğu
    Acıyı omuzlamak
    Gönül vermek ateş kusan kavgaya
    Bir idam fermanı gibi belalı
    Uzak bir umut gibi yalnız
    Ve mayın gibi döşenmek
    Hesabı kitabı görülmüş
    Zincirlenmiş dağlara

    Sonra dostun nice dost
    Düşmanın nice düşman olduğunu görmek
    Fırtınayı
    Tufanı göğüslemek
    Yenilmemek
    Yıkılmamak
    Zordur
    Açlığın gencecik gelinlere pusu
    Ve körpe canlara mezar olduğu
    Anasını sattığımın dünyasında
    Dayanmak
    Direnmek
    Ve bir bayrak gibi gerilmek
    Zulmün
    Zorbalığın
    Dönekliğin önüne
    Zor olan bir şey daha var elbet
    Alnının orta yerinde
    Hıyanetin mührü
    Ve göğsünün gürültüsünde
    Korku yatarken
    Aydınlık günleri düşlemek
    Sevgiyle
    İçtenlikle öpmek çocukları
    Ve dünyaya
    Gururla bakabilmek

    Kimseyi suçlamayacaksın elbet
    Umut kör kuyulara tutsak
    İnanç zindana zincirlenmişse
    Kör bir bıçak gibi çaresiz
    Boş silahlar gibi yaslıysalar
    Yorgunsalar
    Bin yılların köleliğinden
    Şifresi çözülmeyen bir haber gibi
    Gözlerinin içinde duracaksın
     



  4. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Al Öfkemi


    Her sürgünün gözlerine
    Bu sebepten ah geceye
    Kanatlanmış güvercine
    Kırılacağım, kırılacağım
    Yeter ki bil sen

    Yorgun alnımda şafaklar
    Bir düş kursun arkadaşlar
    Bırak iz sürsün şarkılar
    Yeter ki bul sen

    Mahpushane duvarlarına
    Hüznümü yazacağım
    Her gün seni düşünüp
    Yok olacağım

    Al öfkemi koy yanına
    Günü düşür dağlarıma
    Haydi, dokun gözyaşıma
    Ağlayacağım, ağlayacağım
    Yeter ki gül sen




    Alnında Dağ Ateşi

    Alnını dağ ateşiyle ışıtan dostum
    Yüzünü kan ile yıkayan dostum
    Senin uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
    Benim yüreğimi harmanlayan isyan olsun
    Simdi dingin gövdende büyüyen sessizlik
    Ellerimde patlamaya sabırsız mavzer olsun
    Basini omuzuma yasla
    Gögsümde tasiyayim seni
    Gövdem gövdene
    Gövden gövdeme can olsun




    Amanın Minnoş

    Dağda keklik avlarım
    Tabancamı yağlarım
    Ben bir öksüz oğluyam
    Gençliğime yanarım
    Amanım minnoş, minnoş
    Yaktın beni minnoş.

    Yine oldu akşamlar
    Eğleniyor gagoşlar
    Vay benim deli gönlüm
    Nerelerde akşamlar
    Amanım minnoş, minnoş
    Yaktın beni minnos

    Zalım ağlattı beni
    Derde bağlattı beni
    En yoksul&kötü günlerimde
    Bıraktı gitti beni
    Amanım minnoş, minnoş
    Yaktın beni minnoş.



    Amenna (Yaşayanlar Bir Gün Ölür)

    Yaşayanlar bir gün ölür
    Bir gün ölür elbette
    Ağaçlarla balıklarla
    Kuşlarla ben amenna

    Ağlayanlar bir gün güler
    Bir gün güler elbette
    Uyanmakla anlamakla
    Bilmekle ben amenna

    Kısa çöp uzun çöpten
    Hakkını alacak elbette
    Direnmekle güvenmekle
    Barışla ben amenna
     



  5. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    An Gelir

    Paldır küldür yıkılır bulutlar
    Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
    O eski, o eski heyecan ölür
    An gelir biter muhabbet
    Şarkılar susar heves kalmaz
    Şataraban ölür

    Şarabın gazabından kork
    Çünkü fena kırmızıdır
    Kan tutar & tutan ölür
    Sokaklar kuşatılmış
    Karakollar taranır
    Yağmurda bir militan ölür

    An gelir
    Ömrünün hırsızıdır
    Her ölen pişman ölür
    Hep yanlış anlaşılmıştır
    Hayalleri yasaklanmış
    An gelir şimşek yalar
    Masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
    Direkler çatırdar yalnızlıktan
    Sehpada pir sultan ölür
    Son umut kırılmıştır
    Kaf dağı' nın ardındaki
    Ne selam artık ne sabah
    Kimseler bilmez nerdeler
    Namlı masal sevdalıları
    Evvel zaman içinde
    Kalbur saman ölür
    Kubbelerde uğuldar baki
    Çeşmelerden akar sinan
    An gelir
    -la ilahe illallah-
    Kanuni süleyman ölür
    Görünmez bir mezarlıktır zaman
    Şairler dolaşır saf saf
    Tenhalarında şiir söyleyerek
    Kim duysa & korkudan ölür
    -tahrip gücü yüksek-
    Saatli bir bombadır patlar
    An gelir
    Attila ilhan ölür



    Arka Mahalle

    Ağladım gözyaşlarım döndü denize
    Ben derdimi kimseye söyleyemedim
    Kurşunlara gelirken arka mahallede
    Düştüm de yerlere bir of demedim

    Başıma neler geldi sana diyemedim
    Beni kaç kere dövdüler
    Adını söylemedim of of of of
    Yıkılsın evin

    Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe
    Yine de bu yangını söndüremedim
    Bağıra bağıra yazdım seni içime
    Bir kez olsun yüzünü güldüremedim




    Arpa Orağa Geldi

    Arpa orağa geldi
    Zülüf tavafa geldi
    Kalkın selama durun
    O yar odama geldi

    Değirmen kentli olur
    Yar seven dertli olur
    Seversen bir güzel sev
    Güzel mürvetli olur

    Arpalar dize kadar
    Yarim gel bize kadar
    Sana bir çorap aldım
    Topuktan dize kadar



    Ay Gidiyor

    Canım ey canım ey
    Canım eylen ey
    Evimi başıma yıkıp giden hey

    Kapkara büyürken
    Geceler derinden
    Canımı içimden
    Alıp giden hey

    Ay gidiyor
    Güllerim kanıyor
    Gün yüzünü dönüyor

    Ay gidiyor
    Günlerim yanıyor
    Gül yüzün dönmüyor

    Canım ey canım ey
    Yanan ömrüm ey
    İçime ateşi
    Koyup giden hey

    Sessizce büyürken
    Avluda cehennem
    Güneşi koluna
    Takıp gelsen hey
     



  6. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Ay Karanlık

    Maviye
    Maviye çalar gözlerin,
    Yangın mavisine
    Rüzgârda âsi.
    Körsem,
    Senden gayrısına yoksam,
    Bozuksam,
    Can benim, düş benim,
    Ellere nesi?
    Hadi gel,
    Ay karanlık...
    İtten aç,
    Yılandan çıplak,
    Vurgun ve belâ
    Gelip durmuşsam kapına
    Var mı ki doymazlığım?
    İlle de ille
    Sevmelerim,
    Sevmelerim gibisi?

    Oturmuş yazıcılar
    Fermanım yazar
    N'olur gel,
    Ay karanlık...
    Dört yanım puşt zulası,
    Dost yüzlü,
    Dost gülücüklü
    Cıgaramdan yanar,
    Alnım öperler,
    Suskun, hayın, çıyansı,
    Dört yanım puşt zulası,
    Dönerim dönerim çıkmaz.

    En leylim gecede ölesim tutmuş,
    Etme gel,
    Ay karanlık...


