Ah Sıdıka, ah!

'Masallar ve Hikayeler' forumunda Oylesine tarafından 13 Eylül 2008 tarihinde açılan konu


  1. SIDIKA, mizah yazarı -ve uzun süredir görüşemediğim- arkadaşım
    Atilla Atalay’ın bir kahramanıdır.

    Evlenmemiş, ailesiyle yaşayan, "olur olmaz" her şeyi okumuş, bilmiş,
    müthiş bir espri anlayışına sahip, kendisini bulunduğu ortama
    yabancılaştırarak var olabilen bir hatun kişi.

    Türkiye genelinde kaç Sıdıka var bilmiyorum.

    Çok kaba bir şekilde "evde kalmış" denilen Sıdıka Ordusu’nun neferleri,
    kimseye bir zararları olmadan köşelerinde hayalleriyle otururken
    başlarına öyle bir iş geldi ki...

    * * *

    En sevdiğim yazarlardan biri olan Şükrü Kızılot dünkü yazısında duyurdu:

    "18 yaşını doldurmuş, işsiz ve evlenmemiş kızlar için aileleri -gelirlerine
    göre- ayda 25 ila 153 YTL arasında değişen bir para ödeyecek..."

    Niye?.. "Genel Sağlık Sigortası’ndan faydalanabilmesi için."

    "Öğrenciyse 25’e kadar ödemeyecek, ödenmezse sağlık hizmetlerinden
    faydalanamayacak..." derken aklıma Sıdıka geldi.

    * * *

    Şimdi babaları tarafından alelacele evlendirilmekten korkar Sıdıka,
    kendisini yük görüp sıkılır.

    Türkiye genelinde kız çocuklarına bakış açısı berbat, hepimizin malumu.

    Bu devirde kaç baba gidip 25 YTL’yi "Ya kızın başı ağrırsa..." diye sigorta
    primi olarak yatırır?

    Hadiseye "Madem evde kaldı, 25’ine kadar okusun bu kız" diyecek baba
    sayısının "1" -yazıyla BİR- olduğunu bile sanmam.

    Çalışmasına ailesi tarafından izin verilecek Sıdıka’yı işverenlerin "Öyle miii?
    İş gücümüze katılmaya karar verdiniz demek. Biz de sizi bekliyorduk.
    Buyurun iş, buyurun maaş" diye karşılamayacağı da kesin.

    Ne yapacak o zaman Sıdıka?

    Veya Sıdıka’yla ne yapacak ailesi?..

    * * *

    Hatırlarsınız bir süre önce memleketimiz 0-3 yaş grubundan, yaklaşık
    1 milyon yeni sigortalı yaratmıştı.

    Yeni yasadan etkilenmesin, ömrü çalışarak çürümesin diye aileler manken
    ajanslarına işçi olarak yazdırmışlardı apalak bebeleri.

    Şimde de böyle evlilikler türer herhalde.

    Fakat sanırım evlilik de kurtarmaz.

    Öyle ya evlenince kocasının sigortasına geçecek Sıdıka.

    Fakat evlilik sahte, koca yok, Sıdıka hastalandı diyelim...

    O zaman ne olacak Sıdıka’ya Şükrü Hocam?

    * * *

    Olan yine Sıdıka’ya olacak gibi duruyor.

    Evinde öyle fesleğen saksısının yanında hayal kuran Sıdıka’ya.

    Üzülme Sıdıka, bir de gözünü seveyim hastalanma.

    Durumun karışık yani Sıdıka.

    Ah Sıdıka!

    Kanat ATKAYA/Hürriyet