Ahmed Mekki Üçışık Kimdir

'Biyografi' forumunda Sitem tarafından 19 Aralık 2011 tarihinde açılan konu


  1. Ahmed Mekki Üçışık hayatı
    Ahmed Mekki Üçışık biyografisi

    Ahmed Mekki Üçışık Kimdir

    Ahmed Mekki Üçışık Son devirde yetişen büyük İslam alimlerinden. Alim, arif, veliyy-i kamil olan Seyyid Abdülhakim Arvasi’nin büyük oğludur. Annesi, büyük veli Seyyid Fehim-i Arvasi hazretlerinin torunu Aişe hanımdır. 1894 (H. 1314)te Van’ın Başkale kazasında doğdu. 1967 (H. 1387)de İstanbul’da vefat etti. Kabri, Ankara Bağlum’dadır.

    Ahmed Mekki Üçışık Küçük yaştan itibaren ilim tahsiline başlayan Ahmed Mekki Efendi, medrese tahsilini bitirdikten sonra, ilim deryası olan babalarından zahiri ilimlerin inceliklerini tamamladı. İcazet alıp, vilayet mertebelerinde kemale erdi. Son derece edep, tevazu ile halk arasında Hak ile olan Ahmed Mekki Efendi, uzun yıllar İstanbul’da Üsküdar ve Kadıköy müftiliği vazifelerinde bulundu. Yüzlerce genci örnek teşkil edecek şekilde yetiştirdi. Cumartesi ve Pazar günleri öğleden sonra Fatih Camiinde vaz ve nasihatlerde bulundu. Bu vazlarında Beydavi Tefsiri’ni şerhleri ile birlikte baştan sonuna kadar dinleyenlere anlatıp izah etti. Bu şekilde başlayıp bitirmek babalarından sonra bir de kendilerine nasip oldu. İstanbu Kadıköy Müftisiyken vefat etti. Fatih’te Edirnekapı Kabristanına defnedildi. Defninden üç sene sonra, kabrinin bulunduğu yerden çevre yolu geçtiği için, Ankara’nın Bağlum kasabasına, babalarının yanına nakledildi. Nakil esnasında, üç sene geçtiği halde cesedinin hiç bozulmadığı gibi, kefeninin dahi kabre konulduğu gibi sağlam olduğu görüldü.

    Zahiri ve manevi ilimlerde çok yüksek dereceye sahib olan Ahmed Mekki Efendi, sorulan suallere delil ve senet bulmadan cevap vermeyen, kitaba bakmadan söylemeyen, dünyada pek az eşi bulunan sağlam fetva kaynağıydı. Son derece edep, tevazu (alçak gönül) sahibiydi. Huzurunda bulunanlar onun gösterdiği edep ve yakınlıktan utanırdı. Çağrılan, davet edilen yere gider, ilim öğretmek için, talebelerine kendisi gider, tatlı diliyle okumak istemeyenleri ikna eder, onlara bir şeyler öğretmek için çırpınırdı. Arapça ve Farsçayı Türkçeden iyi bilirdi. Sevdiklerine yazdıkları Arapça ve Farsça mektuplar pek fasih ve beliğdir.


    alıntı