    Aynı Daldaydık

    Saat 21'i vuranda
    Burada kan panalar çalardı
    Burada.
    Burada hasret ve dert
    Sen nerdeydin?

    Bugün
    Bugün görüş günümüz
    Herkes geldi, sen nerdeydin?

    Aynı daldaydık
    Aynı daldaydık
    Aynı daldan düştük ayrıldık
    Aramızda yüzyıllık zaman
    Yol yüzyıllık

    Tam yüzyıl
    Tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
    Gözlerin içimde durmayalı.
    Dokunmayalı sıcaklığına karnının
    Tam yüzyıldır bekler beni bu şehirde bir kadın
    Aynı daldaydık
    Aynı daldaydık
    Aynı daldan düştük ayrıldık
    Aramızda yüzyıllık zaman
    Yol yüzyıllık



    Ayrılığın Hediyesi

    avutulmuş çocuklar çoktan sustu
    bir ben kaldım tenhasında gecenin
    avutulmamış bir ben...

    şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
    ki bu yaşlar
    utangaç boynunun kolyesi olsun
    bu da benim sana
    ayrılırken hediyem olsun

    soytarılık etmeden güldürebilmek seni
    ekmek çalmadan doyurabilmek
    ve haksızlık etmeden doğan güneşe
    bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
    mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
    şimdi iyi niyetlerimi
    bir bir yargılayıp asıyorum
    bu son olsun be..bu son olsun!
    bu da benim sana
    ayrılırken hediyem olsun!

    şimdi saat yokluğunun belası
    sensiz gelen sabaha günaydın!
    işi-gücü olanlar çoktan gitti
    bir ben kaldım voltasında sensizliğin
    hiç uyumamış bir ben...

    şimdi dişlerimi sıkıp
    dudaklarıma kanamayı öğrettim
    ki bu kızıl damlalar
    körpe yanağında bir veda busesi olsun
    bu da benden sana
    heba edilmiş bir aşkın
    son nefesi olsun...

    kafamı duvara vurmadan
    tanıyabilmek seni
    beyninin içindekileri anlayabilmek
    ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
    bütün saatleri öylece durdurabilmek için
    çıldırasıya paraladım kendimi
    lanet olsun!
    artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
    olsun be! ne olacaksa olsun!
    bu da benim sana
    ayrılırken şikayetim olsun

    gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun
    her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim
    sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla
    bu benden son dua
    bu benden ayrılık hediyesi olsun
     



  7. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Ayrılık Hediyesi


    Şimdi saat sensizliğin ertesi
    Yıldız doğmuş gökyüzü ay-aydın
    Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
    Bir ben kaldım tenhasında gecenin
    Avutulmamış bir ben...
    Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
    Ki bu yaşlar
    Utangaç boynunun kolyesi olsun
    Bu da benden sana
    Ayrılığın hediyesi olsun...
    Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
    Ekmek çalmadan doyurabilmek
    Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
    Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
    Mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun...
    Şimdi iyi niyetlerimi
    Bir bir yargılayıp asıyorum
    Bu son olsun be.. bu son olsun!
    Buda benim sana
    Ayrılırken muazeretim olsun!
    Şimdi saat yokluğunun belası
    Sensiz gelen sabaha günaydın!.
    İşi-gücü olanlar çoktan gitti
    Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
    Hiç uyumamış bir ben...
    Şimdi dişlerimi sıkıp
    Dudaklarıma kanamayı öğrettim
    Ki bu kızıl damlalar
    Körpe yanağında bir veda busesi olsun
    Bu da benden sana
    Heba edilmiş bir aşkın
    Son nefesi olsun..
    Kafamı duvara vurmadan
    Tanıyabilmek seni
    Beyninin içindekileri anlayabilmek
    Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
    Bütün saatleri öylece dondurabilmek için
    Çıldırasıya paraladım kendimi
    Lanet olsun!
    Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
    Olsun be! ne olacaksa olsun!
    Bu da benim sana
    Ayrılırken şikayetim olsun!



    Bacalar & Kara Toprak (Mamoş)

    bizim evin bacaları aman aman kader
    yanmaz oldu sobaları aman aman kader
    yarim gitti gelmez oldu aman aman kader
    bu da bana bin dert oldu aman aman kader.

    bahçelerde yeşil yaprak
    mamoş giyer kara kaban
    gel ikimiz sarılalım
    en sonumuz kara toprak
    eyvah eyvah mamoş eyvah
    doktor getir yarama bak.

    ben kapıyı araladım
    ben bahtımı karaladım
    eyvah eyvah eyvah eyvah
    ben mamoşu yaraladım
    uyan mamoş uyan uyan.

    pencereden bir taş geldi
    ben zannettim mamoş geldi
    uyan mamoş uyan uyan
    başımıza neler geldi
    eyvah eyvah mamoş eyvah
    doktor&tabip getir yarama bak.



    Bahtiyar

    Geçiyor önümden
    Sirenler içinde
    Ak eller ustunde
    Çiçekler içinde
    Dudaginda yarım
    Birsevdanın hüznü
    Aslan gibi gögsü türküler içinde
    Rastlardım avluda
    Hep volta atarken
    Cigara içerken yahut coplanırken
    Kimseyle konuşmaz
    Dal gibi titrerdi
    Çocukça sevdiği çiçeği sularken
    Diyarbakırlıymış adı bahtiyar
    Suçu saz çalmakmış
    Öğrendiğim kadar
    Geçiyor önümden gül yüzlü bahtiyar
    Yaralıyım yerde kalan sazı kadar
    Benide saldılar o kaldı içerde
    Çok sonra duydum ki
    Yozgatta sürgünde
    Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
    Mavi gökyüzünü ona dar etmişler
    Gazete çıktı üç satır yazıyla
    Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
    Birileri ona ölmedin diyordu
    Ölüm ilanında hüzünle gülüyordu...
     



  8. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Başım Belada

    Bugün düsünemiyeceğin kadar başım belada
    Köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmada
    İler-tutar yani yok (2)
    Fişlenmişim adım-eşkalim bilinmekte
    Üstelik göğsümde yani tam şuramda
    Kirli sakalıyla bir eşkiya gezinmekte
    Başım belada
    Adamın biri vurulmuş sokakta
    Cebinde adresim bulunmuş
    Başım belada
    Tabancamı unutmuşum helada
    Nerden baksan tutarsızlık (2)
    Nerden baksan ahmakça
    başım belada
    üzerime kan sıçramış doğarken
    uykularım yarıda kalmış
    başım belada
    senelerce kuralsız yaşamışım
    nere gitsem çaresi yok (2)
    nere gitsem çaresi yok yanmışım

    Sevdim inanamayacağın kadar seni esmer kız
    Kirpiklerimde çırpınan şu tuzlu gözyaşımda
    İhanetin adı yok(2)
    Neylersin ki çember daralmakta
    Şimdilik hoşçakal yaban çiçeğim
    Yasal mermisiyle bir komiser yaklaşmakta

    Başım belada
    adamın biri vurulmuş sokakta
    cebinde adresim bulunmuş
    başım belada
    tabancamı unutmuşum helada
    nerden baksan tutarsızlık (2)
    nerden baksan ahmakça
    başım belada
    üzerime kan sıçramış doğarken
    uykularım yarıda kalmış
    başım belada
    senelerce kuralsız yaşamışım
    nere gitsem çaresi yok (2)
    nere gitsem çaresi yok yanmışım
    başım belada



    Başkaldırıyorum

    Cevap veriyorum
    Eli böğründe analardan
    Mahpuslardan ve acılardan
    Çokça bahsediyorum
    Çünkü başını kuma
    Saklayanlardan tiksindim
    Başkaldırıyorum.
    Yine söylüyorum
    Kırmızı rujlu sokakların
    Aşağılık pazarlıkların
    Adı anılmayacak benle
    Bir çiçeğim halk ormanında fışkırdım
    Başkaldırıyorum.
    Ben bir bıçak ucuyum
    Kavga vermiş halkına
    Başkaldırıyorum işte&hey
    Varın benim farkıma.
    Yine söylüyorum;
    Gözü bağlanmış korkulardan
    Yasaklardan baskılardan
    Asla irkilmiyorum
    Çünkü kan emici yarasadan çıldırdım
    Başkaldırıyorum.
    Yemin ediyorum;
    Üç kağıtçının pezevengin
    Teslimiyetin ve milletin
    Yolu uğramayacak bana
    Bir dalgayım halk denizinde köpürdüm
    Başkaldırıyorum.
    Ben bir namlu ağzıyım
    Omuz vermiş halkına
    Başkaldırıyorum işte&hey
    Herkes varsın farkına.

