Ahmed Eflaki Kimdir

'Biyografi' forumunda Merve tarafından 19 Ocak 2012 tarihinde açılan konu


  1. Ahmed Eflaki Hayatı
    Ahmed Eflaki Hakkında Bilgi


    AHMET EFLAKİ

    Eflâkî Dede, Mevlana'dan 90 sene sonra 1360 yılında Konya' da vefat etti. Mevlevılik' te bir manevı rütbe olan Dedelik seviyesine çıktığı için "Dede" denildi. Mevlana' nın Oğlu Ulu Arif Çelebi'ye intisab ederek onun manevi eğitimine girdi ve onun yakınları içinde yer aldı. Zengin ve kültürlü bir ailenin çocuğuydu. Altın Ordu Devleti' nin başşehri Saray' da iken eğitimine başladı. Daha sonra, o devrin kültür merkezlerinden olan Konya'ya geldi ve tahsilini burada tamamladı. Muhtemelen astronomi dersleri alıp, gök cisimlerinin gözlemleriyle uğraştığı için kendisine "Eflakî" denildi.

    Ulu Arif Çelebi'nin vefatına kadar (1316) yanından ayrıl madı. Çelebi ile birlikte 1291 yılında Azerbaycan'a gitti. Yolculuk sırasında Kayseri, Sivas, Bayburt, Ahlat ve Tebriz' e uğradılar. Bu bölgeler aynı kültür coğrafyasının sınırları içinde yer alıyordu.

    Eflakı, Ulu Arif Çelebi'ye candan bağlıdır. Onun her sözünü hikmet bilir, her işini keramet kabul eder. Bu bağlılık, saygı ve sınırsız güven, manevi eğitimde ilerlemek için önem taşır.

    Bir gün Konya'ya bir yabancı gelir ve onların dergahının misafirhanesinde konuk olur. Bu zat Kudüs'te uzun müddet Halllürrahman, yani Hz. İbrahim makamında hizmet ettiğini söyler. Her inanmış insanda kutsal yerlere karşı bir özlem vardır. Eflâki de oraları görmek ve Halilürrahman' da bizzat hizmette bulunmak hevesine düşer. O gece rüyasında türbeye bir cenazenin girdiğini görür.
    Kim olduğunu sorar:
    - İbrahim Halil peygamber derler ve onu dergahta üzerine Mesnev kitabı konan rahlenin altına gömerler.

    Eflaki'yi bizim için asıl değerli kılan, onun Ariflerin Menkıbeleri adıyla iki cilt halinde dilimize de çevrilmiş olan Menakıbü'lArfiîn adlı kitabıdır. Bu kitap Mevlana ve ailesi için en önemli kaynakların başında gelir. Burada Mevlana'nın babası, kendisi, Şems-i Tebrızt, çok yakınları olan Selahaddin Zerkûb ve Çelebi Hüsameddin ile oğulları olan Sultan Veled ve Ulu Arif Çelebi'ye ait bilgiler vardır. Eserde, bu kişiler ve çevrelerinde olup bitenler hakkında pek çok olay, hikaye, menkıbe anlatılır. Ayrıca, devrin sosyal, kültürel ve günlük yaşayışına ait bir çok malzeme de yer alır. Bu arada çok miktarda olağanüstü hadiselere yer verilir. Bunlara menkıbe denir. Menkıbeler, halkın sevip saydığı kimselerde görmek istediği fevkaladeliklerle dolu, idealize edilmiş, yarı tarihi yarı efsanevi özellik taşırlar.



    alıntı