    Söz : Yusuf Hayaloğlu Müzik : Ahmet Kaya


    Ben Anadoluyum

    Kaç bin yıldır yağmur akar gözlerimden
    Yinede ıslanmadı bir tek gün bile kirpiklerim
    Kapına geldim beni bağışla
    Kapına geldim
    Nergislerini ateşe verdiler biliyorum
    Hasretim acım sancım
    Oy gene yandım gene yandım

    Temmuz ekinlerine yüzüm süreyim
    Yemin edeyimki sana
    Köyünü ben ateşe vermedim
    Kıyamadım sana
    Artık sıkıldım arlandım usandım
    İçim dışım kayıp doluyum
    Ben anadoluyum
    Gözlerindenmi öpeyim ille
    Ağzım ağlıyor
    Beni unutma


    Ben Beni

    Seyyah oldum pazar pazar dolaştım
    Bir tüccara satamadım ben beni
    Koyun oldum kuzum ile meleştim
    Bir sürüye katamadım ben beni
    Ben beni, kendimi, canımı özümü
    Dostlar beni bir kazana koydular
    40 yıl yandım daha çiğdir dediler
    Ölceğimi gram gram yediler
    Bir kantarada tartamadım ben beni
    Ben beni, kendimi, canımı özümü
    Deli gönlüm aktı gitti engine
    Çok boyandım cok çiçekler rengine
    Bir mahsuni demiş oldum kendime
    Olmaz olsun atamadım ben beni
    Ben beni, kendimi, canımı özümü
     



  9. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Benden Selam Söyleyin

    Yağmurdan çıkar gelirdim
    Başımı öne eğerdim
    İşsizdim biliyordun
    Çaresizdim biliyordun
    Yine de çok seviyordun
    Ya sonra?

    Benden selam söyleyin,
    O nazlı sevgiliye
    Tutsakmış da ne olmuş
    Demiş birisine
    Benden selam söyleyin
    O nazlı gözlerime
    Unutamadım unutamadım


    Acı tatlı günlerimiz
    Oldu elbette (bizim de)
    Anlatırdım gülerdin
    Gözlerimden öperdin
    Bu günler geçecek derdin
    Ya sonra?

    Benden selam söyleyin,
    O nazlı sevgiliye
    Hapismiş de ne olmuş
    Demiş birisine
    Benden selam söyleyin
    O nazlı gözlerime
    Unutamadım unutamadım



    Beni Bul Anne

    Dün gece gördüm düşümde
    Seni özledim anne
    Elin yine ellerimde
    Gözlerin ağlamaklı
    Gözyaşlarını sildim anne

    Camlar düştü yerlere
    Elim elim kan içinde
    Yanıma gel yanıma anne
    İki yanımda iki polis
    Ellerim kelepçede
    Beni bul beni bul anne

    Dün gece gördüm düşümde
    Seni özledim anne
    Gözlerinden akan bendim
    Düştüm göğsüne
    Söyle canın yandımı anne
    Camlar düştü yerlere
    Elim elim kan içinde
    Yanıma gel yanıma anne



    Beni Tarihle Yargıla

    Titrek bir mum alevinin havaya bıraktığı bulanık bir is
    Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz
    Beni bilimle anla iki gözüm , felsefeyle anla
    Ve tarihle yargıla

    Bal değildir ölüm bana , idam gül değildir bana ) 2
    Geceler çok karanlık , gel düşümdeki sevgilim )
    Ay ışığı yedir bana )

    Ahh...ben hasrete tutsağım , hasretler tutsak bana
    Bıyığımdan gül sarkmaz , bıyık bırakmak yasak bana
    Mahpus bana, sus bana , yağlık ilmek boynuma
    Sevgili yerine , koynuma idamlar alır, idamlar alır yatarım

    Ve sonra sabırla beklerim , bulutları çekersiniz üstümden
    Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız
    Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana

    Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim
    Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum
    Gözlerimde güneş koşar
    Ve çiçekler ekersiniz, çiçekler ekersiniz toprağıma

    Duygu bana, öykü bana , roman gibi her an bana ) 2
    Hücremde yalnızım gel , gel düşümdeki sevgilim )
    Soyunup hazırlan bana )

    Biraz sonra asmaya götürecekler beni
    Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni
    Hoşçakalın sevdiklerim

    Dört mevsim , yedi kıta , mavi gök , bütün doğa hoşçakalın
    Hoşçakalın sevdalılar
    Çocuklar , üniversiteliler , genç kızlar
    Sonsuz uzay , gezegenler ve yıldızlar , hoşçakalın

    Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları
    Sevda türküleri ve şiirler
    Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler
    Dağlarında yürüdüğümüz toprak
    Yalın ayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın

    Hoşçakalın ağız tatları , sıcak çorbam , çayım , sigaram
    Havalandırma sıram , banyo sıram, kelepçe sıram
    Parkamı , kazağımı , eldivenlerimi , ayakkabılarımı
    Ve kalemimi , ve saatimi
    Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
    Hoşçakalın , hoşçakalın

    Dostum bana , sevdam bana , soluğunu geçir bana ) 2
    Uyku tutmuyor gözüm , anılar sıraya girdi )
    Gel anne süt içir bana )

    Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar
    Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar
    Yedi bölge, dört deniz , yedi iklim , altmış yedi şehir

    Okullar , mahalleler , köprüler , tren yolları
    Deniz kıyıları , balıkçı motorları , takalar
    Asfalt yolları boyu dizilmiş fabrikalar
    Ve işçiler ve köylüler.... hoşçakal ülkem

    Hoşçakal anne , hoşçakal baba , kardeşim
    Hoşçakal sevgilim , hoşçakal dünya
    Hoşçakalın dünyanın bütün halkları

    Sınırlı olmayan mekâna
    Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben
    En sevda halimle , en yaşayan halimle , gidiyorum dostlarım
    Hoşçakalın , hoşçakalın...

    Beni yaşamımla sorgula iki gözüm
    Beni yüreğimle , beni özümle
    Bilimle anla beni , felsefeyle anla beni
    Tarihle anla beni , ve öyle yargıla


    Beni Vur

    Bir ince pusudayım,
    Yolumun üstü engerek
    Bir yolun sonundayım
    Sessizce tükenerek
    Ben senin sokağına ulaşamam dardayım,
    O masum gözlerine bakamam firardayım
    Oysa ben bu gece yüreğim elimde
    Sana bir sırrımı söylecektim
    Şu mermi içimi delmeseydi eğer
    Seni allıp götürecektim
    Beni vur
    Beni onlara verme
    Külüm al uzak yollara savur
    Dağılsın dağlara dağılsın vur
    Öykümüz ama sen ağlama dur

    Bir ince pusudayım
    Bu gece zehir zemberek
    Bir yolun sonundayım
    Sessizce tükenerek
    Ben senin ellerine ulaşamam dardayım
    O masum hayallere dalamam ölmekteyim
    Oysa ben bu gece yüreğim elimde
    Sana bir sırrımı söylecektim
    Şu mermi içimi delmeseydi eğer
    Seni allıp götürecektim
    Beni vur
    Beni onlara verme
    Külüm al uzak yollara savur
    Dağılsın dağlara dağılsın vur
    Öykümüz ama sen ağlama dur


    Bir Acayip Adam

    Suphi Suphi bir acayip adam
    Suphi Suphi benim canım ciğerim

    Kimse bilmez nereli olduğunu

    Suphi Suphi bir acayip adam
    Suphi Suphi susar akşam oldumu

    Bir cebinde daskapital
    Bir cebinde daskapital
    Bir cebinde kenevir tohumu

    Suphi Suphi bir acayip adam
    Suphi Suphi benim canım ciğerim

    Fırtınadan arta kalmış bir teknede tevekkül içinde
    Görkemli sakalı ve iğreti parkasıyla gizlediği macerasıyla
    Bir acayip adam yaşardı
    Akşamları susardı ben konuşsam kızardı bir eski zamandı
    Hazirandı
    Çocuktum evden kaçmıştım gelip ona sığınmıştım
    Küçücük bir koydu sığdı burayı keşfeden belki oydu
    Uzaktan kasabanın ışıkları yanardı içim anneyle dolardı
    ağlardım
    Suphi şöyle bir gözatardı Gizli bir cigara sarardı ağlardı
    Sonra barışırdık ben flüt çalardım cigara sönerdi ağlardık
    Nerden geldiğini bilmezdim kimsesizdi belki kimliksizdi
    Onun macerası onu ilgilendirirdi kimseye ilişmezdi
    Birşeylere küfrederdi hep tedirgin bir balık gibi uyurdu
    Bazen kaybolurdu arardım yağmurun altında dururdu
    Bir kalın kitabı vardı cebinde dururdu hergün okurdu
    Ben bişey anlamazdım kapağını seyreder duymazdım
    Sakallı bir resimdi kimdi ne kadar mütebessimdi
    Sordum birgün Suphi'ye söylediklerini niye anlamıyorum diye
    "Bildiklerini dedi yüzleştir hayatla ve sınamaktan korkma
    doğruyla yanlışı o zaman ayırabilirsin ve onu
    anlayabilirsin"
    Sonra gülerdi günlerim yüzlerce ayrıntıyı merak etmekle
    geçerdi
    Sonra yine akşam olurdu Suphi susardı ben konuşsam kızardı
    Tekneye martılar konardı yüreğim Suphiye yanardı ağlardım
    Suphi denize tükürürdü gökyüzünü tarardı ağlardı
    Sonra barışırdık ben flüt çalardım ağlardık


    Bir sürgün kasabasıydı bir eski zamandı Hazirandı
    Çocuktum evden kaçmıştım gelip ona sığınmıştım
    Birgün aksilik oldu annem beni buldu Suphi kaçıp kayboldu
    Kasaba çalkalandı olay oldu ben sustum kanım dondu
    Polisler onu bulduğunda tekti Felaketti herkes meydanda
    birikti
    Karakoldan içeri girerken sanki mağrur bir tüfekti
    Ansızın bana dönüp baktı Anladın mı dedi anladım dedim
    anladım
    Ve o günden sonra hiçbir zaman hiçbir yerde hiç ağlamadım
     



  10. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Bir Anka Kuşu


    Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi
    Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi

    Anne beni söğüdün gölgesinde vurdular
    Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi

    Üşüştü birer birer çakallar üzerime
    Üşüştü her bir yandan göğsüme ciğerime

    Anne beni leş gibi yiyip talan ettiler
    Teşhis edilmek için savurdular dövdüler

    Şiir
    Yeryüzündeki acıların hepsini, hepsini tattım heder oldum
    Ekmeğime tütün kattım, beni milyon kere yaktılar üstüste
    Bir anka kuşu gibi anne, bir anka kuşu gibi
    Kendimi külümden yarattım

    Geceler tanır beni, konarım göçerim ben
    Geceler tanır beni, kan damlar içerimden

    Anne sen beni unut, karanlıkğın bağrında
    Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben

    Suç üstü yakalandım, bölüşürken kalbimi
    Suç üstü kelepçeyle, yardılar bileğimi

    Anne ben diyar diyar, umudun savaşçısı
    Bir tutam sevgi için, dağladım gözlerimi

    Şiir
    Prometustum çiviyle çakılırken taşlara
    Ciğerimi kartallara yedirdim, sparta küstüm köleliğin
    Çığlığında, aslanlara yem oldum tükendim, kör kuyuların
    Dibinde yusuftum, kerbela çölünde hüseyin, zindanlarda
    Cem sultan sehpada pir sultan, kaçıncı ölmem kaçıncı
    Dirilmem bu tanrılardan ateş çaldım yüzyıllarca tutuştum
    Üstüste yandım bir anka kuşu gibi anne
    Bir anka kuşu gibi, kendimi külümden yarattım


    Bir De Sen Gitme

    Akşamlar böyle biter
    Hep böyle dertli biter
    Evli evine gider
    Kuşlar yuvaya döner

    Bir de sen gitme
    Bir de sen gitme
    Bir de sen gitme
    İçimden
    Yaralıyım ben

    Giden bu yolculardan
    En çok ben şanssızım
    Ne kadar çok yaşadıysam
    O kadar çok yalnızım

    Biraz da sen ağla
    Biraz da sen ağla
    Ölürken bile hasretim sana
    Bir tek sen anla


    Bir Minik Kız Çocuğu

    Ona hergün ratlardım kuyruğun bir ucunda
    Bir minibüs parası sımsıkı avucunda
    Uykusuna doymamış kırpışan gözleriyle
    Anlarsa baktığımı başı inerdi öne
    Bildiğim kadarıyla ölmüş anne-babası
    Okulundan koparıp işe koymuş ablası
    Ne rüyalar görürdü kim bilir yol boyunca
    Hep gülümserdi yüzü ansızın uyanınca
    Bir minik kız çocuğu saçları darmadağın
    Yollarda yalın ayak üşürüşür üşür elleri
    Meraklandım bir kaç gün durakta görmeyince
    Tanıyanlar söyledi inanmadım ilk önce
    Dalmış bir gün rüyaya mavi önlük içinde
    Fabrika değil sanki bir okul bahçesinde
    İşte o an dişliler kapmış iki elini
    Böyle ödemiş yavrum rüyanın bedelini
    Tebessüm donup kalmış ağzının kenarında
    Soluvermiş minik kız henüz ilk baharında
    Bir minik kız çocuğu bir minik kuş yüreği
    Ölümün kucağında üşür üşür üşür elleri



    Bir Veda Havası

    Vakit tamam seni terk ediyorum
    Bütün alışkanlıklardan öteye
    Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
    Doymadım inan kanmadım sevgiye.

    Korkulu geceleri sayar gibi
    Birdenbire bir yıldız kayar gibi
    Ellerim kurtulacak ellerinden
    Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.

    Aşksa bitti gül ise hiç dermedik
    Bul kendine kuytularda hadi dal
    Seninle bir bütün olabilirdik
    Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
    Hoşçakal canımın içi, hoşçakal.

    Vakit tamam seni terk ediyorum
    Bu incecik bir veda havasıdır
    Parmak uçlarına değen sıcaklığı
    İncinen bir hayatın yarasıdır.

    Kalacak tüm izlerin hayatımda
    Gözümden bir damla yaş aktığında
    Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
    Kan tarlası gelincik şafağında.

    Ölümse korktun savaşsa hep kaçtın
    Vur kendini korkularda hadi al
    Sen bir suydun sen bir ilaçtın
    Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
    Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal
    Sen bir suydun sen bir ilaçtin
    Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
    Hoşçakal iki gözüm, hoşça kal...
     



  11. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Biraz Da Sen Ağla

    Akşamlar böyle biter
    Hep böyle dertli biter
    Evli evine gider
    Kuşlar yuvaya döner
    Bir de sen gitme
    Bir de sen gitme içimden
    Yaralıyam ben
    Giden bu yolculardan
    En çok ben şanssızım
    Ne kadar çok yaşadıysam
    O kadar çok yanlızım
    Biraz da sen agla
    Ölürken bile hasretimden sana
    Bir tek sen anla


    Birazdan Kudurur Deniz

    Birazdan kudurur deniz
    Birazdan dalgaların sırtından
    Üst üste fışkıran rüzgarlar
    Bir intikam gibi saldırınca üstüne.
    Yüzüne şarkılar çarpar, yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın
    Sen artık, sen artık buralarda duramazsın.

    "Artık sazın bağrı mı olur
    Kimsenin bilmediği bir ağrı mı
    Gider kendine gömülürsün
    Yoksa bu şehir bu sokaklar
    Seni alır kullanır seni alır kullanır
    Santim santim çürürsün."

    Bazen bir uçurum kalır
    Bazen de martıların ardından
    Velvele koparan bir leş kalır
    Bir intihar gibi puşt olunca sevdalar.
    Sırtını duvara yaslar, sırtını ağaca yaslar susarsın
    Sen artık hiçbir sözü, hiçbir sözü kaldıramazsın.

    "Şimdi bir yeni sevda mı olur
    Kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı
    Tutar sıfırdan başlarsın
    Yoksa bu ilişkiler bu zaaflar
    Seni yiyip bitirir, seni yiyip bitirir
    Dirhem dirhem azalırsın."



    Biz Üç Kişiydik

    Biz üç kişiydik; Bedirhan, Nazlıcan ve ben
    Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
    Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara
    Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek.

    El tetikte kulak kirişte ve sırtımız toprağa emanet
    Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
    Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
    Deniz çok uzaktaydı ve dokunuyordu yalnızlık.

    Gece uçurum boylarında, uzak çakal sesleri
    Yüzümüze, ekmeğimize, türkümüze çarpar geçerdi
    Göğsüne kekik sürerdi Nazlıcan, tüterdi buram buram
    Gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi.

    Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan' ı,
    Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
    Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
    Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...

    Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı
    Nazlıcan saçları fırtınayla taralı
    Sen de böyle gider miydin yıldızlar ülkesine
    Oy Nazlıcan... oy can evinden yaralı.

    Nazlıcan serin yayla çiçeği
    Nazlıcan deli dolu heyecan
    Göğsümde bir sevda kelebeği
    Nazlıcan ah Nazlıcan...

    Artık yenilmiş ordular kadar eziktik, sahipsizdik
    Geçip gittik, parka ve yürek paramparça
    Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
    Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda.

    Bedirhan'ı bir gedikte sırtından vurdular
    Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları
    Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca
    Titredi ve iki yana düştü kolları.

    Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
    Devrilmiş bir ağaçtı ay ışığında gövdesi
    Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
    Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi.

    Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
    Birazdan ateşi karıştırıp bir cigara saracaktı
    Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
    O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı.

    Ey Bedirhan; katran gecelerin heyulası,
    Ey Bedirhan; kancık pusuların belası
    Sen de böyle bitecek adam mıydın, konuşsana...
    Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası.

    Bedirhan mor dağların kaçağı
    Bedirhan mavi gözleri şahan
    Zulamda suskun gece bıçağı
    Bedirhan ah Bedirhan.

    Biz üç kişiydik
    Üç intihar çiçeği
    Bedirhan, Nazlıcan ve ben
    Suphi...
     



  12. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Bize Kalan

    Bize kalan insanlığa bırakmak
    İstediğimiz değildi
    Binlerce fidan ektik halkın çölüne
    Su vermediler eğildi

    Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
    Kızaran yanakları öpmelere utandık
    Sonra suç olmak girdi araya

    Bizim eskiden umutlarımız vardı
    Yıkılan duvarların gövdesine yaşlandık
    Sonra yanılmak girdi araya

    Bize kir bize pas bize tortusu kaldı
    Dostlar tükenip düştüler
    Yok olma korkusu kaldı

    Bizim eskiden gülüşlerimiz vardı
    Kırılan yüreklere öylesine dağıttık
    Sonra ağlamak girdi araya

    Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
    Tutuşan dağların seherine yar olduk
    Sonra vurulmak girdi araya

    Bize kan bize ter bize gözyaşı kaldı
    Yıllar çiğneyip geçtiler
    Yaşama telaşı kaldı



    Bize Ne Oldu

    Gece düştüm sokaklara
    Her yerde seni aradım
    Birden karşıma çıktın
    Seni gördüm ağladım
    Yine nekadar iyiydin
    Yine nekadar sıcak
    Oysa neler anlatıyordum içimden
    Artık, diye bilmem imkansız

    Söyle söyle yar bize ne oldu
    Yine gönlüm derbeder oldu
    İstedim gözünü öpeyim
    Gözlerin düşmanım oldu

    Alışamadım yalnızlığına
    Karanlığa çok uzağım
    Ne olur södürme ışıkları
    Karanlığa alışacağım
    Gitme bu gece, gitme, gitme
    Ne olur kal benimle
    Ağlatmasın şarkılarım ağlatmasın
    Belki bu son gece


    Bizim Hikayemiz

    Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
    Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
    Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
    Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki.

    Bir volkandı içimizde coşan nehirler
    Coştukça umutlar hep taşardı sanki
    Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
    Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor.

    İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
    Umutlar hep gecelerde yol olur gider
    İşte bizim hikayemiz burada biter
    Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider
     



  13. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Bu Da Benim Sana

    Şimdi saat sensizin ertesi
    Yıldız dolmuş gökyüzü ayaydın
    Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
    Bir ben kaldım bir ben kaldım
    Tenhasında gecenin avutulmamış ben
    Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
    Utangaç boynunun kolyesi olsun
    Buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun

    Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
    Ekmek çalmadan
    Doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün
    Aydınlıları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu
    Arasıra biliyorsun
    Şimdi iyi niyetlerimi bir bir
    Yargılayıp asıyorum
    Bu son olsun bu son olsun

    Şimdi saat yokluğun belası
    Sensiz gelen sabaha günaydın
    İşi gücü olanlar çoktan gittiler
    Bir ben kaldım bir ben kaldım
    Voltasında gecenin hiç uyumamış ben
    Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
    Utangaç boynunun kolyesi olsun
    Buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun

    Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni
    Beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden yüzündeki
    anlık
    Tebessümü
    Bütün saatleri öylece dondurabilmek için
    Çıldırasıya parladım kendimi lanet olsun
    Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
    Olsun güzelim olsun ne olacaksa olsun


    Bu Dert Beni Verem Eder

    Eğri büğrü bakar oldum
    Şaşkın oldum, sakar oldum
    İkide bir yüreğimi dağa taşa diker oldum
    Şunca yıldır karanlıkta göz kırpmaktan bıkar oldum

    Benim annem şeker annem gençlik elden gitti gider
    Gece gündüz dolaşırım tenhalarda menhalarda
    Benim annem güzel annem beni beni beni koyver

    Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda dağlar duman
    Altı patlar, altı patlak bu dert beni bu dert beni verem
    Eder

    Dama çıktım damdan düştüm
    Kılıç kestim rakı içtim
    Şahin oldum, keloğlanın külahını kaptım kaçtım
    Yare ağlar, güler uçtum
    Yarı yolda yorgun düştüm

    Benim annem kadın annem bu nasıl iş bana de hele
    Gece gündüz düşünürüm tenhalarda menhalarda
    Aman annem güzel annem beni beni beni koyver

    Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda yandım allah
    Altı patlar altı patlak bu dert beni bu dert beni adam eder


    Bu Gece Beni Düşün

    Bu gece beni düşün
    Gözlerin bulutlansın
    Sırtlan karanlık altında koyupta gittiğini
    Düşün ki ciğerin yansın
    Ben her gece sendeyim
    Bir gecede sen düşün
    Dün gibi hatırımda
    Saçlarını okşarken o gamzeli gülüşün

    Sen beni unutamazsın
    Ellere satamazsın
    Kaçmak o kadar kolay mı
    Kendini aldatamazsın
    Bu gece beni düşün yar
    Seni bekleyen biri var
    Bu gece beni düşün yar
    Seni bekleyen biri var

    Bu gece beni düşün
    Yeminlerin utansın
    Pişmanlığın namlusu
    Bu gece ansızın yüreğine dayansın
    Bu gece beni düşün
    Duvarların ardında
    Hala resmin duruyor ve pulsuz mektupların
    Yastığımın altında

    Sen beni unutamazsın
    Ellere satamazsın
    Kaçmak o kadar kolay mı ?
    Kendini aldatamazsın...
    Bu gece beni düşün yar
    Seni bekleyen biri var
    Bu gece de beni düşün yar
    Sana tapan biri var
    Bu gece beni düşün yar
    Seni özleyen biri var
    Bu gece beni düşün yar
    Sana yanan biri var..
     



  14. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Bu Şiirin Kuralsız Son Sözü

    Gayrı dur durak yok kardeşler
    Yanında sevgilinin aziz ölüsü
    Ötede bir köylü militan
    Uzakta işçi dostlar kurşunlanıyor
    Ve dünyanın öbür ucunda
    Bir avuç doların kahpe çarkında
    Kahraman halklar doğranmaktadır

    Toprağın ekmeğin hesabıdır bu
    Zulmün zorbalığın hesabıdır bu
    Sevdanın hasretin hesabıdır bu
    Gayrı dur durak yok kardeşler
    Çınlasın doruklarda kavga borusu



    Bu Yalnızlık Benim

    Sana birgün bu mektubum ulaşır
    Açarsın ha eline kan bulaşır
    Çürür bir yerlerde çırılçıplak cesedim
    Sedyele taşınır kan çiçekleri
    Adımların adımların adımların birbirine dolaşır
    Nazlı ırmak boylarından, ılık rüzgarlarla geldim
    Çiçek istediler verdim, şarkı dediler söyledim
    Ömrümün yarısı kavgayla geçti
    Ben böyle, ben böyle, ben böyle yanlızlık görmedim
    Beni birgün bu şarkıyla anarsın
    İçinden kopar bir tel ağlarsın
    Gecikmiş bir vefa kalıntısıyla
    Polis kaydından sildirip adımı
    Pencerenin, pencerenin, pencerenin buğusuna yazarsın
    Darmadağın bir evden sabah ezanıyla çıktım
    Denizler üstüme gelmeyin
    Kuşlar ne olur didişmeyin
    Şarkımı esmer bir hasrete sundum
    Bu yanlızlık, bu yanlızlık, bu yanlızlık benim ilişmeyin


    Bu Dert Beni Verem Eder

    Eğri büğrü bakar oldum
    Şaşkın oldum, sakar oldum
    İkide bir yüreğimi dağa taşa diker oldum
    Şunca yıldır karanlıkta göz kırpmaktan bıkar oldum

    Benim annem şeker annem gençlik elden gitti gider
    Gece gündüz dolaşırım tenhalarda menhalarda
    Benim annem güzel annem beni beni beni koyver

    Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda dağlar duman
    Altı patlar, altı patlak bu dert beni bu dert beni verem
    Eder

    Dama çıktım damdan düştüm
    Kılıç kestim rakı içtim
    Şahin oldum, keloğlanın külahını kaptım kaçtım
    Yare ağlar, güler uçtum
    Yarı yolda yorgun düştüm

    Benim annem kadın annem bu nasıl iş bana de hele
    Gece gündüz düşünürüm tenhalarda menhalarda
    Aman annem güzel annem beni beni beni koyver

    Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda yandım allah
    Altı patlar altı patlak bu dert beni bu dert beni adam eder
     



  15. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Bu Yalnızlık Benim

    Sana birgün bu mektubum ulaşır
    Açarsın ha eline kan bulaşır
    Çürür bir yerlerde çırılçıplak cesedim
    Sedyele taşınır kan çiçekleri
    Adımların adımların adımların birbirine dolaşır
    Nazlı ırmak boylarından, ılık rüzgarlarla geldim
    Çiçek istediler verdim, şarkı dediler söyledim
    Ömrümün yarısı kavgayla geçti
    Ben böyle, ben böyle, ben böyle yanlızlık görmedim
    Beni birgün bu şarkıyla anarsın
    İçinden kopar bir tel ağlarsın
    Gecikmiş bir vefa kalıntısıyla
    Polis kaydından sildirip adımı
    Pencerenin, pencerenin, pencerenin buğusuna yazarsın
    Darmadağın bir evden sabah ezanıyla çıktım
    Denizler üstüme gelmeyin
    Kuşlar ne olur didişmeyin
    Şarkımı esmer bir hasrete sundum
    Bu yanlızlık, bu yanlızlık, bu yanlızlık benim ilişmeyin


    Büyüdün Bebeğim

    Aklın Ermez Mapusluğa
    Bahçede Sarı Işığa
    On Üç Tane Yaş Döküldü
    Ranzadaki Yastığına

    Büyüdün Sende
    Hasret Sende Sevgi Bende
    Akşamlar Döner Geceye
    Geceler Gebe Gündüze

    Karanlığa Bakıp Durma
    Beni Orada Arama
    Ben Güneşin İçindeyim
    Beni Sabahlarda Ara

    Geleceğim Bir Gün Bende
    Sevgi Büyüt Ellerinde
    Akşamlar Döner Geceye
    Geceler Gebe Gündüze



    Can Yoldaşım

    Yağmur yağar sel olurum
    Toprak döner toz olurum hey
    Seni sevdim gam çekmeden
    Gün ortasında ölürüm hey

    Canım benim can yoldaşım
    Gül tenimde kara benim hey
    Gül tenimde belam benim hey

    Gün doğarken meyhanede
    Bardağım da rakım benim hey hey

    Çorbam da tuzum közde biberim
    Belim de silahım benim hey
    Canım benim can yoldaşım
    Gül tenimde kara benim hey
    Gül tenimde belam benim hey


    Cinayet Gibi

    Haliç te bir vapuru vurdular dört kişi
    Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
    Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
    Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu

    Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
    Maktulün onbeş yıllık arkadaşı
    Üç kamarot öteki ahçıbaşı
    Dört bıçak çekip vurdular dört kişi

    Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
    Ben gördüm kulaklarım gördü
    Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
    Hiç biriniz orada yoktunuz

    Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
    Onüç damla gözyaşı saydım
    Alllahına kitabına sövüp saydım
    Şafak nabız gibi atıyordu
    Sarhoşdum kasımpaşa'daydım
    Hiç biriniz orada yoktunuz

    Haliç te bir vapuru vurdular dört kişi
    Polis katilleri arıyordu
    Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
    Üzerime yüklediler bu işi

    Sarhoşdum kasımpaşa'daydım
    Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
    Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
    Ben vursam kendimi vuracaktım
     



  16. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Cinayet Saati

    Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
    Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
    Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
    Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
    Deli cafer, ismail, tayfur ve şaşı
    Maktul'ün onbeş yıllık arkadaşı
    Üç kamarot öteki aşçıbaşı
    Dört bıçak vurdular dört kişi.
    Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
    Ben gördüm kulaklarım gördü
    Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
    Hiç biriniz orda yoktunuz.
    Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
    Onüç damla gözyaşını saydım
    Sövüp saydım
    Şafak nabız gibi atıyordu
    Sarhoştum kasımpaşa'daydım
    Hiç biriniz orda yoktunuz.
    Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
    Polis katilleri arıyordu
    Deli cafer, ısmail, tayfur ve şaşı
    Üzerime yüklediler bu işi
    Sarhoştum kasımpaşa'daydım
    Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
    Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
    Ben vursam kendimi vuracaktım.



    Çek Mustafa


    Genç kadınları kültürümüzle etkiledikten sonra
    Rahibelere saldırdıktan sonra
    Leylakları yaktıktan bulutları gödükten sonra
    Elimize ne geçti?
    Elimize ne geçti?
    Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
    Akademide bi koltuk ve birde çek defteri

    Çek mustafa çek
    Çek çek rakı çek
    Senin ömrün hep böyle çekmeklemi(ahkam kesmeklemi)geçecek?

    Müzeleri havalara uçurduktan sonra
    Ün peşinde koşup o kadınla yattığımızı düşledikten sonra
    Gazetelere geçsin diye adımız yalvar yakar olduktan sonra
    Elimize ne geçti?
    Elimize ne geçti?
    Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
    Akademide bi koltuk ve birde çek defteri

    Çek mustafa çek
    Çek çek rakı çek
    Senin ömrün hep böyle çekmeklemi(ahkam kesmeklemi)geçecek?
    Çek mustafa çek
    Çek çek rakı çek
    Çek birde benim için akedemik rakı çek
    Çek çek çek çek
    Senin ömrün hep böyle çek kesmeklemi geçicek???



    Çiğdem Çiçek (Aylar Oldu)

    Aylar oldu yıllar oldu
    Ben yüzünü görmedim.
    Yüzüne hasret kaldım kız
    Yüzüne yüzüm sürmedim

    Gülen aya sordum seni
    Küstü yüzünü sakladı
    Yıldızlara sordum seni
    Yüzüme bile bakmadı
    Yıldızlara sordum seni
    Yıldızlar kan ağladı

    Aksam olur ay gecede
    Çiğdem çiçek şenlenir
    Vallah&Billah düşünmesem seni
    Derdime dert eklenir

    Bıçak sapladım sineme
    Eskidi yaralarım
    Sabah olsun gelmeye eğer
    Kendimi yaralarım
     



  17. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Çilli Kedi

    Bu yoksulluk beni delledi
    Aldı aklım yaktı külledi

    Bunu yapan iki kişi
    Biri erkek biri dişi
    Halden bilmez iki kişi
    Vay

    Çilli kedi, çilli kedi vay
    Ciğerimi yedin kedi vay

    Bunu yapan iki kişi
    Biri erkek biri dişi
    Halden bilmez iki kişi
    Vay bee



    Dağlarda Ölmek İsterim

    Ömrümde nice sızı var
    Kışların önü yazı var
    Kalbim kuşatmalarda dar
    Dağlarda ölmek isterim

    Verilir hiç tutulmaz söz
    Her yanımda bin namert göz
    Gardaşlarım olmuş bir köz
    Dağlarda ölmek isterim

    Oy dağlar, oy dağlar
    Uzaklarda yarim mi var
    Oy dağlar, oy oy dağlar
    Evde bekleyen yarim mi var

    Ben ateşten hınçtan doğdum
    Zamansız solan gül oldum
    Üç-beş kuruşa kul oldum
    Dağlarda ölmek isterim

    Kaç bahar ağladım kaldım
    Derin hasretlerde yandım
    Kentler zalimdi dayandım
    Dağlarda ölmek isterim

    Oy dağlar, oy dağlar
    Evde bekleyen yarim mi var
    Oy dağlar, oy oy dağlar
    Uzaklarda yarim mi var


    Dardayım

    Dardayım yalanım yok
    Baskın yedim gün gece...
    Örselendi aşklarım üstelik
    Bir uzak diyardayım...

    Günaydın anneciğim, günaydın babacığım
    Yine sabah oluyor
    Evde sabah olmaz deme
    Orda günler geçmez deme
    İçime sancı doğuyor...

    "Yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım
    Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
    Sıkıldım dertlendim dostlarımla buluştum
    Bugün de ölmedim anne.

    Kapalıydı kapılar, perdeler örtük
    Silah sesleri uzakta boğuk boğuk
    Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük
    Bugünde ölmedim anne.

    Üstüme bir silah doğruldu sandım
    Rüzgar beline dolandığımda bir dal
    Korktum, güldüm, kendime kızdım
    Bugünde ölmedim anne

    Bana böylesi garip duygular
    Bilmem neye gelir nereye gider
    Döndüm işte
    Acı yüreğimden beynime sızar
    Bugünde ölmedim anne.
     



  18. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Demedim Mi Haydar

    Biz dağlarda keklik idik
    Şimdi bu çöplükte karga olduk
    Bizimde boyumuzu aştı bu şehir
    Yerlere serildik madara olduk

    Demedim mi Haydar demedim mi sana
    Bu İstanbul yutar adamı
    Demedim mi Haydar demedim mi söyle
    Bu şerefsiz geceler satar adamı

    Biz umutlar yolcusuyduk
    Rakı sofrasında bir meze olduk
    Bizimde harcımız değildi sevmek
    Yosmalar içinde kepaze olduk


    Denizin Ardı Özgürlük

    Ne demeli şimdi
    Bir çiğdemin toprağı yırtışını seyredişim
    Göğe mi dokunmalı, ucuna mi körpe filizin
    Öyleyse karanlık sokaklarda koştuğumu düşün
    Ay gene bir kadın gibi sarkıyorken denize
    Dirseklerimle böğrüme gömdüğüm titremeyi düşün
    Oradan göğsümü kaplayışını soğuk bir terin
    İlk sözcüğü anlamla birleştiren çocuğu düşün
    Onun kavradıkça derinleşen şarkısını
    Vay perçemle günün huysuzluğu dolaşan kısrak
    Vay acemi öpüşlerden gövdeme boşalan acımtırak haz
    Telaş, kıvranış parıltılı gözlerdeki atılganlık
    Ya görevin ne senin görevin
    Oynaşmak değil mi içimdeki savaşmak duygusuyla
    Ve benim nevresimim kararmışsa kirden, rutubetten
    Sarhoşsam gülümseyişlerden ağlayışlardan
    Ve kaynak sularıyla üstüme yağan aydınlık hulyaları
    Senden gelen ısıyla koruyorsam
    Ne demeli simdi
    Ey serçelerin sabahlarla doluştuğu cıvıltı
    Ey bir romanın olur olmaz yerinde dikkatti çeken hayal
    Kalbimi çevreleyen sevda gözeneyi
    Acıyış, şefkat, umursayış, hırçınlık seli
    Beni düşün öyleyse
    Beni hayretin ve karanlığın eşiğinde
    Beni fitillerde başlayan bir fısıltı
    Anında ilk satırı yazarken bir bildirinin
    Kulaktan kulağa dolaşan haberlerin bağrında
    Beni dar camlarda değil
    Bir bulutun seyrinde düşün
    Burada ortasında sıçraya sıçraya kabaran alevlerim


    Derin Bir Ah Çektim

    Derin bir ah çektin içim yandi
    Kiyamaz gözüm gözlerine
    Rüyalarimdan gelip geçersin
    Varamaz elim ellerine
    Tren yolunda raylar uzar
    Uzarda nereye gider
    Ay'a gider, suya gider ,yola gider, yar gider
    Benimde basima gelenler adami kanser eder
    Benimde basima gelenler insani kanser eder

    Derin ah çektin içim yandi
    Dayanmaz gönlüm hasretine
    Arzularýmdan gelip geçersin
    Yaslanmaz basim dizlerine
    Gurbet olunca yollar uzar
    Uzarda nere gider
    Daga gider, tasa gider, aska gider, yar gider
    Benimde basima gelenler adami kanser eder
    Benimde basima gelenler insani kanser eder

    Derin bir ah çektin içim yandi
    Yetismez ömrüm gençligine
    Son nefesimden gelip geçersin
    Yagmaz gözüm ellerine
    Daragacinda ipler uzar
    Uzarda nere gider
    Cana gider, kana gider, sona gider, yar gider
    Benimde basima gelenler adami kanser eder
    Benimde basima gelenler insani kanser eder
     



  19. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Dersim Dört Dağ İçinde

    Dersim dört dağ içinde
    Dersim dört dağ içinde
    Gülü bardağın içinde
    Dersimi hak saklasın
    Bir yarim var içimde
    Gülü bardağın içinde
    Dersimi hak saklasın
    Bir yarim var içimde

    Noldu agama noldu
    Noldu ağeme noldu
    Gül benzin sarar soldu
    Ağam burdan gidelim
    Bu yerler viran oldu
    Ağam burdan gidelim
    Bu yerler viran oldu

    Perteyin altı kelek
    Dersimin altı kelek
    Perte gel gidek gelek
    Elim elinde olsun
    Kapı kapı dilenek
    Elim elinde olsun
    Kapı kapı dilenek
    Noldu agama noldu
    Noldu ağama noldu
    Güldü sararıp soldu
    Ağam burdan gidelim
    Bu yerler viran oldu
    Ağam burdan gidelim
    Bu yerler viran oldu


    Diyarbakır Hasreti

    Sevince ölesiye sevilir, kalınırdı
    Gidince kırılmış bir dal gibi gidilirdi
    Sonra şehirler uyur,kalbim örselenirdi

    Ne diyarbakır anladı beni, ne de sen
    Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen

    Gidince upuzun,kırılmış dallar gibi
    Üşürdü ömrümüz,saçakta kuşlar gibi
    Kederden geberten hasret ezberlenirdi

    Ne anılar anladı beni yar ne de sen
    Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen

    Geliyorum köpekler gibi acı çekerek
    Geliyorum hasretinin gözlerinde öperek...

    Söz :Yılmaz Odabaşı
    Müzik :Ahmet Kaya


    Diyarbakır Türküsü

    Diyarbakır etrafında tanklar var
    Kuşatmışlar dört bir yandan kenti ordular
    Kalkacak neredeyse ayağa surlar, surlar
    İstemezler gün görmeden ölesem aman.

    Namlular göğsümüze dayandı, dayandı
    Gece bastı gene zulum dadandı vay vay
    Yağlı ilmik boynumuza dolandı, dolandı
    İsterler ki gün görmeden ölesem aman


    Doğum Günü

    İnsanların yüzlerini
    Göremiyorum
    Boğazım düğüm düğüm
    Çözemiyorum
    İstesen de yanına gelemiyorum
    Tutsam şu karanlığı
    Tutsam da yırtsam
    Ah elim tutuşmasa elini tutsam
    Susmasan konuşsan
    Sesini duysam
    Tutsam güzel yüzünü
    Bağrıma bassam
    Doğum günüm bugünüm
    Doğum günüm gülüm
    Doğum günüm diyorsun
    Doğum günün kutlu olsun
    Mutlu ol senelerce
    Sana boncuktan kuş yaptım
    Konacak pencerene
    Karakollar beni alır
    Sorgular gecelerce
    Hiç bekleme belki gelmem
    Gelemem senelerce
     



  20. Cevap: Ahmet Kaya Şarkıları

    Dokunma Yanarsın

    Çocukluğum çıraklıkta geçti, kir pas içinde
    Gençliğim korsan yürüyüşlerde, mitinglerde
    Hapse erken düştüm.. copla erken tanıştım
    Küçük voltalardan bıktım, usandım
    Şimdi uçsuz bucaksız ovalarda
    Adımlarımı saymadan, geriye dönüp bakmadan
    Usanmadan, bıkmadan
    Deli taylar gibi koşmak istiyorum!
    Ve görüyorsunki aşkı beceremiyorum
    Beni kendi halime bırak yavrucuğum
    Ben yolumu nasıl olsa bulurum...

    Upuzun çayırlarda yalınayak koşmak istiyorum
    Saçlarım rüzgara konuk..yüzüm dağlara dönük
    Göğsümün çeperini ölümle sınayan esaret
    Ve yüreğimi yararcasına zorlayan cesaret
    Kıyasıya vuruşsun istiyorum!
    Koşmak.. koşmak istiyorum sevgilim
    Dönemezsem affet...

    Firari gecelerin uzmanı olmuşum
    Bütün istasyonlarda afişim durur
    Beni bir çocuk bile bulur!
    Dokunma bana çıldırırsın
    Dokunma bana sende ellerin tutuşur!

    Koşmak istiyorum
    Eksozların, molozların, yağmaların kıyısından
    Onca insafsızlıkların, onca haksızlıkların
    Manzarasızlıkların, parasızlıkların
    Allahsızlıkların kıyısından
    Kimseye ve hiçbirşeye değmeden
    Ciğerlerimi yok edercesine koşmak istiyorum!

    Koşmak istiyorum
    Şiirimin ve yumruğumun namusuyla
    Kavgaya karışmadan, tutuklanmadan ve küfür etmeden
    Kafamı kırarcasına koşmak istiyorum!

    Avucunu son bir defa, ağlamadan tutmak istiyorum
    Gözlerim yüzüne küskün, sazım sevgine suskun.
    Saati ayrılığa krmuşum olmaz teslimiyet
    ziyan aklımı senle bozmuşum, içerim felaket!
    Kurşunlara geleyim istiyorum
    Ölmek..ölmek istiyorum sevgilim
    Sağ kalırsam affet

    Firari acıların uzmanı olmuşum
    Bütün telsizlerde adım okunur
    Beni bir korkak bile vurur!
    Dokunma bana fişlenirsin
    Dokunma bana, sende yanarsın


    Doruklara Sevdalandım

    Filiz filiz harelendim dağlara uymak için
    Kan gölünde kurulandım hayatı duymak için
    Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için
    Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için.

    "Kekik kokusu duydum
    Kekik kokusu koynunda huysuz gecenin
    Uyandım birdenbire
    Haydi dedim yüreğim gidelim bu şehirden
    Bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden
    Yorgunum;
    Çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var
    Yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına
    Düşmanlarım ulaşamazlar..."

    Katarlar gelir geçer bir geceden bir geceye
    Yüreğim yare yare iz bırakır bin acıya
    Gün olur şafaklanır karanlıklar bin parçaya
    Gün olur şafaklanır karanlıklar bin parçaya.

    Denizlerde dalgalandım taşları oymak için
    Doruklara sevdalandım ışığa doymak için
    Irmaklarda durulandım dağları duymak için
    Irmaklarda durulandım dağları duymak için.

    "Bir kuş çiz yavrum yüzüme gözyaşınla
    Bir kuş tel tel kirpiklerim kanat olsun
    Bir kuş çırpınan kalbi dudağımda
    Bir kuş yavrum sıcaklığın beni bulsun.
    Bahar gelmiş balam benim
    Bahar gelmiş dayanmış
    Dalda yaprak bebeciğim
    Suda köpük uyanmış
    Kuzulara özenmiş kızım benim
    Körpe sesler dinlenmiş
    Ay ışığında yanmış yavrucuğum
    Onun için beyazmış."

    Şarkılar gelir geçer bir heceden bir heceye
    Yüreğim yare yare yankılanır bin acıya
    Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya
    Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya



    Dost

    Benim sevdalarım yeni filizlenir
    Doymasada toprak can, can içinde
    Şu kara günlerim yeni beyazlanır
    Doymasada yürek can, can içinde

    Gül yüzlü gül destim
    Pirim ben sana küstüm
    İnan değil sana kastım
    Cahille sohbeti kestim
    Dost, dost

    Filizlerim kokar gül deste gibi
    Bülbül figan eder sanki yasta gibi
    Benim deli gönlüm yine hasta gibi
    Artar eksilmiyor can can içinde

    Gül yüzlü gül destim
    Pirim ben sana küstüm
    İnan değil sana kastım
    Cahille sohbeti kestim
    Dost, dost